2003’te Gaziantep’te 12 yaşındaki Yusuf Altun kayboldu. 15 yıl sonra gelen bir e-posta gerçeği açtı

.
.
.

15 Yılın Sessizliği

Bazı sırlar vardır…
Toprağın altına gömülür, yıllar geçtikçe çürür sanırsın.
Ama bazı sırlar… çürümez.
Sadece bekler.

2003 yazı, Gaziantep.

Sıcak, ağır ve boğucu bir geceydi. Altun ailesinin küçük, eski evi, dar bir sokakta sessizce duruyordu. O gece, 12 yaşındaki Yusuf Altun son kez görüldü.

Ve bir daha asla geri dönmedi.


I. Kayboluş

“Kaçtı.”

Sedat Altun’un söylediği buydu.
Mahallenin eski polisi, sert, disiplinli, herkesin korktuğu adam.

“Çocuk sinirlendi, kaçtı. Buluruz.”

Ama kimse bulamadı.

Polis aradı, mahalle aradı, akrabalar aradı…
Günler geçti, haftalar geçti, aylar geçti.

Sonra herkes sustu.

En çok da aile.

Anne Melike konuşmadı.
Baba Sedat konuşmadı.
Ve abla Elvan… sadece sustu.

O evde sessizlik bir birey gibi yaşamaya başladı.


II. 15 Yıl Sonra

Elvan artık 30 yaşına yaklaşmıştı. Ama içinde hâlâ 17 yaşındaki o kız yaşıyordu.

Kardeşini kaybetmiş, gerçeği hiç öğrenememiş o kız.

O gece uyuyamıyordu.

Saat 03:00 civarıydı.

Ve sonra…

Ding.

Eski dizüstü bilgisayarı kendi kendine açıldı.

Ekran mavi bir ışıkla parladı.

Yeni bir e-posta.

Gönderen:
[email protected]

Elvan’ın kalbi durdu.

Bu imkânsızdı.

E-postayı açtı.

Mesaj sadece üç kelimeydi:

“O yalan söyledi.”


III. Harita

Mesajın altında bir ek vardı.

Açtı.

Çocuk eliyle çizilmiş bir harita.

Eğik bir çarpı işareti.

Bir daire.

Ve şehrin dışını gösteren oklar.

Elvan fısıldadı:

“Yusuf…”

Sonra mesajın devamını okudu:

“Abla… Eğer bana bir şey olduysa, babamın söylediklerine inanma.”

O anda her şey değişti.


IV. Şüphe

Elvan ilk kez düşündü:

Ya Yusuf kaçmadıysa?

Babası…

Yalan mı söylemişti?

O geceyi hatırlamaya çalıştı.

Bağırışlar.
Kapalı kapılar.
Sessizlik.

Ve sabah…

Yusuf yoktu.

Ama babasının sesi…
Hiç endişeli değildi.


V. İlk İpuçları

Yusuf’un odasına girdi.

Hiç değişmemişti.

Galatasaray posteri hâlâ duvardaydı.
Yatak hâlâ aynıydı.

Masadaki defterleri karıştırdı.

Son sayfada bir çizim:

Penceresiz, kapısız bir bina.
Ve aynı işaret.

Eğik çarpı.


VI. Anne

Annesi Melike odaya girdi.

Elvan defteri saklayamadı.

Melike’nin yüzü bir anlığına değişti.

Korku.

“Elvan… ne yapıyorsun?”

“Gerçeği arıyorum anne.”

Melike’nin sesi titredi:

“Bazı gerçekler… kimseyi kurtarmaz.”


VII. Depo

Harita Elvan’ı şehrin dışına götürüyordu.

Eski sanayi bölgesi.

Terk edilmiş depolar.

Babası hep derdi:

“Oraya gitmeyin. Tehlikeli.”

Ama neden?


VIII. Öğretmen

Elvan Yusuf’un eski öğretmenini buldu.

Nermin öğretmen.

Kadın bir kutu çıkardı.

2003 yazıyordu üzerinde.

İçinden bir zarf çıktı.

Yusuf’un bıraktığı.

Elvan açtı.

İçinde yazıyordu:

“Ben kaybolmadım. O beni sakladı.”

Altında bir çizim:

Büyük bir el.
Küçük bir kolu tutuyordu.


IX. Gerçek Yaklaşıyor

Öğretmen konuştu:

“Yusuf korkuyordu… babasından.”

Elvan’ın dünyası yıkıldı.

Anne de biliyordu.

Ama susmuştu.


X. Yüzleşme

Elvan babasına sordu:

“Yusuf senden korkuyor muydu?”

Sedat bağırdı:

“Saçmalama!”

Ama gözleri…

Yalan söylüyordu.


XI. Depoya Gidiş

Gece.

Soğuk.

Sessizlik.

Elvan arabaya bindi.

Ve depoya gitti.

Kapı yarı açıktı.

İçeride biri vardı.

Babası.

Toprağı kazıyordu.

Bir şey arıyordu.

Ya da…

Bir şeyi yok etmeye çalışıyordu.


XII. Kanıt

Sedat gittikten sonra Elvan içeri girdi.

Toprak eşilmişti.

Kazdı.

Bir metal parça buldu.

Üzerinde yazıyordu:

“Yusuf Altun – 2003”


XIII. İşaret

Duvara baktı.

Kazınmıştı.

Eğik çarpı.

Yusuf buradaydı.


XIV. Gerçek

Sesler.

İki adam geldi.

Biri babasıydı.

Elvan saklandı.

Ve duydu.

Her şeyi.

“Çocuk korktu… kaçmaya çalıştı… düştü…”

“Öldü.”

Elvan nefes alamadı.


XV. Yüzleşme

Saklandığı yerden çıktı.

“NERDE?”

Sedat çöktü.

“Biz öldürmedik… sadece korkutmak istedik…”

Ama gerçek değişmedi.

Yusuf ölmüştü.


XVI. Mezar

“Deponun arkasında…”

Elvan koştu.

Küçük bir taş.

İsimsiz.

Ama o biliyordu.

“Buldum seni…”


XVII. Son

Polis geldi.

Sedat teslim oldu.

Hiç direnmedi.

15 yıl sonra…

Gerçek ortaya çıktı.


XVIII. Son Mesaj

Elvan eve döndü.

Bilgisayarı açtı.

Yeni mesajlar vardı.

Yusuf’tan.

Birinde yazıyordu:

“Anne biliyordu.”

Elvan dondu.

Devamını okudu:

“Anne beni durdurmadı.”


XIX. En Acı Gerçek

Yusuf’un son sözleri:

“Bazen gerçek… insanları öldürür.”


XX. Kapanış

Elvan artık biliyordu.

Babası suçluydu.

Ama…

Annesi de susmuştu.

Ve sessizlik…

En büyük suç ortağıydı.


Çünkü bazen…

En büyük canavar
evin içindedir.