Hamile kadın özel hastanede yardım istedi — ta ki bir milyoner duydu ve her şey değişti
.
.
.
Bir Kış Gecesi Mucizesi
1. İstanbul’da Buz Gibi Bir Gece
Aralık ayının ortasıydı. İstanbul’un kalbinde, gökyüzü gri bulutlarla kaplı, rüzgar Boğaz’dan sert esiyordu. Şehir ışıkları parlıyor, caddelerde aceleyle yürüyen insanlar, bir an önce sıcak evlerine ulaşmak istiyordu. Ama o gece, Acıbadem Platinum Hastanesi’nin parlak mermer lobisinde, 32 yaşında hamile bir kadın, Elif Yılmaz, hayatının en zor saatlerini yaşıyordu.
Karnı sekiz aylık hamileliğin ağırlığıyla şişmiş, adımları yavaşlamıştı. Üzerindeki mont eski ve lekeli, ayakkabılarının tabanı o kadar incelmişti ki kaldırımda her taşı hissediyordu. Elif’in gözlerinde korku vardı, yanaklarında kurumuş gözyaşlarının izleri. Saatlerce İstanbul sokaklarında dolaşmış, güvenli bir şekilde doğum yapabileceği bir yer aramıştı. Devlet hastaneleri onu sırayla reddetmişti: kimi yer olmadığı için, kimi evrakları eksik olduğu için. Şişli’den Bakırköy’e, Kadıköy’den Fatih’e kadar yürümüş, her kapıda aynı bürokratik cevabı almıştı.
Şimdi Türkiye’nin en pahalı, en seçkin doğum hastanesinin önündeydi. Cam ve mermerden yapılmış bina, zengin kadınların beş yıldızlı otel odaları gibi suitlerde doğum yaptığı bir yer. Elif burada işi olmadığını biliyordu ama karnındaki bebek huzursuzca hareket ediyordu; kasılmalar sıklaşmıştı. Doğuma birkaç hafta vardı ama bir şeyler ters gidiyordu. Bebeğini kaybetme korkusu, utanç ve kovulma korkusundan daha güçlüydü.
2. Kapıdan Kovulmak
Otomatik kapılardan içeri girdi. Lobinin sıcaklığı onu bir battaniye gibi sardı. Bir an gözlerini kapadı, o kutsal sıcaklığa teslim oldu. Resepsiyonun başında kusursuz giyimli, makyajlı bir genç kadın vardı. Bilgisayardan başını kaldırdı, Elif’i süzdü. Yüzünde tiksinti ve küçümseme. Böyle kirli bir kadının bu zenginlik tapınağına girmeye cesaret etmesi ona utanç veriyordu.
Elif sendeleyerek tezgaha yaklaştı. Hamile olduğunu, kasılmaları olduğunu, korktuğunu anlattı. Muayene edilmesi için yalvardı. En azından bebeğin iyi olup olmadığını söylemeleri için. Resepsiyonist soğuk bir şekilde dinledi. Sonra özel sigortası olup olmadığını veya nakit ödeyip ödeyemeyeceğini sordu. Bir muayene 5.000 liraydı. Yatış on binlerce. Doğum yüz binlerce. Elif’in hiçbir şeyi yoktu; ne parası, ne sigortası, ne geçerli bir kimliği. Hayatı birkaç ay önce çöktüğünde her şeyi çalınmıştı.
Resepsiyonist sahte bir gülümsemeyle maddi imkanları olmadan yardımcı olamayacağını söyledi. Bir devlet hastanesinin acil servisine gitmesini önerdi. “Burası özel bir hastane, hayır kurumu değil,” dedi. Elif gözyaşlarıyla, devlet hastanelerinin onu reddettiğini, gidecek yeri kalmadığını açıklamaya çalıştı. Elleri parlak mermer tezgahın üzerinde titriyordu.
Resepsiyonist omuz silkti, güvenlik görevlilerine işaret etti. Siyah üniformalı iki iri adam yaklaştı, onu dışarı çıkarmaya hazırdı. O anda Elif karnında keskin bir ağrı hissetti. İnleyerek dizlerinin üzerine çöktü. Kasılmalar çok daha yoğun hale gelmişti. Bir şeyler çok yanlıştı.

