Astsubay Kız – Mafyadan Dayak Yedi – Anneannesinin Bordo Bereli Olduğunu Öğrenince!
.
.
BORDO BERELİ NİNENİN TORUNU: GÖZLEME TEZGAHINDA BAŞLAYAN EFSANE
1. Sancaktepe’nin Sıradan Sabahı
Manisa’nın Sancaktepe ilçesinde perşembe pazarı, haftanın en hareketli günüydü. Sabah güneşi henüz doğmamışken, kamyonetlerin kasalarından indirilen taze sebzeler, meyveler, köy peynirleri ve zeytinler tezgâhlara dizilir; meydan kısa sürede Ege’nin bereketini yansıtan renkler, kokular ve insan sesleriyle dolardı.
Bu canlı tablonun ortasında, küçük gözleme tezgâhının başında duran Fatma Nine vardı. Yetmişini devirmiş, yüzündeki her bir çizginin ayrı bir hikâye anlattığı bu yaşlı kadın, pazarın demirbaşlarındandı. Onu herkes, eşini yıllar önce kaybetmiş, İstanbul’dan emekli olup memleketine dönmüş, kendi halinde, melek gibi bir kadın olarak bilirdi. Hakkında bildikleri tek şey, vaktiyle Ankara’da bir devlet dairesinde memur olduğuna dair belli belirsiz bir söylentiden ibaretti.
Ama Fatma Nine’nin kimsenin aklının ucundan bile geçiremeyeceği bir sırrı vardı.
2. Bordo Bereli’nin Gölgesinde
Fatma Nine, Türkiye’nin ilk kadın Bordo Berelilerinden biriydi. 1970’lerin sonunda orduya katılmış, 90’ların başına kadar özel kuvvetlerin en seçkin timlerinde tim komutanlığı yapmıştı. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda düşman hatlarının arkasına sızmış, Kuzey Irak’ın karlı dağlarında teröristlerle çatışmış, Ankara’da en üst düzey devlet adamlarına yakın korumalık etmişti. Onun tecrübeleri, devlet sırrı olarak nitelendirilen türdendi.
Ama şimdi, Sancaktepe’nin pazarında gözleme açan yaşlı bir kadındı sadece.
Bir sabah, Fatma Nine’nin torunu Elif pazara geldi. Elif, 24 yaşında, Jandarma Astsubay Meslek Yüksekokulu’ndan birincilikle mezun olmuş, yeni atanmış bir jandarma astsubayıydı. Üzerinde nizami üniforması, gözlerinde heyecan ve gurur vardı.
“Anneanne, ben geldim!” diye seslendi. Fatma Nine’nin yorgun elleri bir anda canlandı, gözlerinde bir parıltı belirdi.
“Elif’im, kuzum… Devriye erken mi çıktın?” diye sordu Fatma Nine.
“Evet anneanne, bugünkü devriye güzergâhım pazar yeri. Hem seni bir göreyim, işler nasıl diye bakayım dedim.”
Elif’in karakteri tıpkı sesi gibi naif ve temizdi. Mesleğine aşıktı. Sorumluluk duygusu yüksekti ama tecrübesizliği nedeniyle hayatı hâlâ okulda öğrendiği gibi sanıyordu. Dünyanın en çok sevdiği, gözleme kokan ellerine kurban olduğu anneannesinin kim olduğundan ise zerre kadar haberi yoktu.
3. Fırtına Öncesi Sessizlik
O sabah, pazarda huzur hakimdi. Fatma Nine, torunuyla sohbet ederken ona hayat dersi vermekten geri kalmadı.
“Elif, sana hep ne derim ben, hatırlıyor musun?”
“Evet anneannem, hemen yargılama, sadece izle dersin.”
“Doğru. Ama hepsi bu değil. Bu hayatta birçok insan göründüğü gibi değildir kızım. Çok sıradan görünen biri aslında olağanüstü bir kahraman olabilir. Çok korkutucu görünen bir zorba ise aslında bir o kadar zayıf ve korkak olabilir.”
