Uzak Şehir 53. Bölüm 2. Fragmanı | Sadakat, Boran’ın korkunç gerçek kimliğini ortaya çıkarır

.
.
.

UZAK ŞEHİR

Kayıp, İhanet ve Bir Annenin Sırrı

Bölüm 1 – Kayıp

Gece, şehrin üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü. Malikânenin yüksek duvarları arasında yankılanan adımlar, yaklaşan fırtınanın habercisi gibiydi.

Cihan, büyük salonun ortasında bir o yana bir bu yana yürüyordu. Nefesi düzensizdi. Ellerini saçlarının arasından geçiriyor, masaların üzerindeki eşyaları savuruyor, önüne çıkan her sandalyeyi tekmeliyordu.

“Alya nerede?” diye haykırdı.

Sesi mermer duvarlardan yankılanarak geri döndü.

Güvenlik görevlileri başları öne eğik duruyordu. Kimse cevap vermeye cesaret edemiyordu.

“Bu şehirde nasıl kaybolur bir insan? Yanında adamlar vardı!” Cihan duvara yumruğunu indirdi. Derisi yarıldı ama acıyı hissetmedi bile.

Tam o sırada arkasından sakin ama titreyen bir ses duyuldu.

“Cihan…”

Sadakat.

Malikânenin gerçek gücü. Ailenin omurgası. Yılların acısını yüzünde taşıyan ama bakışları hâlâ çelik gibi sert olan kadın.

Oğluna yaklaştı. Ellerini tuttu.

“Oğlum sakin ol. Umutsuzluk onu geri getirmez. Nefes al.”

“Sakin mi olayım?” Cihan annesinin ellerini çekip geri adım attı. “Bunun arkasında Boran var! O lanet adam her şeyini kaybetti. Şimdi de bana en değerli şeyi kaybettirmek istiyor!”

Sadakat’ın yüz kasları gerildi.

“Kızı bulacağız. Adamlarımız sokaklarda.”

“Alya acı çekemez anne. Bunu hak etmiyor. Eğer ona bir şey olursa ya da…”

Cümle yarım kaldı.

Sadakat gözlerini daralttı.

“Ya da ne, Cihan? Bilmediğim bir şey mi var?”

Cihan bakışlarını kaçırdı.

“Hiçbir şey.”

O sırada kapı aniden açıldı.

Şahin sendeleyerek içeri girdi. Yüzü morarmış, kaşında derin bir kesik vardı. Nefes nefeseydi.

“Boran’ı buldum…” dedi kanı silerken. “Onu durdurmaya çalıştım.”

Cihan bir anda yanına koştu.

“Neredeler?”

“Ecmel yardım ediyor. Güneydeki eski çiftliğe gittiler. Babamın kaçakçılık yollarını kullanıyorlar.”

Cihan’ın gözleri karar verdi.

Hiç düşünmedi. Silahını aldı ve kapıya yöneldi.

“Cihan bekle!” Sadakat bağırdı. “Plansız gitmek tehlikeli. Kaya’nın adamları yolda—”

“Bir saniye bile beklemem!”

Ve çıktı.


Eski Çiftlik

Rüzgâr sertti. Çiftliğin etrafındaki kuru otlar uğulduyordu.

Cihan ve Şahin arabadan atladılar. Silahlar çekildi.

Kapı tekmeyle açıldı.

“Alya!” Cihan’ın sesi boş odalarda yankılandı.

Ev boştu.

Masada yarım kalmış yemek. Devrilmiş sandalyeler. Aceleyle terk edilmiş bir yer.

“Çok geç kaldık!” Cihan masayı tekmeledi.

Şahin düşünmeye çalıştı. Gözlerini kapadı.

“Bayılmadan önce duydum… büyük bir kamyondan bahsediyorlardı. Normal kontrol noktasında durdurulmayacak bir yük kamyonu.”

Cihan’ın yüzü değişti.

“İhracat yolu…”

Göz göze geldiler.

“Sınır.”


Sınır Yolu

Cihan arabayı son hız sürüyordu.

“Kaya!” diye bağırdı hoparlörden. “Ecmel’in şirketlerine ait tüm kargo kamyonlarını durdurun. Alya içeride olabilir!”

“Anlaşıldı,” dedi Kaya. “Ana kontrol noktasına gidiyoruz.”

Dakikalar sonra çakıllar savruldu.

Issız bir yol kenarında büyük bir kamyon duruyordu.

Ecmel ve Boran konuşuyordu.

Cihan kapıyı açmadan atladı.

“Durun!”

Silahını doğrulttu.

“Alya’yı bırak!”

Boran döndü. Yüzü yorgun ama gözleri delirmişti.

“Teslim olmayacağım, Cihan. Hele Alya’yı asla.”

Tam o anda kamyonun arkasından bir ses geldi.

Metal sürtünmesi.

Kapı tekmelendi.

Alya yere atladı.

“Cihan!”

Bir anlık umut.

Ama Boran daha hızlıydı.

Alya’yı yakaladı. Silahı şakağına dayadı.

“Bir adım daha atma!”

Cihan’ın eli titredi.

“Boran, yapma.”

“Eğer benim olmayacaksa kimsenin olmayacak!”

Tam o sırada far ışıkları göründü.

Arabadan inen ilk kişi Kaya değildi.

Sadakat’tı.

Cihan şok oldu.

“Anne, geri dur!”

Ama Sadakat oğlunu dinlemedi.

Yavaşça Boran’a yürüdü.

“Oğlum… bırak kızı.”

“Geri dön anne!”

Sadakat durmadı.

Ve o cümleyi söyledi.

“Alya, Cihan’ın çocuğuna hamile.”

Zaman durdu.

Boran’ın eli titredi.

Cihan dondu.

Alya gözyaşlarına boğuldu.

“Ne dedin?” Cihan fısıldadı.

“Testi malikanede buldum,” dedi Sadakat. “Sırrı korudum. Ama artık bu bebeğin hayatı senin elinde Boran.”

Boran’ın yüzü çöktü.

Silah gevşedi.

Alya serbest kaldı ve Cihan’a koştu.

Ama o an, kıskançlık ve delilik geri döndü.

Boran silahı tekrar kaldırdı.

“Cehenneme gidersem yalnız gitmem!”

Tetiğe bastı.

Patlama sesi geceyi yırttı.

Sadakat kendini Alya’nın önüne attı.

Kurşun göğsüne saplandı.

“Anne!”

Cihan’ın çığlığı sınır taşlarına çarptı.

Sadakat yere düştü.

Boran silahı elinden düşürdü.

“Ne yaptım ben…”

Kaya ve adamları onu yere yatırdı.

Ecmel kaçmaya çalıştı ama Şahin yakaladı.

Cihan diz çöktü.

“Anne gözlerini kapatma…”

Ambulans sirenleri uzaktan duyuluyordu.

Ve Uzak Şehir’in kaderi o gece sonsuza dek değişti.


DEVAM EDECEK…