BİR DİLENCİ MİLYONERİN OĞLUNU AMELİYAT ETMEK İÇİN AMELİYATHANEYE DALDI: “ONU KURTARABİLİRİM!”

.
.

DİLENCİ, MİLYONERİN OĞLUNU KURTARMAK İÇİN AMELİYATHANEYE DALDI: “ONU KURTARABİLİRİM!”

I. Şifa Hastanesi’nde Bir Gecenin Başlangıcı

Şifa Hastanesi’nin otomatik kapıları gürültüyle açıldığında, koridorlarda yankılanan bir gök gürültüsü gibi oldu. Işıl Tekinburç, çıplak ayaklarıyla parlak zeminde çamurlu izler bırakarak ana girişten içeri daldı. Dağınık saçları kuru yapraklar ve küçük dallarla doluydu. Lobideki lüks deri koltuklarda oturan iyi giyimli aileler, gurme kahve kokusunun klimalı havada süzüldüğü ortamda, bu yabancı kadının varlığıyla irkildi.

“Onu kurtarabilirim!” diye bağırdı Işıl, sesi mermer duvarlarda yankılandı. “Onu kurtarabilirim!” Üniformalı güvenlik görevlileri hemen ona doğru hareketlendi. “Derhal buradan çıkın!” dedi en uzun olanı, yolunu kapatmaya çalışarak. “Burası özel bir hastane.”

Işıl şaşırtıcı bir çeviklikle sıyrıldı. Gözleri çaresizce etrafı taradı ve aradığını buldu: Lobinin ortasında, kusursuz bir takım elbise giymiş orta yaşlı bir adam, kollarında acıyla kıvranan solgun bir genci taşıyordu. Genç adamın yüzü acıdan kasılmış, alnından terler akıyor, kısık sesle inliyordu.

“Hemen ameliyat olması gerekiyor!” diye ısrar etti Işıl. “Ameliyatı yapabilirim. Ne olduğunu biliyorum.”

Adamın adı Cihan Demirtaş’tı. Oğluna bakarken ifadesinde inançsızlık ve çaresizlik karışımı vardı. Hemşireler, doktorlar, güvenlik görevlileri bir anlık şaşkınlık içinde kaldı.

“Doktorlar nerede?” diye sordu Cihan titrek bir sesle. Hemşire not defterine bakarak, “Doktor Alp ameliyatta, Doktor Filiz ise başka bir acil durum için çağrıldı,” dedi. “Beklememiz ya da başka bir hastaneye sevk etmemiz gerekecek.”

“Zaman yok!” diye bağırdı Işıl. “Gördüğüm semptomlara göre perforasyon riski olan akut apandisit var. Her dakika önemli.”

Cihan, Işıl’ın kirli ve yırtık pırtık haline rağmen sözlerindeki teknik kesinliği fark etti. “Bunu nasıl bilebilirsin?” diye sordu umutla karışık bir şüpheyle.

“Çünkü eskiden doktordum,” dedi Işıl, alçak ama net bir sesle. “Ve çünkü onun hayatını kurtarabilirim.”

II. Geçmişin Gölgesi: Kardeşler Arasında

Lobide acımasız bir kahkaha yankılandı. Altın rengi bir asansörden zarif bir kadın kararlı adımlarla yaklaşıyordu. Takım elbisesi, topuz yapılmış saçları, güvenli yürüyüşüyle sanki oranın sahibi gibiydi. Aslında öyleydi de.

“Işıl,” dedi kadın, gözlerinde şaşkınlık ve acımasız bir tatmin karışımıyla. “Sevgili ablam.”

Işıl’ın kanı dondu. Manolya’yı son görüşünün üzerinden 10 yıl geçmişti. İki kız kardeşin tezatı çarpıcıydı: Biri paçavralar içinde, diğeri ipekler içinde.

“Tanışıyor musunuz?” diye sordu Cihan, kafası karışık bir şekilde. Ege, kollarında daha yüksek sesle inliyordu.

“Evet,” dedi Manolya, gözlerine ulaşmayan bir gülümsemeyle. “Bu benim ablam Işıl. Ya da daha doğrusu, ağır ihmalden doktorluk lisansını kaybetmeden önceki eski doktor Işıl.”

Sözler Işıl’a bir yumruk gibi vurdu. Lobideki fısıltılar yoğunlaştı. “Bu doğru değil,” diye mırıldandı.

