KOMŞULAR evden gelen tuhaf KOKUYU fark etti… Gördükleri KORKU FİLMİNDEN BETERDİ!

.
.
.

Imperial Bulvarı’nın Karanlığı

Ağustos 2009, Cleveland, Ohio. Mount Pleasant bölgesindeki Imperial Bulvarı, yaz sıcağında sıradan bir yerleşim caddesi gibi görünüyordu. Ama buranın havasında iki yıldır kimsenin anlam veremediği bir tuhaflık vardı. Belediye çalışanları, su borularını tamir etmek için geldiklerinde bile burada durmak istemiyordu. Koku öyle yoğundu ki, bazıları midesinin bulandığını, bazıları başının döndüğünü söylüyordu. Ekip şefi, “Bu şekilde çalışmak imkânsız,” diye rapor tutmuştu. Ama bu ilk şikayet değildi.

2007’den beri Imperial Bulvarı sakinleri, caddede sürekli bir çürüme kokusu olduğunu söylüyordu. Kışın idare edilebiliyordu belki ama yazın, sıcak havada dayanılmaz hâle geliyordu. Şehir yetkilileri her seferinde aynı cevabı veriyordu: “Sosis fabrikasından kaynaklanan koku olabilir. Belki kanalizasyon patlamış. Belki bir hayvan ölmüş.” Ama kimse gelip kontrol etmiyordu. Şikayetler kaydediliyor, unutuluyordu.

2008 yazına gelindiğinde insanlar, 30 derecelik sıcakta bile pencerelerini kapatıyor, klimaları sonuna kadar açıyor, oda spreyleriyle yaşamaya çalışıyorlardı. Bir kadın her akşam verandasına sandal ağacı kokulu mumlar koyuyordu ama fayda etmiyordu. 2009 yazında sabır tükenmişti. Komşulardan biri yerel haberleri aradı: “Yetkililer iki yıldır sorunu görmezden geliyor. Artık normal yaşayamıyoruz.” Televizyon kanalı bir çekim ekibi gönderdi. Gazeteci ve kameraman arabadan iner inmez, kokunun abartılmadığını anladı. Kameraman, “Çöp depolama alanları, arıtma tesisleri, yangınlar gördüm ama böyle bir koku hiç duymadım,” diyecekti sonra.

Kamera caddede ilerlerken sıradan evler, çimenlikler, park edilmiş arabalar görünüyordu. Olağan dışı hiçbir şey yoktu. Ama kokunun kaynağı, gri dış cepheli iki katlı bir evde, 12205 numarada yoğunlaşıyordu. Tüm pencereler sıkıca kapalı, panjurlar inik, iç camlarda bir tür kumaş vardı. Veranda çöple dolu, posta kutusu taşmış, otlar bele kadar uzamıştı. Gazeteci kapıya yaklaşmaya çalıştı ama koku o kadar yoğunlaştı ki geri çekilmek zorunda kaldı.

Komşular, “Orada bir adam yaşıyor. Adını bilmiyoruz. Nadiren görüyoruz. Genellikle geç saatlerde dışarı çıkıyor, arabasına biniyor, bir yere gidiyor. İnsanlarla konuşmuyor, selamlaşmalara cevap vermiyor,” diyordu. Bir kadın, “Yaklaşık bir yıl önce arka bahçede bir şeyler gömerken gördüm onu,” dedi. “Bahçeyle uğraşıyor sandım, önemsemedim.”

Televizyon kanalı haberi yayımladı. Şehir yönetimi standart bir cevap verdi: “Tüm şikayetler kaydedildi. En kısa sürede inceleme yapılacaktır.” Ama yine hiçbir şey olmadı. Ev kapalı pencerelerle durmaya devam etti. Koku devam etti. Ve içeride, iki katta ve bodrumda, 11 kadının kalıntısı yatıyordu. Bazıları bir yıldan fazla süredir orada, bazıları ise birkaç aydır. Ve iki ay sonra, polisi nihayet bu eve dikkat etmeye zorlayacak bir şey olacaktı: Oraya sürüklenen bir kadın kaçmayı başaracak ve her şey değişecekti.

