İngiliz Komutan ‘Türkler GELMEZ’ Dedi — 3 Gün Sonra 25.000 Asker Kaçmak Zorunda Kaldı
.
.
.
İngiliz Komutan ‘Türkler GELMEZ’ Dedi — 3 Gün Sonra 25.000 Asker Kaçmak Zorunda Kaldı
Bölüm 1: İstanbul’un Soğuk Sabahları
Ekim ayı 1918. Büyük Dünya Savaşı sona ermiş, Osmanlı İmparatorluğu kaybetmişti. Bu, İstanbul’da her köşe başında konuşuluyor, gazetelerde yer alıyordu. Şehirdeki tüm dükkanlar, kahvehaneler, sokaklar bu kayıpla şekillenmişti. Artık İstanbul, büyük bir işgalin gölgesindeydi.
İstanbul Boğazı’nda demirlemiş 12 İngiliz savaş gemisi, su üstünde dev gibi duruyordu. Gri metal yüzeyleri, sabah güneşiyle parlıyordu. Her geçen gün daha da fazla yabancı asker şehre geliyordu. İngiliz bayrakları camilerin yanında dalgalanıyor, şehirdeki her köşe yabancı askerlere aitti. Zaman ilerledikçe, halkın yaşadığı korku da büyüyordu. Ancak kimse artık buna itiraz etmiyor, her şeyin kaybedildiği gerçeğiyle yaşamaya başlamıştı.
İngilizlerin şehri tamamen kontrol altına alması, halkın her geçen gün biraz daha geri çekilmesine neden oldu. Kadınlar, çocuklar, erkekler… Herkes sessizdi. Bu şehirde artık kimse itiraz edemiyor, kimse korkusunu dile getiremiyordu. İstanbul, kaybolmuştu.

Bölüm 2: General Woolly’nin Planı
İstanbul’daki İngiliz komutanı General Woolly, 60 yaşında deneyimli bir subaydı. Savaş sonrası askeri yönetimdeki tecrübesiyle ünlüydü. İstanbul’un kontrolü tamamen onun elindeydi. Dolmabahçe Sarayı’nda, Osmanlı sultanlarının eski salonlarında her sabah kahvesini içerken, boğaza bakıyordu. İstanbul’un kontrolü dünya tarihinin en stratejik noktasında bulunuyordu ve General Woolly bu gücün farkındaydı. Sadece bir şehir değil, bu şehir üzerinden dünya kontrol ediliyordu.
Her sabah penceresinden boğaza bakarken, “Dünya burada şekillenecek. Bu şehri biz kontrol ediyoruz,” diyordu. İstanbul’a yerleşen diğer yabancı güçler, Fransızlar, İtalyanlar ve daha pek çok ülke, şehri denetleyen Woolly’nin planlarına bağlıydı. O, İstanbul’un her köşesini biliyor, her bir askeri hareketi dikkatle izliyordu. Fakat, bu kadar güçlü bir kontrol karşısında, içindeki küçük ama önemli tehditlere göz ardı ediyordu.
Bölüm 3: Ankara’dan Yükselen Ses
Ankara, 1919’un başlarında küçük bir kasabaydı. Harita üzerinde neredeyse görünmeyen bir nokta. İstanbul’a göre çok daha uzak ve görünmeyen bir köşe. Ancak, bu küçük kasabada olanlar, İstanbul’daki devasa İngiliz gücünü alt edecek kadar önemliydi. Mustafa Kemal’in liderliğinde, Türkler Anadolu’da yeni bir direniş başlatıyorlardı. Bu hareketin lideri, eski bir askeri subay olan Mustafa Kemal, savaş sırasında başarılı işler yapmış ama merkezi komutadan ayrılmış biriydi.
