“Sen Bittin Türk!” – Türk Pilot: “90 Saniye Sonra Konuşalım”

.
.
.

90 Saniyede Ege’nin Efendisi: Yüzbaşı Kaan’ın Hikayesi

1. Bölüm: Ege’de Bir Sabah

Eylül ayının 15’i. Ege Denizi üzerinde berrak bir gökyüzü, mavi sular ve huzurlu bir manzara. Ama bu huzur, sadece turistlerin gözünde vardır. Çünkü Ege, Türkiye ve Yunanistan arasında yıllardır süren bir gerilimin yaşandığı bölgedir. Her gün Türk ve Yunan savaş uçakları bu semalarda devriye uçuşları yapar, radar kilitleri, hava sahası ihlalleri ve tacizler neredeyse rutin hale gelmiştir.

Ankara’da doğmuş, çocukluğundan beri gökyüzüne aşık olan Yüzbaşı Kaan Yılmaz, bugün Ege semalarında görevli F16 pilotudur. Babası emekli bir havacı albay, annesi öğretmendir. Kaan’ın hayali hep pilot olmaktı. İlkokulda okulun bahçesinde uçak geçtiğinde diğer çocuklar oyun oynarken o gökyüzüne bakardı. “Ben büyüyünce pilot olacağım,” derdi ve hayalini gerçekleştirdi.

2. Bölüm: Hayalin Peşinde

18 yaşında Hava Harp Okulu’na girdi. Dört yıl boyunca sabah 5’te kalktı, spor yaptı, ders gördü, uçuş simülasyonlarında ter döktü. Arkadaşlarının bir kısmı pes etti ama Kaan asla bırakmadı. Çünkü bu onun rüyasıydı. 22 yaşında mezun oldu, ilk görev yeri Konya’daki 3. Ana Jet Üssü oldu. İlk gerçek uçuşunda F16’nın kokpitine oturduğunda kalbi çarpıyordu; hem heyecandan hem de korkudan. Ama kalkış yaptığı anda tüm korkuları kayboldu, sadece özgürlük kaldı. Gökyüzü onun evi olmuştu.

12 yıl geçti. Şimdi 34 yaşında, 2000 saatten fazla uçuş tecrübesi var. F16’yı sanki kendi vücudunun bir parçası gibi kullanıyor. Her düğmeyi, her kumandayı gözü kapalı biliyor. Arkadaşları ona “Buz Adam” diyor. Çünkü ne olursa olsun, baskı altında hiç panik yapmıyor. Sesi değişmiyor, yüz ifadesi bozulmuyor.

Bir gün genç bir pilot Kaan’a sormuştu:
“Komutanım, nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsunuz?”
Kaan gülümsemişti.
“Panik düşmanındır. Sen panik yaparsan uçağın kontrolünü kaybedersin. Ama sakin kalırsan her durumda çözüm bulursun. Unutma, uçak seni dinler. Sen ona ne dersen onu yapar. Ama sen paniğe kapılırsan uçak da paniğe kapılır.”

3. Bölüm: Görev Günü

O sabah Kaan saat 6’da kalktı. Duş aldı, tıraş oldu, kahvaltı yaptı. Yeşil uçuş elbisesini giydi, üzerinde Türk Hava Kuvvetleri yaması, isminin yazılı olduğu plaka, Türk bayrağı rozeti. Saat 7.30’da üst komutanlığının toplantı salonundaydı. Albay Murat Demir haritada Ege’yi gösteriyordu.

“Arkadaşlar, bugün Ege’de rutin devriye uçuşu var. Son bir haftadır Yunan aktivitesi arttı. Dört gün önce bir Yunan uçağı hava sahamızı ihlal etti. İki gün önce radar kilidi yaptılar. Dün de taciz ettiler. Bu kabul edilemez. Ama biz de provokasyona gelmeyeceğiz. Kuralları biliyorsunuz. Sakin olun, profesyonel olun ama geri adım da atmayın. Eğer saldırırlarsa savunma hakkımız var. Anlaşıldı mı?”

“Anlaşıldı komutanım,” dedi Kaan ve diğer 12 pilot bir ağızdan.

Albay Kaan’a baktı:
“Kaan, sen bugün alfa lidersin. Sorumlu sensin. Güveniyorum sana.”

“Teşekkür ederim komutanım. Elimizden geleni yapacağız.”

