“Al Sana 100 Dolar, Bugünlük Annem Olur Musun?” — Mafya Babasının Oğlu Evsiz Kadına Yalvardı!

.
.
.

Gölgelerin Ardındaki Evlilik

İstanbul geceleri hiçbir zaman gerçekten uyumazdı. Boğaz’dan yükselen sis, sokak lambalarının sarı ışıklarıyla birleştiğinde şehir sanki eski bir sır saklıyormuş gibi görünürdü. Bu şehirde herkes bir şeylerin peşindeydi: para, güç, aşk ya da intikam. Ama bazı insanlar vardı ki hepsini aynı anda istiyordu.

Malik Demir onlardan biriydi.

1. Bölüm: Şehrin Sessiz Kralı

Malik Demir, İstanbul yeraltı dünyasında adını duymayanın neredeyse olmadığı bir adamdı. Otuz iki yaşındaydı, uzun boylu, koyu saçlı ve keskin bakışlıydı. Ama insanlar onun görünüşünden çok zekâsından ve soğukkanlılığından korkardı.

Çünkü Malik hiçbir zaman öfkeyle hareket etmezdi.

Plan yapardı.

Ve planları genelde kusursuz olurdu.

Babasının yıllar önce kurduğu ticaret imparatorluğunu devraldığında henüz yirmi dört yaşındaydı. O zamanlar herkes onun başarısız olacağını düşünmüştü. Ama sekiz yıl içinde Malik sadece işi büyütmekle kalmamış, İstanbul’daki en güçlü suç ağlarından birini kurmuştu.

Ancak son birkaç aydır işler değişmeye başlamıştı.

Yeni bir düşman ortaya çıkmıştı.

Rus mafyası.

Onlar İstanbul limanlarına girmeye çalışıyordu ve Malik’in kontrol ettiği ticaret yollarını ele geçirmek istiyorlardı.

Ve Malik biliyordu ki savaş yaklaşıyordu.

Ama savaşın ortasında onu koruyacak bir şeye ihtiyacı vardı.

Bir kalkan.

Bir hikâye.

Bir evlilik.

2. Bölüm: Beklenmedik Karşılaşma

Aylin Karaca, Malik’in dünyasından tamamen farklı bir hayat yaşıyordu.

Yirmi yedi yaşındaydı ve İstanbul Üniversitesi’nde sanat tarihi okuyordu. Aynı zamanda küçük bir galeride çalışıyordu. Hayatı oldukça basitti: sabah işe gitmek, akşam arkadaşlarıyla kahve içmek ve hayalini kurduğu şeyler hakkında düşünmek.

Onun hayali bir gün kendi sanat galerisini açmaktı.

Ama hayat bazen insanın planlarını hiç beklemediği bir şekilde değiştirir.

O akşam yağmur yağıyordu.

Aylin işten geç çıkmıştı. Galerinin kapısını kapattıktan sonra hızlı adımlarla yürümeye başladı. Sokak neredeyse boştu.

Tam köşeyi döndüğünde bir araba aniden önünde durdu.

Siyah bir Mercedes.

Kapı açıldı.

Arabadan uzun boylu bir adam indi.

Adamın bakışları karanlıkta bile keskin görünüyordu.

“Sen Aylin Karaca mısın?” diye sordu.

Aylin şaşkınlıkla ona baktı.

“Evet… ama siz kimsiniz?”

Adam birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra cevap verdi.

“Ben Malik Demir.”

Aylin bu ismi duymuştu.

Herkes duymuştu.

Ve bir anda içini açıklayamadığı bir tedirginlik kapladı.

“Benimle gelmen gerekiyor,” dedi Malik sakin bir sesle.

Aylin kaşlarını çattı.

“Şaka yapıyorsunuz sanırım.”

Malik başını hafifçe salladı.

“Hayır.”

3. Bölüm: Teklif

Yirmi dakika sonra Aylin kendini Malik’in malikânesinde buldu.

Burası şehrin dışındaydı. Büyük demir kapılar, uzun bir bahçe yolu ve devasa bir bina.

Her şey sanki bir film sahnesi gibiydi.

Ama bu bir film değildi.

Malik onu geniş bir salona götürdü.

“Bana neden buraya getirdiğinizi açıklayabilir misiniz?” dedi Aylin sonunda.

Malik karşısına oturdu.

“Seninle evlenmek istiyorum.”

Aylin birkaç saniye boyunca konuşamadı.

“Ne?”

“Bu gerçek bir evlilik olmayacak,” dedi Malik. “Sadece bir anlaşma.”

Aylin hâlâ anlamamıştı.

“Ben deli miyim de tanımadığım biriyle evleneyim?”

Malik gözlerini ona sabitledi.

“Karşılığında sana istediğin her şeyi verebilirim.”

“Ben para istemiyorum.”

Malik hafifçe gülümsedi.

“Belki de henüz ne istediğini bilmiyorsundur.”

Aylin ayağa kalktı.

“Ben gidiyorum.”

Tam kapıya yönelmişti ki Malik konuştu.

“Babanın borçlarını biliyorum.”

