Hakaret Ettiği Kadının Kendisini İdam Edecek Yeni Genelkurmay Başkanı Olduğunu Bilmiyordu

.
.
.

HAKARET ETTİĞİ KADININ… ONU YARGILAYACAK GENELKURMAY BAŞKANI OLDUĞUNU BİLMİYORDU

Tören alanı titriyordu.

Binlerce askeri bot, aynı ritimde zemini dövüyordu.

Gökyüzüne yükselen tek bir komut, havayı keser gibi yankılanıyordu.

Ama o kalabalığın dikkati tek bir noktadaydı.


Ortada bir kadın vardı.


Kolları ve bacakları dört asker tarafından tutulmuştu.

Omuzlarında binbaşı rütbesi vardı…

ama o an hiçbir anlam ifade etmiyordu.


Karşısında duran adam ise…


Albay Kürşat Çelik’ti.


Yüzünde acımasız bir gülümseme vardı.


Elindeki sigaraları bir araya getirdi.

Yaktı.


Alev küçük bir meşale gibi parladı.


Kadının saçını kavradı.

Başını geriye çekti.


Aç ağzını!” diye bağırdı.


Kalabalık güldü.


Kadının dudakları yanarken…

o sadece baktı.


Soğuk.

Sessiz.


Ve göğsündeki düğmeye bastı.


Kimsenin duymadığı bir “tık”.


Ama o ses…

Türkiye’nin kaderini değiştirdi.


ANKARA – GECE

Genelkurmay karargahı.

Gece yarısı.


Bir odada tek bir ışık yanıyordu.


Masanın başında bir kadın oturuyordu.


Orgeneral Asena Gürkan.


Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın Genelkurmay Başkanı.


Önünde bir dosya vardı.


Kod adı:

PANDORA


Dosyada yazanlar korkunçtu.


Pegasus Tugayı…

en elit birliklerden biri olması gerekirken…


yolsuzluğun merkezi haline gelmişti.


Rüşvet.

Silah kaçakçılığı.

Sahte ekipman.


Ve bu ağın başında…


Korgeneral Tufan Eralp.


Onun altında ise…


Albay Kürşat Çelik.


Asena ayağa kalktı.


“Bu bir ağaç değil…” dedi.

“Bu bir çürümüş orman.”


Sonra karar verdi.


Kendisi gidecekti.


Yalnız.


KAMUFLAJ

Üniformasını çıkardı.


Dört yıldızı masada bıraktı.


Eski bir binbaşı üniformasını giydi.


Saçını topladı.

Gözlük taktı.


Artık o…


sıradan bir subaydı.


Ama aslında…


fırtınanın kendisiydi.


PEGASUS TUGAYI

Birliğe geldiğinde…

her şey normal görünüyordu.


Ama değildi.


Askerlerin gözleri boştu.

Disiplin yüzeyseldi.


İçeride çürüme vardı.


Kürşat onu küçümsedi.


“Git köşede otur,” dedi.


Asena başını salladı.


Ve gülümsedi.


Çünkü bu…


onun istediği şeydi.


GİZLİ SAVAŞ

Gündüzleri…


toz saydı.


Geceleri…


gerçeği.


Depoları kontrol etti.


Kayıtlar yalan söylüyordu.


Yeni silahlar yoktu.


Yerine…


hurda verilmişti.


Askerler…

ölüme gönderiliyordu.


Asena her şeyi kaydetti.


Ve bekledi.


TOPLANTI

Kürşat bir gün onu çağırdı.


Onu küçük düşürmek için.


Ama…


her şey ters gitti.


Asena konuştu.


Ve planı parçaladı.


“Bu harekât çöker,” dedi.

“Ve hepiniz ölürsünüz.”


Sessizlik.


Sonra öfke.


“Simülasyon!” diye bağırdı Kürşat.


Ve başladı.


SAVAŞ OYUNU

Kürşat saldırdı.


Hızlı.

Agresif.


Asena geri çekildi.


Bilerek.


Tuzak kurdu.


Ve tek bir hamleyle…


her şeyi bitirdi.


Patlamalar.


Ekranda yazı:

KIRMIZI KUVVET KAZANDI


Kürşat yenilmişti.


Ama bu sadece başlangıçtı.


İNTİKAM

Kürşat onu yok etmeye karar verdi.


İzolasyon.

Aşağılama.

Psikolojik savaş.


Ama bilmediği şey şuydu:


Asena…


zaten her şeyi biliyordu.


SON HAMLE

Bir gece…


Kürşat’ın ofisine girdi.


Kasayı açtı.


Ve buldu.


Her şeyi.


Rüşvet kayıtları.

Sahte anlaşmalar.


İhanetin kanıtı.


TUZAK KAPANIYOR

Kürşat fark etti.


Ve panikledi.


Plan yaptı.


Onu herkesin önünde yok edecekti.


İNFaz SAHNESİ

Ve o sabah…


tören alanında…


sigara ateşiyle başlayan sahne…


aslında sonun başlangıcıydı.


TÖREN GÜNÜ

Ankara.


Dev salon.


Devletin en üst kademesi.


Kürşat yıldızını aldı.


Zafer kazandığını sandı.


Ama…


sunucu konuştu:


“Pandora operasyonu…”


Kürşat dondu.


Kapılar açıldı.


Ve içeri…


o girdi.


GERÇEK

Asena Gürkan.


Artık gizlenmiyordu.


Yavaşça yürüdü.


Salon ayağa kalktı.


Kürşat…


hareket edemedi.


YARGI

“Askeri inzibat!”


“Tutuklayın.”


Salon dondu.


Kürşat bağırdı.


“Bu komplo!”


Ama kimse dinlemedi.


Yıldızı söküldü.


Ve sürüklendi.


SON

Asena mikrofona yaklaştı.


“Bir ordu…”


“içten çürürse…”


“düşmanına ihtiyacı yoktur.”


Sonra Tufan’a baktı.


Savaş bitmemişti.


Henüz başlamıştı.


EPİLOG

O gün…


bir adam düştü.


Ama daha büyük bir canavar…


hala ayaktaydı.


Ve Asena biliyordu:


Bu sadece ilk darbeydi.


Gerçek savaş…


şimdi başlıyordu.