4. Bölüm: Kalkışa Hazırlık

Pilotlar hazırlık odasına geçti. Uçuş ekipmanlarını giydiler. G Suite, hayatta kalma yeleği, kask… Kaan tüm ekipmanını kontrol etti. Her şey yerindeydi. Kaskı sadece koruma değil, iletişim, radar ekranı, hedef gösterme sistemi ile modern savaş uçağının beyni gibi bir şeydi.

Saat 8.30. Kaan ve Wingman Yüzbaşı Emre pistteydiler. İki F16 yan yana dizilmişti. Kaan uçağa bindi, kokpit dar ama her şey elinin altındaydı. Motor kontrolleri, gaz kolu, silahlar… Kaan kontrolleri yaptı. Her şey hazırdı.

Kule izin verdi:
“Alfa 1. Kalkış için hazırsınız.”
“Alfa 1 anlaşıldı. Kalkış yapıyoruz.”

Motor tam güce getirildi. Uçak titremeye başladı. Frenler bırakıldı, uçak piste fırladı, hızla ivme kazandı, kontrol çubuğu hafifçe geriye çekildi, uçak havaya yükseldi. Kalkış başarılıydı. Emre hemen ardından kalktı, iki uçak formasyon oluşturdu.

5. Bölüm: Ege’de Devriye

Uçaklar Ege’ye doğru ilerledi. 20.000 fit irtifada 500 knot hızla. Altlarında Türkiye’nin batı kıyıları geçiyordu. İzmir, Çeşme, Kuşadası… Manzara güzeldi ama Kaan görevdeydi. Denizin üzerindeydiler artık. Mavi Ege güneşin altında parlıyordu. Yunan adaları görünüyordu. Tartışmalı bir bölge.

İlk 30 dakika sakin geçti. Rutin devriye. Kaan radarı sürekli kontrol ediyordu. Emre gökyüzünü gözle tarıyordu.
“Komutanım çok sakin. Sanki tatildeyiz,” dedi Emre espriyle.
Kaan gülümsedi.
“Sakin anlar en tehlikeli anlardır. Dikkatini gevşetme.”
“Anlaşıldı komutanım.”

Ama Kaan’ın içine bir his gelmişti. Bugün bir şey olacaktı, hissediyordu.

6. Bölüm: Taciz Başlıyor

40 dakika. Radar ekranında ani bir sinyal. Yaklaşan bir uçak. Çok hızlı. Doğudan geliyordu, Yunan tarafından.
“Emre, radar. Doğudan yaklaşan bir uçak var.”
“Görüyorum komutanım. Çok hızlı geliyor. Muhtemelen Yunan F16. Pozisyonunu koru. Ben hallederim.”
“Anlaşıldı komutanım.”

Kaan radarı zoom yaptı. Hedef hızla yaklaşıyordu. 550 knot. Saldırgan bir yaklaşmaydı. Kasıtlıydı. Kaan telsizi açtı, üste rapor vermesi gerekiyordu.

“Merkez burası Alfa 1. Yunan uçağı tespit ettik. Yaklaşıyor.”
“Alfa 1. Dikkatli olun. Provokasyona gelmeyin.”
“Anlaşıldı merkez.”

30 saniye sonra Yunan uçağı göründü. Sağ taraftan geldi, çok hızlı ve çok yakından geçti. Sadece 50 metre mesafe. Bu çok tehlikeliydi. Uçaklar çarpışabilirdi. Kaan uçağı stabil tuttu, tepki vermedi. Sakindi.

Yunan pilot tekrar döndü, Kaan’ın önüne geçti, kasıtlı olarak yavaşladı, Kaan’ı sıkıştırıyordu. Kaan manevra yaptı, sola kaydı, çarpışmayı önledi. Yunan pilot tekrar geldi, bu sefer arkadan çok yakından takip ediyordu. Kuyrukta kalıyordu, taciz ediyordu.

Emre sinirlenmişti:
“Komutanım bu adam deli mi? Çok tehlikeli manevralar yapıyor.”
“Sakin ol Emre. O bizi provoke etmeye çalışıyor. Biz provokasyona gelmeyeceğiz.”

Ama Yunan pilot daha da ileri gitti. Radar kilidi yaptı. Kaan’ın radarında alarm sesleri çalmaya başladı, kırmızı ışıklar yanıp sönüyordu. Bu çok ciddi bir hareketti. Savaş durumu dışında radar kilidi yapmak düşmanlık ilanı gibiydi. Uluslararası kurallara aykırıydı ama Yunan pilot umursamıyordu.