3. Koridorun Sonundaki Adam
Resepsiyonist telaşlandı ama Elif için endişelenmiyordu; kliniğin tertemiz lobisinde çirkin bir sahne yaşanmasından korkuyordu. Güvenlik görevlileri ne yapacaklarını bilemeden durdu. O anda koridorun sonunda bir adam belirdi. Şık takım elbiseli, şakaklarında zarif grilikler olan uzun boylu bir adam. Hastanenin sahibi Kerem Öztürk, Türkiye’nin en zengin insanlarından biri. Nadiren kamuoyu önüne çıkan, ketum bir milyarder.
Kerem Öztürk o gece hastanede olmamalıydı. İşlerini genellikle cam kulelerdeki ofislerinde yürütürdü. Ama o akşam bir şey onu oraya çekmişti. Belki nostalji, belki açıklanamaz bir dürtü. Bu hastane, 20 yıl önce açtığı ilk hastaneydi. Her yıl doğum gününde gece buraya gelir, aradığı huzuru bulmaya çalışırdı. O gece, lobisinin zemininde çökmüş hamile bir kadın buldu.
Kerem yavaşça yaklaştı. Kadının kirli kıyafetlerini, büyük karnını, yanaklarından akan gözyaşlarını gördü. Ama hepsinden önemlisi, diğerlerinin fark etmediği bir şeyi gördü: Haysiyet. Perişan kıyafetlerine ve çaresizliğine rağmen, o kadının gözlerinde sönmemiş bir ışık vardı. Dilenmiyordu; kendisi için değil, bebeği için yalvarıyordu.
4. Milyonerin Kararı
Kerem resepsiyoniste yaklaştı. Sakin ama keskin bir sesle ne olduğunu sordu. Resepsiyonist, Elif’in kliniğin iyiliğinden yararlanmaya çalışan bir dilenci olduğunu, parası veya sigortası olmadığını, dışarı çıkarılmak üzere olduğunu açıkladı. Kerem sessizce dinledi. Sonra cebinden siyah bir kart çıkardı. Sadece kurucu üyelerin sahip olduğu bir kartı tezgaha koydu.
Resepsiyonist karta baktı, sarardı. Gözleri büyüdü, özür dilemeye başladı. Kerem sesini yükseltmedi, sahne yaratmadı. Sadece o kadının en büyük özenle hastanenin en iyi suitinde tedavi edileceğini, tüm masrafların bizzat kendisi tarafından karşılanacağını söyledi. Resepsiyoniste bakarak ekledi: Ertesi gün klinikte insanlara nasıl davranıldığı hakkında bir konuşma olacaktı.
5 dakikadan kısa sürede Elif, bir sedyede hastane tarihinin en önemli hastasıymış gibi tedavi eden doktorlar ve hemşirelerle çevrilmişti. Çünkü o an gerçekten öyleydi. Kerem onun koridorda kaybolmasını izledi. Sonra boş lobiye döndü. Gidebilirdi; görevini yapmıştı. Bir kadını ve doğmamış bir çocuğu soğukta geçecek bir geceden kurtarmıştı.
Ama bir şey onu orada tutuyordu. Kendine açıklayamadığı bir merak. O kadın kimdi? Bu duruma nasıl düşmüştü? Ve ona bakarken neden yıllardır hissetmediği bir sıkışma hissetmişti kalbinde? Kerem’in bir insanın isteyebileceği her şeyi vardı: para, güç, saygınlık. Ama ruhunda devasa bir boşluk vardı; tüm servetinin dolduramadığı bir boşluk. 10 yıl önce ölen bir eş ve onunla birlikte kaybettiği doğmamış çocuğu. O günden beri Kerem kendini işe vermiş, bir tıbbi imparatorluk kurmuştu. Ama geceleri lüks dairesinde yalnız kaldığında kalbindeki boşluk hep aynı büyüklükteydi.
Şimdi hamile ve çaresiz bir yabancıya bakarken, uzun zamandır hissetmediği bir şey hissediyordu. Daha fazlasını öğrenmesi gerektiğini hissediyordu. O kadının hikayesinin önemli olduğunu hissediyordu. Kerem Öztürk lobideki koltuklardan birine oturdu ve bekledi.
