1984’te Mısır Çarşısı’nda kaybolan iki kuzen… 30 yıl sonra Trabzon’daki fotoğraflar acı gerçeği açtı
.
.

.
1984’te Mısır Çarşısı’nda Kaybolan İki Kuzen: 30 Yıl Sonra Trabzon’daki Fotoğraflar Acı Gerçeği Açtı
Bölüm 1: Kayıp Çocuklar
Mısır Çarşısı, 1984. İstanbul’un kalabalık ve renkli sokakları arasında kaybolmuş iki küçük kızın hikayesi, yıllar boyunca unutulmuş bir sır olarak kalacaktı. 7 yaşındaki Elif ve 10 yaşındaki kuzeni Meryem, bir gün çarşıda kayboldu. O gün, güneşin altında parlayan baharat tezgahlarının arasında, hayatları sonsuza dek değişecekti. Bir anlık dalgınlık, iki küçük kızın hayatını sonsuza dek değiştirdi. Geride kalan sadece boş bir çığlık ve cevapsız sorulardı.
Bölüm 2: Ailelerin Kayıp Acısı
30 yıllık sessizlik, aileleri parçalarken, Elif ve Meryem’in hikayesi unutuldu sanıldı. Ancak Trabzon’da terk edilmiş bir caminin tozlu köşesinde bulunan paslı bir metal kutu, kilitli kapıları açmaya başladı. İçindeki sararmış fotoğraflar, küçük kızların gözlerindeki o sessiz çığlığı yakalıyordu. Kimdi bu kara fotoğrafçı ve neden bu çocukları belgelemişti? Bu dehşet verici bulmacanın parçalarını bir araya getirmek, bazılarını özgürlüğe, bazılarını ise kaçınılmaz gerçeğin karanlığına götürecekti.
Bölüm 3: Mısır Çarşısı’ndaki O Gün
1984 yılının sıcak bir Temmuz günüydü. Mısır Çarşısı’nda güneş, baharat tezgahlarının üzerine altın ışıklarını savururken, havada tarçın, kimyon ve karabiber kokuları dans ediyordu. 7 yaşındaki Elif ile 10 yaşındaki kuzeni Meryem, ele tutuşmuş tezgahlar arasında neşeyle dolaşıyorlardı. Elif’in annesi Ayşe Hanım, kapalı çarşıdan sonra Mısır Çarşısı’na gelmeyi planlamamıştı aslında. Ancak kız kardeşi Zeynep’in ısrarıyla, “Çocuklar biraz daha gezmek istiyor. Hem ben de safran alacağım.” demesi üzerine rotalarını değiştirmişlerdi.
Bölüm 4: Kayıp Anı
Kalabalık bir Çarşamba günüydü ve turistlerle yerli halkın karışımı dar koridorlarda neredeyse nefes almayı bile zorlaştırıyordu. “Kızlar, elinizi bırakmayın sakın.” diye seslendi Ayşe Hanım, bir anlık dalgınlıkla kurutulmuş meyve tezgahına bakmak için dönerken. “Meryem, tamam teyzeciğim.” diye cevap verdi, Elif’in elini daha da sıkı tutarak. Zeynep ise bir sonraki tezgahta yaşlı bir satıcıyla safran fiyatı konusunda pazarlık yapıyordu.
Elif, gözlerini fal taşı gibi açtı. Lokumlar, şekerlemeler ve renkli akideler, çocukların gözlerini kamaştırdı. “Abla bak ne güzel.” diye fısıldadı Elif Meryem’in kulağına. Ayşe Hanım bir anlık dalgınlıkla cüzdanını çıkarmak için çantasına uzandı. Sadece birkaç saniyelikti bu. Belki 5, belki 10 saniye. Başını kaldırdığında kızların yanında olmadığını fark etti. Önce şaşırdı, sonra endişelendi. Dar koridor boyunca sağa sola baktı ama yoktular. “Elif, Meryem!” diye seslendi.
