Kibirli Binbaşıya Şok Kışlaya Gelen Teyze, Genelkurmay İkinci Başkanı

.
.
.

Kibirli Binbaşıya Şok: Kışlaya Gelen Teyze, Genelkurmay İkinci Başkanı


Bölüm 1: Soğuk Sabah ve Bir Askerin Kaygıları

İstanbul yakınlarındaki Trakya bölgesinin sabahları, her zaman gergin bir havayla başlar. Karaç Ovası’ndan Tuna Nehri’ne doğru esen rüzgarın getirdiği soğuk ve ağır hava, Türk Kara Kuvvetlerinin kalbi sayılan Gazi Piyade Tümeni’nin kışlasında şafak vaktinde iyice hissedilirdi. Er Emre Yılmaz, o ağır havanın ortasında gözlerini açtı. Henüz üç aylık bir acemi askerdi ve her şey ona yabancı ve ürkütücü geliyordu. Bugün, diğer arkadaşları gibi sıradan bir günü geçirecek, ancak içinde bir kaygı vardı. O kaygı, teyzesiydi.

Teyzesi Leyla Şahin, Emre’nin hayatındaki tek ailesiydi. 10 yaşındayken ailesini bir trafik kazasında kaybettikten sonra, onu kendi oğlu gibi büyütmüştü. Kan bağları olmasa da, Leyla, Emre’yi annesi gibi sevmişti. Emre’nin tek korkusu, teyzesinin bu askeri ortamda uygun bir şekilde uyum sağlayamayacak olmasıydı. Emre, geçen hafta, “Teyzem gelecekti,” diyen sesini hala kulaklarında duyuyordu. Sesin ne kadar berrak ve şefkatli olduğu, Emre’nin yüreğini sıkıştırıyordu.

Teyzesinin dış görünüşü, askeri ortamda herkesin dikkatini çekiyordu. 40’lı yaşlarının ortasında olmasına rağmen, 20’li yaşlarının sonlarında gibi görünen bir kadındı. Yıllarına rağmen genç görünmesi, etrafındaki herkesin dikkatini çekiyordu. Emre, teyzesinin kışlaya geleceğinden beri endişeliydi. Burada her şeyin katı kurallarla yönetildiği bir dünyadaydı ve bu dünyaya dışarıdan biri, özellikle de teyzesinin varlığı, uyumsuzluk yaratabilirdi.

Bölüm 2: Teyzenin Gelişi

Er Yılmaz, sabahın erken saatlerinde nöbete çıktı. Bugün, birlikteki en zorlu günlerden biriydi. Birlik ziyaret günüydü. Her şeyin eksiksiz olması gerekiyordu. Tüm erler, koğuşlarını temizlemiş, talim alanlarını cilalamıştı. Ancak Emre’nin aklında tek bir şey vardı: Teyzesinin kışlaya gelişinin yaratacağı potansiyel uyumsuzluk.

Nizamiye kapısının önünde, emri bekleyen erler arasındaki kaygılı bakışları fark etti. Ziyaretçi ailelerin gelmeye başlamasıyla birlikte herkes kendi yerlerine yöneldi. “Er Yılmaz, sen birinci koğuş önündeki çiçeklikten sorumlusun,” diye seslendi başçavuş Mehmet. “Teyzen geldiğinde hemen koğuşa götür. Başka bir şey düşünme, hareketlerin düzgün olsun.” Emre, gözleriyle Nizamiye’yi izlerken, kalbi hızla atıyordu. Teyzesinin gelişi, sadece kişisel bir mesele değil, aynı zamanda tüm kışlanın düzenini etkileyecek bir olaydı.

Bir süre sonra, uzaklardan yürüyen bir kadın dikkatini çekti. Emre, önce fark edemedi, ama sonra gözleri, kadının üzerinde yoğunlaştı. Teyzesi, gök mavisi bir elbiseyle, diğer ailelerden çok farklıydı. Elbisesi sade ama zarifti, boyun kısmı neredeyse kapalıydı. Ama en dikkat çeken şey, kadının kendisiydi. Genç, güzelliğiyle etrafındaki tüm bakışları üzerine çekiyordu.

Emre bir an şaşkına döndü. Teyzesi, kalabalıkların ortasında ışıl ışıl parlıyordu. Ancak bu da Volkan Demir’in dikkatini çekmişti. Binbaşı Volkan Demir, her şeyin düzenli ve kurallara uygun olmasına kararlı bir askerdi. Onun gözünde, her şeyin bir yeri, zamanı vardı ve sivil unsurlar, özellikle de böyle dikkat çekici bir şekilde giyinmiş bir kadın, kışlaya uyumsuz bir varlıktı.