Elif merakla sordu: “Anneanne sen nereden biliyorsun böyle derin şeyleri?”
Fatma Nine gülümsedi. “Çok yaşayınca insan kendi kendini öğreniyor. Sen de jandarma olarak görev yaptıkça zamanla anlayacaksın.”
Elif, anneannesinin geçmişine dair sorular sordu ama Fatma Nine, “Her ailenin kendine göre sırları vardır kızım. Her şeyi bilmek gerekmez,” diyerek geçiştirdi.
O gün, pazarın huzurunu kimse bozamaz sanıyorlardı. Ama Fatma Nine’nin içi huzursuzdu. Yılların askeri tecrübesi ona bu tür olağan dışı sakinliğin bazen yaklaşan bir fırtınanın habercisi olduğunu söylüyordu.

4. Mafyanın Gölgesi
Bir sonraki hafta pazar günü, sabahın erken saatlerinde pazara siyah bir minibüs yanaştı. İstanbul plakalı, camları koyu filmle kaplıydı. İçinden dört adam indi. Önde yürüyen, boğa gibi yapılı, ensesinde “kasap” dövmesi olan Engin’di. Arkasındaki adamlar da ondan aşağı kalır değildi.
“Vay anasını, köy pazarı dediğin fena değilmiş ha,” diye bağırdı Engin. “İş var gibi görünüyor.”
Engin, İstanbul’un yeni türeyen çetelerinden Demir Yumruk’un yükselen ismiydi. Beş ayrı suç kaydıyla üç ay önce cezaevinden çıkmış, İstanbul’da tutunamayınca gözünü Ege’nin küçük ilçelerine dikmişti.
“Abi, bu köylü pazarından haraç çıkar mı?” diye sordu yanındaki adamlardan biri.
“Sen köylüyü küçümsüyor musun lan? Asıl buralar kolay lokma. Vandarması az, halkı uysal,” dedi Engin.
Fatma Nine bu konuşmayı duymuştu. Yüzü sertleşti. Elif’in ne zaman geleceğini düşünerek endişelenmeye başladı, ama dışarıdan hâlâ sakin bir şekilde gözleme açıyormuş gibi görünüyordu.
5. Dayak ve Uyanış
Saat 10 sularında Elif devriye aracıyla pazara geldi. Her zamanki güler yüzüyle anneannesine doğru yürüdü. O sırada Engin Elif’i gördü. “O bak hele, dişi jandarma da varmış burada. Körpe hem de…” Adamlarına bir işaret verdi. Anında pazarın ortasında sahte bir kumar tezgâhı kurdular, avazları çıktığı kadar bağırmaya başladılar.
Elif yanlarına yaklaştı. “Beyler, burası halka açık bir alan. Kumar oynamak yasaktır.”
Engin Elif’e bakıp alayla güldü. “Kumar mı? Biz eğlencesine oynuyoruz canım.”
Elif’in sesi biraz titriyordu ama geri adım atmadı. Engin tehditkâr bir şekilde yaklaştı, “Yaşın kaç senin bize posta koyuyorsun? Ben jandarmayım. Yaşın önemi yok,” dedi Elif.
Engin’in adamları Elif’in etrafını sardı. Pazarcılar korku içinde uzaktan izliyordu. Fatma Nine yumruklarını sıkıyordu ama hâlâ harekete geçmemişti.
“Son kez söylüyorum. Lütfen burayı derhal terk edin,” dedi Elif.
“Etmezsek ne olur? Kara kolumu arayacaksın?” diye alay etti Engin. Elif elini telsizine götürdüğü an Engin kızın eline sertçe vurdu. Telsiz yere düştü. “Sen adam mı çağıracaksın ha? O cesareti kim verdi sana?” Engin’in eli havaya kalktı ve Elif’in yanağına indi.
Elif’in yanağı anında kızardı. Genç kız sersemlemiş bir halde yere yığıldı. “Seni küçük sürtük…” Engin tehditlerine devam edecekken uzaktan olan biteni izleyen Fatma Nine’nin elleri şiddetle titremeye başladı. Yıllarca orduda aldığı eğitimin bir parçası olan refleksler uyanıyordu.
