1997’de Trabzon’da Selim Uçar kayboldu. Yirmi yıl sonra eski bir walkman’deki kayıtlar gerçeği açtı

.
.
.

1997’de Trabzon’da Selim Uçar Kayboldu. Yirmi Yıl Sonra Eski Bir Walkman’deki Kayıtlar Gerçeği Açtı

1997’nin sonbaharındaki o soğuk akşamda Trabzon’un karanlık sokaklarında bir aile trajedisi başladı. Selim Uçar, 17 yaşında, okuldan sonrasını geçirdiği sokaklarda neşeliydi. Çocuklar, gençler hep aynı gündelik yaşamın akışına kapılmışken, Selim’in kaybolması, o gece kimse tarafından tahmin edilemeyecek bir felaketin başlangıcını işaret ediyordu. Bir yıla yakın bir süredir, kasaba halkı Selim’in kayboluşu üzerine sessizce fısıldıyordu. Bir yıl sonra, hayatta kalanlar onu hatırlayacak ve geriye kalan her şey gibi kaybolmuş bir masal haline gelecekti.

Selim kaybolduğunda, ailesi büyük bir hüzün ve belirsizlik içindeydi. Polis, her köşe bucağı aradı, dağlarda uzun aramalar yapıldı, ama hiçbir iz bulunamadı. Nermin Uçar, oğlu Selim’in kaybolduğu geceden itibaren kaybolan her şeyin peşinden gitmişti. Oğlu bir gün geri döner mi umudu, onun içinde uzun yıllar boyunca varlık gösterdi. Ama hayatına girdikleri her seferde kaybolmuş bir parça daha ekleniyordu. Hayatlarıyla ilgili doğru bildiği her şey, her geçen gün bir yalan gibi çözülüyordu.

Bir Yıl Sonra Walkman’in Kazandırdığı Gerçek

Bir sabah, 20 yıl boyunca cesaret edemediği bir bavulu açtığında, Nermin Uçar’ın karşısına çıkan eski bir walkman, oğlu Selim’in kaybolmuş günlerinin sırlarını ortaya çıkardı. Walkman ve kasetler, Selim’in o kadar fazla kaybolmuş hatırasını yansıtıyordu ki, her biri Nermin’in kalbinde yeni bir yara açtı. Fakat bu kayıtlar, kızının kulağında yankılandığı zaman, o günden beri beklediği o karanlık sırrın daha da derinleştiğini fark edecekti.

İlk başta, bir şüphe yoktu. Nermin, kasetleri çalmadan önce Selim’in kaybolduğu zamanla olan bağlantılarıyla uğraşmayı düşünüyor, ancak bunu yalnızca daha da kasvetli bir hayal kırıklığı gibi görüyordu. Ancak o an kaset başladığında, Selim’in sesi derin bir acı ile doluydu. Nermin’in, o zamanki kaybolmuş oğlunun sesi tüm ruhunda yankı yaptı.

“Anne, eğer bunu bir gün dinliyorsanız demek ki kimin mahvolacağını seçtim,” diyen Selim’in sesi, Nermin’in kalbini derinden sarstı. O günden itibaren aile, ve özellikle Esra, gerçekleri öğrenmeye karar verdiler. 20 yıl boyunca herkesin inandığı her şey, yavaşça bir yalan haline geldi. Bu kayboluş, sırlarla kaplıydı ve karanlık bir şekilde çözülmeliydi.

Gerçekler Ortaya Çıkmaya Başladı

O an Nermin’in gözlerinde sadece üzüntü değil, derin bir korku vardı. 20 yıl boyunca bir ailenin her şeyin arkasında saklanan gerçeklerden habersiz yaşamış olması, aslında bir aileyi değil, tüm bir şehri yıkmaya yetebilecek kadar güçlüydü. Birçok insan bu gerçeği kabul edemedi. Çünkü gerçekler, geçmişin acı verici yüklerinden daha tehlikeli olabilir.

Kaset, Selim’in kaybolmuş olduğu geceyi ve yaşananları detaylı bir şekilde anlatıyordu. Selim, kasette çok korkunç bir şekilde dile getirdiği bir seçim yapmıştı. O, ailesini koruyabilmek için sonuna kadar savaşmayı, her şeyi risk altına almayı göze almıştı. Annesi, kaseti dinledikçe kaybolmuş oğlunun trajik seçimlerinin farkına vardı.

Yavaş Yavaş Yükselen Korkular

Esra, kasetleri annesine göstermedi. O an, gerçeğin korkunç bir şekilde ortaya çıkacağına inandı. Ama Nermin ve Esra, yavaşça kasetle birleşen gerçekleri kabul etmeliydi. Şimdi, o kaset ve eski walkman bir dönüm noktasıydı. 20 yıl boyunca kaybolan her şeyin gerçeği, sadece kasetteki o özel anlarda saklıydı.

Kız kardeşler bir ailenin parçasıydı ama aynı zamanda her biri birer gizemli bulmaca parçasıydı. Selim’in kaybolmasından bir yıl sonra, büyük bir sırrın açığa çıkması, sadece onları değil tüm şehirdeki insanları da derinden etkiledi. Hangi sır, bu kadar insanı bu kadar derinden etkilemişti? Kaybolan o çocuk, aslında kaybolmuş bir toplumun parçasıydı.