Bölüm 5: Panik ve Arama
Sesindeki panik giderek yükselirken, “Kızlar nerdesiniz?” Zeynep kardeşinin sesindeki paniği duyunca pazarlığı yarıda kesti. “Ne oldu Ayşe?” “Kızlar, kızlar yok!” İki anne, kalabalık içinde kızlarını aramaya başladılar. Önce sakin adımlarla, sonra koşarak. Çığlıkları giderek yükseldi. Çarşıdaki diğer insanların dikkatini çekmeye başladı. Satıcılar tezgahlarını bırakıp yardım etmeye çalıştılar. “İki küçük kız!” diye bağırıyordu Ayşe, gözyaşları yanaklarından süzülürken. “Biri sarı elbiseli, diğeri mavi.”
Dakikalar geçti. 10 dakika, 20 dakika. Çarşıda normal hayat durdu. Polisler geldi. Bir anons yapıldı. “Dikkat dikkat, iki küçük kız kaybolmuştur. Elif 7 yaşında, sarı elbiseli. Meryem 10 yaşında, mavi elbiseli. Gören ya da bilgisi olan lütfen en yakın görevliye başvursun.” Güneş batmaya başlamıştı. Artık çarşı kapanma saatini çoktan geçmişti ama kimse evine gitmedi. Herkes arıyordu.
Bölüm 6: Umutsuz Arama
Polis çarşının her köşesini, her depoyu, her gizli girişi kontrol etti. Çevredeki bütün sokaklar tarandı. Hiçbir şey, hiçbir iz yoktu. Gecenin karanlığı çöktüğünde aile parçalanmaya başlamıştı bile. Babaları Mehmet Bey ve amcaları İsmail Bey çarşıya geldiklerinde suçlamalar havada uçuşuyordu. “Neden gözünü üzerlerinden ayırdın?” diye bağırdı Mehmet karısına. “Bir çocuğa bile bakamıyorsun. Benim kızım da kayıp.” diye hıçkırarak karşılık verdi Ayşe.
Bölüm 7: Kayıp Kızların Gölgeleri
İki kadın, çarşının dar koridorlarında kaybolmuş çocuklarının izlerini ararken, yaşlı baharat satıcısı Kemal Efendi, “40 yıldır bu çarşıdayım. Böyle bir şey görmedim.” dedi sessizce. “Çocuklar buharlaşmaz. Birisi almıştır.” Bu söz, ailenin kalbine bir bıçak gibi saplandı. “Kim? Neden? Nasıl bu kadar hızlı ve sessiz olabilirdi?” Polis şefi Rıza Bey, tüm çıkışları kontrol ettiklerini, güvenlik kameralarına bakacaklarını söyledi. “Bulacağız.”
Bölüm 8: Yıllar Sonra Gelen Umut
Yıllar geçti. İstanbul değişti. Mısır Çarşısı restore edildi, modernleşti. Ama iki küçük kızın akıbeti hakkında tek bir ipucu bile bulunamadı. Aileler suçlamalardan yorgun düştü. Mehmet alkole sığındı. Zeynep saçları bir gecede ağırdı sanki. İsmail işini kaybetti. Sürekli çarşıda dolaşıp kızını arıyordu. Ayşe bir daha asla gülümsemedi. En çok etkilenen ise babaanne Fatma Hanım oldu. 80 yaşındaki kadın, torunlarının kayboluşunu kabullenemedi.
Bölüm 9: Terk Edilmiş Camideki Keşif
Her gün pencere kenarına oturup sokağı izliyordu. Gelecekler diyordu. “Benim kızlarım beni bulacak.” Mutfakta Elif ve Meryem’in en sevdiği cevizli tatlıyı pişirmek için kullandığı bakır tencereyi hiç kaldırmadı. Yıllar sonra, 2014 yılının soğuk bir Kasım gününde Trabzon’un dağlık bölgesindeki terk edilmiş bir camide beklenmedik bir keşif yapıldı. Üç genç üniversite öğrencisi, tarih bölümünden Kerem, sosyolojiden Sinem ve fotoğrafçılıktan Ahmet eski Osmanlı yapılarını belgelemek için bölgeye gelmişlerdi.
