1987’de Adana’da kaybolan üç arkadaş 24 yıl sonra mağaradaki harita akıl almaz gerçeği açığa çıkardı

.
.
.

Adana’da Kaybolan Üç Arkadaşın Sırrı ve 24 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Gerçek

Adana, 1987 yılı… Ağustos’un kavurucu sıcağı şehri iyice bunaltmışken, sabahın erken saatlerinde şehirdeki en büyük gizemlerden biri başlamak üzereydi. Vural Demir, günün ilk ışıklarıyla birlikte Eskişehir Havaalanı’ndan kalkacak olan iş gezisi için hazırlıklarını yapıyordu. 40 yaşındaki iş adamı, İç Anadolu Bölgesi’nde büyük bir ilaç imparatorluğu kurmuştu. Ancak son zamanlarda içinde bulunduğu huzursuzluk hissi, onu her zaman olduğu gibi cesurca adımlar atmaya zorlamıyordu.

Yanında, her zaman onun destekçisi olan eşi Nigar ve 10 yaşındaki kızı Leyla vardı. Şirket gezisi oldukça verimli geçmişti; üç önemli sözleşme imzalanmış, laboratuvarları bir adım daha büyütmüşlerdi. Her şeyin yolunda gitmesi gerekiyordu ama bir şeyler eksikti. Göğsündeki o garip huzursuzluk devam ediyordu.

“Babacığım, ne zaman uçağa bineceğiz?” diye sordu Leyla, tabletini izlerken. Vural kızının sorusuna cevap verdi: “Sabırsızlanıyor musun prenses?” Kızının gözleri annesinin güzel gözlerine benziyordu ve o an Vural için her şeyin kusursuz olduğunu düşündü. Fakat hissettiği huzursuzluk hala devam ediyordu.

Havaalanındaki Sırrın Peşinden

Yusuf, Kerem ve Ali, 1987 yılının o sıcak yaz gecesinde kaybolmuşlardı. Üç yetim çocuk, adeta sırra kadem basarak kaybolmuşlardı. Hakkında konuşulan, dedikoduları yapılan, gizemli bir kayboluştu. Başlangıçta nehrin kenarında bulunan ayakkabıları, onları öldü kabul eden dünyayı şaşkına çevirmişti. Ancak, cesetleri hiçbir zaman bulunamamıştı.

İlk başta herkes, çocukların boğulmuş olduğuna inanmıştı. Ancak zamanla her şey daha karmaşık hale gelmişti. Üç çocuğun kaybolmasından sonra, nehir kenarındaki kaybolmuş izler, ardından gelen korku ve ölüm sessizliği, bu olayın derinliklerine inmeye çalışanların peşinden sürüklendiği bilinmeyen bir yolculuk haline gelmişti.

Aradan geçen 24 yıl sonra, bir tarih öğretmeni olan Elif ve meraklı öğrencisi Mehmet, tesadüfen geçmişin karanlık sırlarını ortaya çıkarmaya yönelik bir gerçeği keşfedeceklerdi. Ancak bunun bedelini ödemek, her şeyi değiştirecekti.

Yeni Bir Başlangıç: 1987’nin Kayıp Çocukları

Elif, 36 yaşında genç bir tarih öğretmeni olarak Adana’ya yeni atanmıştı. Adana Merkez Lisesi’nde yeni öğretmenlik yapmaya başlamış, ilk günlerinde şehirdeki bazı kaybolmuş gizemleri araştırmaya başlamıştı. Kendisini tanıyan bir öğrencisi ona bir gün eski bir gazete haberi getirdi: “1987’de kaybolan üç çocuk” başlıklı bir haber. Çocukların kaybolmasından yıllar sonra, adeta hayalet gibi kaybolan o üç çocuğun, zamanla sadece birer efsane haline geldiği görülmüştü.

Yusuf, Kerem ve Ali… O gece, 1987’de kaybolan ve bir daha geri dönmeyen çocuklar… “Nehrin kenarında ayakkabıları bulundu, ancak cesetleri hiçbir zaman bulunamadı” başlıklı haber, Elif’in ilgisini çekmişti. Bu kaybolmuş çocukların ardındaki gizemi çözmek için Elif ve öğrencisi Mehmet, 1987 yılında kaybolan çocukları araştırmaya karar verdiler. Ama nehirde, 24 yıl önce kaybolan bu çocukların sırrı, onlara çok daha büyük bir gerçek sunacaktı.