Kocamın eski eşyalarını toplarken bir kitabın arasında bir kâğıt buldum. Okuduğumda…
.
.
.
KÖLE OLARAK DOĞDU, İMPARATORLUĞU YÖNETTİ: HACI BEŞİR AĞA’NIN HİKÂYESİ
yüzyılın ortalarında, Afrika’nın doğusunda, bugünkü Eritre ve Sudan topraklarını kapsayan Habeşistan bölgesinde bir çocuk dünyaya geldi. Annesi ona Beşir adını verdi. O an kimse bu çocuğun bir gün koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nu gölgelerden yöneteceğini bilmiyordu. Aslında Beşir’in kaderi, doğduğu anda çoktan çizilmişti.
Bu topraklar, Osmanlı sarayı için hadım köle temin edilen en önemli bölgelerden biriydi.
Henüz çocuk yaşta köle tacirleri tarafından kaçırıldı. Ailesinden koparıldı. Kimliğinden, adından, geçmişinden soyuldu. Daha sonra insanlık dışı bir işlemden geçirildi: hadım edildi. Bu operasyonu geçiren çocukların yarısı hayatta kalamıyordu. Beşir hayatta kaldı. Ama bedeniyle birlikte çocukluğu da orada öldü.
İstanbul’a getirildiğinde artık bir insan değil, sarayın malıydı.
Topkapı Sarayı’nda Kızlar Ağası Yapraklı Ali Ağa’nın hizmetine verildi. En alt rütbeden başladı. Kapı nöbetçiliği yaptı, emir taşıdı, sessiz kaldı. Ama Beşir diğerlerinden farklıydı. Sadece itaat etmiyor, gözlemliyordu. Kim kime güveniyor, kim kimin arkasından iş çeviriyor, padişah ne zaman öfkeleniyor, ne zaman korkuyordu… Hepsini hafızasına kazıyordu.
Yıllar geçtikçe yükseldi.
1707 yılında Sultan III. Ahmed’in hazinedarı oldu. Artık padişaha en yakın isimlerden biriydi. Onun zaaflarını, korkularını ve çevresindeki entrikaları biliyordu. Gücün nasıl çalıştığını ilk kez bu kadar yakından görüyordu.
Ama sarayda yükselmek kadar düşmek de hızlıydı.
1713 yılında rakiplerinin hamlesiyle Kıbrıs’a sürgün edildi. Normal şartlarda bu, bir hadım ağanın kariyerinin sonu demekti. Ama Beşir Ağa için sürgün bile bir fırsattı. Mısır’a, oradan Hicaz’a gönderildi. Şeyhülharemlik yaptı. Hacı oldu. İstanbul’daki bağlantılarını asla koparmadı. Herkes onu unuttuğunu sanırken, o herkesi tek tek not ediyordu.
1717’de çağrıldı.

İstanbul’a döndüğünde Kızlar Ağası olarak atandı. Bu makam onu Osmanlı İmparatorluğu’nun üçüncü en güçlü adamı yaptı. Ama Beşir Ağa için bu yeterli değildi. O görünmeyen iktidarı istiyordu.
330’dan fazla vakfın denetimini eline aldı. Bu sadece büyük bir servet değil, imparatorluk çapında bir istihbarat ağı demekti. Anadolu’dan Balkanlar’a kadar her yerden haber alıyordu. Sadrazamlar değişiyor, padişahlar yaşlanıyor ama o hep yerinde kalıyordu.
Haremde mutlak güç sahibiydi. Suç işlediğine hükmettiği cariyeleri çuvallara koydurup Haliç’e attırma yetkisi vardı. Gerçek suç mu, yoksa çıkar çatışması mı… Kimse bilemezdi. Herkes korkuyordu.
Lale Devri’nde saray eğlence içindeyken, gerçek iktidar Beşir Ağa’nın elindeydi. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı göreve getiren de oydu. Çünkü Beşir Ağa şunu anlamıştı: Padişahlar geçicidir, gölge kalıcıdır.
1730 yılına gelindiğinde ise imparatorluk patlama noktasına ulaştı.
Ekonomik sıkıntılar, İran savaşları ve Lale Devri’nin savurganlığı halkı isyana sürükledi. Patrona Halil adlı eski bir yeniçeri önderliğinde binlerce kişi Et Meydanı’nda toplandı. “Şeriat isteriz!” diye bağırdılar. Sadrazamın ve birçok devlet adamının kellesini istediler.