Bölüm 3: Kışla Disiplini ve Teyzenin Aşağılama

Binbaşı Volkan Demir, Leyla Şahin’e yaklaştı. Sesi soğuk, alaycıydı. “Teyzen mi?” diye sordu, şüpheyle. “Büyüten teyzemdir,” dedi Emre, gergin bir şekilde.

Volkan’ın gözleri, Leyla’yı baştan aşağı süzdü. “Teyzen mi? Kaç yaş küçük ablan gibi duruyor. Kışlaya ziyarete gelirken böyle mi giyiniyorlar?” diye sordu, alaycı bir şekilde. Emre, gözleri kıpkırmızı oldu. Teyzesinin aşağılanmasına tahammül edemiyordu. Ama karşısındaki gökteki bir yıldız gibi binbaşıydı. Er rütbesiyle karşı koyamayacağı bir otoriteye sahipti.

Leyla Şahin, Emre’nin kolunu hafifçe tutarak öne çıktı. “Oğlumu görmeye gelmiş bir aileye kıyafeti hakkında mı konuşuyorsunuz?” dedi, sakin ve net bir şekilde. “Sivil ziyaretçiler için bir kıyafet kuralı var mı?”

Volkan Demir, Leyla’nın bu meydan okumalarına karşı öfkesini kaybetmişti. “Burası kutsal vatan hizmetinin yapıldığı bir askeri kışla. Oğlunuz ya da yeğeniniz burada ter döküyor. Peki burası neresi ki, böyle dikkat çekici bir elbiseyle gelip ortamı bozuyorsunuz?”

Leyla Şahin, ifadesiz bir şekilde ona baktı. “Bu kıyafetim ordunun disiplinini zedelediğini düşünmüyorum.” dedi, sert ve soğuk bir şekilde.

Volkan, bundan sonra sözlerini iyice sertleştirerek devam etti. “Askeri kışlaya, erkek avlamaya gelmediyse, neden böyle giyiniyor? Dizi kızı gibi dolaşmak mı amacınız?”

Emre, duyamayacağı kadar büyük bir öfkeyle bağırmaya başladı. Ama Volkan, onu görmezden gelerek sadece Leyla Şahin’i hedef aldı. “Nerede görülmüş böyle bir yerde dizi kızı gibi dolaşmak?” dedi, gülerek.

Leyla Şahin, hiçbir şekilde öfkesini kaybetmeden, Volkan Demir’e doğru ilerledi. “Az önce söylediklerini geri al. Oğlumdan ve benden özür dile,” dedi, gözlerinin derinliklerinden bir soğukluk yayılarak.

Volkan’ın bakışları sertleşti. “Ne? Neden?” dedi, alaycı bir şekilde. “Yanlış bir şey mi söyledim? Askeri kışlaya erkek avlamaya gelmediysen, hemen kıyafetini değiştir ve git.”

Leyla Şahin, duruşunu düzeltip karşısındaki Volkan’a daha da yaklaştı. “Rütbeniz sivillere hakaret etmek için verilmiş olmasa gerek,” dedi, sesindeki huzurla.

Volkan’ın gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Ancak Leyla, gözlerini düşürmeden, keskin bir şekilde devam etti. “Oğlum ve ben, burada kimseyi rahatsız etmedik. Ama siz, askerlerin onurunu lekelediniz. Hem de burada, bu kutsal kışlada.”


Bölüm 4: Yüksek Rütbeli Kadın, Düşüş ve Adaletin Gelmesi

Leyla Şahin, Volkan Demir’in tüm disiplinini ve kibirini bir anda yıktı. Volkan, önceki tüm gücünü kaybetmişti. Araya giren subaylar, Er Yılmaz’ı ve annesini ayırırken, Leyla Şahin, Volkan’ın bulunduğu yerde kısa bir süre sessizce bekledi. Derin, kararlı bir bakışla bütün ordunun gözleriyle yüzleşti.

Helikopter sesleri yaklaşırken, herkes Leyla’nın etrafında toplamıştı. Gözler, onun tavırlarında bir anlam arıyordu. Ve o anda, Genelkurmay İkinci Başkanı Leyla Şahin’in askeri düzeni ne kadar derinden değiştirebileceği, herkese açıkça gösterildi.