Bir Adamın Sessizliği

12205 numaralı evde yaşayan adamın adı Anthony Sowell’dı. 50 yaşında, Afroamerikan, eski bir ABD deniz piyadesi. Komşular onu tanıyordu ama yakın değillerdi. Ev, 2005 yılında ölen üvey annesinden miras kalmıştı. O gittikten sonra Anthony oraya taşınmış ve yalnız yaşamaya başlamıştı.

Dış görünüşünde hiçbir tuhaflık yoktu. Orta boylu, yapılı, sade kıyafetler giyerdi. Kot pantolon, tişört, bazen iş ceketleri. Saçları kısaydı, bıyığı ve sakalı yoktu. Yüzünde genellikle tarafsız bir ifade vardı. Komşularına karşı sakin davranır, tartışmazdı. Nadiren selam verirdi. Sesi kısık, konuşması yavaş ama sohbetler uzun sürmezdi. Yardım teklif eder, para istemezdi. Arada bir barbekü yapar, komşuları davet ederdi. Yardımsever, sessiz bir komşuydu.

Anthony, hurda topluyordu. Eski borular, araba parçaları, bozuk elektronik eşyalar… Turuncu Chevrolesi ile dolaşıyor, bulduklarını geri dönüşüm merkezine teslim ediyordu. Merkez çalışanları onu tanıyordu. Haftada bir gelirdi, fazla getirmezdi. Nakit parasını alır, teşekkür eder, giderdi. Ayrıca engellilik yardımı alıyordu. Deniz piyadeliği görevinden sonra sağlık sorunları kalmıştı. Bu para ona yetiyordu.

Yerel markette basit şeyler alırdı. Ekmek, konserve, sigara, ucuz alkol. Kasiyerlerle pek konuşmazdı. Barda da görünürdü; bir köşede oturur, iki kadeh içer, sessizce giderdi. Kavgaya karışmazdı. Sıradan bir müşteri.

Ama bir detay vardı: Cleveland polis veri tabanında Anthony Sowell, kayıtlı bir cinsel suçlu olarak geçiyordu. 1989’da bir kadına saldırmaktan tutuklanmış, 15 yıl hapis yatmış, 2005’te serbest bırakılmıştı. Ohio yasalarına göre düzenli olarak polis karakoluna bildirimde bulunmak zorundaydı. Anthony bu gereksinimleri yerine getiriyordu. Her birkaç ayda bir karakola geliyor, evrakları dolduruyor, imza atıyor, gidiyordu. Her şey kurallara uygundu.

Ama Imperial Bulvarı’ndaki komşuların, 12205 numaralı evde bir cinsel suçlu yaşadığından haberi yoktu. Onlar sadece sorun yaratmayan, sessiz bir adam görüyorlardı. Ve iki yıldır sokakta duran kokuyu kimse bu evle doğrudan ilişkilendirmiyordu.

Kaybolan Kadınlar

Mount Pleasant bölgesinde belirli bir kadın kategorisi vardı. Uyuşturucu bağımlıları, fuhuşla uğraşanlar, sokakta veya ucuz dairelerde yaşayanlar… Çoğu 30 ila 50 yaşları arasında Afroamerikan kadınlardı. Fabrikalar kapanmış, iş yok, bölge geriliyordu. Kadınlar doz için para kazanmak amacıyla sokağa çıkıyor, köşelerde bekliyorlardı. Polis biliyor ama sürekli kontrol için kaynakları yetersizdi.

2007-2009 arasında bölgeden birkaç kadın kayboldu. Crystal Dozier, Tishana Capper, Leshanda Long, Michelle Mason, Kim Smith, Nancy Cobbs… Hepsi benzer yaşam tarzına sahipti. Kimi zaman kaybolduklarında aileleri hemen şikayet etmiyordu. Çünkü bu kadınlar bazen birkaç günlüğüne ortadan kaybolup sonra geri dönüyorlardı. Ama bu kez geri dönmediler.

Aileler polise başvurduğunda dosyalar açıldı, notlar alındı, “kontrol edeceğiz” denildi. Ama aktif bir arama yapılmadı. Çünkü sistemde yetişkin, uyuşturucu bağımlısı, marjinal bir yaşam süren kadınların kaybolması öncelikli değildi. Memurlar bilgileri kaydeder, veri tabanına girer, birkaç hastaneyi ve sığınma evini arar, hepsi bu kadar. Bilgi gelmezse dosya açıkta kalır, kimse genel tabloya bakmaz.