Bölüm 10: Metal Kutu ve Sararmış Fotoğraflar
Ahmet, “Şu dolabın arkasında bir şey var.” dedi. Tozlu mihrabın yanındaki antika dolaptan gelen garip sesi duyunca dolabı çektiklerinde, duvarda küçük bir oyuk ve içinde paslı bir metal kutu buldular. “Açalım mı?” diye sordu Sinem tereddütle. Kutuyu açtıklarında içinden sararmış fotoğraflar döküldü. Onlarca belki yüzlerce el baskısı fotoğraf ve ilk fotoğrafta iki küçük kız gülümsüyordu. Biri sarı elbiseli, diğeri mavi. Fakat gülümseme gözlere ulaşmıyordu. O gözlerde derin bir korku, sessiz bir çığlık vardı.
Bölüm 11: Kara Fotoğrafçı
Fotoğrafın arkasında el yazısıyla yazılmış bir not. “Elif ve Meryem. 1984. İlk gün.” Kerem fotoğrafı titreyen ellerle tutarken, “Bu, bu kayıp kızlar olabilir mi?” diye fısıldadı. Ahmet diğer fotoğraflara bakarken yüzü soldu. “Sadece bu değil.” dedi. “Burada başka çocuklar da var ve hepsinin gözlerinde aynı ifade var.” 30 yıllık sessizlik nihayet konuşmaya başlamıştı.
Bölüm 12: Fatma Hanım’ın Umudu
30 yıldır İstanbul’un eski Balat Mahallesi’ndeki küçük evin mutfak duvarında asılı duran bakır tencere hiç kullanılmadan kalmıştı. Fatma Hanım, 80 yaşını çoktan geçmiş olmasına rağmen her sabah kalkar, o tencereyi bezle siler, sonra tekrar yerleştirir. Sanki bir ritüel gerçekleştiriyormuş gibi. “Bu tencere” dedi kendi kendine. “Bu onu eve getirecek.”
Bölüm 13: Kayıp Kızların İzinde
Rize’ye vardıklarında küçük bir terzihaneye doğru yöneldiler. Kadının çalıştığı yerdi burası ama içeri girdiklerinde dükkan sahibi kötü haberi verdi. Mert Yılmaz adlı kadın dün işten ayrılmış ve evini terk etmişti. “Kaçmış mı?” diye sordu İsmail şaşkınlıkla. “Neden bizden kaçsın ki?” Deniz, “Belki de 30 yıl boyunca tehdit altında yaşamıştır.” dedi. “Ya da daha kötüsü ailesinin onu terk ettiği.” Zeynep hıçkırarak İsmail’in kollarına yığıldı. “Kızım bizi tanımıyor bile.”
Bölüm 14: Meryem’in Anıları
Meryem, tencereyi gördüğünde zihninde bir şimşek çaktı. Anılar üşüştü. Babaannesinin mutfağı, tencerenin içinde pişen kurabiyeler, ceviz kokusu ve Elif, minik elleriyle tencerenin kenarını tutmuş heyecanla beklerken. “Beni hatırlıyor musun?” diye sordu Meryem. “Evet, her zaman seni bekledim.” dedi Fatma Hanım, gözlerinde yaşlarla.
Bölüm 15: Gerçeklerin Ortaya Çıkması
Deniz, “Bulacağız.” dedi. “Gerçekleri öğrenmek zorundayız.” Akşamüstü güneş batmaya başladığında aile eve döndü. Salonda sessizce oturdular. Yaz tutuyorlardı ama aynı zamanda bir aradalardı. Meryem’in dönüşü, Elif’in kaybının yarattığı boşluğu dolduramasa da ailenin tekrar bir araya gelmesini sağlamıştı.
