Askeri Plakalı Araç – Gizli Rüşvet Ağı – Paşa’nın Bir Sorusu Oyunu Nasıl Bozdu?
.
.
.
Sonsuzluğa Açılan Kalpler
İstanbul’un sonbaharı her zaman biraz hüzün taşırdı. Sararmış yapraklar rüzgârla birlikte sokaklara savrulurken şehir hem güzel hem de yalnız görünürdü. İşte böyle bir günde, hayatlarının yönünü değiştirecek iki insan ilk kez karşılaştı.
Deniz, Galata yakınlarında küçük bir kitabevinde çalışan yirmi sekiz yaşında bir kadındı. Hayatı kitapların arasında geçiyordu. Çocukluğundan beri romanların dünyasında yaşamayı seviyordu. İnsanların çoğu kalabalık şehirde yalnız hissederken Deniz yalnızlığıyla barışık biriydi.
Ama bazen, akşamları dükkânı kapatırken içinden tuhaf bir boşluk hissi geçerdi.
Sanki hayatında eksik olan bir şey vardı.
Ne olduğunu tam bilmiyordu.
Bir gün yağmur beklenmedik bir anda başladı. İnsanlar koşarak dükkânlara sığınırken kapı açıldı ve içeri uzun boylu bir adam girdi. Üzerindeki koyu renk palto yağmurdan ıslanmıştı.
Adam etrafına bakındı.
Kitap raflarının arasındaki sessizliği fark edince hafifçe gülümsedi.
Deniz başını kaldırdı.
Göz göze geldikleri an zaman kısa bir anlığına durmuş gibi oldu.
Adamın adı Kerem’di.
Otuz yaşında bir mimardı. İstanbul’da yeni bir projede çalışmak için Ankara’dan taşınmıştı. Şehri tanımıyordu. Ama İstanbul’un karmaşasının içinde garip bir huzur buluyordu.
Kerem kitap raflarına yaklaşarak sordu:
“Roman bölümünü gösterebilir misiniz?”
Deniz raflardan birini işaret etti.
“Şu tarafta.”
Kerem yürüdü ama birkaç saniye sonra tekrar geri döndü.
“Bir öneriniz var mı?”
Deniz biraz düşündü.
Sonra bir kitap çıkardı.
“Bu kitabı çok severim.”
Kerem kitabı aldı.
“Demek ki güvenebilirim.”
Deniz hafifçe güldü.
O an ikisi de fark etmeden küçük bir bağ kurulmuştu.
Kerem kitabı satın aldıktan sonra kapıya yöneldi. Ama çıkmadan önce bir an durdu.
“Sanırım tekrar geleceğim.”
Deniz cevap vermedi.
Sadece başını salladı.
Ama içinden bir ses onun gerçekten geri döneceğini söylüyordu.

Kerem gerçekten geri geldi.
Bir hafta sonra.
Sonra bir hafta daha.
Sonra yine.
Her seferinde başka bir kitap alıyordu ama bazen saatlerce rafların arasında dolaşıyordu. Aslında kitaplardan çok Deniz’le konuşmayı seviyordu.
Bir gün Kerem sordu:
“Burada çalışmayı seviyor musun?”
Deniz raflara baktı.
“Kitaplar benim dünyam.”
Kerem gülümsedi.
“Benim dünyam da binalar.”
Deniz merakla sordu.
“Nasıl yani?”
Kerem anlatmaya başladı.
“Bir bina tasarlarken aslında insanların hayatlarını tasarlıyorsun. Bir ev, bir park, bir sokak… Hepsi insanların hatıralarıyla doluyor.”
Deniz dikkatle dinliyordu.
Kerem konuşurken gözleri parlıyordu.
İşte o an Deniz onun farklı biri olduğunu hissetti.
O gün dükkân kapandıktan sonra birlikte yürüdüler.
Galata Köprüsü’nün üzerinde durup denizi izlediler.
Rüzgâr soğuktu ama sohbet sıcaktı.
Kerem birden sordu:
“Hayallerin var mı?”
Deniz düşündü.
“Bir gün kendi kitabevimi açmak.”
Kerem gülümsedi.
“Bence açacaksın.”
Deniz şaşırdı.
“Bu kadar emin misin?”
Kerem cevap verdi.
“Evet.”
“Çünkü hayalini gerçekten isteyen biri gibisin.”
O gece Deniz eve dönerken uzun zamandır hissetmediği bir mutluluk hissediyordu.
Aylar geçti.
İkisi artık ayrılmaz olmuştu.
Birlikte kahve içiyor, İstanbul’un eski sokaklarını geziyor, bazen saatlerce konuşmadan denizi izliyorlardı.
Kerem bir gün Deniz’i Boğaz kıyısına götürdü.