Kaan’ın nabzı hızlandı ama yüz ifadesi değişmedi. Ellerinde ter yoktu. Soğukkanlıydı.
“Emre, pozisyonunu koru. Müdahale etme. Ben hallederim.”
“Komutanım sizi kilitledi. Çok tehlikeli.”
“Biliyorum ama sakin ol.”

7. Bölüm: Telsizde Meydan Okuma

Ve o anda telsizden bir ses geldi. Yunan pilotun sesi İngilizce konuşuyordu ama Yunan aksanı çok belliydi. Sesi kibirliydi, aşağılayıcıydı.

“Turkish pilot, you are finished. I have locked you. You cannot escape.”
“Türk Pilot, sen bittin. Seni kilitledim. Kaçamazsın.”

Kaan derin bir nefes aldı. İçinde bir öfke kabardı ama öfkesini kontrol etti. Öfke düşmandı. Sakin kalmak zorundaydı. Kronometre başlattı. Kafasında bir plan vardı. Telsizin konuşma düğmesine bastı, sesi çok sakindi, neredeyse duygusuzdu.

“Let’s talk in 90 seconds. 90 saniye sonra konuşalım.”

Yunan pilot bir süre sessiz kaldı. Şaşırmıştı. Sonra kahkaha attı.
“90 saniye mi? Şaka yapıyorsun. Sen kilitlendin. Hiçbir şey yapamazsın. Sen bittin.”

Kaan cevap vermedi. Durumu analiz etti. Yunan pilot arkasındaydı, 2000 fit mesafede radar kilidi yapmıştı. Avantajlıydı ama avantaj her zaman kalıcı değildi. Dezavantaj avantaja dönüşebilirdi. Sadece doğru manevrayı yapmak gerekiyordu.

8. Bölüm: 90 Saniyelik Efsane

İlk hareket: Kaan ani bir sağa dönüş yaptı. Tam 9G. Uçak keskin bir şekilde sağa yattı. G Suite Kaan’ın bacaklarına basınç uyguladı, kanın beyine çıkmasını sağladı. Kaan nefesini tuttu, göğüs kaslarını sıktı, bayılmayı önledi. 9G normal bir insanın dayanamayacağı bir kuvvetti ama Kaan eğitilmişti.

Yunan pilot Kaan’ın bu hareketini beklememişti. Radar kilidi kayboldu. Çünkü Kaan çok hızlı ve keskin hareket etmişti. Radar hedefi takip edemedi.

İkinci hareket: Kaan ani bir yükseliş yaptı. Afterburner devreye girdi, motor tam güçle çalışmaya başladı. Uçak dikey olarak yükseldi. Yunan pilot arkadan gelmeye çalışıyordu ama Kaan daha hızlıydı. Afterburner inanılmaz bir güç sağlıyordu. Uçak en tepe noktasına ulaştı. 35.000 fit. Hızı düşmeye başladı.

Üçüncü hareket: Şimdi en kritik andı. Kaan çok tehlikeli bir manevra yapacaktı. Herbst manevrası. Uçak havada neredeyse durdu ve ardından geriye döndü. Bu manevra çok riskliydi ama doğru yapılırsa uçak tam tersine döner ve arkadaki düşman önde kalırdı.

Kaan gaz pedalını çekti, kontrol çubuğunu geriye çekti, aynı anda yön pedallarını kullandı. Uçak havada durdu, motor neredeyse stop etti, hız sıfıra düştü ve sonra uçak geriye döndü. Kaan mükemmel kontrol sağladı.

Yunan pilot Kaan’ın bu hareketini hiç beklemiyordu. Kaan’ın önünde olduğunu sanıyordu ama Kaan artık onun arkasındaydı. Roller değişmişti.

Dördüncü hareket: Kaan hızlı bir alçalış yaptı, Yunan pilotun tam arkasındaydı. Mükemmel bir pozisyondu. Şimdi Kaan avantajlıydı.

Beşinci hareket: Kaan radarı kilitledi. Düğmeye bastı, radar Yunan uçağını taradı. “Target acquired” sesi geldi. Sonra “Target locked” sesi. Yunan pilotun radarında alarmlar çalmaya başladı. “Warning missile lock” kilitlendiğini fark etti. Şok oldu.

Yunan pilot kurtulmaya çalışıyordu ama Kaan onu bırakmıyordu. Emre radardan izliyordu, inanamıyordu.
“Komutanım, mükemmelsiniz. Onu kilitlediniz!”

Kaan cevap vermedi, sadece odaklanmıştı. Yunan pilot artık çaresizdi. Her hareketi boşunaydı. Türk pilot her zaman bir adım öndeydi.

