1994’TE RİZE’DE KAYBOLAN EMİR YILDIZ’IN ÇANTASINDA 2016’DA ARTVİN’DE BULUNAN ŞOK EDİCİ SIR ORTAYA ÇI

.
.

22 Yılın Ardındaki Sır: Emir Yıldız’ın Kayıp Çantası

1. Buzlu Dağlarda Bir Karşılaşma

Artvin’in sert ve sessiz dağlarında, kar taneleri geceye usulca düşerken, yaşlı bir kadın sırtında odun çuvalıyla ağır adımlarla ilerliyordu. Nermin Hanım, 68 yaşında, hayatı boyunca acının izlerini taşıyan bir kadındı. Her kış, kuru dal toplamak için çıktığı bu yürüyüş, ona geçmişini hatırlatırdı. O gün, ayağı bir şeye takıldı. Karın altından kahverengi bir köşe görünüyordu. Merakı galip geldi, yaşlı elleriyle karı kazmaya başladı. Karşısında küçük bir deri çanta duruyordu; 22 yıl boyunca toprak altında kalmış, şaşırtıcı derecede sağlamdı.

Çantanın fermuarını titreyen elleriyle açtığında, içinden ahşaptan oyulmuş bir at figürü, özenle katlanmış bir mektup ve bir fotoğraf kartı çıktı. Kartın üzerindeki ismi okuduğunda, dünyası başına yıkıldı: Emir Yıldız — Set Çalışanı Kartı, 1994.

Nermin Hanım dizlerinin üzerine çöktü. O lanetli ismin sahibi, 8 yaşındaki ünlü çocuk oyuncu Emir Yıldız’dı. 1994’te Rize’de kaybolduğunda, tüm Türkiye onu suçlamış, linç etmiş, hayatını cehenneme çevirmişti. Oysa Nermin, Emir’in dadısıydı; ona anne gibi davranmış, onu korumaya çalışmıştı. Ama kimse dinlememişti.

2. 1994: Bir Çocuğun Kayboluşu ve Bir Kadının Yıkılışı

15 Eylül 1994’te, Emir Yıldız dizi setinden kaybolduğunda, Nermin Hanım sadece geçici bir bakıcıydı. Üç çocuklu, kocasını kaybetmiş, geçimini sağlamak için temizlik işleri yapan sıradan bir kadındı. O gün Emir, sette mutsuzdu. Babası tarafından sürekli azarlanıyor, yönetmen saatlerce tekrar çektiriyordu. Nermin, onu teselli etmeye çalışırken, bir anda Emir ortadan kayboldu.

Gazeteler, “İhmalkar Dadı!” başlıklarıyla çıktı. Televizyonlar onu parçaladı. Mahallede “çocuk katili” diye damgalandı. Kendi çocukları bile ona sırt çevirdi. Kızı Fatma, “Torunum senin yüzünden damgalanmasın!” diye ağladı. Oğlu Mehmet, “Ya gerçeği anlat ya da uzaklaş bizden!” dedi. Nermin, yalnızlığın en ağır halini yaşadı. İş bulamadı, pazarda yumurta satarken bile alay edildi. 22 yıl boyunca, suçluluk ve acı içinde yaşadı. Emir’in kaybolduğu günün acısı hiç dinmedi.

3. Çantadaki Mektup ve Kırılmış Umutlar

Artvin’in dağlarında bulduğu çanta, Nermin’in hayatını bir kez daha altüst edecekti. Mektubu açmaya cesaret edemedi. Ya Emir onu suçluyorsa? Ya gerçekten onun hatasıysa? Fırtınanın ortasında eve yürürken, sırtında odun çuvalı değil, geçmişinin tüm ağırlığını taşıyordu.

Ertesi sabah, cesaretini toplayıp çantayla Artvin merkez karakoluna gitti. Polisler onu ciddiye almadı, alay ettiler. “Teyze, sen aklını mı kaçırdın? 22 yıl önce kaybolan çocuğun çantasını mı getirdin?” Komiser yardımcısı, “Git evinde otur, bizi işsiz bırakma,” dedi. Nermin, utanç içinde geri geri çekildi. Otobüs durağında ağlarken, ona bir genç adam yaklaştı: Mert Albayrak, İstanbul’dan Artvin’e sürgün gelmiş bir gazeteciydi.

4. Gerçeğin Peşinde Bir Gazeteci

Mert, Nermin’in hikayesini dinledi. Çantayı inceledi, içindeki mektubu okuması için izin istedi. Nermin korkuyordu. Mert mektubu açtı. Çocuksu bir el yazısıyla yazılmıştı:

“Sevgili anne Nermin, eğer bir gün bu mektubu bulursan bil ki sen benim gerçek annemsin. Herkes bana bağırıyor. Sadece sen beni anlıyorsun. Gece ağladığımda sadece sen gelip beni sarıyorsun. Korkuyorum anne Nermin. Sette kötü insanlar var. Baba sürekli bana kızıyor. Yönetmen beni çok yoruyor. Ben sadece normal bir çocuk olmak istiyorum. Eğer bana bir şey olursa lütfen anlat dadı teyzeye. O beni koruyor. O beni görüyor. Seni seviyorum anne Nermin.”

