Küçük Kız 1987’de Okuldan Eve Dönerken Kayboldu — 19 Yıl Sonra Komşu Bahçesinde Şok Eden Keşif!
.
.
.
Küçük Kız 1987’de Okuldan Eve Dönerken Kayboldu — 19 Yıl Sonra Komşu Bahçesinde Şok Eden Keşif!
15 Ekim 1987
İstanbul’un Üsküdar ilçesinde sonbaharın ilk soğuk günlerinden biriydi. Mehmet Kaya, 52 yaşında emekli bir polis memuruydu. Her zamanki gibi sabah çayını balkonda içerken, sokağa bakıyordu. 25 yıllık polislik hayatı ona insanları gözlemleme alışkanlığı kazandırmıştı. Bu alışkanlık, emekli olduktan sonra da devam etmişti.
Saat tam 15.30’du. 8 yaşındaki Selin Öztürk, her gün olduğu gibi okuldan dönerken, Mehmet amcaya el salladı. Küçük Selin, mahallede herkesin sevdiği neşeli bir kızdı. Uzun kumral saçları, büyük kahverengi gözleri ve her zaman yüzünde taşıdığı masum gülümsemesiyle tanınırdı. Okul çantasının içinde her gün farklı renkli kurdeleler taşır, bunları saçına takardı. Mehmet amca, bu tür şeylerden hoşlanıyordu.
“O gün okulda resim yarışması vardı. Ben bir ev çizeceğim, içinde de bir kedi vardı,” diye bağırdı Selin, balkona doğru bakarak. Mehmet amca gülümseyerek cevap verdi, “Aferin kızım, bakalım kazanacak mısın?”
Selin okul çantasını sallayarak, “İnşallah kazanırım, annem çok sevinir,” dedi ve evine doğru koşmaya başladı. Mehmet amca onu izlemeye devam etti. Selin’in evi, sokağın sonundaki üç katlı apartmanın ikinci katındaydı. Her gün aynı rutini izlerdi. Okuldan çıkar, Mehmet amcaya el sallar, evinin önünde bir süre oynar ve sonra yukarı çıkardı. Ancak o gün bir şeyler farklıydı.

Selin apartmanının önüne geldiğinde, daha önce görmediği beyaz bir minibüs sokakta duruyordu. Aracın camları hafif tonluydu ve plakası net görünmüyordu. Mehmet amca bu detayı hemen fark etti çünkü mahallede yabancı araçlara her zaman dikkat ederdi.
Selin apartmanının önünde durdu. Çantasını yere bıraktı ve içinden boyalı kurdelelerini çıkarmaya başladı. Bu onun her günkü rutiniydi. Eve çıkmadan önce, o gün okulda aldığı eşyalarını düzenlerdi. Mehmet amca çayını yudumlarken kızı izlemeye devam etti.
Tam o sırada beyaz minibüsün kapısı açıldı. Orta yaşlı, şişman bir adam indi. Üzerinde lacivert bir kazak ve kot pantolon vardı. Adam, Selin’e yaklaşıp bir şeyler söylemeye başladı. Mesafe uzak olduğu için Mehmet amca, tam olarak ne konuştuklarını duyamadı. Ama adamın jest ve mimikleri dostane görünüyordu.
Selin başta tereddüt etti, ama sonra adam ona elindeki küçük bir oyuncak bebek gösterdi. Pembe renkli, parlak bir oyuncak bebekti. Selin’in gözleri parladı. O, oyuncak bebeklere bayılırdı. Adam gülümseyerek bebeği Selin’e uzattı ve minibüse doğru işaret etti. Sanki araçta daha fazla oyuncak olduğunu ima ediyordu. Mehmet amca bir rahatsızlık hissetti. Yılların polis tecrübesi ona bu durumun normal olmadığını söylüyordu.