Manolya, “O zaman saygın bir doktorun nasıl sokaklarda bir dilenci gibi yaşamaya başladığını açıkla,” dedi. Cihan bir kız kardeşten diğerine baktı. Ege ise kollarında giderek daha fazla kıvranıyordu.

“Onun geçmişi umurumda değil,” dedi Cihan aniden. “Oğluma yardım edebilirse her şeyi kabul ederim.”

Manolya tekrar güldü ama bu sefer sesi daha yumuşak, daha hesaplıydı. “Cihan, panik yapıyorsun. Ege’nin hayatını böyle istikrarsız birine emanet edemezsin.”

Işıl’ın gözleri Manolya’nın parmağındaki yüzüğe takıldı. “Evli misiniz?” diye sordu. “Beş yıldır,” diye onayladı Manolya. “Ve bu hastanenin sahibi de üç yıldır benim.”

Babalarının öldüğünü, her şeyi Manolya’nın miras aldığını öğrendi Işıl. Durumun ironisi acımasızdı.

III. Ameliyathaneye Giden Yol

Ege’nin acısı artınca, Cihan kararlı bir şekilde, “Manolya, ameliyathaneyi hazırla,” dedi. “Hayır!” diye itiraz etti Manolya. “Riskleri anlamıyorsun.”

“Oğlumun ölmekte olduğunu anlıyorum,” dedi Cihan. “Ve onu kurtarmak için bir şans varsa, onu kabul edeceğim.”

Işıl’ın elleri hafifçe titriyordu. Yıllardır ameliyathaneye ayak basmamıştı. “Önce kendimi temizlemem gerekecek,” dedi.

Manolya, “Bunu yaparsan, tüm sorumluluk sende,” dedi. “Yasal feragatname imzalanacak.” Cihan tereddüt etmeden kabul etti.

Işıl, Ege’ye son bir kez baktı. Onda açıklayamadığı bir tanıdıklık vardı. Birkaç saniyeliğine, bu gencin her zaman istediği oğlu olabileceği fantezisine izin verdi.

Asansörle yukarı çıkarken Cihan, “Neden bunu yapıyorsun?” diye sordu. “Bir yabancıya yardım etmek için her şeyi riske atıyorsun.”

Işıl, “Herkes ikinci bir şansı hak eder,” dedi.

IV. Geçmişin Acı Gerçekleri

Cerrahi soyunma odasında Işıl ellerini yıkarken, yıllar önceki anılar zihninde canlandı. Bir zamanlar Eskişehir’in en iyi kardiyovasküler cerrahlarından biriydi. Hamileliği sırasında komplikasyonlar yaşamış, acil sezaryen gerekmişti. Kocası Rıdvan, başka bir hastayı ameliyat ediyordu. Manolya ona refakat etmişti. Bebek ciddi solunum sorunlarıyla doğmuş ve Ankara’daki yoğun bakıma transfer edilmişti. Sonra her şey altüst olmuştu; depresyon, işte hatalar, Rıdvan’ın ihaneti ve Manolya’nın entrikaları…

Kısa sürede her şeyini kaybetmiş, sokaklarda yaşamaya başlamıştı. Ama tıbbı hiç bırakmamıştı.

V. Ameliyat ve Sırlar

Ameliyathanede, Ege bilinci kapalı yatıyordu. Işıl, “Bisturi,” dedi. Ellerini titremeden tuttu. Tüm korkular dağıldı, yerine mutlak bir konsantrasyon geldi. Apandisit bulundu, iltihaplı ama henüz delinmemişti. Zamanında yetişmişlerdi.

Ameliyat sırasında Işıl, Ege’nin yüzüne bakmaktan kendini alamadı. “Biyolojik ebeveynleri kimler?” diye sordu. “Evlat edinilmiş,” dedi Cihan. “Bebekken, Ankara’da, solunum komplikasyonlarıyla bırakılmış.”

Işıl’ın elleri titredi. Aynı yaşta, aynı hastanede, aynı komplikasyonlar. “Sol omzunda yıldız şeklinde bir doğum lekesi var mı?” diye sordu. Cihan gösterdi. Işıl, gözleriyle gördüğünde, dünya etrafında durmuş gibiydi.

Ameliyatı bitirdi. “Ege benim oğlum,” dedi sonunda. “22 yıl önce doğan, kaybettiğime inandığım bebek.”

Manolya, “Oğlum kazada ölmedi, değil mi? Bana yalan söyledin,” dedi. Manolya sessiz kaldı. Cihan, “Benim için önemli olan onun iyi olması,” dedi.