Bu dönemde kaybolan kadınların çoğu, en son Imperial Bulvarı’nda, gri iki katlı bir evin yakınında görülmüştü. Tanıklar, bazılarının eve girdiğini, bazılarının verandada biriyle konuştuğunu hatırlıyordu. Ama polis hiçbir şey fark etmedi. Çünkü kayıp bildirimleri geç geliyordu ve sistemde dosyalar birbirinden bağımsız yürütülüyordu.

Kabusun Başlangıcı

29 Eylül 2009 akşamı, Imperial Bulvarı’nda bir kadın sokağa fırladı. Yalın ayak, yırtık elbiseler içinde, boynunda kırmızı izler vardı. Çığlık atıyor, yardım istiyordu. Komşular onu gördü, biri 911’i aradı. Polisler kadını buldu. Titriyordu, boynunda parmak izlerine benzeyen kırmızı çizgiler, bileklerinde morluklar vardı. Kadın kendini tanıttı: Latundra Billups, 36 yaşında.

Anlattığına göre, birkaç saat önce bir adamla market yakınında tanışmış, onun evine gitmişti. Gri dış cepheli iki katlı bir evdi. İçeri girer girmez kokuyu hissetmişti. Gitmek istemiş ama adam kapıyı kapatmış, ikinci kata çıkmışlar, içki içmişlerdi. Sonra adam saldırganlaşmış, Latundra’yı kanepeye sürüklemiş, boğmaya çalışmıştı. Latundra tüm gücünü toplayıp kaçmayı başarmış, merdivenlerden aşağı koşmuş, giriş kapısı kilitliymiş ama sonunda açıp sokağa fırlamıştı.

Polisler kadının ifadesini aldı, ambulans çağırdı. Latundra, adamın adının Anthony veya Tony olduğunu söyledi. Polis veri tabanını kontrol etti. Eşleşme vardı: Anthony Sowell, 50 yaşında, Imperial Bulvarı 12205 numarada oturuyordu. Kayıtlı cinsel suçlu, 1989’da saldırıdan sabıkalı.

Polisler rapor hazırladı, tutuklama emri çıkarıldı. 31 Ekim 2009 sabahı, Cleveland polisinden bir ekip Imperial Bulvarı 12205 numaralı adrese gitti. Kapıyı çaldılar, kimse açmadı. Arka bahçede koku daha da yoğundu. Arama izni alındı, kapı kırıldı. Koku bir dalga gibi yayıldı. İçeri giren memurlar, her köşeyi, her odayı titizlikle inceledi. İkinci katta yatak odasında bir kadının kalıntılarını buldular. Oturma odasında çöp torbalarında başka kalıntılar vardı. Bodrumda iki bulgu daha çıktı. Arka bahçede köpeklerle yapılan aramada üç gömü daha bulundu. Toplamda 11 kadın kalıntısı tespit edildi.

Sistem Çöküyor

Olay yeri inceleme ekipleri, adli tıp uzmanları, dedektifler eve yığıldı. Her bulgu kaydedildi, DNA örnekleri toplandı. Aileler karakola çağrıldı, DNA karşılaştırması için örnekler alındı. Crystal Dozier, Tishana Capper, Leshanda Long, Michelle Mason, Kim Smith, Nancy Cobbs ve diğer kayıp kadınların kimlikleri tek tek doğrulandı.

Dedektifler, kaybolma tarihlerini ve Anthony Sowell’in polis karakoluna yaptığı düzenli bildirimleri karşılaştırınca şok edici bir tablo ortaya çıktı. Sowel, her üç ayda bir karakola gidip adresini onaylıyor, imza atıyor, çıkıyordu. Memurlar sadece arabayı görüp adresi onaylıyordu. O sırada evde birden fazla kadının kalıntısı bulunuyordu. Sistem resmi olarak çalışıyor ama etkili değildi. Koku şikayetleri kamu hizmetlerine, kayıp kişilerin bildirimleri başka bir bölüme, suçlu kaydı ise başka bir bölüme gidiyordu. Üç paralel sistem, hiçbir yerde birleşmiyordu.

Yakalanış ve Sorgu

Anthony Sowell, bir ay boyunca firarda kaldı. Tüm Ohio’da arandı, fotoğrafı tüm karakollara dağıtıldı. Sonunda, devriye memuru James Apple, Kinsman yolunda yürüyen bir adamı fark etti. Fotoğrafla karşılaştırdı, eşleşti. Sakin bir şekilde durdurdu, kimliğini sordu. Sowell ellerini cebinden çıkardı, direnmedi. Tutuklandı, karakola götürüldü.

