1980’de yaşlı çift kayboldu — 39 yıl sonra çoban bastonda şok mesaj buldu ama neredelerdi?

.
.
.

1980’de Yaşlı Çift Kayboldu — 39 Yıl Sonra Çoban Bastonda Şok Mesaj Buldu

Bölüm 1: Kaybolan Çift ve Rize’nin Huzur Dolu Doğası

1980 yılının 8 Mayıs sabahı, Rize’nin Çamlı Hemşin ilçesinde, halihazırda kimsenin tahmin edemeyeceği bir kayboluş olacaktı. O sabah, yaşlı bir çift, Halil ve Ayşe Demir, ormanın derinliklerine doğru keyifli bir yürüyüş yapmak için evlerinden çıkmışlardı. Rize’nin o meşhur yeşil vadileri ve dağları, her köşe başı, her patika, bu çiftin yıllardır hayatlarını geçirdiği topraklardı. Rize’nin serin havası, dağlar arasında özgürce dolaşan kuşların cıvıltılarıyla birleşiyor, çiftin ruhunu rahatlatıyordu.

Halil Demir, 68 yaşında emekli bir öğretmendi. Yıllarca köy okullarında çocuklara okuma yazmayı öğretmişti. Yavaş, bilgece bir adamdı, aynı zamanda köydeki herkes ona “Halil öğretmen” olarak hitap ederdi. Ayşe Demir ise 65 yaşında, sıcak, güleryüzlü, çocuklarını ve torunlarını çok seven bir kadındı. Yıllarca ev hanımlığı yapmış, dört çocuk büyütmüştü. Halil ve Ayşe, 50 yıldır evliydiler ve her sabah, her akşam birlikteydiler. Gençlik aşkıydılar, birbirlerinden asla ayrılmamışlardı. Herkes onları örnek gösterirdi, çünkü her zaman birbirlerine karşı sevgiyle doluydular.

O sabah, Halil öğretmen pencereye bakıp, “Ayşe, hava ne kadar güzel bugün. Gel, birlikte yürüyelim, dağın eteklerine çıkalım,” demişti. Ayşe, mutfaktan gelerek Halil’in teklifini kabul etti. Küçük bir çanta hazırladılar, içine su, ekmek ve peynir koydular. Ayşe şalını sarıp, hafif bir hırka giydi. Halil, her zaman elinden ayırmadığı o güzel bastonunu alarak, “Hadi bakalım, bugün dağa tırmanalım,” dedi. Çift, birlikte evlerinden çıkarak yürümeye başladılar.

Bölüm 2: Yürüyüşün Başlangıcı

O sabah hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları dağları sarhoş etmiş gibiydi. Kuşlar ötüyor, doğa uyanıyordu. Halil ve Ayşe, yavaşça, el ele yürüdüler. Halil, sağında, Ayşe ise solundaydı. Bastonun sesi, taşlarda yankı yaparak ilerliyordu. “Ne kadar güzel bir yer burası,” dedi Halil, “Burası cennet gibi. Şükürler olsun, burada yaşıyoruz.” Ayşe gülümsedi, “Evet, Halil, çok şükür. Allah bize güzel bir hayat verdi.” Yavaşça yürüdüler, etrafı izlediler. Çocuklarını, torunlarını konuştular. Geçmişlerini, gençliklerini hatırladılar.

Halil, Ayşe’ye dönerek, “Hatırlıyor musun, Ayşe, 50 yıl önce seni ilk gördüğümde ne kadar utangaçtın? Konuşmakta zorluk çekiyordun,” dedi. Ayşe güldü, “Evet, Halil, ben de seni çok çekingen bulmuştum. Ama sonra cesaret ettim. O zaman sana evlenir misin diye sordum,” dedi ve gülümsedi. “Hatırlıyorum,” dedi Halil, “En mutlu günümdeydin. Benim de.” Birbirlerine gülümseyerek yürüdüler, geçmişi ve güzel anılarını anlattılar. Saat ilerledikçe, yollar daha engebeli hale geldi. Ancak ikisi de bu yürüyüşten çok memnundular.

Bölüm 3: Bilinçsiz Bir Yolda Yürüyüş

Saat 10 civarında, Ayşe biraz yoruldu ve dinlenmek istedi. Halil, “Hadi şurada bir taş var, orada oturalım, biraz dinleniriz,” dedi. Yavaşça, büyük taşın üzerine oturdular. Ayşe, çantasını açtı, su içtiler, ekmek ve peynir yediler. “Ne kadar huzurlu bir yer,” dedi Ayşe. “Sadece sen ve ben, doğa, huzur… Evet, Halil, buradan daha güzel bir şey olamaz,” dedi. Halil gülümsedi, “Bundan daha güzel ne olabilir ki?” Yavaşça kalktılar, ama o an bir şey oldu. Halil, biraz ileride farklı bir yol gördü. “Bak, Ayşe, şurada da bir yol var. Hiç gitmedik oraya, biraz bakalım mı?” dedi.

