GEMİ YOLA ÇIKTI VE 5 YETİMİ GERİDE BIRAKTI… MİLYONER ÇİFTÇİLER 1 KARAR VERENE KADAR
.
.
.
Gemi Yola Çıktı
Gemi kalkış yaptı ve arkasında beş öksüz çocuk bıraktı. Ta ki milyoner çiftlik sahipleri bir karar alana dek. Gemi düdüğü, Temmuz ayının buz gibi bir sabahında İzmir limanında yankılandı. Beş küçük çocuk ise ahşap iskelede çaresizce ağlıyordu. Onları Ankara’daki yeni evlatlık ailelerine götürecek olan vapur, onları almadan kalkmıştı. Geride yalnızca gözyaşlarının yankısı, martı sesleri ve uzaktan gelen limana ait makine gürültüleri karışmış halde kalmıştı.
İşte tam o sırada, zarif arabasının üzerinde tekerlekli sandalyesinde oturan Ayşe Yılmaz, hayatını sonsuza dek değiştirecek o sahneye tanık oldu. En büyüğü 12 yaşından fazla görünmeyen beş çocuk, hayatlarında kalan tek gerçek şeymiş gibi birbirlerine tutunuyorlardı. En küçükleri, 4 yaşından büyük olmaması gereken sarışın bir kız çocuğu, yavaşça uzaklaşan gemiye doğru kollarını uzatarak hıçkırıyordu.
Mehmet, “Arabayı durdur,” diye rica etti Ayşe, duygu yüklü sesiyle kocasına. Mehmet Yılmaz, fötür şapkalı, iyi dikilmiş takım elbiseli, uzun boylu bir adamdı. Dizginleri sıkıca tuttu ve endişeyle karısına baktı. Ayşe’nin sesindeki o tonu tanıyordu. Çevrelerindeki her şeyi değiştiren kararlar aldığında kullandığı tonun aynısıydı.
Ayşe, “Limandaki her soruna karışamayız,” diye temkinli ama sert olmayan bir şekilde konuştu. Mehmet, “Bu tür durumların ne kadar karmaşık olabileceğini biliyorsun,” dedi. Ama Ayşe artık onu dinlemiyordu. Mavi gözleri, o kadar kaybolmuş ve savunmasız görünen beş küçük figüre dikilmişti. Bir zamanlar onu tekerlekli sandalyeye mahkum eden kazadan önce hemşire olan kırmızı ipek elbiseli kadın, annelik içgüdüsünün her zerresinin harekete geçmek için haykırdığını hissediyordu.
Zeynep, “Bir battaniye getir,” diye talimat verdi Ayşe, onlara eşlik eden hizmetçiye. “Sen de Mehmet, hemen şimdi bu arabadan inmeme yardım et.” Çiftlik sahibi iç çekti. Karısının kararlılığını iyi biliyordu. 15 yıllık evlilikleri boyunca Ayşe Yılmaz’ın bir doğa gücü olduğunu ve bir şeye karar verdiğinde onu vazgeçirmeye çalışmaktansa desteklemenin daha iyi olduğunu öğrenmişti.
Mehmet, tekerlekli sandalyeyi hazırlarken Ayşe, çocuklara daha yakından baktı. Hepsi kızdı ve basit ama temiz giysileri, yoksulluk içinde bile gösterilmiş bir özeni anlatıyordu. Siyah saçları örgülü, esmer tenli en büyük kız, kendisi gözyaşlarına karşı savaşırken küçükleri teselli etmeye çalışıyordu.
“Ağlamayın kızlar,” diyordu en büyük kız, güçlü çıkmaya çalışan bir sesle. “Bir çaresini buluruz. Her zaman bir çaresini buluruz. Değil mi?” Ayşe’nin yüreği sızladı. O kız da, evlilikten önce şehir hastanesinde kimsesiz hastalara bakarak çok çalıştığı gençliğindeki halini hatırlatan bir şey vardı. Nihayet tekerlekli sandalyesiyle çocukların yanına yaklaşabildiğinde Ayşe, hepsinin ürkek hayvanlar gibi biraz geri çekildiğini fark etti. En büyük kız, diğerlerinin önüne geçti. Gözleri tetikte ve şüphe doluydu.
“Korkmayın,” diye yumuşak bir sesle konuştu Ayşe, avuçlarını açarak uzatarak. “Sadece sizinle konuşmak istiyorum. Siz sosyal hizmetlerden değilsiniz, değil mi?” diye sordu en büyük kız, yaşına göre fazla eski görünen bir güvensizlik yüklü sesiyle. “Hayır canım, benim adım Ayşe. Bu da kocam Mehmet. Siz o gemiyi mi bekliyordunuz?” Bu basit soru, beş kızın da yeniden ağlamaya başlamasına yetti. En büyüğü, yıpranmış elbisesinin koluna sildi burnunu ve başını sallayarak onayladı. “Ankara’ya gidecektik,” diyebildi. Hıçkırıklar arasında, “Bizi evlat edinecek bir aile vardı. Hepimizi birlikte. Ama evrak işlerinden sorumlu adam kayboldu ve gemi bizi almadan kalktı.”

Ayşe ve Mehmet, anlam yüklü bir bakış değiştirdi. İkisi de limanlarda kaybolan, köle işçiliğe ya da daha kötüsüne satılan çocukların hikayelerini biliyordu. Bu beş kızın böyle bir kaderi olabileceği fikri Ayşe’nin tüylerini diken diken etti. “Adlarınız ne?” diye sordu Ayşe. Sesini sakin tutmaya çalışarak, “Ben Elif’im,” diye cevapladı en büyükleri. “Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı. “Peki nerede kalıyordunuz?” diye sordu. Sessizce yanlarına yaklaşmış olan Mehmet, “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Adlarımız ne?” diye sordu Elif. “Ben Elif’im. Bunlar da kız kardeşlerim. Selin, Ceren, Gül ve şuradaki küçük olan da Büşra.”
Ayşe, Elif’in “kız kardeşlerim” derken neredeyse annelik dolu bir koruyuculukla söylediğini fark etti. Hepsi kan kardeşi değildi. Fiziksel farklılıklardan belliydi. Ama terk edilmişlik ve paylaşılan acının ancak yaratabileceği bir şekilde aile olmuşlardı.
Peki nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe. “Şefkat yetiştirme yurdunda,” diye cevapladı Elif. “Ama geçen ay kapandı. Birçok çocuk başka yerlere gönderildi. Biz beşimiz hep birlikte kaldık. Küçücükken beri.”
Peki, nerede kalıyordunuz? diye sordu Ayşe.
News
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा भी नहीं था
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा…
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği . . . Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk: Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet…
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler . . . Başlangıç: Bir Tatbikat ve Bir Meydan…
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü . . . Türk Hademe – “Köpeğim Ol”…
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया!
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया! . . . कनाडा…
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story . . . इंस्पेक्टर…
End of content
No more pages to load






