1998’DE ERZURUM’DA KAYBOLAN 3 ÖĞRENCİYLE İLGİLİ 17 YIL SONRA GELEN MEKTUP ŞOK SIRI ORTAYA ÇIKARDI
.
.
.
Erzurum’un Karlarında Saklı Bir Sır
Kasım 1998… Erzurum’un soğuk sokaklarında, Atatürk Kız Lisesi’nin parlak üç öğrencisi; Zeynep, Zehra ve Ayşegül, boyunlarında kırmızı atkılarıyla okuldan çıktılar. O gün, kar fırtınasının içinde kayboldular. Hiçbir çığlık duyulmadı. Hiçbir tanık olmadı. Sadece karın sessizliği ve üç ailenin paramparça olan dünyası kaldı.
Kızlar eve dönmek üzere okuldan ayrıldıklarında, tiyatro gösterisinin provalarından çıkmışlardı. Zeynep ve Zehra, ikiz kardeşlerdi. Ayşegül ise kasabın kızı, en yakın arkadaşlarıydı. Üçü de tiyatro kulübünün sembolü olan kırmızı atkıları takmıştı. Okuldan Ayşegül’ün evine kadar olan kısa yolu yürüdüler. Kimse onları bir arabaya binerken görmedi. Hiçbir ses duyan olmadı.
O günün akşamı, anneler gözyaşları içinde sokaklarda kızlarını aradılar. Havva Hanım, ikizlerinin annesi, kapıları yumrukladı, Ayşegül’ün babası Ahmet Bey kasap dükkanında et kütüğüne satırını indirdi. Şehirde bir yangın gibi yayılan kayıp haberi, kısa sürede herkesin dilindeydi. Polis sirenleri karanlık sokaklarda yankılandı. Ancak üç genç kızdan hiçbir iz bulunamadı. Haftalarca gazeteler onların gülümseyen fotoğraflarını manşetlere taşıdı. Zamanla hikayeleri de kendileri gibi karın altında kayboldu.
Aylar geçti. Aileler kapılarının her çalınışında umutlandılar. Her telefon sesinde nefesleri kesildi. Erzurum’un kışı acımasızdı, ama üç ailenin kalbindeki soğukluk daha derindi. Bazıları “Belki büyük şehre kaçtılar.” dedi. Ama anneler biliyordu; bir anne, kızının onu terk etmeyeceğini hissederdi.
Yıllar aktı. Bir yıl, beş yıl, on yıl… Her kış karla kaplandı, her bahar eridi. Ama hiçbir iz bulunamadı. Ta ki 17 yıl sonraya kadar…
17 Yıl Sonra Gelen Mektup
2015 yılının kasvetli bir sonbahar günü, emekli postacı Kemal Efendi, eski eşyalarını karıştırırken yıllar önce kullandığı deri çantasının gizli bölmesinde sararmış bir mektup buldu. Zarfın üzerinde “Erzurum merkez karakoluna” yazıyordu. Tarih damgası 1999 Mart ayını gösteriyordu. Kemal’in elleri titredi. Bu mektup asla teslim edilmemişti.
Zarfı açtı ve içindeki notu okumaya başladı:
“Ben biliyorum Zeynep, Zehra ve Ayşegül’e ne olduğunu ama gerçek bütün bir şehri incitecek kadar acı. Ancak şimdi anlatabiliyorum. Çünkü suçluluk duygusu beni öldürüyor.”
Mektup sadece “Z” harfiyle imzalanmıştı.
Kemal, mektubu polis merkezine götürdü. O gece emniyet müdürü Murat Bey mektubu okurken, üç genç kızın kaybolduğu o lanetli kış gününü hatırladı. O zamanlar genç bir polisti ve bu vaka kariyerinin en büyük çözülmemiş gizemi olarak kalmıştı. Dosya yeniden açıldı. 17 yıl sonra bile olsa, bu şehir gerçeği öğrenmeliydi.

Dosya Yeniden Açılıyor
Atatürk Kız Lisesi’nin eski taş binası zamanın içinde donmuş gibiydi. Müdür yardımcısı Fatma Hanım, tozlu arşiv odasının anahtarını çevirirken titredi. Müfettiş Murat, tiyatro kulübünün 1998 kayıtlarını aradı. Kızların tiyatroda oynayacağı “Antigone” oyununun provaları, oyuncu listeleri, fotoğrafları… Hepsi dosyalardaydı.
Ayşegül, Antigone rolünde; Zehra, İsmene; Zeynep ise Koro başıydı. Oyun asla sahnelenmedi. Kızlar kaybolduğunda tüm okul yasa boğuldu. Tiyatro öğretmeni Şule Hanım, emekli olmuş ve Tortum köyüne taşınmıştı.
Murat, eski bir Lada’ya binip Tortum köyüne gitti. Şule Hanım, yaşlı, gri saçlı, keskin bakışlı bir kadındı. “Kızlar oyunu kendileri seçti,” dedi. Özellikle Zehra, Antigone rolüne takıntılıydı. Ayşegül’ün rolü alması aralarında bir gerilim yarattı. Zehra, provalarda Ayşegül’ün repliklerini düzeltip, “Antigone zayıf değil, o bir kahraman,” diyordu.