Ayağa kalktı ve daha yakından bakmak için balkona doğru eğildi. Ancak tam o anda telefon çaldı. İçeride iki dakika kadar telefonda konuştu. Karısı Fatma Hanım marketten arayıp akşam yemeği için ne alması gerektiğini soruyordu. Telefonu kapattığında balkona geri döndü, ama sokak boştu. Ne Selin vardı ne de beyaz minibüs. Sadece kızın okul çantası kaldırımda duruyordu. İçinden kurdeleler saçılmış haldeydi. Mehmet amca hemen aşağı koştu. Kalbinde kötü bir his vardı.
Selin’in çantasını aldı ve apartmanın ziline bastı. 3. katta yaşayan Selin’in ailesi Öztürkler, mahallede saygın insanlardı. Baba Hasan Öztürk, yakındaki tekstil fabrikasında formendiydi. Anne Zeynep Hanım ise evde terzilik yaparak ailenin gelirine katkıda bulunuyordu.
Zeynep Hanım, “Mehmet Bey, hoş geldiniz. Ne oldu? Çok telaşlı görünüyorsunuz,” dedi. Mehmet amca nefes nefese, “Selin nerede? Evde mi?” diye sordu.
Zeynep Hanım, “Hayır, daha okuldan dönmedi. Genelde saat 4’e doğru gelir. Neden sordunuz?” dedi. Mehmet amca, Selin’in çantasını gösterdi. “Bunu aşağıda buldum. Selin’i bir adamla konuşurken gördüm. Sonra beyaz bir minibüsle birlikte ortadan kayboldu,” dedi. Zeynep Hanım’ın yüzü bembeyaz oldu. Elinde tuttuğu elbise yere düştü.
“Allah’ım, ne diyorsunuz siz?” dedi Zeynep Hanım, ellerini ağzına götürerek. “Selin nerede?”
İkisi birlikte aşağı koştular. Mehmet amca, olayı detaylı bir şekilde anlattı. Adamın görünüşü, beyaz minibüs, oyuncak bebek ve Selin’in nasıl tereddüt ettiği, sonra adama yaklaştığı… Zeynep Hanım ağlamaya başladı. “Hemen polisi arayalım,” dedi Mehmet amca.
O zamanlar cep telefonu yaygın olmadığı için en yakın telefon kulübesine koştular. Mehmet amca, eski meslektaşı komiser Ahmet Polat’ı aradı. “Ahmet, ben Mehmet. Çok acil bir durum var. Mahallede bir çocuk kaçırıldı,” dedi telefona.
15 dakika içinde polis ekipleri olay yerine geldi. Komiser Ahmet Polat, 45 yaşında tecrübeli bir polis memuruydu. Mehmet’in anlattıklarını not aldı ve mahallede kapı kapı dolaşarak tanık aramaya başladı. Bakkal Mustafa Amca, saat 3.30 civarında beyaz bir minibüsün sokaktan geçtiğini, “Yavaş yavaş gidiyordu, sanki bir şey arıyor gibiydi,” dedi.
Sokağın karşısındaki apartmanda yaşayan yaşlı Hatice Teyze de benzer bir şey gördüğünü belirtti. “Adam biraz şüpheli duruyordu. Çocuklara bir şey veriyordu gibi geldi bana. Ama uzaktan gördüm, emin değilim,” dedi.
Saat 6’ya doğru Hasan Bey işten döndü. Durumu öğrenince adeta çıldırdı. “Kızım nerede? Onu bulun,” diye bağırıyordu. Polis ekipleri, çevredeki bütün sokakları, parkları, boş binaları didik didik aradı. Selin’in fotoğrafları bastırıldı ve mahalleye dağıtıldı. Yerel radyo ve televizyon kanalları haberi duyurdu. Gece boyunca arama devam etti. Mahalleli de seferber oldu.
Her sokak, her köşe, her çöp kutusu arandı ama Selin’den ya da beyaz minibüsten hiçbir iz bulunamadı. Ertesi gün, 16 Ekim 1987 Cuma sabahı, polis araştırmalarını genişletti. Komiser Ahmet Polat, Mehmet amcanın verdiği tanıma göre, beyaz minibüsün eşgalini çizdi. Plakası tam olarak görünmemişti, ancak aracın Mercedes marka olduğu tahmin ediliyordu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden ekipler geldi.
