“Pislik” deyip onu çatıdan attılar — bir Bordo Bereli eğitmenine bulaştıklarını geç fark ettiler

.
.
.

Bordo Bereli Eğitmeni: Bir Kadının Destanı

Bölüm 1: Kaybolan Günün Ardından

Kayseri Askeri Akademisi’ndeki soğuk kış sabahı, Beril Aksoy için bir dönüm noktasıydı. Gözlerini zorla açarak, kendisini bir kez daha bu soğuk çamurun içinde bulmuştu. 32 yaşında, yıllarını Türk Silahlı Kuvvetleri’ne adayan bir Bordo Bereli eğitmeni olarak, bu eğitim alanı ona çok şey öğretmişti, ama her geçen gün bu sistemin içinde daha fazla eksiklik olduğunu hissediyordu. 1990’lı yıllarda Adana’nın sıcak yaz akşamlarında, babasının askeri üniformasıyla eve dönüşünü izleyerek büyümüş, o günden beri silahlı kuvvetlerin derinliğine inmeyi istemişti. Babası askerliğin ne kadar onurlu olduğunu her fırsatta anlatır, onun bakışlarındaki gücü ve sevdayı görürdü. Ancak Beril, büyüdükçe, babasının onurlu mesleğini farklı bir açıdan görmek zorunda kalmıştı.

Gençliğinde asker olmayı çok istemişti. Annesi ona her zaman kadınların çok zorlanacağı konusunda uyarılar yapmış, ama Beril hep kendi yolunda gitmekte kararlıydı. Erkeklerin egemen olduğu bir alanda kadın olarak yer almak, onun için yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda bir meydan okumaydı. 21 yaşında özel kuvvetlere kabul edilmiş, 25 yaşında Türkiye tarihinin bordo bereli eğitimini tamamlayan 3. kadın asker olarak kayıtlara geçmişti. Zorlu eğitim, azim ve disiplinle geçen yılların ardından, 29 yaşında eğitmen olmuş ve artık Bordo Bereli birliğinde hem eğitmen hem de liderdi.

Bölüm 2: Zorlu Eğitim ve İlk Gün

Bir sabah, Kayseri’deki soğuk yağmur altında, eski yıllıklarını karıştırırken, Beril, uzun yıllar önce aldığı emirleri hatırladı. O an, ne kadar yol kat ettiğini, ne kadar mücadele ettiğini düşündü. Ama bir şey eksikti: Sistem. Onun gibi kadın askerler, her gün zorluklar ve aşağılamalarla mücadele ediyordu. Kayseri Askeri Akademisi’nde eğitim veriyor olsa da, zaman zaman erkek subaylardan gelen küçümsemelerle karşılaşıyor, sürekli olarak kendini kanıtlama ihtiyacı hissediyordu.

İlk günlerinde komutan Yılmaz, Beril’i ve diğer kadınları hedef alarak psikolojik baskı uyguluyordu. Her gün, erkek acemiler gibi dayatmalarla karşılaşıyor, haksız yere sorgulanıyor ve yerlerde sürükleniyordu. Yılmaz’ın zalimlikleri, Beril’in kariyerinde büyük bir dönüm noktası olmuştu. İlk başlarda, Yılmaz’ın bu davranışlarının üstesinden gelmek zor olsa da, Beril zamanla ne yapması gerektiğini öğrendi. Zayıf düşmek, boyun eğmek ya da pes etmek yoktu. Hedefi büyüktü ve onun karşısındaki engeller, onu daha da güçlendiriyordu.

Bölüm 3: Aşağılama ve Zorluklarla Yüzleşme

Yılmaz’ın yaptığı aşağılamaların en büyüğü, onu çatıdan atıp “Pislik” demesiydi. Bu, Beril’in tüm inançlarını sınayan bir anıydı. Ancak, o sırada içsel gücünü bulmuştu. Kendisini zayıf ve değersiz hissetmeye başlamıştı. Yılmaz’ın, erkek askerler için geçerli olan standartların dışında bir yaklaşım sergilemesi, Beril için kabul edilemezdi. Ona her geçen gün daha fazla direnç gösteriyor, yaşadığı her zorluğu içsel gücüyle atlatıyordu. Beril, o anı zihninde hiç unutmayacak, her defasında bir kadının orduda nasıl yer edinebileceğini kanıtlamak için her zorluğu aşmak zorunda olduğunu bilecekti.

Her gün Yılmaz’ın uyguladığı fiziksel ve psikolojik baskılar, Beril’i çökertmeye çalıştı. Fakat o, hiçbir zaman pes etmedi. Eğitimlerin sonunda en iyi sonuçları alarak sınıfı başarıyla tamamladı. Yılmaz, onu hala aşağılamaya devam ediyordu ancak Beril, her zorluğun üstesinden gelmeye kararlıydı.

Bölüm 4: Savaş Alanında Kendini Kanıtlama

Zamanla, Yılmaz’ın uyguladığı baskıların artık etkisi azalmaya başladı. Beril, yüksek komutanlar tarafından özel bir göreve atanmıştı. Askeri eğitimi değerlendirmek, hataları tespit etmek ve olumsuzlukları raporlamak için bir kadının sahaya inmesi gerekiyordu. Bu fırsat, Beril’in yıllardır kurduğu hayalleri gerçeğe dönüştürmesine olanak sağlamıştı. Artık kendi sınırlarını zorlamak, sistemin köklü hatalarını ortaya koymak ve bir değişim başlatmak için hazırdı.

Bölüm 5: Sistemle Yüzleşme

Beril, görevini yerine getirirken, aynı zamanda Yılmaz’ın zulmüne karşı kendini savunmayı öğrenmişti. Eğitim alanında, erkeklerin çoğu zaman daha fazla ayrıcalıklı olduğunu fark etti. Yılmaz’ın acımasız uygulamaları karşısında, Beril artık sessiz kalamıyordu. Yavaşça, sistemin içinde bir şeylerin kırılmaya başladığını hissediyordu. Her gün, küçümsenen bir kadından ziyade, büyük bir eğitmen olarak kendini kanıtlamalıydı. Zorlu geçen her an, onu daha güçlü ve dirençli kılıyordu.

Yılmaz’ın verdiği görevi başarıyla tamamladıktan sonra, Beril, artık hem kendisine hem de başkalarına ders veren bir eğitmen olarak görevine devam etti. Ancak bir şey vardı; değişim, yalnızca sistemi bozan ve zorlayan insanlar sayesinde gerçekleşebilirdi.

Bölüm 6: Sonuç ve Değişim

Yılmaz’ın ordu içindeki zulmü sona erdi. Beril, bir kadının ne kadar güçlü olabileceğini, sistemin içindeki büyük hataları nasıl ortaya koyabileceğini gösterdi. Ancak asıl zaferi, sistemin ve eğitim süreçlerinin içindeki değişimle elde etti. 8 hafta süren eğitim sürecinde, Beril, askeri disiplini, fedakarlığı ve doğruluğu nasıl yönlendirebileceğini gösterdi.

Sonunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde kadın askerlere yönelik ayrımcılıkların ortadan kaldırılması adına büyük bir adım atılmıştı. Beril, kendisini savunarak, tüm sınıfını, diğer kadınları ve erkekleri aynı yolda eğitmeye başladı. Yavaş ama emin adımlarla, her geçen gün daha fazla kadın askere kabul edilmekte ve sistemi reforme etmek adına yapılacaklar belirlenmekteydi.