5. Elif’in Hikayesi
Kerem Elif Yılmaz’ın tam hikayesini sabaha doğru öğrendi. Doğrudan ondan değil; Elif hastanenin lüks suitinde sakinleştirici altında uyuyordu. Tıbbi ekip tarafından sürekli izleniyordu. Doktorların hazırladığı dosyadan öğrendi.
Elif, Antalya’daki bir yetimhanede büyümüştü. Doğumda terk edilmiş, ebeveynleri onu hiç aramamıştı. Çocukluğu soğuk odaların, kıt yemeklerin ve hayallerin art arda gelmesiydi. Ama Elif bir savaşçıydı. Liseyi iyi notlarla bitirmiş, İstanbul’daki bir üniversiteye burs kazanmış, zorla bir hayat kurmuştu. Bir devlet hastanesinde hemşire olarak çalışmış, küçük ama kendine ait bir stüdyo dairede yaşamış ve mutlu olabileceğine inanmaya başlamıştı.
Sonra onu tanımıştı. Çekici, vaatlerle dolu bir adam. Daha önce hiç sevgiyi tanımamış Elif, delice aşık olmuştu. Hamile kaldığında aile hayalinin gerçekleştiğini sanmıştı. Ama adamın bir karısı ve iki çocuğu olduğu ortaya çıkmıştı. Elif’e hamile olduğunu söylediğinde adam hiç var olmamış gibi hayatından kaybolmuştu.
Utanç ve acı Elif’i aşağı doğru bir spirale itmişti. İşini kaybetmişti. Kirayı ödeyemediği için dairesini kaybetmişti. Bir parkta bir bankta uyurken belgelerini kaybetmişti. Birkaç ay içinde Elif, normal bir hayattan sokağın kabusuna geçmişti. Bulabildiği yerde uyuyor, bulabildiğini yiyor ve doğmamış çocuğunu onu istemeyen bir dünyadan korumaya çalışıyordu.
6. Bir Dostluk Doğuyor
Kerem dosyayı üç kez okudu. Her sayfada öfkesinin arttığını hissetti. Elif’e karşı değil, çalışkan ve düzgün bir kadının kimse elini uzatmadan bu kadar düşmesine izin veren sisteme karşı. O sabah kış güneşi kliniğin devasa pencerelerinden süzülmeye başladığında Kerem bir karar verdi. Elif’in doğumdan sonra sokaklara dönmesine izin vermeyecekti.
Elif’in uyuduğu suite sessizce girdi. O da aydınlık ve sıcaktı. Çiçeklerle ve son teknoloji tıbbi cihazlarla doluydu. Elif o büyük yatakta küçük ve kırılgan görünüyordu. Karnı beyaz battaniyenin altında ritmik olarak yükselip alçalıyordu. Kerem yatağın yanındaki bir sandalyeye oturdu ve bekledi.
Elif birkaç saat sonra uyandığında ilk sözleri panik doluydu. Neredeydi? Ne olmuştu? Bebek iyi miydi? Kerem onu nazikçe sakinleştirdi. Güvende olduğunu, bebeğin mükemmel sağlıklı olduğunu, hiçbir şey için endişelenmesine gerek olmadığını açıkladı. Elif şaşkınlıkla baktı. Dünyanın en normal şeyiymiş gibi yatağının yanında oturan o şık adamın kim olduğunu anlamaya çalıştı.
Kerem basit ve doğrudan açıkladı: hastanenin sahibi olduğunu, önceki gece onu lobide gördüğünü, ona bakılmasını emrettiğini ve onun ile bebeğin ihtiyacı olan her şeye sahip olduğundan emin olmak istediğini söyledi. Elif ağlamaya başladı. Üzüntüden değil, hayretten. Tüm hayatı boyunca kimse ona karşılık beklemeden bu kadar büyük bir iyilik göstermemişti. Nasıl tepki vereceğini bilmiyordu.
Kerem nazikçe gülümsedi ve hiçbir şey söylemesine gerek olmadığını söyledi. Bazen hayat beklenmedik yollarla yardım sunar ve yapması gereken tek şey kabul etmektir.