Kaybolmadan bir hafta önce Ayşegül okula boynunda morluklarla gelmişti. “Merdivenden düştüm,” dedi ama Şule Hanım inanmadı. Gözlerinde korku vardı. Zeynep ise hep arabulucuydu. Zehra tutkulu ve vahşiydi, Ayşegül hassas ve kırılgandı. Zeynep ise bilge ve dengeli.
Eski Defterler, Yeni Sırlar
Şule Hanım, yıllardır sakladığı kutudan el yazısıyla doldurulmuş tiyatro defterini, prova programlarını ve fotoğrafları çıkardı. Zehra’nın Antigone metninde, kırmızı kalemle çevrelenmiş bir not dikkat çekiyordu: “Gerçek fedakarlık bu değil.”
Kaybolmadan bir gün önce, okul müdürü oyunun içeriğinin uygunsuz olduğunu söyleyip ertelenmesini istemişti. Bir veli şikayet etmişti. Ertesi gün kızlar kayboldu.
Murat, Şule Hanım’a son bir soru sordu: “Oyunun iptal edilme sebebi sadece kızların kaybolması mıydı?”
Şule Hanım’ın yüzü soldu. “Hayır, bir veli şikayet etmişti. O gün bir şeyler oldu. Özellikle Haluk Bey, edebiyat öğretmeni, kızlarla çok ilgileniyordu. Ayşegül ile özel olarak. Kızlar kaybolduktan hemen sonra sınır kasabasına tayin edildi.”
Gizli Günlük
Ayşegül’ün eski evinde, yaşlı bir kadından kalan eşyalar arasında, Murat bir minderin içine saklanmış küçük lacivert kaplı bir defter buldu. Zeynep’in el yazısıydı. Defterde, ergenlik kaygıları, okul dedikoduları, aile anlaşmazlıkları vardı. Ama Kasım ayının başında yazılar değişmişti.
“Haluk Bey yine Ayşegül’ü ders sonrası alıkoydu. Zehra kıskanıyor. Ona haksızlık ettiğimi söylüyor ama ben gördüm Haluk Bey’in ona dokunuşunu. Ellerini omzunda çok uzun tuttu.”
7 Kasım tarihli bir yazı:
“Zehra çıldırdı. Ayşegül’ün çantasını karıştırırken yakaladım. O benim olmalıydı. Antigone rolü benim hakkımdı. Ama asıl mesele rol değil. Ayşegül’ün Haluk Bey’den aldığı özel ilgi…”
Bir sonraki sayfa:
“Ayşegül bugün her şeyi anlattı. Korkuyor. Haluk Bey onu tehdit etmiş. Eğer ailesi öğrenirse hayatı bitecek.”
Bir başka sayfa:
“Biri hamile, biri korkuyor, biri yalan söylüyor.”
10 Kasım:
“Bir plan yaptık. Zehra buna kurtuluş diyor. Ben kaçış diyorum. Ayşegül ise son çare diyor. Hangisi doğru bilmiyorum. Yarın Haluk Bey’le buluşacağız. Her şeyi çözeceğiz. Bir daha asla…”
Sarıkamış’a Giden Yol
Defterin içinde bir not:
“Sevgili Z, sana söylediğim gibi yapabilirsin. Sarıkamış’ta seni bekleyeceğim. Arkadaşını da getir. İkinize de yardım edeceğim ama kimseye söyleme. A.”
Murat, Sarıkamış kız yurduna gitti. Orada kayıtları inceledi. Zeynep ve Ayşegül isimleri yoktu. Ama “Şebnem Kaya” adlı, doğum tarihi Zeynep’le aynı olan bir kız vardı. Şebnem, 1999’da Sarıkamış’a gelmiş, travma geçirmiş, kimseyle konuşmamıştı. Sonra Palandöken’deki bir manastıra verilmişti.
Palandöken Manastırı’nda Sessizlik
Murat, Palandöken manastırına gitti. Başrahibe, “Şebnem kız kardeş konuşmaz ama yazabilir,” dedi. Murat, Zeynep ve Zehra’nın fotoğrafını gösterdiğinde Şebnem bayıldı. Kendine geldiğinde, kağıda “Zeynep” yazdı. Evet, Şebnem aslında Zeynep’ti.
Zeynep, titreyen elleriyle yazmaya başladı:
“Ayşegül hamileydi Haluk’tan. Zehra gerçeği öğrenince çılgına döndü. O da Haluk’a aşıktı. Bir plan yaptım. Sahte bir kaçış. Ayşegül’ü ve bebeğini korumak için. Ama Haluk öğrendi. Bizi kulübeye çağırdı. Zehra çok öfkeliydi, Ayşegül’e saldırdı. Haluk araya girdi. Boğuşma sırasında Zehra düştü, başını sert bir şekilde çarptı. Çok kan vardı. Ayşegül panikleyip kaçtı. Ben peşinden gittim. Kar fırtınasında saatlerce aradım. Onu bulduğumda soğuktan donmak üzereydi. Bir ahıra sığındık. Ayşegül hastalandı, köyde doğuma kadar kaldı. Sonra bebeği İzmir’de bir aileye evlatlık verdik. Adını Alper koyduk. Zehra’yı bir daha hiç görmedim. Kulübede Haluk’la kalmıştı. Sonra ben Sarıkamış’a gittim, kız yurduna sığındım.”
