100.000 Çinli 5.000 Türk’e Saldırdığında — Amerikan 8. Ordusu İmhadan Kurtuldu! 😮
.
.
Kunuri: Çarpı İşareti Konulan Birliğin Dönüşü
Kasım 1950.
Dünya radyoları aynı haberi geçiyordu.
Amerikan, İngiliz ve Japon yayın organları tek bir cümlede birleşmişti:
“Türk birlikleri imha edildi.”
Birleşmiş Milletler karargâhında haritaların üzerinde kırmızı kalemle büyük bir çarpı işareti konmuştu. Kunuri’nin doğusunda kalan bölge artık “kayıp” olarak işaretlenmişti. 5.000 kişilik bir birlik, 300.000 kişilik Çin taarruzunun ortasında yok olmuş sayılıyordu.
Hiç kimse o karlı dağlarda gerçekte ne yaşandığını bilmiyordu.
Ve hiç kimse, o üç günün Kore Savaşı’nın kaderini değiştireceğini henüz anlayamamıştı.

I. Fırtına Öncesi
25 Haziran 1950’de Kuzey Kore ordusu 38. paraleli geçtiğinde dünya yeni bir savaşın içine sürüklendi. Sovyet destekli Kuzey Kore birlikleri kısa sürede Güney Kore’yi geri püskürttü. Seul yalnızca üç gün içinde düştü.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil karar aldı. Üye ülkelerden askeri yardım istendi.
Türkiye için bu çağrı yalnızca uluslararası bir görev değildi. 1949’dan beri NATO kapısında bekleyen Ankara, ittifaka kabul edilmek için somut bir adım atmak zorundaydı.
25 Temmuz 1950’de Kore’ye asker gönderme kararı alındı.
17 Eylül 1950’de İskenderun Limanı’ndan yola çıkan 1. Türk Tugayı’nın başında Tuğgeneral Tahsin Yazıcı vardı.
Yazıcı sıradan bir komutan değildi. Birinci Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’nda görev almış, disiplinli, soğukkanlı ve gerektiğinde inisiyatif almaktan çekinmeyen bir askerdi. Anılarına daha sonra şu cümleyi yazacaktı:
“Kore’de Türk askerini layıkıyla temsil etmekten başka hiçbir hedefim yoktu.”
17 Ekim’de birlik Pusan’a ulaştı. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri Başkomutanı Douglas MacArthur Türk birliğine özel bir isim verdi:
“Kutup Yıldızı.”
Bu isim yalnızca bir sembol değildi. Yakında bir anlam kazanacaktı.
II. Noel’e Kadar Eve
Kasım ayının son günlerinde cephede iyimserlik hâkimdi. Douglas MacArthur büyük bir taarruz başlatmıştı. Hedef açıktı: Yalu Nehri’ne ulaşmak ve savaşı Noel’den önce bitirmek.
Amerikan 8. Ordusu kuzeye doğru ilerliyordu. Direniş zayıf görünüyordu.
Ancak geceleri dağların içinde görünmeyen bir ordu yürüyordu.
Çin Halk Gönüllü Ordusu.
On binlerce asker, motor kullanmadan, geceleri yürüyerek, gündüzleri saklanarak cepheye sızmıştı. Hava keşifleri beyaz örtülerle kamufle edilmiş birlikleri tespit edememişti.
25 Kasım gecesi saldırı başladı.
Davullar çalındı. Borular öttü. İnsan dalgaları karanlıkta ilerledi.
Cephenin merkezinde Güney Kore birlikleri çöktü. Çin ordusu yarılan hatlardan batıya doğru akmaya başladı.
Hedef açıktı: Amerikan 8. Ordusu’nun geri çekilme yollarını kesmek ve imha etmek.
Tam o noktada ihtiyat kuvveti olarak bekleyen Türk Tugayı’na emir geldi.
Görev basitti ama ölümcüldü:
Geri çekilen müttefik kuvvetleri koruyun. Zaman kazandırın.
III. Herkes Geri Giderken
26 Kasım akşamı.
Saat 18.00.
Diğer birlikler batıya doğru çekilirken Türk Tugayı doğuya, Tokçon istikametine yürüyüşe geçti.
Herkes geri giderken onlar ileri gidiyordu.