Başkomiser Ömer Çelik, çocuk kaçırma vakalarında uzman bir polis memuruydu. Aileyle konuşarak olayın detaylarını yeniden gözden geçirdi. “Bu tip vakalarda ilk 48 saat çok kritik,” dedi Başkomiser Çelik. “Bütün otobüs terminallerini, tren istasyonlarını kontrol edeceğiz. Ayrıca çevredeki illere de durumu bildirdik.”
Selin’in okulu Üsküdar İlkokulu’nda da araştırma yapıldı. Müdür Necla Hanım, “Selin çok sakin ve akıllı bir çocuktu. Yabancılarla kolay kolay gitmeyeceğini söylüyordu. O adam ona çok ikna edici bir şey söylemiş olmalı,” dedi.
3 gün sonra bir gelişme yaşandı. Pendik’teki bir benzin istasyonu sahibi polise başvurdu. “15 Ekim akşamı saat 7 civarında beyaz bir minibüs benzin aldı. İçinde küçük bir kız çocuğu vardı. Ağlıyordu gibi geldi ama emin olamadım,” dedi. Ancak güvenlik kamerası olmadığı için şüpheli bir görüntü alınamadı.
Polis ekipleri Pendik bölgesini didik didik aramaya devam etti. Ancak günler geçtikçe, umutlar azalmaya başlamıştı.
Zeynep Hanım sürekli ağlıyor, Hasan Bey ise delirmiş gibi her yeri arıyordu. Mahalleli de çok etkilenmişti. Çocukları okula tek başlarına göndermeyi bıraktılar. Sokakta beyaz araba gördüklerinde hemen polisi arıyorlardı.
O zamanlar kimse, kasım ayında yaşanacak büyük keşfi tahmin edemezdi…
News
Sınırda devriye geziyordu ve 2005’te kayboldu — 18 yıl sonra kamyoneti bulundu…
Sınırda devriye geziyordu ve 2005’te kayboldu — 18 yıl sonra kamyoneti bulundu… . . . Sınırda Devriye Geziyordu ve 2005’te…
Polis Acilin Önünde Hemşirenin Boğazını Sıktı—Hastane Müdürünün Eşi Olduğunu Bilmiyordu,Sonrası Şok!
Polis Acilin Önünde Hemşirenin Boğazını Sıktı—Hastane Müdürünün Eşi Olduğunu Bilmiyordu,Sonrası Şok! . . . Polis Acilin Önünde Hemşirenin Boğazını Sıktı—Hastane…
Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar? Türk ATAK Pilotu 11 Hedef Düşürdü! 🇹🇷 Red Flag Şoku
Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar? Türk ATAK Pilotu 11 Hedef Düşürdü! 🇹🇷 Red Flag Şoku . . . Türkler Helikopter…
Amerikalı Profesör REZİL oldu! “Soykırım” dedi ama… Türk Tarihçi Harvard’da Belge Gösterdi! 🇹🇷
Amerikalı Profesör REZİL oldu! “Soykırım” dedi ama… Türk Tarihçi Harvard’da Belge Gösterdi! 🇹🇷 . . . Amerikalı Profesör Rezil Oldu!…
İkizler 1985’te kayboldu, 25 yıl sonra tarlada şok edici sır bulundu!
İkizler 1985’te kayboldu, 25 yıl sonra tarlada şok edici sır bulundu! . . . Bu sabah, tıpkı her sabah olduğu…
Küçük Oğlan 1988’de Kreşten Kayboldu — 20 Yıl Sonra Anne Oyuncak Kutusunda Korkunç Sırrı Buldu!
Küçük Oğlan 1988’de Kreşten Kayboldu — 20 Yıl Sonra Anne Oyuncak Kutusunda Korkunç Sırrı Buldu! . . . Küçük Oğlan…
End of content
No more pages to load