Mert’in gözleri doldu. Bu mektup, Nermin’i suçlamıyordu. Aksine, ona teşekkür ediyordu. Nermin, 22 yıl sonra ilk kez hafifledi. Ama yine de korkuyordu; kimse ona inanmayacak, yine suçlayacaklardı.

5. Kapalı Kapılar ve Sessiz Tanıklar

Mert, eski dosyaları karıştırmaya başladı. Emir’in ailesine, yapımcılara ulaşmaya çalıştı ama çoğu kişi konuşmak istemiyordu. Eski yapımcı Halit Topçuoğlu’nu aradığında, “O konu kapanmıştır, kimse o olayı karıştırmasın,” dedi ve telefonu kapattı. Eski kameraman Bekir Ağabey, “O sette garip şeyler oluyordu. Emir sürekli ağlıyordu, babası çok sertti. Nermin teyze onu hep teselli ediyordu,” dedi.

Mert, Emir’in hikayesinin sadece kayıp bir çocuk hikayesi olmadığını, daha büyük bir örtbas olduğunu anladı. Halit Topçuoğlu’nu Ankara’da buldu, sahte kimlikle röportaj yaptı. Halit, “Emir çok problemli bir çocuktu, sürekli ağlıyor, çalışmak istemiyordu,” dedi. Mert, “Emir’in kaybolması hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğunda, Halit panikledi, “Çıkın hemen, bir daha gelmeyin!” dedi.

6. Unutulmuş Arkadaşlar ve Yeni İtiraflar

Mert, Emir’le birlikte oynayan çocuk oyuncu Aslı Demirtaş’a ulaştı. Aslı, 28 yıldır kimseyle konuşmamıştı. “Emir benim tek gerçek arkadaşımdı. Babası çok sertti, onu dövdü mü bilmiyorum ama o günden sonra Emir çok değişti, daha sessiz, daha korkak oldu. Nermin teyze onun tek sığınağıydı. Emir, kaybolmadan önce bana bir bilezik verdi ve ‘Yarın kaçacağım, eğer biri beni sorarsa söyle ki ben seninle mutluydum,’ dedi. O gün çekimler kötü gidiyordu, yönetmen bağırıyordu, Emir ortadan kayboldu. Yapımcılar bana pahalı oyuncaklar verdiler ve ‘Emir’in nerede olduğunu bilmiyorsun, sadece kayboldu, başka bir şey söylemeyeceksin’ dediler. Korktum ve sustum.”

Aslı, Nermin’le yüzleşmek, özür dilemek istedi. Mert, Bursa’dan Artvin’e dönerken kafası karmakarışıktı. Emir’in kaçmaya karar verdiği, yapımcıların çocuk oyuncuları susturmaya çalıştığı, Nermin’in gerçekten masum olduğu artık netleşmişti.

7. Tehditler ve Karanlık Eller

Mert, Artvin’e döndüğünde Nermin Hanım’ın evine gitti. Nermin, “Dün gece kapım çalındı, üç adam Emir’in çantasını istedi. Vermedim, evimi aradılar, tehdit ettiler,” dedi. Mert, polise haber vermesini istedi ama Nermin, “Onlar bana inanmaz,” dedi. O gece Mert, Nermin’in yanında kaldı.

Ertesi sabah, Mert, blogunda “22 yıl sonra ortaya çıkan gerçek: Emir Yıldız’ın Kayıp Çantası” başlıklı bir yazı yayınladı. Yazı viral oldu, sosyal medyada #EmirYıldızGerçeği etiketi gündem oldu. Televizyon kanalları, gazeteler, herkes Nermin’le röportaj yapmak istedi. Artvin Cumhuriyet Savcılığı, resmi soruşturma başlattı.

8. Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Savcı Mehmet Kaya, mektubu inceledi, el yazısı analizine gönderdi. “Bu mektup gerçek görünüyor. Size büyük haksızlık yapılmış,” dedi. Nermin, 22 yıl sonra ilk kez resmi bir makamdan anlayış gördü. Kapıda gazeteciler bekliyordu, bu kez saygılıydılar. Nermin, kameraların karşısında rahatça konuşabildi.

O gece, Emniyet Müdür Yardımcısı Ahmet Demir’den telefon geldi. “Arşivlerimizde bazı bilgiler var, şimdi paylaşmanın zamanı geldi,” dedi. Ertesi gün, Mert ve Nermin Emniyet Müdürlüğü’ne gittiler. Ahmet Bey, 1994’teki olayın dosyasını açtı; içinde bir video kaset vardı. Kaseti izlediler.

9. Video Kaset: 22 Yılın Karanlığı

Kasette, Emir’in sette saatlerce çalıştırıldığı, yönetmen ve babası tarafından azarlanıp ağlatıldığı, “Eve dönmek yok, para kazanmazsan seni sevmez!” gibi acımasız sözler duyuluyordu. Halit Topçuoğlu, “Seni anne Nermin’den de ayırırız!” diye tehdit ediyordu. Emir, kameraya dönüp “Ben sadece eve gitmek istiyorum, lütfen bırakın gideyim,” dedi. Sonra bir koşuşturma, kapı çarpma sesi, sessizlik.

Ahmet Bey, “O gün Emir’in siyah bir minibüse bindiğini gören şahitler var. O minibüs Halit Topçuoğlu’nun şirketine kayıtlı. Demek kaçmadı, kaçırıldı,” dedi. Olayın üstü yıllarca kapatılmıştı.

.