27 Kasım sabahı Vavon bölgesinde savunma mevzileri kuruldu. İstihbarat raporları bölgede “bir alay büyüklüğünde bilinmeyen kuvvet” olduğunu söylüyordu.
Gerçekte karşılarındaki güç, katbekat fazlaydı.
28 Kasım sabahı temas başladı.
Güney Koreli tercüman Pek San Ki yıllar sonra şunları anlatacaktı:
“Düşman davul ve borularla, hayvanlar gibi uluyarak saldırdı. İnsan seli gibiydiler. Donup kaldım. Ama Türk subaylar hiç telaşlanmadı. Süngüler takıldı.”
Soğuk -25 dereceydi.
M1 tüfeklerinin mekanizmaları donuyor, yağlar katılaşıyordu. Askerler silahlarını ısıtmak için göğüslerine bastırıyordu.
Çin birlikleri dalga dalga geldi.
Türk mevzileri yerinden kıpırdamadı.
O gün akşama kadar süren çatışmalarda yüzlerce asker yaralandı ya da şehit düştü. Ama Çin ilerleyişi yavaşladı.
Bu yavaşlama, geri çekilen Amerikan birlikleri için saatler demekti.
Saatler ise hayatta kalmak demekti.
.
IV. Çarpı İşareti
29 Kasım gecesi durum daha da kritik hale geldi.
İkinci Tabur Sinim-ni’de yarı kuşatıldı. İrtibat koptu.
Birleşmiş Milletler karargâhı Türk Tugayı’ndan haber alamıyordu.
Haritaya büyük bir çarpı kondu.
Radyo anonsları başladı:
“Türk birlikleri tamamen imha edildi.”
Dünya, onların yok olduğunu sandı.
Ama dağların içinde farklı bir karar alınıyordu.
Tahsin Yazıcı kuşatılan birlikleri kaderine terk etmeyecekti.
Amerikalı bir komutana karşı taarruz teklif etti. Teklif reddedildi.
Yazıcı beklemedi.
Türk birliklerini topladı ve Sinim-ni yönünde yarma harekâtı başlattı.
Süngüler takıldı.
Yakın mesafede, göğüs göğüse çarpışmalar yaşandı.
Çin çemberi yarıldı.
Kuşatılan birliklerle temas sağlandı.
İkinci bir çember daha vardı.
O da yarıldı.
İmha edildiği ilan edilen birlik yürüyerek geri dönüyordu.
V. Çemberin İçindeki Tanık
Amerikalı subay Anthony Herbert o gün Türk askerleriyle birlikteydi.
Yıllar sonra şunları yazdı:
“Ne tarafa baksak düşman vardı. Hangi tarafa ateş etsek Çinli vuruyorduk. Ben nasıl çıkacağımızı düşünüyordum. Türkler ise sakindi. Süngülerini taktılar ve gülümseyerek hücuma kalktılar.”
Onun şu cümlesi tarihe geçti:
“Türkler asla tuzağa düşürülemez. Başı belada olan, onları kuşatanlardır.”
VI. Sunçon Boğazı
Geri çekiliş henüz bitmemişti.
Sunçon Boğazı dar bir geçitti. Çin birlikleri tepeleri tutmuştu.
Amerikan 2. Tümeni burada ağır kayıplar verdi.
Geçiş sırasında Türk birlikleri mevziyi son ana kadar tutan unsurlar arasındaydı.
Bu direnç, Amerikan 8. Ordusu’nun kuşatılmadan çekilmesini sağladı.
Orgeneral Walton Walker daha sonra Türk birliklerine hitaben şunları söyleyecekti:
“Ordumun sağ yanı açık kalmıştı. Büyük kuvvetler bizi kuşatmak üzereydi. Sizin direnişiniz olmasaydı sonuç farklı olurdu.”
Bu sözler yalnızca bir teşekkür değildi.
Bir kabul cümlesiydi.
VII. Yenilmezlik Efsanesi Kırılırken
Ocak 1951’de bu kez Türk birlikleri karşı taarruza geçti.
Kumyangjang-ni Muharebesi’nde Çin kuvvetleri geri püskürtüldü.
Çin ordusunun “yenilmez” olduğu inancı ilk kez kırılmıştı.