Ayşe, tereddüt ederek, “Bilmiyorum, Halil, belki tehlikeli olur,” dedi. Halil gülümsedi ve “Merak etme, sadece bir bakarız, sonra döneriz,” dedi. Ayşe, Halil’i kırmadı ve “Peki ama çok uzağa gitmeyelim,” diyerek onunla birlikte o yola girmeyi kabul etti. Yol daha dar, daha kapalıydı. Ağaçlar daha yoğundu ve otlar daha sıkıydı. Yavaşça ilerlediler, dikkatlice yürüdüler. Bir süre sonra, Halil bir adım daha attı ve birden zemin kayboldu. Ayşe, “Halil, dikkat et!” diyerek bağırdı, ama çok geçti. İkisi de kaybolan zemine düştü. Derin bir çukura, yaklaşık 4 metre derinliğinde bir vadiye.

Bölüm 4: Kayıp Çiftin Sessiz Bekleyişi

O günden sonra Halil ve Ayşe, bir daha asla geri dönmediler. Saatler geçtikçe, ailenin endişesi büyüdü. Akşam 18:00 olduğunda, Halil ve Ayşe hala eve gelmemişti. Oğulları Mehmet, pencereden dışarı bakarak endişelendi. “Her zaman öğleden önce dönerlerdi,” diye düşündü. Mehmet, hemen telefon açtı. Kız kardeşi Zeynep’e, “Anne ve babam hala dönmediler, seninle birlikte çıkıp bakmamız gerek,” dedi. Zeynep endişelendi, “Ne yapacağız?” diye sordu. Mehmet, “Aramaya çıkalım,” dedi. Aile üyeleri, komşularla birlikte dağa doğru yürüdüler, seslenerek, bağırarak Halil ve Ayşe’yi aradılar. Ancak gün boyunca hiçbir iz bulamadılar.

Ertesi gün, jandarma karakoluna başvuruldu. Jandarma, hemen harekete geçerek kaybolan çifti aramaya başladılar. Ancak, ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar arasalarsa arasınlar, hiçbir iz bulamadılar. Dağlar, vadiler, ormanlar, hepsi tarandı ama hiçbir şey bulamadılar. O gece, hala endişeli bir şekilde evlerine dönen Mehmet ve ailesi, bir çözüme ulaşamadılar.

Bölüm 5: 39 Yıl Sonra Şok Mesaj

39 yıl boyunca, Mehmet ve ailesi, her gün bir umutla Halil ve Ayşe’yi aradılar. Gözyaşları içinde, her gün, her hafta, her yıl, kaybolan anne ve babalarını beklediler. Ancak hiçbir iz bulamadılar. Ta ki 2019 yılına kadar. 39 yıl sonra, bir çoban, bir baston buldu. Rize’nin dağlarında, koyunlarını güderken, bir çoban Ali, yanlışlıkla eski bir bastona takıldı. Baston, gözleri yaşla dolan Ali’nin dikkatini çekmişti. Biraz incelediğinde, üzerinde bazı yazıların olduğunu fark etti. “Yardım edin” yazıyordu. Ali, dehşet içinde bastonu aldı ve ne olduğunu anlamaya çalıştı. “1980” yazısını gördüğünde, şok oldu. Baston, 39 yıl önce kaybolan Halil ve Ayşe Demir çiftine aitti.

Ali, hemen köye döndü ve muhtar Hasan Bey’e haber verdi. Muhtar, bastonu gördüğünde tanımıştı. Bu, kaybolan Halil öğretmenin bastonuydu. Ali ve muhtar, hemen jandarmaya haber verdiler. Jandarma, geleneksel arama metodlarıyla, bu kez kesin bir kanıt bulacaklarını umuyorlardı. Bastonun bulunduğu yeri incelediler ve bir valanın üstünde Halil ve Ayşe’nin cesetlerini buldular. İskeletler, yan yana, sanki birbirlerine sarılır gibi yerleştirilmişti.

Bölüm 6: Gerçek Ortaya Çıkıyor

39 yıl sonra, Halil ve Ayşe’nin kaybolduğu sır ve gerçek ortaya çıkmıştı. Jandarma, uzun süredir kaybolan çiftin hikayesini, yazılı kayıtlarla ve fiziksel bulgularla doğruladı. İki iskelet, birlikte, son bir anı paylaşarak sonsuza kadar birbirlerine sarılmışlardı. Mehmet ve ailesi, sonunda, kaybolan annelerini ve babalarını bulmuşlardı. Aile için büyük bir kapanış, büyük bir huzur sağlanmıştı.