Mart 1982’de Ankara’da bir aile iz bırakmadan kayboldu. 25 yıl sonra bulunan günlük her şeyi değişti
.

.
.
Mart 1982’de Ankara’da Kaybolan Aile: 25 Yıl Sonra Bulunan Günlük Her Şeyi Değiştirdi
Mart 1982, Ankara.
Şehrin eski mahallelerinden birinde, fırtınalı bir gecenin sabahında Fevzi Çakmak Sokağı’nda garip bir sessizlik vardı. Normalde sabahın erken saatlerinde pencerelerden sızan ışıklar, kapı önlerinde süpürülen tozlar, kaldırımda oynayan çocukların ayak sesleri duyulurdu. O gün ise hiçbir şey yoktu.
Özkan ailesinin evinde ışıklar yanmıyordu.
Dört kişilik bir aileydi onlar: Baba Vedat, anne Meryem, ergenlik çağındaki kızları Elvan ve on yaşındaki Yusuf. Yusuf doğuştan işitme engelliydi. Dünyayı kulaklarıyla değil, bedeninin tamamıyla dinlerdi. Yoldan geçen arabaların titreşimlerini hisseder, kapıların açılıp kapanışını zeminden anlar, bazen de kimsenin fark etmediği şeylere gülümserdi.
O gece, Yusuf’un bisikletinin gıcırtısı duyulmadı. Pencere pervazında Elvan’ın saksısı yoktu. Mutfak penceresinden sızan o solgun ampul ışığı yanmıyordu.
Yan komşu Aydın Bey sabah çöpü çıkarırken kapıya baktı. Kapı kilitliydi. Vedat’ın arabası hâlâ aceleyle park edilmiş gibi duruyordu.
“Hafta sonu şehir dışına gitmişlerdir,” diye düşündü.
Ama üç gün geçti.
Dördüncü gün, yaşlı Fatma Teyze balkon kapısının önünde Yusuf’un terliklerini gördüğünü söyledi. Yusuf o terlikleri asla orada bırakmazdı. Annesi Meryem bu konuda çok titizdi.
Polis çağrıldı.
İki memur kapıyı kırdığında evde ne kavga izi vardı ne de zorlanma. Mutfakta ocak kapalıydı ama çaydanlık hâlâ ılıktı. Masada yarım bırakılmış bir kahvaltı duruyordu. Salondaki posta kutusunda ise etiketsiz bir kaset vardı.
Bir memur kaseti eline aldı.
“İlginç,” dedi.
Karakolda kaset dinlendi. İçinde sadece bozuk bir statik ve araya karışan neredeyse duyulmaz fısıltılar vardı. Tek bir kelime tekrar ediyordu:
“Yusuf… Yusuf… Yusuf…”
Komiser Özdemir masaya vurdu.
“Yeter! Yine mi bu saçmalıklar? Borçları varmış. Gece yarısı kaçmışlar. Gönüllü terk. Dosyayı kapat.”
Genç bir memur itiraz etti.
“Komiserim, çocuğun okul çantası hâlâ evdeydi…”
“Dedim kapat!”
Bir hafta sonra gazetelerde küçük bir haber çıktı. Bir hafta sonra da unutuldu.
Ta ki yirmi beş yıl sonra…
Yeni Ev, Eski Duvarlar
2007’de Cemal Yılmaz, Ankara’da eski evleri restore eden bir ustaydı. Hamile eşi Zeynep’le yeni bir hayat kurmak istiyorlardı. Fevzi Çakmak Sokağı’ndaki ev ucuzdu. “Biraz eski ama karakteri var,” demişti emlakçı.
Cemal çatı katını incelerken eski bir oyuncak kutusuna rastladı. İçinde solmuş bir kumaşa sarılı bir defter vardı. Sayfalar tuhaf çizimlerle doluydu: ev planları, titreşim çizgileri, işaretlere benzeyen semboller.
Son sayfada titrek bir yazı vardı:
“İşte kapı. Yusuf’un anahtarı burada.”
O gece rüzgâr pencereleri çarptı. Defter kendiliğinden açıldı. İçinden solmuş bir fotoğraf düştü: Özkan ailesi. Fotoğrafın arkasında tek kelime yazıyordu:
“Kaçın.”
Gece yarısında Cemal ve Zeynep duvarların içinden gelen bir fısıltı duydu. Çok hafifti. Ama tekrar ediyordu:
“Yusuf…”
Günlüğün Dili
Cemal defteri inceledikçe bunun sıradan bir günlük olmadığını anladı. İşaret diliyle sesleri birleştiren garip bir kod vardı. Eski bir üniversite hocasına gösterdiğinde profesör uzun süre sessiz kaldı.
“Bu çocuk olağanüstü,” dedi.
“Titreşimleri, sesleri ve korkuyu aynı anda kaydetmiş. ‘Duvarlar konuşuyor’ dediği şey mecaz değil.”
Cemal’in sırtından soğuk bir ter aktı.
Gizli Kapı
Bir gece kitaplığın arkasında bir çatlak fark etti. Kitaplık çekildiğinde tahta ile mühürlenmiş bir kapak ortaya çıktı. Arkasında dar bir koridor vardı.
Elvan’ın eski odasından geçiliyordu.
Koridorun sonunda penceresiz bir oda… Duvarlar çocuk çizimleriyle kaplıydı. Gözler, evler, titreyen çizgiler. Yerde kırık oyuncaklar, eski bir müzik kutusu ve bir kaset.
Kasette boğuk bir ağlama vardı. Sonra bir çocuk fısıltısı:
“Anne… Baba neden böyle? Ben ne yaptım?”