Amerikan Kongresi Türk Tugayı’na Mümtaz Birlik Nişanı verdi.
Güney Kore Cumhurbaşkanlığı Birlik Beratı takdim edildi.
Birleşmiş Milletler askerleri arasında yeni bir lakap dolaşıyordu:
“Number One.”
VIII. Bedel
Kore Savaşı boyunca Türkiye yaklaşık 23.000 asker gönderdi.
Şehit sayısı kaynaklara göre 721 ile 892 arasında değişir.
Yüzlerce asker yaralandı.
229 asker esir düştü.
Üç yıl sonra hepsi geri döndü.
Pusan’daki Birleşmiş Milletler Mezarlığı’nda bugün yüzlerce Türk askeri yatıyor.
Yaş ortalaması 23’tü.
Çoğu Anadolu’nun küçük köylerinden gelmişti.
IX. Stratejik Sonuç
Kunuri’de kazanılan üç gün, Amerikan 8. Ordusu’nun imhasını önledi.
Bu geri çekilme başarısız olsaydı, Kore’deki Birleşmiş Milletler varlığı çökecekti.
1952’de Türkiye NATO’ya kabul edildi.
Kore dağlarında ödenen bedel, Batı ittifakına girişin anahtarlarından biri oldu.
Ama belki de daha önemlisi şuydu:
Güney Kore halkı Türk askerini unutmadı.
Onlara “kan kardeşi” dedi.
Son
Kasım 1950’de haritaya bir çarpı konmuştu.
O çarpının altındaki askerler geri döndü.
Yaralı.
Eksik.
Ama ayakta.
Ve dünya şunu öğrendi:
Bazen sayılar sonucu belirlemez.
Bazen -30 derecede, süngü takmış 5.000 asker, 300.000 kişilik bir ordunun kaderini değiştirir.
Ve bazen tarihin yönünü değiştirenler, isimleri manşetlere çıkmayan genç adamlardır.
Kunuri’de olan buydu.
Ve o çarpı işareti…
Silindi.
News
Bu Düğün Fotoğrafına Dikkatli Bakın: Koca Gelinin Kolunu Neden Bu Kadar Acımasızca Tutuyor?
Bu Düğün Fotoğrafına Dikkatli Bakın: Koca Gelinin Kolunu Neden Bu Kadar Acımasızca Tutuyor? . . SESSİZ ÇIĞLIK Fotoğrafı elime aldığım…
“Mafya babası hizmetçiyi takip etti — gördüğü şey onu dondurdu.”
“Mafya babası hizmetçiyi takip etti — gördüğü şey onu dondurdu.” . . . Chicago’da yağmur şehri temizlemezdi. Sadece kiri daha…
Amerikalı Pilot “Türkler Teslim Olur” Dedi! 💀 Esir Kampında GÖZÜNÜ AÇINCA ŞAŞIRDI!
Amerikalı Pilot “Türkler Teslim Olur” Dedi! 💀 Esir Kampında GÖZÜNÜ AÇINCA ŞAŞIRDI! . 1953 yazında, Washington’da kapalı kapılar ardında hazırlanan…
KIZIMA DEDİ ALAMAYIZ… VE ARKALARINDAKİ MİLYONER KADIN İNANILMAZ BİR ŞEY YAPTI
KIZIMA DEDİ ALAMAYIZ… VE ARKALARINDAKİ MİLYONER KADIN İNANILMAZ BİR ŞEY YAPTI . KIZIMA “BUGÜN ALAMAYIZ” DEDİ… VE HAYATLARI DEĞİŞTİ Kerem…
İstanbul’da Çekilen Bu Düğün Fotoğrafında Herkes Mutluydu… Peki Penceredeki Kadın Kimdi?
İstanbul’da Çekilen Bu Düğün Fotoğrafında Herkes Mutluydu… Peki Penceredeki Kadın Kimdi? . . Penceredeki Kadın İstanbul’da çekilmiş eski bir düğün…
Hamile karısını köpek kulübesinde uyumaya zorlar. Ta ki Mafya Patronu Onu…
Hamile karısını köpek kulübesinde uyumaya zorlar. Ta ki Mafya Patronu Onu… . Tamam.O zaman adalet yolunu seçen, güçlü ve sinematik…
End of content
No more pages to load