7. Birlikte Doğmak
İzleyen günlerde yalnız milyoner ile evsiz kadın arasında garip bir bağ oluştu. Kerem her gün hastaneye geliyor, Elif’in yatağının yanında saatler geçiriyordu. Her şey hakkında ve hiçbir şey hakkında konuşuyorlardı. Onun yetimhanedeki çocukluğu ve gençlik hayalleri hakkında, okudukları kitaplar ve görmek istedikleri yerler hakkında.
Elif, Kerem’de zenginler hakkında hayal ettiğinden tamamen farklı birini keşfetti. Kibirli veya mesafeli değildi. Hayattan yaralanmış, paranın satın alamayacağı bir şeyi arayan yalnız bir adamdı. Ve Kerem, Elif’te daha da değerli bir şey keşfetti: umut. En zor sınavlardan geçmiş ve hala iyiliğe inanan bir kadın. Yenilmeyi reddeden bir savaşçı.
Günler geçtikçe ikisi de karşılaşmalarının tesadüf olmadığını hissetmeye başladı. Hastane lobisindeki geceden iki hafta sonra Elif doğum sancılarına girdi. Zamandan üç hafta erkendi ama doktorlar her şeyin kontrol altında olduğunu ve bebeğin doğmak için yeterince gelişmiş olduğunu güvence verdiler.
Kerem oradaydı. Bekleme salonunda müstakbel bir baba gibi gergin bir şekilde bir o yana bir bu yana yürüyordu. Orada bulunmak için hiçbir hakkı yoktu. Elif için kimse değildi. Sadece zor bir anda yardım etmiş bir yabancı. Ama gidemiyordu. Evde oturup telefon bekleyemiyordu. Orada olmak, Elif ve bebeğin iyi olduğunu bilmek zorundaydı.
Doğum hızlı ama yoğun geçti. 3 kiloluk, siyah saçlı, büyük ve meraklı gözlü bir kız bebek koridorlarda yankılanan güçlü bir çığlıkla dünyaya geldi. Kerem sonunda odaya alındığında Elif’i şimdiye kadar gördüğü en harika şeyi kucağında tutarken buldu. Bebek annesinin göğsünde huzurla uyuyordu ve Elif ona nefes kesici saf bir sevgiyle bakıyordu.
Kerem duygudan bunalmış, yavaşça yaklaştı. O anda anne ve çocuğa bakarken 10 yıldır hissetmediği bir şeyi hissetti. Kendi ailesini kaybettiğinden beri ait olduğunu hissetti. Elif başını kaldırdı ve ona gülümsedi. Yorgun ama ışıltılı bir gülümseme. O gülümsemede Kerem hayal etmeye cesaret edemediği bir gelecek gördü.
8. Tehdit ve Cesaret
Hayatın işler yolunda görünmeye başladığında her şeyi karmaşıklaştırma şekli vardır. Doğumdan iki gün sonra bir adam hastane resepsiyonunda Elif’i görmek istediğini bildirdi. Şık giyimli, kibrin sınırında bir özgüvenle. Avukat olduğunu ve hastayla acil bir konuyu görüşmesi gerektiğini söyledi.
Kerem yabancıyı fark etti ve içgüdüsel olarak bir şeylerin ters olduğunu hissetti. Elif’in odasına kadar onu gizlice takip etti ve dışarıda durarak dinledi. Duyduğu şey onu şok etti. Avukat çok zengin ve çok güçlü bir adam adına gelmişti. Elif’in bebeğinin babası olan biri. Ama o terk edip kaçan adam değil, başka biri. Hikaye karmaşık ve karanlıktı.
Elif’e kur yapan, hamileliği öğrenince kaybolan adam aslında Türkiye’de ünlü bir emlak patronunun oğluydu. Patron yeni doğan torununu öğrenince onu talep etmek istiyordu. Elif’i değil, sadece çocuğu. Avukat bir teklif sundu: Elif ebeveynlik haklarından vazgeçmesi karşılığında önemli bir miktar para alacaktı. Bebek babasının ailesi tarafından lüks ve bolluk içinde büyütülecekti.
