1970 yılında gelin, düğüne giderken ortadan kayboldu – 41 yıl sonra gelinliği bulundu…
.
.
.
Kayıp Gelin: Elif’in Hikayesi
Bölüm 1: O Sabah
1970 yılının Eylül sabahı, Kastamonu’nun eski mahallelerinden birinde, taş duvarlı bir konakta 21 yaşındaki Elif Korkmaz aynada kendine son kez bakıyordu. Beyaz gelinliği vücuduna mükemmel oturmuştu. Danteller güneş ışığında parlıyordu. Saçları ustalıkla topuz yapılmış, makyajı kusursuzdu. Evin içinde bir telaş vardı; annesi Ayşe Hanım, babası Hüseyin Bey, komşular ve akrabalar, hepsi Elif’in etrafında dönüyordu.
Ama Elif’in içinde bir fırtına kopuyordu. Aynada gördüğü genç kadının gözlerinde korku ve kararlılık vardı. Elif’in kalbi başka birine aitti. Oysa herkes onun Tarık Özdemir’le evleneceğini, o gün Kastamonu’nun en güzel gelini olacağını düşünüyordu.
Ayşe Hanım kızının odasına girdiğinde Elif’i pencere kenarında buldu. “Kızım, hazırlanman lazım. Mehmet Usta birazdan arabayla gelecek,” dedi. Elif’in gözlerinde bir şey vardı ama annesi bunun ne olduğunu anlayamadı.
Gelinlik odanın köşesinde asılıydı. Ankara’dan özel getirtilmiş, dantel işlemeli, kabarık etekli, uzun kollu bir harikaydı. Hüseyin Bey, “Kızım prenses gibi olacak,” demişti. Tarık’ın ailesi de bu gösterişli düğünle Kastamonu’daki konumlarını pekiştirecekti.
Tarık, 29 yaşında, zengin bir kumaş tüccarının oğluydu. Herkes onu övüyor, Elif’in ne kadar şanslı olduğunu söylüyordu. Ama Elif’in kalbi hiç çarpmamıştı Tarık’a. Çünkü Elif’in kalbi başka birine, Kerem’e aitti.
Bölüm 2: Son Karar
Saat 9’da Mehmet Usta geldi. “Haydi gelinimiz, arabaya binme vakti,” dedi neşeyle. Siyah araba evin önünde bekliyordu. Elif gelinliğini giydi, aynaya son kez baktı. Aynada gördüğü kişi kendisi değil, başkasının hayatını yaşamaya zorlanan bir yabancıydı.
Ayşe Hanım kızının alnından öptü: “Allah mübarek etsin kızım. Bugün sen bir kraliçesin,” dedi. Gözlerinde yaşlar vardı. Mutluluktan sanıyordu, ama Elif biliyordu ki bu gözyaşları birkaç saat sonra acıya dönüşecekti.
Hüseyin Bey kapıda bekliyordu. “Elif, artık Özdemir ailesinin gelini olacaksın. Onurumu koruyacaksın,” dedi. Onur, namus, itaat… Elif’in mutluluğu hiç sorulmamıştı.
Elif merdivenleri indi. Gelinliğinin eteği taş basamaklarda sürünüyordu. Komşular kapıda toplanmış, alkışlıyorlardı. “Maşallah, ne güzel gelinimiz var.” Elif’in yüzünde donuk bir ifade vardı. Herkes heyecandan sandı.
Mehmet Usta arabanın kapısını açtı. Elif’in kalbi göğsünde çılgınca çarpıyordu. Ellerini sıkıca gelinliğinin altındaki küçük bez çantaya bastırdı. İçinde biraz para, annesinden kalma altın bilezik, bir fotoğraf… Araba hareket etti. Camiye on beş dakika vardı.
Yolun ortasında Elif, “Mehmet amca, durun lütfen,” dedi. Mehmet Usta şaşırdı. “Bir sorun mu var?” Elif, “Lütfen hemen durun,” dedi. Araba kenara çekildi. Elif arabadan indi, beyaz gelinliğiyle yol ortasında durdu. Mehmet Usta da indi. “Kızım, ne yapıyorsun?” dedi.
Elif’in gözlerinde yaşlar ama yüzünde kararlılık vardı. “Mehmet amca, babama özür dilediğimi söyleyin. O camiye gitmeyeceğim. O nikahı kıydırmayacağım. Bir daha da geri dönmeyeceğim.”
O anda yolun köşesinden mavi bir araba yaklaştı. Arabanın içinden genç bir adam indi. Elif ona doğru yürüdü. Hiç konuşmadılar. Elif arabaya bindi. Mehmet Usta yolun ortasında kalakaldı. Araba uzaklaştı. Elif, düğün gününde, gelinliğiyle kaybolmuştu.

Bölüm 3: Kayıp ve Dedikodu
Mehmet Usta konağa döndü, olanları anlattı. Ayşe Hanım bayıldı, Hüseyin Bey öfkeyle sokağa fırladı. Camiye haber ulaştı. Damat Tarık, düğün kıyafetiyle ortada kaldı. “Kaçtı mı?” diye sordu. “Başka bir adamla…” cevabını alınca Tarık’ın dünyası yıkıldı.