6. Geçmişin Uyanışı
O gece eve döndüklerinde Elif odasına kapanıp ağladı. Yanağındaki şişlik inmişti ama kalbindeki yara çok daha derindi. Jandarma okulunda öğrendiği her şey, o acımasız gerçeklik karşısında anlamsızlaşmıştı.
Fatma Nine uzun süre sessiz kaldı. Sonra yavaşça yatak odasına gitti, eski bir sandıktan bordo berelisini, askeri postallarını ve madalyalarını çıkardı.
“Elif, buraya gel kızım.”
Elif gözleri fal taşı gibi açılmış bir halde o eşyalara baktı. “Anneanne, bunlar ne?”
“Bunlar 1979’dan 1992’ye kadar giydiğim şeyler. Anneannen özel Kuvvetler Komutanlığı’nın yani Bordo Berelilerin ilk kadın tim komutanıydı.”
Elif’in ağzı bir karış açık kalmıştı. “Sen… sen Bordo bereli miydin?”
Fatma Nine başını salladı. “Sadece sıradan bir Bordo bereli değil. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda görev aldım. Kuzey Irak’ta operasyonlara katıldım. Ankara’da devlet büyüklerine korumalık yaptım. Düşmanla birkaç kez burun buruna geldim.”
“Peki neden daha önce hiç anlatmadın?”
“Çünkü savaş bitmişti. Huzurlu bir dünyada o hikâyelere gerek kalmadığını düşünmüştüm. Ama bugün senin başına gelenleri görünce anladım ki savaş aslında hiç bitmemiş.”
7. İntikam ve Direniş
Ertesi sabah Fatma Nine, siyah eşofman takımı ve askeri postallarıyla pazara döndü. Sırt çantasında plastik kelepçeler, koli bandı ve bir ses kayıt cihazı vardı. Saat 10 sularında Engin ve adamları tekrar pazarda belirdi. Bu sefer daha da küstah, pazarcıların tezgâhlarına saldırdılar.
Elif, “Dün yediğin tokat yetmedi mi? Bir tane daha mı istiyorsun?” diyen Engin’e karşı koymaya çalıştı. Ama Fatma Nine sessizce ayağa kalktı, ses kayıt cihazını çalıştırdı ve Engin’e doğru yürüdü.
“Delikanlı, torunumdan özür dile,” dedi.
Engin kahkaha attı. “Ne dedin sen nine? Kim kimden özür diler?”
Fatma Nine’nin yumruğu şimşek gibi fırladı. Engin ne olduğunu bile anlamadan yere yuvarlandı. Adamları şaşkınlıkla üzerine atıldı ama Fatma Nine istifini bozmadı. 30 yıl önceki bordo bereli refleksleri bir saniyede yeniden canlanmıştı. Sadece üç dakika içinde dört serseri de yerde acı içinde inliyordu.
Fatma Nine yerde yatan Engin’e bakarak, “Sizin gibi çakallar, askerde atış taliminde hedef tahtası bile olamazsınız,” dedi.
Elif telsizde karakola haber verdi. Fatma Nine, serserilerin ellerini plastik kelepçelerle bağladı. Pazarcılar tanıklık etti, ses kayıt cihazındaki deliller savcılığa gitti. Çok geçmeden Engin ve adamları tutuklandı.
8. Medyanın Savaşı
Ama iş burada bitmedi. Engin’in avukatı medyayı kullanarak karalama kampanyası başlattı. “70 yaşındaki bir kadın genç insanlara saldırdı,” diye haberler yayıldı. Fatma Nine gözaltına alındı, Elif açığa alındı.
Elif, anneannesinin odasında eski sandığı buldu. İçinde bordo bereli üniforması, madalyaları ve çok gizli görev dosyaları vardı. Elif, anneannesinin gerçek kimliğini, kahramanlıklarını, aldığı madalyaları, fotoğrafları gördü. O an bir karar verdi: “Artık zayıf olmayacağım. Görevime geri döneceğim.”
