2011’de Konya’da iki lise öğrencisi kayboldu… 3 yıl sonra simitçi kadının şok gerçeği
.
.
.
KONYA’DA KAYBOLAN İKİ KIZ: SESSİZLİĞİN BEDELİ
Konya’nın sokakları o sabah her zamankinden daha sessizdi. Yağmur gece boyunca ince ince yağmış, taş yolları parlatmıştı. Gün henüz ağarmamıştı; sabah ezanına dakikalar vardı. Eski terminal bölgesinde, yıllardır ayakta duran çarpık bir simit tezgâhının yanında bir esnaf çömelmişti. Elindeki kürekle zemindeki çökmeyi düzeltmeye çalışıyordu.
Bir darbe.
Bir ses.
Ama bu sefer alıştığı gibi değildi.
Kürek yumuşak bir şeye çarptı.
Adam durdu. Kaşlarını çattı. Bir kez daha vurdu. Bu sefer sert bir çarpma yerine garip bir direnç hissetti. Eğildi. Ellerini toprağa daldırdı. Parmakları nemli toprağın içinde ilerlerken bir şeye takıldı.
Çekti.
Ve o anda nefesi kesildi.
Topraktan çıkan şey küçük, beyaz bir okul ayakkabısıydı.
Bağcıkları hâlâ düğümlüydü. Üzerinde kurumuş çamur vardı. Çamurun arasında ise neredeyse görünmeyecek kadar silik bir kan izi.
Adam geriye sıçradı. Kürek elinden düştü. Kalbi göğsünü parçalayacak gibi atıyordu. Başını kaldırdığında gözleri doğrudan simit tezgâhına takıldı.
Üç yıldır kimsenin kullanmadığı o eski tezgâha.
Herkesin bildiği ama kimsenin artık konuşmadığı yere.
Hatice’nin tezgâhına.

Üç yıl önce, aynı şehirde, iki lise öğrencisi kaybolmuştu.
Elif ve Ayşe.
İkisi de 16 yaşındaydı.
Hayatlarının en parlak dönemindeydiler. Hayalleri vardı. Üniversite, başka bir şehir, özgürlük… Ama bir gün okuldan çıktılar ve bir daha evlerine dönmediler.
Aileleri deliler gibi aradı. Polis soruşturma başlattı. Şehir posterlerle doldu. Ama hiçbir şey bulunamadı.
Hiçbir iz yoktu.
Ya da öyle sanılıyordu.
Çünkü aslında izler vardı. Ama kimse onları görmek istememişti.
Küçük, titreyerek yazılmış notlar.
Yardım çığlıkları.
Fısıldanan korkular.
Ve o notların hepsi tek bir kişiye verilmişti.
Hatice’ye.
Hatice o sabah erkenden uyanmıştı. Aslında uyumamıştı. Son üç yıldır doğru düzgün uyuyamıyordu.
Çayını karıştırırken elleri titriyordu. Gözleri donuktu. Pencereden dışarı baktı.
Konya her zamanki gibiydi.
Sessiz.
Soğuk.
Yargılayıcı.
Hatice için bu şehir artık bir ev değildi. Bir mahkeme salonuydu. Ve o her gün aynı soruyla yargılanıyordu:
“Neden sustun?”
Hatice sıradan bir kadındı. Hayatı boyunca dikkat çekmemişti. Yıllarca aynı köşede simit satmıştı. İnsanlar onu görür ama fark etmezdi.
Ama Elif ve Ayşe farklıydı.
Onlar Hatice’ye “teyze” derdi.
Bu küçük kelime Hatice’nin hayatında büyük bir yer kaplıyordu.
Çünkü yıllardır kimse ona böyle seslenmemişti.
Kızlar her gün okul çıkışı tezgâha uğrardı. Bazen simit alır, bazen sadece oturup çay içerlerdi. Hatice onları izlerdi.
Gülüşlerini.
Konuşmalarını.
Hayallerini.
Ama bir gün bir şey değişti.
İlk not Elif’ten geldi.
Küçük, katlanmış bir kâğıt.
“Elif lütfen sakla” demişti.
Hatice o an anlamamıştı. Ama Elif’in gözlerindeki korkuyu görmüştü.
O gece notu açtı.
“Biri bizi takip ediyor. Korkuyoruz. Lütfen kimseye söyleme.”
Hatice’nin kalbi sıkıştı.
Ertesi gün Ayşe de bir not bıraktı.
“O adam yine gördü bizi. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.”
Artık bu bir tesadüf değildi.
Hatice ilk başta ne yapacağını bilemedi. Bir simitçi kadındı. Ne polisi tanıyordu ne de böyle durumlarla başa çıkmayı biliyordu.
Ama vicdanı susmadı.
Elif’in annesine gitti.
Kapıyı çaldı.
Kadın kapıyı açtığında Hatice titreyen ellerle notları uzattı.
“Kızınız tehlikede olabilir…”
Kadın kağıtlara baktı.
Sonra Hatice’ye.
Ve güldü.
“Soğuk bir kahkaha.”
“Sen kimsin?” dedi. “Kızımın hayatına karışma.”
Kapı yüzüne kapandı.
Hatice vazgeçmedi.
Ayşe’nin annesine gitti.
Bu sefer kapı açıldı.
Kadın dinledi.
Notları okudu.