Kastamonu’da dedikodu başladı. Elif’in ailesi utanç içindeydi. Polis ve dedektifler aradı ama Elif gönüllü gitmişti. Hüseyin Bey, “O artık benim kızım değil,” dedi. Ayşe Hanım günlerce ağladı. Elif’in adı evden silindi. Fotoğrafları kaldırıldı. Sanki hiç yaşamamış gibi.
Ama Elif’in hikayesi o sabah başlamamıştı. İki yıl önce, 1968 ilkbaharında, Bilgi Kitapevi’nde başlamıştı.
Bölüm 4: Yasak Aşkın Başlangıcı
Elif’in yolu, Bilgi Kitapevi’nde Kerem’le kesişmişti. Kerem, edebiyat öğretmeniydi, akşamları kitapçıda çalışıyordu. Uzun boylu değildi, klasik anlamda yakışıklı da değildi ama gözlerinde bir derinlik, kelimelerinde bir şiirsellik vardı.
Elif, ilk kez bir tarif kitabı almak için girdiği dükkanda Kerem’le göz göze geldi. O an dünya durdu. Sonraki günlerde Elif, kitapçıya bahanelerle tekrar tekrar gitti. Kerem de onu bekliyordu. Bir gün cesaretini topladı: “Sizi bir çay içmeye davet edebilir miyim?” Elif, hayatında ilk kez bir erkeğin davetini kabul etti.
Çay bahçesinin köşesinde saatlerce konuştular. Kerem edebiyattan, Elif hayallerinden bahsetti. Zamanla buluşmalar arttı, dostluk aşka dönüştü. Elif, Kerem’e âşık oldu. “Seninle evlenmek istiyorum,” dedi Kerem. Ama Elif’in babası asla kabul etmezdi. Çünkü Kerem fakirdi.
Bir gün parkta el ele yürürlerken bir komşu gördü. Haber hemen Hüseyin Bey’e ulaştı. Elif, babasından korkuyordu. Kerem’i ailesine anlatamadı. Hüseyin Bey, Kerem’i buldu ve tehdit etti: “Kızımı bir daha görmeyeceksin.” Elif’i eve kilitledi.
Bölüm 5: Kaçış Planı
Hüseyin Bey, Elif’i Tarık’la evlendirmeye karar verdi. Elif isyan etti ama dinletemedi. Bir gece Kerem, Elif’in penceresine taş attı. Bahçede buluştular. “Seni kaybedersem yaşayamam,” dedi Kerem. “O zaman kaçalım,” dedi Elif. Altı ay boyunca gizli planlar yaptılar. Kerem İzmir’de iş buldu, ev kiraladı. Her şeyi hazırladılar.
Düğün günü geldi. Elif, gelinliğiyle arabaya bindi, yolun ortasında indi, Kerem’in arabasına bindi ve Kastamonu’dan ayrıldılar. İzmir’de yeni bir isimle, yeni bir hayat kurdular. Elif artık Zeynep Kaya, Kerem ise Ahmet Kaya olmuştu.
Bölüm 6: Yeni Hayat ve Kayıp Yıllar
İlk yıllar zordu. Elif dikiş dikti, Kerem ders verdi. Fakirdiler ama mutluydular. Sonra çocuklar geldi. Elif, Kastamonu’yu, annesini, babasını düşünmeden edemiyordu. Bir gün uzak bir akrabadan mektup geldi: “Annen öldü.” Elif yıkıldı. Cenazeye gidemedi, babasından korkuyordu.
Yıllar geçti. Elif, gelinliğini her taşınmada bir bavulun dibinde sakladı. O gelinlik, bir gün gerçeğin ortaya çıkmasını bekleyen bir kanıttı. Elif, çocuklarına geçmişinden hiç bahsetmedi. Sadece Kerem biliyordu.
Bölüm 7: Kastamonu’da Kalanlar
Kastamonu’da Hüseyin Bey ve Ayşe Hanım için hayat durdu. Ayşe Hanım, Elif’in yokluğunda hastalandı ve öldü. Hüseyin Bey, Elif’in adını bir daha anmadı. Küçük kardeş Eren büyüdü, ablasını bulmaya takıntılı hale geldi. Yıllar sonra konağın yıkılması kararı alındı.
Yıkım sırasında, Elif’in eski odasında gizli bir bölme bulundu. İçinde bir kutu, fotoğraflar, bir madalyon ve Elif’in el yazısıyla bir mektup vardı: “Babacığım, beni kimse kaçırmadı. Ben seçtim. Kalbimin sesini seçtim. Kerem’i seviyorum. Eğer affederseniz bir gün döneceğim. Sevgiler, Elif.”
Eren’in gözleri doldu. Ablasının kaçırılmadığını, kendi seçimini yaptığını anladı. Kutuda bir adres vardı: İzmir, Konak.