Elif, pazarcıların ifadelerini topladı, güvenlik kameralarını inceledi, delil aradı. Ankara’da İsmail Albay ise, Fatma Nine’nin bordo bereli kimliğini açıklamak gerektiğini savundu. Sonunda Fatma Nine kabul etti. Gerçek ortaya çıktı.
9. Hakikatin Zaferi
Fatma Nine’nin bordo bereli olduğu, vatan için yaptığı hizmetler, aldığı madalyalar, meşru müdafaa olduğu ortaya çıktı. Kamuoyu desteği bir anda değişti. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden inceledi, Fatma Nine serbest bırakıldı. Elif görevine iade edildi.
Ama Demir Yumruk çetesinin arkasındaki büyük örgüt, Yedi Başlı Ejderha, intikam peşindeydi. Liderleri Ejder İdris, “Karizmamız çizildi, intikam alınmazsa piyasada kimse bize saygı duymaz,” diyerek en acımasız adamlarını Sancaktepe’ye gönderdi.
Pazar günü, siyah minibüslerle gelen adamlar pazarı kuşattı. Fatma Nine ve Elif, bu kez omuz omuza savaştı. Elif, anneannesinin dosyalarındaki teknikleri çalışmıştı. Anneanne ve torun, pazar yerini korumak için mükemmel bir uyum içinde hareket etti. Elif telsizle destek istedi, ama çoğu serseriyi kendileri etkisiz hale getirdi.
Gazeteciler bu anı fotoğrafladı. O akşam bütün gazetelerin manşeti şuydu: “Bordo Bereli Nine ve Jandarma Torunu Serseri Çetesini Temizledi!”
10. Yeni Bir Efsane
Bir ay sonra Sancaktepe ilçe pazarı tamamen değişmişti. Demir Yumruk ve Yedi Başlı Ejderha çeteleri çökertilmişti. Fatma Nine, pazarcıların komutanı olmuştu. Elif, İl Jandarma Komutanlığı tarafından takdirnameyle ödüllendirildi. Artık gerçek bir jandarmaydı.
O akşam Elif, takdirnamesini anneannesine gösterdi. “Hepsi senin sayende,” dedi. Fatma Nine gülümsedi. “Benim Elifim artık gerçek bir jandarma oldu.”
Artık Fatma Nine geçmişini saklamıyordu. Genç jandarmalara tecrübelerini anlatıyor, pazara gelen turistlerle fotoğraf çektiriyordu. Pazar, “Bordo Bereli Ninenin Pazarı” olarak ünlenmişti.
Bir gün Elif’in telsizi çaldı. “Merkezden Assubay Yılmaz’a, komşu köyde bir kayıp ihbarı var. Olay yerine intikal etmeniz gerekiyor.” Elif devriye aracına koştu. Fatma Nine arkasından bakıp gülümsedi: “Evet, artık bu dünya senin.”
Güneş batarken anneanne ve torun birlikte eve yürüdüler. “Anneanne, şimdi gerçekten huzur geldi,” dedi Elif.
“Evet, ama barış korunması gereken bir şeydir. Görevini iyi yapmaya devam etmelisin.”
“Söz anneanne. Elimden gelenin en iyisini yapacağım.”
Küçük bir ilçede sıradan bir geceydi, ama artık özel bir anlamı vardı. Anneanne ve torunun yarattığı yeni efsane devam ediyordu. Ve pazarın bir köşesinde, eski askeri postallar, her an yeni bir mücadeleye hazır bir şekilde sessizce duruyordu.
SON
.
News
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar.
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar. . . . Chicago’nun karanlık ve acımasız yeraltı…
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi . . . Karanlığın Yürüyüşü: Bir İmparatorun Soğuk Zaferi…
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti?
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti? . Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar: Blackwood’un Çöküşü Güneyin yaz…
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası . . . Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası 1972 yılının dondurucu…
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler . . . 1997’DE SARIÇÖL’DE KAYBOLAN SELİM…
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü!
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü! . . . Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık…
End of content
No more pages to load






