YOLDA İKİ GENÇ KIZA YARDIM ETTİ… AMA BABALARI HAYATINI MAHVEDEN ADAMDI

.
.
.

Yolda İki Genç Kıza Yardım Etti… Ama Onların Babası Hayatını Mahveden Adamdı

Seul, Güney Kore – 13 Eylül 2006 akşamı saat 7 civarı. Murat Yılmaz, yoğun yağmur altında E5 karayolunda ilerlerken, gözleri önündeki yoldan çok, yol kenarında iki figüre takıldı. Yağmur şiddetle yağıyor, rüzgar sertçe esiyor ve şimşekler gökyüzünü aydınlatıyordu.

İki genç kadın, 20’li yaşların başında, ikizler gibi görünen kızlar, yol kenarında yürüyordu. Kırmızı elbiseleri, acımasızca yağan yağmurla bedenlerine yapışmış, saçları ıslak ve dağınıktı. Tam o sırada, biri umutsuzca el salladı. Murat, yavaşladı ve aracını birkaç metre ileride durdurdu. Dikiz aynasından yüzlerine yapışmış sarı saçlarıyla titreyerek koşarak yaklaşan ikiliyi izledi.

“Lütfen efendim, bizi bir yere bırakabilir misiniz?” diye bağırdı biri. Murat, camı açar açmaz, “Arabamız iki saat önce bozuldu ve telefon sinyalimiz yok,” dedi. Bir an tereddüt etti. 52 yaşında, ailesine karşı temkinli olmayı öğrenmişti. Ama yağmur gittikçe şiddetleniyor, kızlar gerçekten çaresiz görünüyordu. “Tabii, daha da ıslanmadan hemen binin,” diyerek kapıları açtı.

İkizler, arka koltuğa tırmandılar. Soğuktan birbirlerine çarpan dişleri arasından teşekkür ettiler. Murat, kaloriferi sonuna kadar açtı ve arabada bulundurduğu birkaç havluyu uzattı.

“Ben Murat,” dedi, dikiz aynasını ayarlayarak yüzlerine bakmak için. “Ya siz?”

“Ben Ayşe,” diye cevap verdi biri. Yüzünü kurulayarak ekledi, “Ben de Zeynep.”

Diğeri, neredeyse kardeşinin aynısıydı. “İkisiniz sanırım,” dedi Murat hafifçe gülümseyerek. “Nereye gitmeniz gerekiyor?”

Kızlar bir an tereddütle birbirlerine baktılar. “Aslında Murat Bey, durumumuz biraz karışık,” dedi Ayşe. “Biz biraz evden kaçtık. Babamız çok kontrolcü ve katı. Durum o kadar karmaşık ki…”

“Babamız mı?” diye sordu Murat. “Evet,” dedi Ayşe. “Dün onunla çok kötü bir kavga ettik. Kendimize ait bir hayatımız olmasına izin vermiyor. Sevgili edinemiyoruz. Evden neredeyse hiç çıkamıyoruz. İstanbul’a gitmek istiyoruz, orada biraz dinlenip, hayatımıza yeniden başlamayı planlıyoruz.”

Murat, birkaç dakika sessiz kaldı. Bu bilgiyi zihninde işlerken, kızların gerçekten iyi eğitimli ve bakımlı olduklarını fark etti. Islak bile olsa pahalı kıyafetleri vardı ve konuşmaları, taşra ailesine özgü şiveyle, oldukça düzgün ve kendine güvenliydi.

“Size gerçekten yardım ederim,” dedi Murat. “İsterseniz, sizi güvenli bir yere götürebilirim. İstanbul’a kadar da götürebilirim, yeter ki kendinizi güvende hissedin.”

Kızlar, birbirlerine baktılar ve Murat’ın gözlerindeki samimiyeti fark etti. Ayşe, “Gerçekten mi? Bunu bizim için yapar mısınız?” diye sordu.

“Tabii ki,” dedi Murat. “İşte bu yüzden buradayım. Hayat bazen en beklenmedik yerlerde, en beklenmedik insanlarla karşılaştırır bizi. Bazen en küçük yardım büyük bir fark yaratır.”

İki kız, geceyi Murat’ın önerdiği otelde geçirmeye karar verdiler. Otel, şehir merkezinden uzak, sakin ve temiz bir yerdeydi. Murat, iki oda ödedi ve onları odalarına götürdü. Kızlar, duş alıp kıyafetlerini değiştirdikten sonra, Murat’la birlikte otelin lobisinde oturdular.

“Gerçekten bu kadar mı zor olurdu?” diye sordu Ayşe. “Hayat bazen gerçekten çok karmaşık,” dedi Murat. “Ama önemli olan, doğru olanı yapmaktır. Bu gece, belki de hayatınızın en büyük kararını verdiniz.”

O gece Murat, kızların hikayesini dinlerken, kendi iç dünyasında büyük bir sarsıntı yaşadı. 20 yıl önce, o da benzer acılar yaşamıştı. Babası, ailesine karşı hep katı ve kontrolcüydü. Kendi çocuklarıyla bile iletişim kurmakta zorlanıyordu.

Ama o gece, kızların anlattıklarını dinlerken, kendi geçmişinde de bir kırılma noktası olduğunu fark etti. Bu kızlar, onun hayatındaki en önemli şeyleri yeniden hatırlattı.

Ertesi sabah, Murat otelden ayrılırken, içi huzurla dolmuştu. Artık intikam peşinde değil, affetmenin ve sevginin gücüne inanıyordu.

Bir yıl sonra, Murat yine aynı yolda, aynı karayolundaydı. Ama bu sefer yalnız değildi.

Elif, onun kızı, Ankara’da yaşıyordu. Bir tartışma sonrası ailesinden uzaklaşmış ve kendi yolunu çizmişti. Murat, onunla bağlantı kurmak için uzun zamandır plan yapıyordu. Bu gece, onunla yüzleşecek ve gerçeği anlatacaktı.

Yol boyunca, aklında kızlarına ve kendi hatalarına dair düşünceler vardı. Artık, geçmişin acılarını geride bırakıp, yeni bir başlangıç yapmak istiyordu.

Gözleri önündeki trafik sıkışmıştı ama kalbi özgürleşmişti. Artık, onun da bir ailesi vardı; sevgiyle, affetmeyle ve dürüstlükle kurulan bir ailesi.

Ve sonunda, Murat, kızlarının ve ailesinin yüzüne baktığında, içi huzur ve gururla doldu.

“İşte gerçek güç,” dedi kendi kendine. “Sevgi, affetme ve dürüstlük.”

Ve o gece, Murat, hayatında ilk kez, kendisiyle barışık ve gerçek anlamda özgür bir adam olarak uykuya daldı.

Sevgili dinleyici, bu hikaye bize şunu anlatıyor:
İnsanlar, en masum görünenlerin bile içlerinde büyük sırlar saklayabileceğini unutmamalıyız. Ve gerçek güç, affetmekte, sevgiyle ve dürüstlikle yaşamayı seçmekte yatar.

Bazen en büyük intikam, en büyük güç, affetmek ve sevgiyle ilerlemektir. Çünkü sevgi, her zaman en karanlık geceyi aydınlatır ve en zor yollarda bile umut ışığı olur.

Eğer bu hikaye sizi etkilediyse, lütfen beğenin, paylaşın ve kanala abone olun. Çünkü gerçek hikayeler, bazen en büyük dersleri verir.

Teşekkür ederim.