Bölüm 8: 41 Yıl Sonra
Eren, İzmir’e gitti. Adresi buldu ama Elif ve Kerem çoktan taşınmıştı. Araştırmaya devam etti, eski komşuları buldu. Elif’in yıllarca ahşap bir bavulu sakladığını öğrendi. Bavul, eski bir komşunun bodrumundaydı. İçinde gelinlik, fotoğraflar ve bir not vardı: “Eğer bu gelinliği bulursanız, Kastamonu Korkmaz ailesine ulaştırın.”
Eren, Elif’in şimdi Bursa’da yaşadığını öğrendi. Telefonla ulaştı. “Elif, ben… Eren.” Sessizlik, ardından gözyaşları. 41 yıl sonra iki kardeş buluştu. Kucaklaştılar, konuştular, ağladılar.
Elif her şeyi anlattı. Kerem’le aşkını, kaçışını, İzmir’deki yılları, annesinin ölümünü duyduğunda yaşadığı acıyı… Eren yargılamadı. “Ben seni affediyorum,” dedi.
Eren, Elif’in gelinliğini ona verdi. Elif gözyaşlarıyla gelinliğe sarıldı. “41 yıl oldu ama hala hatırlıyorum o sabahı, o arabaya binişimi, Kerem’in yüzünü.”
Bölüm 9: Affetmek ve Miras
Elif, çocuklarına her şeyi anlattı. Şaşırdılar ama sonunda anladılar. “Annemiz aşkı seçmiş. Cesur bir kadınmış,” dediler. Elif ve Eren birlikte Kastamonu’ya gittiler, anne ve babalarının mezarını ziyaret ettiler. Elif, “Affedin beni, ama yaşamak istedim,” dedi.
Gelinlik, Elif’in en büyük kızına verildi. “Bu senin mirasın. Gerçek aşkın bedeli olduğunu hatırlasın diye. Ama aynı zamanda gerçek aşkın her bedeli ödemeye değer olduğunu da.”
Bölüm 10: Gerçeklerin Gölgesinde
Elif’in hikayesi, bencillik değil, hayatta kalmak için seçim yapmanın hikayesiydi. O, ailesini kaybetti ama aşkı buldu. Yıllarca suçluluk taşıdı ama sonunda affedildi. O gelinlik, sadece bir kumaş parçası değil, bir kadının onlarca yıl sonra bile anlatılması gereken cesaretinin ve aşkının kanıtıydı.
Bazen kendi mutluluğumuzu seçmek bencillik değildir. Elif’in hikayesi, kaçış değil, seçim hakkı üzerineydi. Ve her seçimin bir bedeli vardı. Elif, bedelini ödedi ama yaşayarak ödedi.
SON
News
Sakarya’dan Sonra Savaş Zaten Bitmişti: Dünyanın 11 Ay Boyunca Göremediği Gizli Zafer!
Sakarya’dan Sonra Savaş Zaten Bitmişti: Dünyanın 11 Ay Boyunca Göremediği Gizli Zafer! . . . Sakarya’dan Sonra Savaş Zaten Bitmişti:…
GÜZEL ÇÖP TOPLAYICI BİR KÖŞKÜN ÖNÜNDE ÇÖP TOPLADI… DİKİLEN MİLYONERİ FARK ETMEDEN…
GÜZEL ÇÖP TOPLAYICI BİR KÖŞKÜN ÖNÜNDE ÇÖP TOPLADI… DİKİLEN MİLYONERİ FARK ETMEDEN… . . . Çöpçüden Liderliğe: Julide’nin Yolculuğu Bölüm…
“Benimle yaşamaya bir hafta bile dayanamazsın,” dedi. Ben de şöyle cevap verdim: “Gitmiyorum…
“Benimle yaşamaya bir hafta bile dayanamazsın,” dedi. Ben de şöyle cevap verdim: “Gitmiyorum… . . . Gitmiyorum – Bir Haftadan…
KURAKLIKTA ÇİFTLİK MİRAS ALAN KARDEŞLERE GÜLDÜLER… AMA KÂBUSU CENNETE ÇEVİRDİLER
KURAKLIKTA ÇİFTLİK MİRAS ALAN KARDEŞLERE GÜLDÜLER… AMA KÂBUSU CENNETE ÇEVİRDİLER . . . Kuraklıkta Çiftlik Miras Alan Kardeşlere Gülüp Geçtiler……
Churchill, Patton’ın askerlerinin SS muhafızlarına yaptıklarını öğrendiğinde ne yaptı?
Churchill, Patton’ın askerlerinin SS muhafızlarına yaptıklarını öğrendiğinde ne yaptı? . . . Bir Kampın Kapısında: Dachau, Patton, Churchill ve Tarihin…
Bir Yabancının Otobüs Parasını Öder — Onun Mafya Babası Olduğunu Bilmiyordu. Sonrası Şoke Etti
Bir Yabancının Otobüs Parasını Öder — Onun Mafya Babası Olduğunu Bilmiyordu. Sonrası Şoke Etti . . . Bir Yabancının Otobüs…
End of content
No more pages to load