Sultan III. Ahmed çaresizdi. Önce sadrazamını feda etti, sonra tahtını.
Ama isyan durmadı.
Bir ay boyunca İstanbul’u Patrona Halil yönetti. Yeni padişah I. Mahmut bile onun isteklerine boyun eğmek zorundaydı. Saray titriyordu.
İşte o anda Beşir Ağa harekete geçti.
Saray içinde ve dışında iki gizli yapı kurdu. Kırım Hanı Kaplan Giray’ı yanına aldı. Yeniçeri ortalarını içeriden çözdü. Patrona Halil’in saraya gelmesini sağladı. Halkı kışkırtacak bir olay organize etti.
Kasım 1730’un soğuk bir gecesinde Patrona Halil yakalandı.
25 Kasım’da idam edildi.
İsyan bastırıldı. İstanbul kanla sakinleşti. Saray eski düzenine döndü.
Ve Beşir Ağa hayatta kaldı.
Sultan I. Mahmut ona tam güven duydu. Beşir Ağa 16 yıl daha görev yaptı. Toplamda 29 yıl boyunca Osmanlı’yı gölgelerden yönetti. Büyük bir servet biriktirdi. Camiler, kütüphaneler, medreseler yaptırdı. 1007 ciltlik kitap koleksiyonu vardı.
Ama kimse şunu unutmadı: Bu düzen binlerce insanın kanı üzerine kurulmuştu.
3 Haziran 1746’da, 90’lı yaşlarında İstanbul’da öldü.
Özgür olmadan öldü.
Ama bir imparatorluk yönetmiş olarak.
Onun ölümünden sonra Kızlar Ağalığı makamı bir daha asla eski gücüne ulaşamadı. Hacı Beşir Ağa’nın hikâyesi, Osmanlı’nın gücünden çok kırılganlığını gösterdi. Bir kölenin bile, doğru yerde durarak bir imparator gibi davranabileceğini…
Hikâye burada başlar ve burada biter.
News
1991’de Van sınırda kayboldu – 33 yıl sonra üniformanın cebindeki not herkesi şoke etti.
1991’de Van sınırda kayboldu – 33 yıl sonra üniformanın cebindeki not herkesi şoke etti. . . . **1991’DE VAN SINIRINDA…
Ölüm döşeğinde kayınvalidem fısıldadı: “Oğlum sandığın kişi değil.” Onun…
Ölüm döşeğinde kayınvalidem fısıldadı: “Oğlum sandığın kişi değil.” Onun… . . . ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ FISILTI Kayınvalidem ölüyordu. Odaya girdiğimde perdeler…
“Kayınvalideme kocamın aldatması hakkında anlattım ve tek cevabı şuydu: ‘Ne olmuş? Ne yapacaksın?’”
“Kayınvalideme kocamın aldatması hakkında anlattım ve tek cevabı şuydu: ‘Ne olmuş? Ne yapacaksın?’” . . . KÖLELİKTEN GÖLGE İKTİDARA: HACI…
29 Yıl Osmanlı’yı Gizlice Yöneten Köle: Hacı Beşir Ağa’nın Kanlı Suikastı (Patrona Halil İsyanı)
29 Yıl Osmanlı’yı Gizlice Yöneten Köle: Hacı Beşir Ağa’nın Kanlı Suikastı (Patrona Halil İsyanı) . . . GÖLGELERİN EFENDİSİ: HACI…
Hamile bir ÖLÜNÜN cenazesi sırasında, görevli KARNIN HAREKET ETTİĞİNİ hissediyor ve İNANILMAZ bir şe
Hamile bir ÖLÜNÜN cenazesi sırasında, görevli KARNIN HAREKET ETTİĞİNİ hissediyor ve İNANILMAZ bir şe . . . CESARET TEKNOLOJİDEN GÜÇLÜDÜR…
İsrail’li Komutan MORARDI! Türkler Bomba İmhasından Ne Anlar? dedi, Türk SUBAY ELLERİYLE Çözdü!
İsrail’li Komutan MORARDI! Türkler Bomba İmhasından Ne Anlar? dedi, Türk SUBAY ELLERİYLE Çözdü! . . . Eylül 2024’te, Kafkas Dağları’nın…
End of content
No more pages to load