9. Bölüm: Zaferin Telsizi

90 saniye doldu. Kaan telsizin konuşma düğmesine bastı. Sesi hala sakindi ama artık biraz daha sıcaktı.

“Now we can talk. Şimdi konuşabiliriz.”

Yunan pilot panik içinde telsizden bağırdı. Sesi titriyordu, terlemişti, şok içindeydi.
“How? How did you do this? This is impossible. No one can do this. You were locked.”
“Nasıl? Bunu nasıl yaptın? Bu imkansız. Kimse bunu yapamaz. Sen kilitlenmiştin.”

Kaan cevap verdi. Sesi artık biraz daha sıcak ama hala profesyoneldi, kibirli değildi, sadece özgüvenliydi.
“Biz Türküz evlat. Biz bunun için eğitildik. Bize imkansız diye bir şey yoktur. Şimdi üstüne dön ve raporunu yaz. Onlara bugün burada ne olduğunu anlat.”

Yunan pilot bir şey diyemedi. Utanmıştı, rezil olmuştu. Kaan radar kilidini açtı.
“You are free to go but remember never underestimate Turkish pilots again.”
“Gidebilirsin ama hatırla, bir daha asla Türk pilotlarını küçümseme.”

Yunan uçağı hızla uzaklaştı. Wingman Emre telsizden konuştu, sesi heyecanlıydı:
“Komutanım inanılmazdınız. Ben izledim ama hala inanamıyorum. O Herbst manevrası simülasyonda bile zor yapılıyor. Siz gerçekte yaptınız.”

10. Bölüm: Üste Dönüş

Kaan ve Emre devriye devam ettiler. Bir saat daha uçtular, başka olay olmadı. Yunan uçakları bir daha görünmedi. Öğleden sonra ikide üste döndüler. İniş başarılıydı. Uçaklar hangara çekildi. Kaan uçaktan indi, kaskını çıkardı, saçları terli, yüzünde kas çizgileri vardı ama gülümsüyordu.

Albay Murat Demir piste geldi, yanında diğer pilotlar vardı.
“Kaan, aferin oğlum. Her şeyi radar ekranında izledik. O manevra inanılmazdı. Bu ders kitaplarına girecek.”
Kaan alçak gönüllüydü:
“Komutanım, sadece görevimi yaptım. Bizi küçümsediler. Ama biz onlara kim olduğumuzu gösterdik.”

Albay Kaan’ın omzuna vurdu:
“Sen Türk Hava Kuvvetlerinin gururusun oğlum. Bugün dünyaya mesaj verdin. Türk pilotları dünyanın en iyileridir.”

11. Bölüm: Yunan Üssünde Hesaplaşma

Yunan pilot Dimitri, üssüne döndüğünde komutanın karşısına çıkmak zorunda kaldı. Yunan üst komutanı öfkeliydi.
“Dimitri, ne oldu orada? Bize ne rapor yazacaksın?”

Dimitri utanarak anlattı:
“Komutanım, Türk pilotu kilitledim ama o 90 saniyede Herbst manevrası yaptı. Sonra beni kilitledi. Ben kaçamadım.”

Komutan inanamadı:
“90 saniye. Sen bir F16 pilotusun. 12 yıllık tecrüben var. Nasıl 90 saniyede mağlup oldun?”

“Komutanım, o pilot çok iyiydi. Hiç panik yapmadı. Her hareketi mükemmeldi. Ben onu küçümsedim ama o bana ders verdi.”

Yunan komutan rapor yazdı. Bu rapor Yunan Hava Kuvvetleri Genel Komutanlığı’na gitti. Oradan NATO’ya gitti. NATO Ege’deki tüm askeri hareketleri izliyordu. Bu olay raporlara geçti.

12. Bölüm: Sonsöz ve Mesaj

Sevgili izleyicilerimiz, bu tür kahramanlık hikayelerinin duyulması, havacılık kahramanlarımıza olan saygımızın artması için lütfen bu hikayeyi paylaşın, yorumlarınızla düşüncelerinizi bizimle paylaşın. Kanalımıza abone olarak bu tür hikayelerin duyulmasına destek olun.

Türk Hava Kuvvetleri’nde görev yapan tüm pilotlarımıza, teknisyenlerimize, bakım personelimize ve tüm havacılık kahramanlarımıza sonsuz saygılarımızla.

Gökyüzü bizimdir. Gökyüzünün efendilerine selam olsun.