Zeynep o gece karnını tutarak ağladı. Bebek olağanüstü sert tekmeliyordu.
Geçmişin Kapısı Açılıyor
Cemal eski okul kayıtlarını buldu. Yusuf’un öğretmeni Ayla Karaman hâlâ hayattaydı. Kadın defteri görür görmez ağladı.
“Yusuf duvarlardan korkardı,” dedi.
“Babası onun söylediklerine inanmazdı. ‘Hayal görüyor’ derdi.”
Aynı gün Cemal belediye arşivlerinde Vedat Özkan hakkında gizli bir dosya buldu: küçüklere yönelik uygunsuz davranış ihbarı. Dosya delil yetersizliğinden kapatılmıştı.
Bir komşu daha konuştu:
“Çocuğu kilitlerdi… Çünkü çocuk biliyordu.”
Gerçek Sahibi Geri Dönüyor
Cemal’in blog yazısı yayıldı. Bir yorum geldi: “Defterdeki çizimler tanıdık.”
Kapıya gelen kadın kendini tanıttı:
“Elvan Özkan.”
Yusuf’un ablasıydı.
Ve ertesi gün bir adam daha geldi.
Adı Emre’ydi. Otuz beş yaşındaydı. Sol kulağı hiç duymuyordu. Sağ kulağı çok az.
Defteri eline aldığında dizlerinin bağı çözüldü.
“Bu benim yazım,” dedi.
“Ben Yusuf’um.”
Gizli odaya girdiğinde elleri duvarları tanıdı. Parmakları hatırlıyordu. Bir tuğlayı çekti. İçinden küçük bir anahtar çıktı. Anahtar bir duvardaki gizli bölmeyi açtı.
İçinden kaset ve belgeler çıktı.
Kasette annesi Meryem konuşuyordu:
“Yusuf… Seni buraya sakladım çünkü baban çok tehlikeli. Seni susturmak istiyor. Eğer bunu dinliyorsan… Affet beni.”
Emre ağladı. Her şeyi hatırladı.
Babası çocuklara zarar veriyordu. Annesi onu kurtarmak için saklamıştı. Sonra zorla götürülmüştü.
Adalet
Dosya yeniden açıldı.
Bahçede kazı yapıldı. Meryem’in kalıntıları bulundu. Vedat’ın suç defteri ortaya çıktı. Delilleri örten polis memuru yıllar sonra itiraf mektubuyla intihar etti.
Gerçek artık saklanamazdı.
Anahtar
Emre, evin gizli odasına son kez girdi. Anahtarı küçük bir vitrine koydu.
“Bu anahtar sadece bir kapıyı açmadı,” dedi.
“Bu gerçeği açtı.”
Kısa süre sonra Sessiz Çocuklar Vakfı kuruldu. Emre, yıllarca susturulan çocuklar için konuştu.
Cemal ve Zeynep’in bebeği dünyaya geldi. Hafif işitme kaybı vardı ama sağlıklıydı.
Adını Meryem koydular.
Son
Ankara’nın eski sokaklarında rüzgâr eserken duvarlar artık fısıldamıyordu.
Çünkü sır açığa çıkmıştı.
Ve bazen en güçlü çığlıklar, hiç ses çıkarmayanlardan gelir.
News
Mafya Patronunun Bebeği Dokunulduğunda Durmadan Ağlıyordu — Ta ki Bir Hemşire Akıl almaz Olanı Yapan
Mafya Patronunun Bebeği Dokunulduğunda Durmadan Ağlıyordu — Ta ki Bir Hemşire Akıl almaz Olanı Yapan . Mafya Patronunun Bebeği Dokunulduğunda…
Harp Okulu Skandalı Sınırdaki Yolsuzluk Çetesini Kadın General Bitirdi
Harp Okulu Skandalı Sınırdaki Yolsuzluk Çetesini Kadın General Bitirdi . . . Harp Okulu Skandalı: Sınırdaki Yolsuzluk Çetesini Bitiren Kadın…
Bu Düğün Fotoğrafına Dikkatli Bakın: Koca Gelinin Kolunu Neden Bu Kadar Acımasızca Tutuyor?
Bu Düğün Fotoğrafına Dikkatli Bakın: Koca Gelinin Kolunu Neden Bu Kadar Acımasızca Tutuyor? . . . Bu Düğün Fotoğrafına Dikkatli…
KÖR BİR KADIN, KİBİRLİ BİR MİLYONERİ SANAL SEVGİLİSİYLE KARIŞTIRIR… VE O ARTIK ASLA AYNI OLMAZ!
KÖR BİR KADIN, KİBİRLİ BİR MİLYONERİ SANAL SEVGİLİSİYLE KARIŞTIRIR… VE O ARTIK ASLA AYNI OLMAZ! . . Kör Bir Kadın,…
MILYONARYA NAGBIHIS MAHIRAP PARA MAHANAP ANG TUNAY NA PAG-IBIG, NAMUTLA SYA NANG MAKILALA ANG..
MILYONARYA NAGBIHIS MAHIRAP PARA MAHANAP ANG TUNAY NA PAG-IBIG, NAMUTLA SYA NANG MAKILALA ANG.. . . . MILYONARYA NAGBIHIS MAHIRAP…
Sinubukang sunugin sa checkpoint, nagulat ang lahat nang mabuhay siya dahil sa pamana ng lolo
Sinubukang sunugin sa checkpoint, nagulat ang lahat nang mabuhay siya dahil sa pamana ng lolo . . Sinubukang Sunugin sa…
End of content
No more pages to load






