💔 “KARIMMIŞ GİBİ DAVRAN,” DİYE FISILDADI YARALI DÜK… VE BU OYUN YASAK AŞKA DÖNÜŞTÜ…

.
.
.

“Karım gibi davran yoksa ölürüm.” Ve O Yasak Oyun Büyük Bir Aşka Dönüştü

1. Bölüm: Kayseri Meydanında Bir Karşılaşma

Kayseri’nin rüzgârlı meydanında, Zeynep resim tezgâhının başında tablolarını sergiliyordu. 21 yaşında, mavi gözlerinde gökyüzünün hüznü, ellerinde ise yoksulluğun nasırı vardı. Karnı dokuz aylık hamileliğiyle ağırlaşıyor, sırtında yalnızlık, gözlerinde ise kaybolmuş bir geçmişin gölgesi taşıyordu. Kocasını birkaç ay önce bir yangında kaybetmiş, toplumun acımasız yargısında dul ve hamile bir kadın olarak dışlanmıştı.

O sabah, meydanda bir hareketlilik oldu. Orkide Vadisi Dükü Emre Lancaster, aniden Zeynep’in önünde belirdi. Çocukluğunda konağın koridorlarında oyunlar oynadığı, bir zamanların neşeli çocuğu, şimdi kar beyazı yüzü ve titreyen elleriyle karşısındaydı. Emre’nin gözlerinde ölümle yüzleşen birinin çaresizliği vardı.

Ağır adımlarla yaklaştı. “Karım gibi davran yoksa ölürüm,” diye fısıldadı. Sesi boğuk, acil ve sarsıcıydı. Zeynep’in kalbi göğsünde çırpındı. Kader, onları yeniden, bu defa ölümcül bir oyunun eşiğinde buluşturmuştu.

2. Bölüm: Geçmişin Gölgesinde

Emre ve Zeynep’in yolları ilk kez Orkide Vadisi’ndeki Lancaster Konağı’nda kesişmişti. Zeynep’in annesi Ayşe Hanım konağın baş aşçısı, Emre’nin annesi Leyla Hanım ise konağın düşesi ve Zeynep’in annesinin en yakın dostuydu. Çocuklukları birlikte geçmiş, bahçelerde yalınayak koşmuş, mutfaktan tatlı çalmış, babalarını küçük yaşta kaybetmenin acısını birlikte omuzlamışlardı.

Ama hayat, onları farklı yollara savurdu. Zeynep, 15 yaşında resim yeteneğini keşfetti. 19’unda marangoz Can ile evlendi. Mutluluğu kısa sürdü; Can bir yangında öldü. Annesi de birkaç yıl önce hayata veda etmişti. Zeynep, karnında bebeğiyle yalnız, yoksul ve toplumun dışladığı bir kadın olarak kalakaldı. Emre ise eğitim için şehirden ayrılmış, dükalığın yükünü genç yaşında sırtlamıştı.

3. Bölüm: Teklif ve Anlaşma

Emre, meydanda Zeynep’in önünde diz çöktü. “Zeynep, beni çocukluğundan beri tanırsın. Kim olduğumu bilirsin. Lütfen şimdi kabul et. Hamile olduğunu, evini kaybettiğini biliyorum. Sığınağa ihtiyacın var. Sana hemen yardım edebilirim. Ama hayatımı kurtarmanı istiyorum ve bu şekilde ben de seninkini kurtaracağım.”

Zeynep, içinde bir şeyin yeniden canlandığını hissetti. Uzun zamandır ölü olan bir umut, şimdi acı verici bir güçle nefes alıyordu. “Hayatımı kurtarmak mı Emre? Bunu bana iyi açıklaman gerekiyor. Ben öylece yapamam,” dedi.

Emre, elini Zeynep’in eline koydu. “Şimdi zamanımız yok, Zeynep. Lütfen benimle gel ve çocukken güvendiğin gibi bana güven.”

Zeynep, kaybetmek üzere olduğu evini, açlıkla geçen günlerini, yaklaşan doğumu ve karnındaki bebeği düşündü. Sonunda titrek ama kararlı bir sesle, “Kabul ediyorum Emre. Ama biz gerçek bir çift olmayacağız. Sadece birbirimize yardım edeceğiz,” dedi.

Emre, “Koyduğun her koşulu kabul ediyorum. Ama şimdi, hemen olmalı,” dedi.

💔 “KARIMMIŞ GİBİ DAVRAN,” DİYE FISILDADI YARALI DÜK… VE BU OYUN YASAK AŞKA  DÖNÜŞTÜ... - YouTube

4. Bölüm: Acele Nikâh

Meydandaki insanlar, Zeynep ve Emre’nin kiliseye doğru yürüyüşünü merak ve dedikodu dolu bakışlarla izliyordu. Rahip Yusuf Efendi, onları görünce şaşkınlıkla sordu: “Bu acele ne demek?”

Zeynep, “Evet, Rahip Efendi. Doğru. Evlilik şimdi, hemen olmalı,” dedi. Nikâh kıyıldı. Zeynep’in boya lekeli elbisesi, Emre’nin aceleden kırışmış takım elbisesiyle, kilisenin loş ışığında iki kaderin birleşmesini mühürledi.