Bölüm 16: Adaletin Peşinde
Yarın dedi Mehmet, “Yarın Elif’in mezarı için bir yer ayarlayacağım ve onun adına bir vakıf kurmak istiyorum. Kayıp çocuklar için ben de yardım etmek istiyorum.” dedi Meryem, amcasının elini tutarak. “Benim tanıklığım başka ailelerin de gerçeği öğrenmesini sağlayabilir.” Fatma Hanım, yanında duran bakır tencereye baktı. 30 yıl boyunca beklediği iki torunundan biri sonsuza dek gitmişti ama diğeri mucizevi bir şekilde geri dönmüştü.
Bölüm 17: Geçmişin İzleri
Akşamın ilerleyen saatlerinde Fatma Hanım bakır tencereyi mutfağa götürdü. Yıllardır ilk kez içinde cevizli kurabiye yapmaya karar vermişti. Meryem sessizce yanına geldi. Ona yardım etmeye başladı. Selim’in bulduğu son fotoğraf ve Meryem’in tanıklığı, Selim’in korkunç suçları hepsi bir araya gelmişti.
Bölüm 18: Geleceğe Umut
30 yıl boyunca bir aile kayıp kızlarının peşinden koşarken, diğeri sessizce acı çekti. Gerçeğin ortaya çıkması için bazen bir terk edilmiş camide bulunan paslı bir kutu, bazen de asla vazgeçmeyen bir babaannenin inancı gerekir. Siz olsaydınız, 30 yıl boyunca umudu nasıl canlı tutardınız? Hayatınızın en değerli parçası kaybolduğunda beklemek mi yoksa devam etmek mi daha zordur?
Bölüm 19: Sonuç
Korku, yalanlar ve suskunluk Elif ve Meryem’i yıllar boyunca esir aldı. Ama hakikatin gücü, en karanlık sırları bile açığa çıkarmaya yeter. Küçük bir çocuğun gözlerindeki korku yıllarca saklanabilir ama asla tamamen kaybolmaz. Ve belki de bu hikayeden alacağımız en büyük ders, gerçek sevgi zaman tanımaz. Mesafeleri aşar ve en derin acıların bile üstesinden gelir.
Bölüm 20: Hatırlamak ve Unutmak
Mısır Çarşısı’nda kaybolan iki kuzenin hikayesi, unutulmaz bir anı olarak kalacak. Ailelerin yaşadığı acı, zamanla hafızalarda silinmeyecek. İstanbul’un kalabalık sokaklarında, kaybolmuş çocukların anıları, her zaman bir yerlerde yaşamaya devam edecek.
News
SADECE HASTA BİR DOMUZ MİRAS ALDI… AMA KADER ONU MİLYONER YAPTI
SADECE HASTA BİR DOMUZ MİRAS ALDI… AMA KADER ONU MİLYONER YAPTI . . . Ayşe Yılmaz, henüz 7 aylık hamile…
DADISI MİLYONERİN BEBEKLERİYLE ORMANDAN KAÇTI… ONU TAKİP EDEN ŞEY ŞOK EDİYOR
DADISI MİLYONERİN BEBEKLERİYLE ORMANDAN KAÇTI… ONU TAKİP EDEN ŞEY ŞOK EDİYOR . . . Başlangıç Ayşe Yılmaz, henüz 22 yaşında…
Bücür Asker Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu
Bücür Asker Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu ./ . . . Bücür Asker: Koğuştaki…
Bu Damadın Elindeki Şeye Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek
Bu Damadın Elindeki Şeye Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek . . . Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi…
Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek
Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek . . . Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete…
Komutan Ölmek Üzereydi — Ta Ki O Fısıldayana Dek: “Bana Kovulan Hemşireyi Getirin!”
Komutan Ölmek Üzereydi — Ta Ki O Fısıldayana Dek: “Bana Kovulan Hemşireyi Getirin!” . . . Komutan Ölmek Üzereydi —…
End of content
No more pages to load






