“50 şef kovuldu! Mafya babasının oğlu sadece bu kadının yemeğini yiyor.”
.
.
ATEŞİN ALTINDAKİ KRALİÇE
BÖLÜM I – DÜŞEN ÇATAL
New York City geceleri hiçbir zaman gerçekten uyumazdı.
Işıklar sönerdi ama şehir karanlığa teslim olmazdı. Cam kulelerin yansımalarında, taksi farlarında ve insanların gözlerinde bir şey yanmaya devam ederdi: hırs.
Manhattan’ın kalbinde, Doğu 62. Sokak’ta, ağır ceviz kapıları ve altın harfli tabelasıyla Lamask dururdu. Burası bir restoran değildi. Burası güç sahiplerinin birbirine gülümsediği, ama kimsenin kimseye güvenmediği bir mabeddi.
O gece içeride keman sesi vardı. Kristal avizeler, şarap kadehlerinin üzerinde yıldız gibi parlıyordu.
Ve dört numaralı masada Vincent Romano oturuyordu.
Onun adı gazetelerde çıkmazdı. Ama herkes bilirdi.
Bir masaya oturduğunda hava değişirdi. Garsonlar daha sessiz yürür, müdür daha dik durur, müşteriler daha yavaş nefes alırdı.
Kömür rengi takımı omuzlarına kusursuz oturmuştu. Kravatı sadeydi. Yüzü ifadesizdi. Ama gözleri…
Gözleri bir insanı değil, zayıf noktalarını görürdü.
Sonra bir çatal düştü.
Gümüş, mermer zemine çarptı.
Ses küçüktü.
Ama etkisi büyük oldu.
Genç garson yardımcısı Brad’in eli titremişti. Çatal yerde dönüp durdu. Restorandaki uğultu bir anda kesildi.
Vincent başını yavaşça kaldırdı.
Brad’in yüzü bembeyazdı.
Vincent öne eğildi. Sicilya lehçesinde konuştu. O lehçe akademik değildi; kanla ve yeminle taşınan bir dildi.
“Onu buradan çıkarın.”
Müdür Henderson ne söylendiğini anlamadı ama ton yeterliydi.
Brad’in gözleri doldu.
Tam o anda başka bir ses yükseldi.
“Non è inutile, Don Vincenzo.”
Restoran ikinci kez sustu.
Konuşan kişi siyah üniformalı genç bir garsondu.
Sofi.
Elinde su sürahisi vardı. Yüzü sakin görünüyordu ama nabzı kulaklarında atıyordu.
Vincent’ın bardağını doldurdu. Aynı lehçeyle devam etti:
“La paura fa tremare le mani, non il cuore.”
Korku elleri titretir, kalbi değil.
Vincent’ın eli masadaki bıçağa doğru kaydı.
Ama dokunmadı.
Başını kaldırdı. Gözleri ilk kez gerçekten meraklıydı.
“Ne dedin?” dedi İngilizce.
“Sadece korktuğunu söyledim.”
Vincent onu uzun uzun süzdü.
“Bu lehçeyi nereden biliyorsun?”
“Büyükannem Trapani’liydi.”
Yalandı.
Gerçek adı Sofi Miller değildi.
Gerçek adı Sofia De Marco’ydu.
Ve o lehçeyi büyükannesinden değil, babasından öğrenmişti.
Babası mafya danışmanıydı.
Ve öldürülmüştü.

BÖLÜM II – KİMSE MASUM DEĞİLDİR
O gece Sofi eve gitmedi.
Yağmur, Manhattan’ı griye boyarken siyah bir SUV kaldırımda yavaşladı.
Cam indi.
“Bin.”
Rocco’ydu. Vincent’ın sağ kolu.
Sofi tereddüt etmedi. Arabaya bindi.
Araç Upper East Side’daki demir kapılı malikâneye girdi. Kameralar her köşeyi izliyordu.
Sofi kütüphaneye götürüldü.
Vincent pencerenin önünde duruyordu. Ceketini çıkarmış, gömlek kollarını sıvamıştı. Sağ bileğinde küçük bir haç dövmesi vardı.
“Adını araştırdım,” dedi arkasını dönmeden.
“Ohio’da üç yıl önce alınmış bir kimlik. Ondan önce hiçbir şey yok.”
Döndü.
“Sen bir hayaletsin.”
Sofi sustu.
“Benden korkmuyorsun,” dedi Vincent. “Bu, benden daha kötüsünü gördüğün anlamına gelir.”
Kapı açıldı.