Emre, Zeynep’i konağa götürdü. Gül Kahya onları karşıladı. “Hoş geldiniz, düşes,” dedi. Zeynep, çocukluğunda aşçının kızı olarak gezdiği konağa, şimdi dükün eşi olarak dönüyordu.

5. Bölüm: Gerçekler ve Tehlikeler

Yemek masasındaki ilk gece, Emre gerçeği açıkladı: “Cihangir, babamın kardeşi. Babam öldüğünde dükalık bana kaldı. Ama Cihangir, unvanı almak için beni öldürmeye çalışıyor. Şimdiye kadar üç girişimi oldu. Eğer bekar ölürsem, her şey ona geçiyor. Ama evli olursam, unvan karıma kalıyor. Bu yüzden bana yardım etmeni istedim.”

Zeynep’in gözleri korkuyla büyüdü. “Ya beni de öldürmeye kalkarsa?”

Emre, “Sana dokunamaz. Çünkü ikimizi de öldürürse, unvan taça geri döner ve o hiçbir şey kazanamaz. Sadece evli olduğumuzdan emin olmasını sağlamalıyız. Onun önünde gerçek bir çift gibi davranmalıyız.”

6. Bölüm: Yeni Hayat

Zeynep, konağın büyük odasında, kendisi için hazırlanan resim atölyesinde yeniden resim yapmaya başladı. Gül Kahya ve hizmetçiler ona saygıyla yaklaşıyor, Emre ise her akşam yorgun ama minnettar bir şekilde masaya oturuyordu. Aralarındaki ilişki, başta bir anlaşma olarak başlamıştı. Ama her geçen gün, çocukluktan gelen dostluk, ortak acılar ve birlikte geçirilen zaman, aralarındaki bağı derinleştiriyordu.

Bir akşam, Gül Kahya telaşla geldi: “Dükün amcası Cihangir bu gece konağa geliyor.” Zeynep’in kalbi korkuyla sıkıştı. Emre, “Unutma, gerçek bir çiftiz. Sadece bana güven,” dedi.

Cihangir, soğuk ve hesapçı bakışlarıyla masada otururken, Emre Zeynep’in elini tuttu. “Karıma saygısızlık etmeni istemem, amca,” dedi. Cihangir, “Sadece şaşırdım. Tüm şehir senin bu evlilikte bir çıkarın olduğunu konuşuyor,” dedi. Emre, “Bizim aramızda çıkar yok. Yıllardır birbirimizi seviyoruz. Şimdi de bir aileyiz,” dedi.

Zeynep, Emre’nin sözlerinde bir gerçeklik olduğunu hissediyor, kalbinin derinliklerinde yeni bir sevginin filizlendiğini anlıyordu.

7. Bölüm: Fırtına ve Doğum

Bir sabah, Emre Zeynep’i çocukluklarının geçtiği dere kenarına götürdü. Piknik yaptılar, eski anıları andılar. Aniden bastıran bir fırtınada arabaya sığındılar. Zeynep’in sancıları başladı. Emre, korku ve panikle doğuma yardım etti. Yağmur ve gök gürültüsü arasında bir oğulları dünyaya geldi: Arda.

Ama Zeynep çok kan kaybetti, bilincini kaybetti. Emre, konağa dört nala döndü. Doktor günlerce Zeynep’in başında kaldı. Emre, Arda’ya bakmayı öğrendi, Zeynep’in başında sabahladı. Sonunda, Zeynep gözlerini açtı. Arda’yı kucağına aldı, Emre’nin gözyaşları arasında ona teşekkür etti.

8. Bölüm: Aşkın Uyanışı

Zeynep iyileşirken, Emre ona olan sevgisini artık saklamıyordu. Bir gece, Arda uyurken Emre Zeynep’in elini tuttu. “Anlaşmamız bitsin. Gerçek eşin olmak istiyorum,” dedi. Zeynep gözyaşlarıyla, “Evet, ben de istiyorum,” dedi. O gece, gerçek bir çift oldular.

Ama Emre’nin Cihangir’e karşı mahkemede şikâyette bulunmak için başkente gitmesi gerekti. Dönüş yolunda pusuya düştü, yaralandı. Zeynep ölüm korkusuyla Emre’nin başında sabahladı. Nihayet Emre iyileşti ve Cihangir tutuklandı.

9. Bölüm: Mutlu Son ve Sonsuz Aşk

Emre tamamen iyileştiğinde, Zeynep ve Arda ile birlikte yeni bir hayata başladılar. Zeynep’in resimleri ün kazandı, Emre adil ve sevilen bir dük oldu. Arda büyüdü, ailenin sevgisiyle dolu bir çocuk oldu.

Yıllar sonra, Zeynep ve Emre, Arda’yı kucaklarında, çocukluklarının geçtiği dere kenarında otururken birbirlerine sarıldılar. Emre, “Karım gibi davranmanı istediğim günü hatırlıyor musun?” diye sordu. Zeynep gülümseyerek, “O gün sadece seni değil, kendimi de kurtardım,” dedi.

Ve o gün, meydanda başlayan çılgın bir anlaşma, gerçek bir aşka dönüştü. Onların hikâyesi, en umutsuz anlarda bile aşkın ve cesaretin yolunu bulduğunu anlatan bir efsaneye dönüştü.

SON