1994’te kazada öldü sanılan üç çocuk… 20 yıl sonra Almanya’daki bir fotoğraf acı gerçeği açtı

.
.
.

Kayıp Üç Çocuk ve Stuttgart’taki Fotoğraf

Kasım ayının soğuk bir sabahıydı. Kütahya’nın Aksu köyü her zamanki gibi sessizdi. Rüzgar kuru yaprakları sürüklüyor, sokaklarda kimse görünmüyordu. Derya, 73 yaşındaki yorgun elleriyle mutfakta mercimek çorbasını karıştırıyordu. Hayatı artık sessizlikten ibaretti. Yirmi yıl önce kaybettiği oğlunun ardından ev hep eksikti, hep yarımdı.

O sabah telefon çaldı.

Arayan komşusu Hacer’di. Sesi panik doluydu.

“Derya abla, hemen Facebook’a bak. Bir fotoğraf var… Stuttgart’ta çekilmiş. Görmen lazım. İnanamayacaksın!”

Derya önce anlamadı. Ama Hacer’in sesindeki titreme onu huzursuz etti. Telefonu eline aldı. Parmakları titriyordu. Gözleri zor seçiyordu artık ama yine de uygulamayı açtı.

Fotoğrafı buldu.

Ön planda bir turist kadın gülümsüyordu. Ama Derya’nın gözleri hemen arka plana kaydı.

Üç genç adam.

Ve birinin hareketi…

Elini göğsüne götürüşü.

Derya’nın kalbi duracak gibi oldu.

“Aras…”

O an dünya sustu.

O hareketi binlerce kez görmüştü. Oğlu heyecanlandığında, korktuğunda, sinirlendiğinde hep aynı şekilde elini göğsüne götürürdü. Bu bir alışkanlıktı. Küçüklüğünden beri.

Ama bu imkânsızdı.

Çünkü Aras yirmi yıl önce ölmüştü.


1994 – O Gün

1994 yılının ekim ayında İstanbul’a giden bir otobüs Bolu Dağı’nda uçuruma yuvarlanmıştı. 23 kişi ölmüştü.

Aras, en yakın arkadaşları Efe ve Miraç ile birlikte o otobüsteydi.

Ama cesetleri bulunamamıştı.

Ailelere “nehre sürüklenmiş olabilirler” denmişti.

Boş tabutlar gömülmüş, hayat acıyla devam etmişti.


Şüphe

Derya fotoğrafa tekrar baktı.

Gencin boynunda bir kolye vardı.

Kırmızı ve siyah iplerden örülmüş, ortasında küçük bir boncuk bulunan bir kolye.

Derya’nın nefesi kesildi.

O kolyeyi o yapmıştı.

Aras’a kazadan üç gün önce vermişti.

“Bu seni korur oğlum.”

Derya dizlerinin üzerine çöktü.

“Oğlum yaşıyor…”


Köyde Fırtına

Haber hızla yayıldı.

Köy halkı Derya’nın evine doldu. Herkes fotoğrafa bakıyor, herkes konuşuyordu.

Ama bir soru havada asılıydı:

“Eğer yaşıyorsa… neden dönmedi?”

Bu soru Derya’nın kalbine bıçak gibi saplandı.

Ama cevap yoktu.


İlk İpuçları

Birkaç gün sonra İzmir’den bir telefon geldi.

Nevin Arslan.

1994’te Bolu Devlet Hastanesi’nde hemşireydi.

“Size bir şey söylemem gerekiyor… yıllardır içimde.”

Nevin, kazadan sonra iki adamın hastaneye geldiğini ve “üç kişi eksik” dediklerini anlatıyordu.

Sonra bir çizim bulduğunu söyledi.

Üç çocuk el ele…

Arkalarında açık kapılı bir kamyon.

Derya’nın içi buz kesti.


Kayıp Parça

Bolu’daki eski dosyalar incelendi.

Bir kamyon şoförünün ifadesi dikkat çekti:

Ahmet Yılmaz.

İlk ifadesinde “üç çocuğu kamyonuma aldım” demişti.

Sonra ifadesini değiştirmişti.

Ve bir yıl sonra ölmüştü.

Kaza sonucu.

Tesadüf müydü?

Kimse artık buna inanmıyordu.


Gerçek Yavaş Yavaş Ortaya Çıkıyor

Derya bir şeyi hatırladı.

Kazadan üç gün önce Aras’ın anlattığı bir olay:

Otobüs şoförü ona bir zarf vermek istemişti.

Birine teslim etmesi için.

Para karşılığında.

Aras reddetmişti.

Ama belki…

Diğer çocuklar?

Ya da şoför başka bir plan yaptıysa?


Şoför

Otobüs şoförü Tahir Koç’tu.

Geçmişi incelendiğinde kaçakçılıkla bağlantıları olduğu ortaya çıktı.

Sınır bölgelerinde şüpheli hareketleri vardı.

Eşi konuştu.

Kazadan önce “üç tane tamam” dediğini duymuştu.

Üç çocuk.

Her şey birleşiyordu.


Almanya Yolculuğu

Derya, Kemal Bey ve Hüseyin Amca karar verdi.

Stuttgart’a gideceklerdi.

O fotoğrafın çekildiği yere.

Cevapları bulmaya.


Stuttgart

Pazar yeri aynıydı.

Tezgahlar, kalabalık, ışıklar…

Ve tanıklar.

Bir meyve satıcısı:

“Evet, onları hatırlıyorum. Sık sık gelirlerdi.”

“Yanlarında biri olurdu.”

“Kahverengi paltolu bir adam.”


Gölgelerdeki Adam

Her tanık aynı şeyi söylüyordu:

O adam onları izliyordu.

Konuşmalarına izin vermiyordu.

Bir kez biri yardım istemeye çalışmıştı.

Ama adam hemen müdahale etmişti.


Gerçek

Bu artık bir şüphe değildi.

Bu bir kaçırılma hikayesiydi.

Çocuklar kazadan sonra alınmıştı.

Yıllarca tutulmuşlardı.

Çalıştırılmışlardı.

Kontrol altında yaşamışlardı.


Metal Kutu

Polis bir gün küçük bir kutu buldu.

İçinde:

Gazete kupürleri

Eski fotoğraflar

Üç çocuğun yıllar içindeki halleri

Çocukluktan yetişkinliğe…

Ama gözler hep aynıydı.

Korku dolu.

Sessiz.


Son Gerçek

Aras yaşıyordu.

Ama özgür değildi.

Hiç olmamıştı.

Yirmi yıl boyunca…

Birileri onları kullanmıştı.

Birileri onları susturmuştu.

Birileri onları ailelerinden çalmıştı.


Derya’nın Kararı

Derya o gece otel odasında tek başına oturdu.

Elinde oğluna yaptığı kolyenin aynısı.

Gözleri kararlıydı.

“Geliyorum oğlum…”

“Bu sefer seni kimse benden alamayacak.”


Son

Bu sadece bir kayıp hikayesi değildi.

Bu…