Bücür Asker Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu

./
.
.
.

Bücür Asker: Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu

Anasının kuzusuna bak sen. Bize mama mı hazırlayacaksın yoksa süt mü sağım sana?

Türk Silahlı Kuvvetlerinin göz bebeği, düşmanın rüyasına giren kabus dostun, sarsılmaz kalesi. Özel Kuvvetler Komutanlığı, Namı diğer bordo berelilerin, Ankara’daki karargahı. Her bir taşının ardında binlerce destanın yattığı o kutsal yuvaya yeni bir asubay çavuş katılmıştı. Adı Ali Tekindi. Boyu bir 60’ı anca buluyordu. Üzerindeki kamuflaj sanki babasının ceketini giymiş bir çocuk gibi emanet duruyordu.

Azı okulunu daha yeni bitirmişti. Omuzlarındaki taze apolekler adeta rüzgarda savrulan bir yaprak gibi titrek görünüyor, Ali’yi tamamen yerle bir etmeye kararlı olan kıdemliler ise yeni gelen bu “çaylak” askeri daha ilk andan itibaren ezmeye çalışıyordu. Ali koğuşun kapısından içeri adımını attığı an üzerine çelikten bir duvar gibi örülen bakışlarla karşılaştı. Burası kadın ve erkek askerlerin birlikte kullandığı karma bir koğuştu ve çoktan kendi krallıklarını ilan etmiş beş kıdemli kadın Assubay, onu bir avı süzen yırtıcılar gibi baştan aşağı süzüyordu.

Yeni mi geldin cüce? Adın ne senin? Sessizliği bozan sesin sahibi, grubun lideri olduğu her halinden belli olan az subay kıdemli başçavuş Elif Karaydı. Keskin bakışları, yapılı vücudu ve kısacık kesilmiş saçları onun çelik gibi karakterinin adeta bir yansımasıydı.

Az subay çavuş Ali Tekin. Bugün itibarıyla birliğinize katılma emri aldım komutanım, dedi Ali, gerginliği içinde titreyen sesine rağmen, gül çıkmıştı ama aldığı cevap alaycı bir kahkahadan ibaretti.

Ha ha. Sese bak, sanki dev anasını satayım. Oğlum sen bu orduya nasıl girdin? Boy standardını mı kaldırdılar? Ne yaptılar? Yanındaki as subay üst çavuş Seda Yılmaz çenesiyle Ali’nin boyunu işaret ederek aşağıladı. Milli güreşçi geçmişi olan Seda Elif’in sağ koluydu ve kaslı vücuduyla adeta bir dağ gibi duruyordu.

Vallahi ya bu çocuk G3 kaldırabilir mi acaba? Savaş çıksa bunu sırtımızda mı taşıyacağız biz? Asubay üst çavuş Zeynep Atasoy kıkırdayarak lafa girdi. Sinsi bir tilki gibiydi. İnce gülüşüyle insanın sinirini bozmakta ustaydı. Diğer iki asubay Burcu ve Melek ise sessizce onu izliyorlardı. Ama bakışlarında ne bir acıma ne de bir hoş geldin ifadesi vardı. Sadece buz gibi bir kayıtsızlık ya da küçümseme.

Elif Kara yerinden kalktı ve Ali’ye doğru yürüdü. Heybetli gölgesi Ali’nin cılız bedenini tamamen yutmuştu. Dinle beni Ali Tekin. Ya da sana ne demeli? Fıstık mı desek? Bizim birliğimiz öyle herkesin barınabileceği bir yer değildir. Hele senin gibi yerden bitmelerin hiç de değil. Aklını başına toplasan iyi edersin.

Elif Ali’nin omzuna hafifçe vurur gibi yaptı. Sonra parmağıyla göğsünü sertçe dürttü. Aman aman. Sadece kemik var burada. Sen doğru düzgün yemek yiyor musun? Yazık sana. Ablaların sana biraz süt sağsın mı?

Elif’in bu bariz cinsel taciz içeren sözlerine diğer kadınlar kahkahalarla güldü. Yeni mezun bir çavuşun kıdemli başçavuşlara karşı yapabileceği hiçbir şey yoktu. Ali sadece dudaklarını ısırıp yumruklarını sıktı.

Bu kulaklar ne böyle? Eşek kulağı gibi. Maşallah. Seda Yılmaz Ali’nin arkasına geçip pervasızca kulağıyla oynamaya başladı. Ali irkilerek geri çekilmeye çalışınca Seda daha da inatla omuzlarını, sırtını, kollarını elledi. Sanki pazardaki bir hayvanı inceliyordu. Ali’nin tüm vücudu utançla titriyordu.

Git biraz mama ye de boyun uzasın bücür. Ona ya bücür ya da fıstık diyorlardı. Her fırsatta kısa boyunu ve zayıf vücudunu bahane ederek onu aşağılıyorlardı. Fiziki eğitimlerde bilerek en ağır sırt çantasını ona yüklediler. Atış talimlerinde ise bu minicik ellerle tetiği çekebilecek misin diye dalga geçtiler.

Ama Ali her şeye sessizce katlandı. Diğerlerinden iki hatta üç kat daha fazla çalıştı. Şafak sökmeden kalkıp eğitim alanını turladı. Mesai bitiminde tek başına ağırlık antrenmanı yaparak o çelimsiz vücudu çeliğe dönüştürmeye çalıştı. Gözlerindeki ateş asla sönmedi. O bakışlarda basit bir hüsran ya da sabırdan çok daha fazlası vardı.