Elif taş kesilmiş bir yüzle dinledi. Avukat bitirdiğinde tek bir kelime söyledi: “Hayır.” Avukat ısrar etti, çocuğun iyiliği için kabul etmesinin daha iyi olacağını anlattı. Elif sözünü kesti. Sesi sakin ama ustura gibi keskindi. “Bebeğim satılık değil. Ne kadar para teklif edilirse edilsin, çocuğumu asla terk etmeyeceğim. Terk edilmenin ne demek olduğunu biliyorum ve bunu kendi kızıma yapmayacağım.”
Avukat gitti ama gitmeden önce ince bir uyarı bıraktı. Müvekkilinin “hayır” duymaya alışık olmadığını ve güçlü insanların istediklerini elde etmenin güçlü yolları olduğunu söyledi.
9. Birlikte Savaşmak
Kerem odaya girdi. Elif ağlıyordu, bebeğini sıkıca göğsüne bastırarak. Kerem ilk kez gözlerinde gerçek korku gördü. Yanına oturdu, her şeyi dinledi. Onu aldatan adam, vicdansız ve güçlü ailesi, onun için önemli olan tek şeyin elinden alınacağı korkusu hakkında. O anda Kerem Öztürk hayatının en önemli kararını verdi: Kimsenin Elif’e veya bebeğine zarar vermesine izin vermeyecekti.
Parası, gücü, bağlantıları vardı ve onları korumak için hepsini kullanacaktı. Çünkü o haftalarda farkına varmadan aşık olmuştu. İzleyen aylar her cephede bir savaştı. Biyolojik babanın ailesi, Kaya ailesi, avukatın vaadettiği kadar güçlü ve acımasızdı. İnce baskılarla başladılar. Elif’in uygun bir anne olup olmadığını kontrol eden çocuk koruma yetkililerinden beklenmedik ziyaretler, tehdit telefonları, basında çıkan haberler.
Ama Elif artık yalnız değildi. Kerem düşmanlar ne kadar acımasızsa o kadar güçlü bir müttefik olduğunu kanıtlamıştı. En iyi avukatları tutmuş, Kaya ailesinin kirli işleri hakkında kanıt toplayan özel dedektifler için para ödemişti. Karalama makalelerini durdurmak için etkisini kullanmıştı.
Dahası, Kerem Elif’in beklemediği bir şey yaptı. Ona evlenme teklif etti. Romantik bir teklif değildi; yüzükler ve diz çökmelerle değil, Elif ve bebeği, Zeynep adını koyduğu kızı, Kerem’in sunduğu lüks dairede kaldıkları bir akşam içten bir konuşmaydı. Aralarındaki bir evliliğin her şeyi yasal olarak değiştireceğini açıkladı. Onun eşi olarak Elif artık evsiz bir kadın olarak saldırıya uğrayamazdı. Kerem Öztürk’ün evlat edinilmiş kızı olarak Zeynep kimse tarafından talep edilemezdi.
Elif ona uzun uzun baktı, gözlerinde gizli bir çıkar izi aradı. Samimiyet ve evet, sevgiden başka bir şey bulamadı. Henüz kabul etmeye cesaret edemese de onun da hissettiği bir sevgi kabul etmişti. Koruma için değil, para için değil, o aylarda Kerem’in sahip olmadığı aile olduğu için.
Düğün mütevazıydı. Sadece birkaç tanık ve ofisinde töreni kıyan bir yargıç. Ama Elif ve Kerem için hayatlarının en önemli anıydı.
10. Zafer ve Yeni Hayat
Kaya ailesi kolayca pes etmedi. Velayet davası aylarca sürdü. Suçlamalar ve karşı suçlamalar, karmaşık ifadeler ve kanıtlarla. Ama Kerem’in avukatları daha iyiydi ve Kaya ailesine karşı toplanan kanıtlar yıkıcıydı. Emlak işlerinin dolandırıcılık ve yolsuzluk üzerine kurulu olduğu ortaya çıkmıştı. Zeynep’in biyolojik babasının ailesinin parayla örtbas ettiği aile içi şiddet geçmişi oldu. Patronun kendisi uluslararası düzeyde kara para aklama soruşturması altında.