“Patron,” dedi Rocco. “Bronx’taki depo yanıyor.”
Vincent’ın gözleri karardı.
“Duvara bir mesaj yazmışlar. Sicilya lehçesiyle.”
Vincent yavaşça Sofi’ye baktı.
“Benimle geliyorsun.”
Bronx’ta gece turuncuya dönmüştü.
Alevler gökyüzünü yalarken tuğla duvarda kırmızı boyayla yazılmış cümle parlıyordu:
“Kan kanı çağırır. Küçük kız eve döndü.”
Sofi’nin kalbi duracak gibi oldu.
Vanzetti ailesi.
Onlar New York’a gelmişti.
Vincent yazıya baktı.
“Ne yazıyor?”
Sofi yalan söyledi.
“Eski bir tehdit. Önemsiz.”
Vincent yüzüne baktı. Uzun süre baktı.
Ama hiçbir şey söylemedi.
BÖLÜM III – İHANETİN KOKUSU
Saldırı iki gün sonra geldi.
Gece yarısı.
Malikânenin camları patladı. Silah sesleri yankılandı.
Vincent omzundan vuruldu.
Sofi onu yangın merdiveninden indirdi. Yeraltı servis tünellerinden geçtiler. Hell’s Kitchen’da yüzeye çıktılar.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
Queens’teki eski bir güvenli eve sığındılar.
Sofi yarayı temizledi. İğneyi geçirdi. Dikiş attı.
Vincent dişlerini sıktı ama ses çıkarmadı.
“Ellerin titremiyor,” dedi.
“Titremeyi bıraktım.”
Vincent gözlerini ona dikti.
“Baban kim, Sofia?”
Bu kez adını doğru söyledi.
Sofi kaçamadı.
“Marco De Marco.”
Vincent’ın yüzü ciddileşti.
“Vanzetti’lerin muhasebecisi.”
“Hayır,” dedi Sofi. “Onların beyniydi.”
Sessizlik.
“Onu öldürdüler,” dedi Sofi. “Çünkü fazla şey biliyordu.”
Vincent hafifçe başını salladı.
“Şimdi seni istiyorlar.”
“Evet.”
Vincent yavaşça gülümsedi.
“Yanlış şehri seçmişler.”
.
BÖLÜM IV – KRALİÇE DOĞUYOR
Red Hook’taki konteyner deposu sisliydi.
Sofi yem oldu.
Paulie ihanet etmişti.
Silahlar patladı.
Sofi ilk kez birini vurdu.
Geri çekilmedi.
Salvatore Vanzetti ortaya çıktı. On adamıyla.
Vincent uzaktan kumandalı makineli sistemi aktive etti.
Dakikalar içinde her şey bitti.
Salvatore çamura düştü.
Gözleri Sofi’ye bakıyordu.
“Baban gibi hata yaptın,” dedi son nefesinde.
Sofi yaklaştı.
“Hayır,” dedi sakin bir sesle.
“Ben ondan öğrendim.”
Tetiği çekti.
BÖLÜM V – TAHT
Altı ay sonra Lamask yeniden açıldı.
Ama artık farklıydı.
Sofi siyah üniforma giymiyordu.
Zümrüt yeşili bir elbise içindeydi. Restoranın ortağıydı.
Dört numaralı masada Vincent oturuyordu.
İki kadeh şarap doldurdu.
“Gelirler yüzde kırk arttı,” dedi Sofi.
Vincent hafifçe gülümsedi.
“Korku işe yarar.”
Sofi eğildi. Sicilya lehçesinde fısıldadı:
“Evet. Ama korku tek başına taht kurmaz.”
Vincent gözlerini kaldırdı.
“Peki ne kurar?”
Sofi düzeldi.
“Zeka.”
Restoran sessizleşti.
Çünkü artık herkes biliyordu.
Bu şehirde bir kral vardı.
Ama mutfağın ve gölgelerin kraliçesi daha tehlikeliydi.
Ve o gece,
düşen bir çatalın sesi
bir imparatorluğun doğuşuna dönüşmüştü.
News
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar.
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar. . . . Chicago’nun karanlık ve acımasız yeraltı…
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi . . . Karanlığın Yürüyüşü: Bir İmparatorun Soğuk Zaferi…
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti?
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti? . Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar: Blackwood’un Çöküşü Güneyin yaz…
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası . . . Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası 1972 yılının dondurucu…
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler . . . 1997’DE SARIÇÖL’DE KAYBOLAN SELİM…
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü!
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü! . . . Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık…
End of content
No more pages to load