Sessizleşti.
Ve birlikte polise gittiler.
Ama polis de aynı şeyi söyledi:
“Somut bir delil yok.”
“Çocuklar abartıyor olabilir.”
“Bir şey olursa tekrar gelin.”
Hatice o gün anladı.
Kimse bu hikâyeyi duymak istemiyordu.
On gün sonra kızlar kayboldu.
O gün Hatice onları son kez gördü.
Tezgâhın önünde durmuşlardı.
Yüzleri bembeyazdı.
Sonra bir araba geldi.
Siyah bir araba.
Cam açıldı.
Bir erkek sesi.
“Binseniz iyi olur.”
Hatice bağırmak istedi.
Ama bağırmadı.
Çünkü o anda arabada birini gördü.
Tanıdığı birini.
Ve korktu.
Çok korktu.
O gece Hatice eve gitti.
Kapıyı kilitledi.
Notları bir torbaya koydu.
Ve tezgâhın altına gömdü.
Çünkü artık biliyordu:
Bu şehir gerçeği kaldırmazdı.
Yıllar geçti.
Hatice değişti.
Saçları beyazladı.
Yüzü çöktü.
İnsanlar ona deli dedi.
Kimse onunla konuşmadı.
Ama Hatice her gece aynı şeyi düşündü:
“Keşke o gün bağırabilseydim.”
Ve şimdi…
Üç yıl sonra…
O ayakkabı bulunmuştu.
Toprağın altından.
Hatice uzaktan izliyordu.
Polisler kazıyordu.
Ve o biliyordu.
Sadece ayakkabı çıkmayacaktı.
Gerçek de çıkacaktı.
Akşam olduğunda polis kapısını çaldı.
Hatice şaşırmadı.
İçeri girdiler.
Sorular sordular.
Hatice sustu.
Uzun süre sustu.
Sonra ilk kez konuştu.
Sesi kısık ama kararlıydı.
“Ben gördüm…” dedi.
O an odadaki herkes sustu.
Hatice devam etti:
“Arabada kim olduğunu gördüm.”
Polisler birbirine baktı.
“Kimdi?” diye sordular.
Hatice gözlerini kapadı.
Üç yıl boyunca taşıdığı yük artık dayanılmazdı.
Ve sonunda söyledi.
O isim, Konya’yı sarstı.
Çünkü o kişi…
Herkesin güvendiği biriydi.
Saygın biriydi.
Kimsenin şüphe etmeyeceği biriydi.
Ertesi gün şehir ayağa kalktı.
Haberler yayıldı.
İnsanlar konuştu.
Ama artık çok geçti.
Çünkü iki genç kız…
Geri gelmeyecekti.
Hatice o gece ilk kez derin bir nefes aldı.
Ama bu bir rahatlama değildi.
Bu bir sondu.
Bir kabullenişti.
Pencereden dışarı baktı.
Konya yine sessizdi.
Ama bu sessizlik artık farklıydı.
Çünkü bu sefer…
Gerçek konuşmuştu.
Bu hikâye sadece iki kayıp kızın hikâyesi değildi.
Bu hikâye;
Duymayan kulakların,
Görmeyen gözlerin,
Ve korkudan susan bir kadının hikâyesiydi.
Ve belki de en acı gerçek şuydu:
Bazen suç, sadece yapanın değil…
Susanındır.
News
Bu Fotoğraf Normal Gözüküyordu , Ta Ki Gelinin Yüzüne Bakana Kadar
Bu Fotoğraf Normal Gözüküyordu , Ta Ki Gelinin Yüzüne Bakana Kadar . . . GELİNİN YÜZÜ Fotoğrafı ilk gördüğümde ellerimin…
Kendi Çocuklarından Korkan Ailenin Tüyler Ürperten Hikayesi!
Kendi Çocuklarından Korkan Ailenin Tüyler Ürperten Hikayesi! . . . Kendi Çocuklarından Korkan Aile – Şeffer Çiftliğinin Laneti Baden-Württemberg ormanlarının…
2018’de Rize Çamlıhemşin’de polis ve hemşire sevgilisi kayboldu. 5 yıl sonra korkunç gerçek
2018’de Rize Çamlıhemşin’de polis ve hemşire sevgilisi kayboldu. 5 yıl sonra korkunç gerçek . Fırtına Nehri’nin Sessizliği 2018 yılının Ekim…
Bir Hayatı Kurtardı, Cezalandırıldı — Ama Kurtardığı Kişi Komutanın Kızıydı
Bir Hayatı Kurtardı, Cezalandırıldı — Ama Kurtardığı Kişi Komutanın Kızıydı . Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un HikâyesiBir Hayatı Kurtardı,…
गरीब लड़का घर छोड़ गया, बस में अमीर महिला ने जो किया सब रो पड़े
गरीब लड़का घर छोड़ गया, बस में अमीर महिला ने जो किया सब रो पड़े . . . गरीब लड़का…
“एक मासूम चंपा का खतरनाक रूप काली घाटी में कैसे बनी सबसे बड़ी डकैत? सच जानकर दंग रह जाओगे!”
“एक मासूम चंपा का खतरनाक रूप 😱 काली घाटी में कैसे बनी सबसे बड़ी डकैत? सच जानकर दंग रह जाओगे!”…
End of content
No more pages to load