Gün batımıydı.
Gökyüzü turuncuya dönmüştü.
Kerem sessizce konuştu.
“Hayatımda birçok şehir gördüm.”
Deniz ona baktı.
Kerem devam etti.
“Ama hiçbir yerde bu kadar huzurlu hissetmedim.”
Deniz hafifçe sordu.
“İstanbul’da mı?”
Kerem başını salladı.
“Hayır.”
Sonra Deniz’in gözlerine baktı.
“Senin yanında.”
Deniz’in kalbi hızla çarpmaya başladı.
Kerem ilk kez onun elini tuttu.
O an ikisi de artık hayatlarının değiştiğini biliyordu.
Ama hayat her zaman kolay değildi.
Bir gün Kerem işten döndüğünde yüzü gergindi.
Deniz hemen fark etti.
“Bir şey mi oldu?”
Kerem bir süre sessiz kaldı.
Sonra söyledi.
“Berlin’de büyük bir proje kazandım.”
Deniz dondu.
“Bu harika bir şey.”
Kerem başını salladı.
“Evet… ama üç yıl sürecek.”
Deniz’in içi sıkıştı.
Üç yıl çok uzun bir zamandı.
Kerem sessizce ekledi:
“Gitmek zorundayım.”
O gece konuşmaları uzun sürdü.
İkisi de birbirini seviyordu.
Ama hayat onları farklı yönlere çağırıyordu.
Kerem Berlin’e gitti.
İlk aylar zor geçti.
Telefon görüşmeleri, mesajlar, görüntülü konuşmalar…
Ama zaman geçtikçe mesafe ağırlaşmaya başladı.
Deniz kitabevinde çalışmaya devam ediyordu.
Ama artık rafların arasındaki yalnızlık daha belirgindi.
Bir gün Kerem mesaj attı.
“Bugün yeni binanın temelleri atıldı.”
Deniz cevap verdi.
“Ben de bugün dükkânda ilk kez kendi seçtiğim kitapları sattım.”
Hayatları ilerliyordu.
Ama farklı şehirlerde.
Aradan iki yıl geçti.
Deniz sonunda büyük bir karar verdi.
Küçük bir dükkân kiraladı.
Ve hayalini gerçekleştirdi.
Kendi kitabevini açtı.
Açılış günü çok heyecanlıydı.
Ama kalabalığın içinde bir eksik vardı.
Kerem.
O akşam dükkânı kapatırken kapı açıldı.
Deniz başını kaldırdı.
Kapıda Kerem duruyordu.
Yorgun ama mutlu görünüyordu.
Deniz şaşkınlıkla sordu:
“Burada ne yapıyorsun?”
Kerem gülümsedi.
“Projeyi bitirdim.”
Deniz inanamadı.
“Erken mi döndün?”
Kerem başını salladı.
“Hayır.”
Sonra yavaşça söyledi.
“Sadece doğru yere döndüm.”
Deniz’in gözleri doldu.
Kerem içeri yürüdü.
Raflara baktı.
“Demek hayalin gerçek oldu.”
Deniz hafifçe gülümsedi.
“Senin yüzünden.”
Kerem başını salladı.
“Hayır.”
Sonra ekledi.
“Senin cesaretin yüzünden.”
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Kerem cebinden küçük bir kutu çıkardı.
Deniz şaşkınlıkla baktı.
Kerem diz çöktü.
“Deniz.”
“Hayatımın her yerini tasarladım.”
“Şehirleri, binaları, projeleri…”
Sonra onun gözlerine baktı.
“Ama geleceğimi seninle tasarlamak istiyorum.”
Kutuyu açtı.
İçinde küçük bir yüzük vardı.
“Benimle evlenir misin?”
Deniz ağlamaya başladı.
Ama bu mutluluk gözyaşlarıydı.
Başını salladı.
“Evet.”
Kerem ayağa kalktı.
Ve onu sarıldı.
Kitap raflarının arasında başlayan hikâye artık yeni bir hayata dönüşüyordu.
İstanbul’un dışındaki sokakta rüzgâr hâlâ sararmış yaprakları savuruyordu.
Ama kitabevinin içi sıcaktı.
Çünkü bazen gerçek aşk büyük dramlarla değil…
Sessiz bir kitap sayfası gibi başlar.
Ve sonsuza kadar devam eder.
News
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi . Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Sessizliği Nisan 1938’de, Bavyera’nın küçük ve…
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu . . . 1978’DE KAYBOLAN HEMŞİRE: 30 YIL SONRA…
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek . Konya’da Kaybolan Bir Hayat:…
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı . . . 2009’da Kaybolan…
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı . . . Safranbolu’da Bir…
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti . . . 1993,…
End of content
No more pages to load