Aylin donup kaldı.

Yavaşça arkasını döndü.

“Ne dediniz?”

Malik dosyayı masanın üzerine koydu.

“Baban üç milyon lira borçlu. Ve borç aldığı insanlar sabırlı insanlar değil.”

Aylin’in yüzü soldu.

“Bu… bu mümkün değil.”

“Ben o borcu ödeyebilirim,” dedi Malik.

“Tek yapman gereken benimle evlenmek.”

4. Bölüm: Sahte Bir Hayat

Bir hafta sonra İstanbul sosyetesi büyük bir haberle çalkalanıyordu.

Malik Demir evlenmişti.

Ve kimse gelinin kim olduğunu bilmiyordu.

Düğün küçük ama gösterişli olmuştu. Gazetelerde fotoğraflar çıkmıştı. İnsanlar merak ediyordu.

Ama kimse gerçeği bilmiyordu.

Bu sadece bir anlaşmaydı.

Aylin malikâneye taşındığında kendini başka bir dünyada buldu.

Hizmetçiler.

Koruma görevlileri.

Lüks arabalar.

Ama en garibi Malik’ti.

Çünkü Malik beklediği gibi biri değildi.

Soğuktu, evet.

Tehlikeliydi, kesinlikle.

Ama aynı zamanda garip bir şekilde saygılıydı.

Bir gece yemek masasındayken Aylin sonunda sordu.

“Gerçek sebep ne?”

Malik gözlerini kaldırdı.

“Ne demek istiyorsun?”

“Bu evlilik.”

Malik birkaç saniye düşündü.

Sonra gerçeği söyledi.

“Çünkü düşmanlarım var.”

“Ve onlar benim zayıf noktamı arıyor.”

Aylin sessizce ona baktı.

“Ben senin zayıf noktan mıyım?”

Malik başını salladı.

“Hayır.”

Sonra ekledi.

“Ama öyle olduğunu düşünmelerini istiyorum.”

5. Bölüm: Savaş Başlıyor

Bir ay sonra ilk saldırı oldu.

Malik’in depolarından biri ateşe verildi.

Ruslar mesaj gönderiyordu.

Aylin o gece ilk kez Malik’in gerçekten nasıl biri olduğunu gördü.

Soğuk.

Hesapçı.

Ve tehlikeli.

Malik adamlarına emirler verirken sesi hiç yükselmiyordu.

Ama herkes onu dinliyordu.

Aylin balkonda durup şehre bakarken Malik yanına geldi.

“Pişman mısın?” diye sordu.

Aylin düşündü.

“Biraz.”

Malik hafifçe gülümsedi.

“Henüz hiçbir şey başlamadı.”

6. Bölüm: Gerçek Duygular

Zaman geçtikçe aralarındaki ilişki değişmeye başladı.

Başta sadece iki yabancıydılar.

Sonra ortak sırları olan iki insan oldular.

Ve bir gün Aylin fark etti ki Malik’in yanında kendini güvende hissediyordu.

Ama aynı zamanda korkuyordu da.

Çünkü Malik’in dünyası karanlıktı.

Ve o karanlık bazen herkesi yutabilirdi.

Bir gece Malik yaralı şekilde eve geldi.

Aylin paniğe kapıldı.

“Ne oldu?”

“Önemli değil,” dedi Malik.

Ama Aylin ilk yardım çantasını getirdi ve onun yarasını temizlemeye başladı.

Malik ona baktı.

“Benden korkmuyor musun?”

Aylin başını kaldırdı.

“Bilmiyorum.”

Sonra ekledi:

“Belki de korkuyorum.”

“Ama seni terk etmek istemiyorum.”

Malik ilk kez gerçekten şaşırmıştı.

7. Bölüm: İhanet

Ama hikâyedeki en büyük tehlike dışarıdan gelmedi.

İçeriden geldi.

Malik’in en güvendiği adamlardan biri aslında Ruslar için çalışıyordu.

Ve bir gece Aylin kaçırıldı.

Malik haberi aldığında ilk kez kontrolünü kaybetti.

Çünkü o anda anladı.

Bu evlilik artık sahte değildi.

Ve Aylin onun zayıf noktası olmuştu.

8. Bölüm: Son

Malik bütün gücünü topladı.

Ruslarla son bir hesaplaşma yaptı.

Uzun ve kanlı bir geceydi.

Ama sonunda Aylin’i kurtardı.

Sabah güneşi doğarken ikisi Boğaz’a bakan bir tepede duruyordu.

Aylin sessizce sordu:

“Şimdi ne olacak?”

Malik ona baktı.

“Şimdi… gerçek bir hayat yaşayabiliriz.”

Aylin gülümsedi.

“Gerçek bir evlilik mi?”

Malik ilk kez rahat bir şekilde güldü.

“Evet.”

“Bu sefer anlaşma olmadan.”

Ve İstanbul’un üzerinde güneş yükselirken ikisi yeni bir başlangıca doğru yürüdü.

Çünkü bazen en tehlikeli hikâyeler… en gerçek aşklara dönüşür.