Zeynep’in doğumundan neredeyse bir yıl sonra bir bahar gününde yargıç nihai kararı açıkladı. Elif tam velayeti elinde tutacaktı. Kaya ailesinin çocukla iletişime geçme hakkı yoktu. Biyolojik baba başka suçlamalar nedeniyle cezaevinden muhtemelen asla ödemeyeceği nafaka ödemeye mahkum edilmişti.
Elif kararı duyduğunda ağladı. Kerem onu mahkeme salonunda herkesin önünde, kameralar ve gazetecilere aldırmadan kollarına aldı. Savaş kazanılmıştı ama gerçek zafer daha yeni başlıyordu.
11. Mutlu Son ve Miras
Hamile ve çaresiz bir kadının özel bir kliniğin lobisine girdiği geceden 5 yıl geçmişti. Şimdi güneşli bir Haziran sabahında Elif Öztürk, Tarabya’daki villasının terasında durmuş, kızının neşeyle havlayan köpek yavrusuyla bahçede koşmasını izliyordu. Zeynep 5 yaşındaydı ve Elif’in gördüğü en güzel ve en zeki küçük kızdı. Kerem elinde iki kahve fincanıyla Elif’in yanında belirdi. Saçları artık şakaklarda daha beyazdı ama gözleri 5 yıl önce olmayan bir ışıkla parlıyordu.
Elif yeni bir kariyer kurmuştu. Kerem’in desteğiyle hemşirelik mesleğine dönmüş, sonra eğitimine devam ederek ebe olmuştu. Şimdi o kış gecesinde kurtarıldığı klinikte çalışıyor, diğer kadınların güvenlik ve onur içinde bebek dünyaya getirmesine yardım ediyordu.
Kerem, Elif adına zor durumdaki hamile kadınlara yardım etmeye adanmış bir vakıf kurmuştu. Barınaklar, danışmanlık, ücretsiz tıbbi yardım. 5 yılda vakıf, binlerce kadının Elif’in o aralık gecesinde düştüğü noktaya düşmemesine yardım etmişti.
Zeynep sevgiyle çevrili büyüyordu. Doğumunun tam hikayesini henüz bilmiyordu. Ama dünyanın en iyi annesine ve onu taparcasına seven bir babaya sahip olduğunu biliyordu. Bir gün yeterince büyüdüğünde ebeveynleri ona her şeyi anlatacaktı ve ailenin her zaman doğduğun aile olmadığını, bazen seçtiğin ve seni seçen aile olduğunu anlayacaktı.
O gece Elif’i kovan resepsiyonist ertesi gün işten çıkarılmıştı. Kerem bunun hastalara kötü davrandığı ilk seferi olmadığını öğrenmiş ve böyle insanların kliniklerinde yeri olmadığına karar vermişti. Kaya ailesi kamuoyu skandalından sonra dağılmıştı. Patron cezaevinde ölmüş, biyolojik baba yurt dışına kaçmış, ailenin geri kalanı kendi sorunlarıyla uğraşıyordu.
Bazen Elif hayatını değiştiren o geceyi düşünüyordu. Dışarıdaki soğuğu ve lobideki sıcaklığı, ruhundaki çaresizliği ve hiç yoktan onu kurtarmak için beliren şık adamı. Kadere ya da mucizelere inanmıyordu. Ama insanların iyiliğine inanıyordu ve en karanlık anında biri sana elini uzattığında yapabileceğin tek şeyin o eli tutup ilerlemeye devam etmek olduğunu biliyordu.
Kerem onu daha sıkı sardı ve kulağına onu sevdiğini fısıldadı. Elif gülümsedi ve aynı şekilde karşılık verdi. Bahçede Zeynep bir çiçek bulmuş, mutluluktan parlayan yüzüyle onlara göstermek için koşuyordu.
Hikayeleri bitmemişti. Daha yeni başlıyordu ve güzel bir hikaye olacaktı.
News
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा भी नहीं था
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा…
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği . . . Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk: Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet…
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler . . . Başlangıç: Bir Tatbikat ve Bir Meydan…
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü . . . Türk Hademe – “Köpeğim Ol”…
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया!
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया! . . . कनाडा…
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story . . . इंस्पेक्टर…
End of content
No more pages to load