Sorgu odasında, iki dedektif karşısında oturuyordu. Sowel, sakin, kayıtsızdı. Fotoğraflar gösterildi, sorular soruldu. “Evinizde ilginç şeyler bulduk. Bunun hakkında konuşmak ister misiniz?” Sowel, “Neyden bahsettiğinizi bilmiyorum,” dedi. Kurbanların fotoğrafları gösterildi. “Hatırlamıyorum,” dedi. Latundra Billups’ın ifadesi okundu. İlk kez hafifçe gerildi. “Bir avukat istiyorum,” dedi.

İkinci sorguda, avukat eşliğinde konuştu. Kadınların evde olduğunu kabul etti. “Bazen her şey kontrolden çıkardı,” dedi. “İstemedim, sadece öyle oldu.” FBI profil uzmanı, “Klasik manipülatör belirtileri. Sorumluluğu en aza indiriyor. Duygusuz, pişmanlık yok,” diye rapor tuttu.

Mahkeme ve Sonrası

Haziran 2011’de dava başladı. Savcılık 85 suçlama yöneltti. 11 kadın cinayeti, hayatta kalan Latundra Billups’a saldırı, kalıntıların yasa dışı depolanması… Savunma, “Akli dengesi yerinde değil,” dedi ama bilirkişi raporu bunun aksini gösterdi.

Mahkeme salonu dolup taştı. Tanıklar, komşular, kurban yakınları ifade verdi. Latundra Billups, “Beni boğmaya çalıştığını kesinlikle biliyorum,” dedi. Komşular, “İki yıldır bu adamın yanında yaşadık, kimse şüphelenmedi,” diye anlattı. Savcı, suç mahallinden fotoğraflar gösterdi. Jüri üç gün tartıştıktan sonra, Anthony Sowell’i tüm suçlardan suçlu buldu. Yargıç, idam cezası verdi.

Ev, iki yıl boyunca mühürlü kaldı. Sonunda yıkıldı. Toprağın üst tabakası kaldırıldı. Yerinde sadece boş bir arazi kaldı. Şehir yetkilileri, “Buraya bir daha inşaat yapılmayacak,” dedi.

Sistemin Değişimi ve Anıt

Anthony Sowell davası, sadece bir boş araziyle iz bırakmadı. Cleveland polisinin protokolleri değişti. Artık adres kontrolü binanın içine girmeyi, yaşam koşullarını incelemeyi, komşularla konuşmayı içeriyor. Kayıp kişiler departmanı, benzer özelliklere sahip kayıpları merkezi olarak analiz ediyor. FBI, ülke çapında tavsiyeler yayınladı. Sowell vakası, sistemin nasıl başarısız olabileceğine ve gelecekte bunun nasıl önleneceğine dair bir örnek oldu.

Kurbanların yakınları, anma fonu kurdu. Kayıp kişilerin ailelerine yardım etmek için destek grupları oluşturuldu. Dona Long, aktivistlerden biri oldu. Kızı Leşanda’nın hikayesini konferanslarda anlattı. “Her hayat önemlidir,” dedi.

Anthony Sowell ise yıllarını idam hücresinde geçirdi. Temyizler, yasal prosedürler yıllarca sürdü. Şubat 2021’de, kararın üzerinden on yıl sonra, cezaevi hastanesinde öldü. Karar hiçbir zaman infaz edilmedi.

Kurbanların yakınları farklı tepkiler verdi. Kimisi adaletin yerini bulduğunu düşündü, kimisi çok kolay gittiğini… Ama hepsi tek bir konuda hemfikirdi: Dava kapandı, sayfa çevrildi. 11 kadın isimlerine kavuştu, aileleri cevaplarını aldı. Sistem değişti, benzer bir olayın tekrar etmemesi için önlemler alındı.

Imperial Bulvarı’nda hâlâ boş bir arazi var. Bazen oraya insanlar gelir, çiçekler, mumlar bırakır. Resmi bir anıt yok ama yer hatırlanır. Bu, Cleveland tarihinin karanlık, korkunç ama önemli bir parçası olarak kalır.