VI. Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Cihan’ın ofisinde, evlat edinme belgeleri incelendi. İmzalar tutarsızdı, grafolojik analiz sahte imzayı ortaya çıkardı. Manolya, “Hepinizi korumak için yaptım,” dedi. “Işıl yıkılmıştı. Ege’nin istikrarlı bir aileye ihtiyacı vardı.”

Işıl, “Bunu yapmaya hakkın yoktu,” dedi. “Bana oğlumun öldüğüne inandırdınız. 22 yıl onun için ağladım.”

Ege’nin bilinci açıldığında, Işıl ona ameliyatı yapan doktor olarak yaklaştı. Ege, “Tanıdığım birine benziyorsunuz,” dedi. Işıl, “Bazen herkesin dünyanın bir yerinde bir ikizi vardır,” diye cevapladı.

VII. Büyük Yüzleşme

Birkaç gün sonra, Cihan ve Manolya, Ege’ye gerçeği açıklamaya karar verdi. Ege, “Annem öldü,” dediğinde, Cihan başını salladı. “Hayır, o yaşıyor. Ve burada.”

Ege şoktaydı. “Bunca yıl bana yalan söylediniz!” diye bağırdı. Işıl, “Seni terk etmedim. Beni öldüğüne inandırdılar,” dedi.

Doktor Alp, evrakları gösterdi. Sahte imzalar, usulsüz evlat edinme… Komiser Rıza Yılmaz, “Biyolojik anneniz sizi tanımak istiyor. Cezai işlem istemiyor,” dedi.

Ege, “Peki ya istemezsem?” diye sordu. Işıl, “O zaman beni reddetmeye hakkın var,” dedi. “Ama en azından bir seçeneğin olacak.”

VIII. İkinci Şans ve Yeniden Kurulan Aile

Zamanla, Ege Işıl’ı tanımaya başladı. Önce mesafeli, sonra giderek daha yakın… Işıl’ın doktorluk lisansı geri verildi, hastanede yeniden çalışmaya başladı. Ege hukuk fakültesini bitirdi, tıbbi ihmal davalarında uzmanlaştı. Aslı adında bir kız kardeşi olduğunu öğrendi ve onunla tanıştı.

Manolya, pişmanlığını açıkça ifade etti ve Işıl’dan özür diledi. Cihan, Işıl’a yeni bir tıbbi direktörlük pozisyonu teklif etti. Birlikte, Eskişehir’de bir aile oldular. Ege, “Anne,” demeye alıştı. Işıl’ın kalbi her seferinde hızlandı.

Ege’nin mezuniyet partisi, aile birliğinin kutlandığı bir gün oldu. Herkes geçmişin acılarını geride bırakıp yeni bir başlangıç yaptı. Manolya, çocuk hakları savunucusu oldu. Aslı, hemşire olarak Eskişehir’e taşındı. Cihan, yeni bir mutluluk buldu.

Işıl ve Ege, birlikte bir kitap ve blog projesi başlattı. Ayrılmış ailelerin, kayıp çocukların, ikinci şansların umut hikayelerini anlatmaya başladılar.

IX. Sonsuz Başlangıç

Yıllar sonra, Işıl, Ege ve Aslı’nın çocuklarının büyükannesi olduğunda, Manolya saygın bir çocuk hakları savunucusu olarak yeni hayatında huzur buldu. Cihan, yeni ailesiyle mutluydu. Her hafta bir araya gelip hikayelerini ve umutlarını paylaştılar.

Işıl, bir hastaneye “Oğlunuzu kurtarabilirim!” diye bağırarak girmişti. O gece bir hayat değil, bir aile kurtardı. Gerçek sevginin, affetmenin ve ikinci şansların her zaman mümkün olduğunu kanıtladı.

Ve her hafta birileri onların hikayesini izleyip umut buldukça, Işıl’ın mucizesi çoğalmaya devam etti. Çünkü gerçek aile, kan bağından çok daha fazlasıdır. Ve yeniden başlamak, affetmek için asla geç değildir.

SON

Bu hikaye, kaybolmuş bir annenin, oğlunun ve karmaşık bir ailenin, gerçeğin ve affetmenin gücüyle yeniden birleşmesinin romanıdır. Herkesin ikinci bir şansı hak ettiğini, sevginin her zaman eve bir yol bulduğunu ve affetmenin en derin yaraları bile iyileştirebileceğini anlatır.

.