Kayıp Kızların Sonu
Murat, kulübeye gitti. Polis ekibiyle birlikte kar altında Zehra’nın cesedini buldular. Kafatasında ağır bir darbe vardı. DNA testi Zehra’ya ait olduğunu doğruladı.
Ayşegül, köyde doğumdan sonra hayatını kaybetmişti. Oğlu Alper, İzmir’de bir aileye evlatlık verilmişti. Zeynep ise manastırda Şebnem adıyla yaşamış, 17 yıl boyunca konuşmamıştı.
Haluk Bey, cinayet ve delilleri karartmaktan tutuklandı. İfadesinde, her şeyin bir kaza olduğunu, Zehra’nın Ayşegül’e saldırdığını, kendisinin araya girdiğini, Zehra’nın düştüğünü anlattı. Cesedi panikten gömmüş, diğer iki kızı bulamamıştı.
Alper’in Hikayesi
Murat, İzmir’de Alper’i buldu. Ona annesinin hikayesini, yaşananları, Ayşegül’ün son mektubunu ve madalyonunu verdi. Alper, annesinin hikayesini öğrendiğinde gözyaşlarına boğuldu. “Ben bir cinayetin çocuğu muyum?” diye sordu. Murat, “Hayır, sen bir umudun çocuğusun. Annen seni çok sevdi,” dedi.
Alper, Zeynep’i yani Şebnem’i görmek istedi. Erzurum’a gittiler. Zeynep, Alper’i gördüğünde 17 yıl sonra ilk kez konuştu: “Ayşegül…” dedi. Alper, annesinin hikayesini dinledi. Zeynep, ona üç ağaç diktiğini, Zehra ve Ayşegül’ün sembolik mezarlarını yaptığını anlattı.
Son Perde
Zeynep, birkaç gün sonra hastalandı ve hayatını kaybetti. Alper, annesinin ve Zeynep’in mezarına beyaz çiçekler bıraktı. Oyununuz hiç sahnelenmedi ama fedakarlığınız gerçekti, diye fısıldadı.
Erzurum’un karları artık suçluluk değil, huzur getiriyordu. 17 yıllık bir gizem çözülmüştü. Üç genç kızın hikayesi, onların bedenlerinden çok daha uzun süre yaşamıştı. Alper, kendi yolunu çizecek, annesinin ve teyzelerinin hikayesini taşıyarak ama kendi hayatına devam edecekti.
Kar yeniden yağmaya başladı. Ama bu sefer yeni bir başlangıcı müjdeliyordu.
Son
News
मरा हुआ पति भूत बन कर घर में हर रोज आता था/जिसकी वजह से पत्नी के साथ हुआ बहुत बड़ा हादसा/
मरा हुआ पति भूत बन कर घर में हर रोज आता था/जिसकी वजह से पत्नी के साथ हुआ बहुत बड़ा…
अपने बराबर वालों में रिश्ता देखो , ये घर तुम्हारी औकात से बाहर है , ये कहकर घर से भगाया था , कुछ साल
अपने बराबर वालों में रिश्ता देखो , ये घर तुम्हारी औकात से बाहर है , ये कहकर घर से भगाया…
Türkler Uzaydan Ne Anlar? 🚀 5 KİLOLUK UYDU NASA’YI SUSTURDU!
Türkler Uzaydan Ne Anlar? 🚀 5 KİLOLUK UYDU NASA’YI SUSTURDU! . . . Türkler Uzaydan Ne Anlar? 🚀 5 KİLOLUK…
Sınırda devriye geziyordu ve 2005’te kayboldu — 18 yıl sonra kamyoneti bulundu…
Sınırda devriye geziyordu ve 2005’te kayboldu — 18 yıl sonra kamyoneti bulundu… . . . Sınırda Devriye Geziyordu ve 2005’te…
Polis Acilin Önünde Hemşirenin Boğazını Sıktı—Hastane Müdürünün Eşi Olduğunu Bilmiyordu,Sonrası Şok!
Polis Acilin Önünde Hemşirenin Boğazını Sıktı—Hastane Müdürünün Eşi Olduğunu Bilmiyordu,Sonrası Şok! . . . Polis Acilin Önünde Hemşirenin Boğazını Sıktı—Hastane…
Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar? Türk ATAK Pilotu 11 Hedef Düşürdü! 🇹🇷 Red Flag Şoku
Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar? Türk ATAK Pilotu 11 Hedef Düşürdü! 🇹🇷 Red Flag Şoku . . . Türkler Helikopter…
End of content
No more pages to load