General Woolly, bu küçük kasabada Mustafa Kemal’in ismini duyduğunda, “Bu adam kim?” diye sordu. Raporda yazanlara göre, Mustafa Kemal, köy milisleriyle örgütlenmişti. Bu hareketin, yani birkaç yüz kişilik bir grup, İstanbul’a yaklaşmak için yeterli güce sahip değildi. General Woolly, bunun sadece bir hayal olduğunu düşündü. Bu insanlarla, bu köylülerle İstanbul’a gitmek, büyük bir askeri güce karşı yürümek, hayalden başka bir şey değildi.
Ancak o bilmediği bir şeyi gözden kaçırıyordu. Mustafa Kemal’in gücü, askeri düzenin eksikliğinden değil, halkın içinde hissettirdiği direniş ruhundan geliyordu.
Bölüm 4: Refet’in İstanbul’a Yürüyüşü
İstanbul’daki 15.000 askere, deniz kuvvetlerine, silah gücüne, modern teknolojilere karşı silahsız bir generalin İstanbul’a doğru yavaşça yürümeye başlaması, İngilizleri korkutmaya yetmişti. Refet Bele, silahsız ve yalnız bir şekilde, Anadolu’nun köylerinden İstanbul’a doğru yürümeye karar verdi. Onun yürüyüşü, sadece bir yürüyüş değil, aynı zamanda Türk milletinin direnişinin sembolü haline gelmişti.
İstanbul’a 500 kilometre mesafeden, hiçbir askeri destek olmadan, yalnız başına ilerlerken, herkesin fark ettiği şey, Refet Bele’nin yürüyüşünün gücüydü. Silahsız bir adam, modern silahlarla donanmış bir orduyu nasıl zor durumda bırakabilirdi? Ancak bu yürüyüş, işgal altındaki İstanbul için büyük bir tehdit oluşturuyordu.
General Woolly, İstanbul’a yaklaşan bu Türk generalinin durdurulup durdurulamayacağını düşündü. Fakat bir silahsız general, 15.000 askeri geride bırakarak İstanbul’a girerse, dünya buna nasıl tepki verirdi?
News
Garson “Şoföründe Silah Var Binme” Diye Uyardı, Mafya Babasının Sonraki Hamlesi Herkesi Şoke Etti
Garson “Şoföründe Silah Var Binme” Diye Uyardı, Mafya Babasının Sonraki Hamlesi Herkesi Şoke Etti . . . Şoföründe Silah Var…
Paranoid o Bayani? Ang Nakakagulat na Katotohanan sa Likod ng Pasyenteng Ayaw Magpagamot
Paranoid o Bayani? Ang Nakakagulat na Katotohanan sa Likod ng Pasyenteng Ayaw Magpagamot . . . Paranoid o Bayani? Ang…
Binugbog at inextort ang estudyante, wasak ang karera ng pulis nang dumating ang kapatid na kapitan
Binugbog at inextort ang estudyante, wasak ang karera ng pulis nang dumating ang kapatid na kapitan . . . ….
BINATANG MILYONARYO NAGPANGGAP NA ICE CREAM VENDOR PARA SUBUKIN ANG NOBYANG MUKHANG PERA HANGGANG SA
BINATANG MILYONARYO NAGPANGGAP NA ICE CREAM VENDOR PARA SUBUKIN ANG NOBYANG MUKHANG PERA HANGGANG SA . BINATANG MILYONARYO NA NAGPANGGAP…
SERYOSONG MILYONARYO NAINLOVE SA ISANG MAHIRAP NA BABAE NA TAGA BENTA NG RAFFLE TICKET | LOVE STORY
SERYOSONG MILYONARYO NAINLOVE SA ISANG MAHIRAP NA BABAE NA TAGA BENTA NG RAFFLE TICKET | LOVE STORY . . ….
Itinali sa puno dahil tumanggi sa suhol, nanginig ang pulis nang dumating ang asawang heneral
Itinali sa puno dahil tumanggi sa suhol, nanginig ang pulis nang dumating ang asawang heneral . . . Itinali sa…
End of content
No more pages to load






