Bir Kadın Keskin Nişancının “İNANILMAZ” Taktiği Nasıl 278 Düşmanı Sadece 9 Ayda Etkisiz Hale Getirdi

.
.

Bir Kadın Keskin Nişancının “İnanılmaz” Taktiği: Hayalet Ayşe Gültekin

Giriş: Kırım’da Bir Sabah

28 Haziran 1943, sabahın erken saatleri… Kırım Yarımadası’nda, Sivastopol yakınlarında sisli ve soğuk bir sabah. Teğmen Ayşe Gültekin, tepedeki gizlenme noktasında 26 saattir hareketsiz yatıyor. Yanında Mosin Nagant 91/30 tüfeği, sabırla ve dikkatle bekliyor. Ayşe, fizikçi bir öğretmenken gönüllü olarak orduya katılmış, keskin nişancı eğitiminde erkekleri geride bırakmış bir kadındır. Fizik bilgisi, rüzgarı, sıcaklığı ve mermi yörüngesini hesaplamasında ona büyük avantaj sağlar.

Efsanenin Doğuşu

Ayşe, İstanbul’da doğmuş, Kadıköy’de büyümüştür. Babası ve amcalarıyla avcılık yaparken nişancılık yeteneği ortaya çıkar. 12 yaşında ilk atışında olağanüstü bir isabet elde eder. Savaş başladığında, üniversite mezunu genç bir öğretmendir. “Ülkeme hizmet etmek istiyorum” diyerek orduya yazılır, zorlu testleri geçer ve Sovyet birliklerine destek için Kırım’a gönderilir.

Alman ordusu, teknolojik olarak üstün ve disiplinlidir. Ayşe’nin ilk görevi, Alman keşif birliklerini izlemek ve rapor etmektir. Ancak Ayşe, sadece gözlemci olmak istemez; “Düşman subaylarını etkisiz hale getirebilirim” der. Komutanı ona şans verir. Ayşe, aktif avlanma taktiğiyle, düşmanın alışkanlıklarını inceler, pozisyonunu önceden alır ve iz bırakmadan hedeflerini etkisiz hale getirir.

Hayalet Nişancı Taktikleri

Ayşe’nin başarısının sırrı, klasik keskin nişancılıktan farklıdır. O, düşmanın rutinlerini analiz eder, alışkanlıklarını gözlemler ve riskli ama hesaplı bir şekilde yaklaşır. Tüfeğini modifiye eder: Uzatılmış namlu, susturucu, özel kalibreli dürbün ve barut miktarı ayarı sayesinde atışları sessiz ve etkili olur. Kamuflaj üniformasını kendi tasarlar; doğadaki düzensiz desenleri taklit ederek görünmezliğini artırır.

Ayşe, her atış öncesi derin bir nefes alır, nefesini yarıya kadar verir ve kalp atışlarını yavaşlatır. Atış sırasında toz kalkmaması için özel bir mat kullanır. İz bırakmaz; ne ayak izi, ne boş kovan, ne kişisel eşya. Rüzgar ve güneşin yönüne göre pozisyon alır, kokusunu humusla maskeler.

Efsanevi Görev: Mareşal Von Richter

Bir gece, komuta çadırında Ayşe’nin başarıları tartışılır. 3 ayda 84 onaylanmış düşman askeri… Komutanlar ona yeni bir görev verir: Alman Mareşal Friedrich von Richter’i karargahında etkisiz hale getirmek. Karargahı mayınlarla çevrili, nöbetçilerle dolu, güvenliği üst düzeyde.

Ayşe üç gün boyunca keşif yapar; mayın tarlasını geçer, tel örgüleri keser, nöbetçilerin rutinlerini hesaplar. Karargahın ikinci katında Mareşal’in odasını bulur. Rüzgar yönü, güneşin doğuşu, mesafe ve çevreyi analiz eder. Özel mermi tasarlar: Daha ağır, aerodinamik, barut miktarı artırılmış, hassas ve etkili. Yanına gözlemci olarak Dimitri’yi alır.

Sabah 07:30’da, Mareşal balkona çıkar. Ayşe, güneşin arkasından, 800 metre mesafeden, özel mermisiyle tek atışta hedefi etkisiz hale getirir. Alman kampında panik başlar, Ayşe ve Dimitri hızla geri çekilir. Sovyet Jeep’ine binip kendi hatlarına dönerler.

Hayaletin Avcıları

Mareşal’in öldürülmesi Alman ordusunda şok yaratır. “Hiçbir yerde güvende değiliz” diyen askerler, Ayşe’ye “Türk Hayalet” adını verir. Alman istihbaratı, onu yakalamak için “Ghost Hunter” adında özel bir birim kurar. Ayşe, bu meydan okumadan korkmaz; aksine daha da motive olur.

Yeni görevinde, Albay Klaus Werner’i bulup etkisiz hale getirmek ve üzerindeki belgeleri ele geçirmek zorundadır. Dimitri ve mayın uzmanı Volkov ile birlikte, düşman hatlarına sızar. Köyde yerel halktan bilgi alır, Werner’in gece kaldığı evi belirler. Volkov Alman üniformasıyla nöbetçileri dinler, Werner’in odasını bulur.

Ayşe, 600 metre mesafeden, gece yarısı atışını yapar. Alman devriyesi yaklaşınca, Dimitri onları oyalarken Ayşe hedefini vurur. Belgeleri almak için Volkov köye girer, Ayşe ve Dimitri geri çekilmek zorunda kalır. Yakalanma riski altında, ormanda çatışma çıkar. Volkov ateş desteği verir, üçlü kendi hatlarına ulaşır.

Belgeler sayesinde Sovyet ordusu, Alman tank saldırısını önceden öğrenir ve karşı saldırı düzenler. Cephede büyük bir zafer kazanılır. Ayşe’nin ünü daha da artar, Alman askerleri açık alanda durmaya korkar.

.

Ayşe’nin Mirası

Ayşe, taktiklerini sürekli geliştirir. Operasyonlarda birden fazla pozisyon kullanır, iz bırakmaz, küçük bir ekip kurar ve tekniklerini Dimitri, Volkov ve yeni elemanlara öğretir. 9 ay içinde 278 onaylı düşman askeri… Dünya Savaşı’ndaki en yüksek keskin nişancı skorlarından biri.

Savaş sonunda Ayşe’ye Sovyetler Birliği Kahramanı nişanı verilir. Mareşal Zukov, “Bazen bir kişinin cesareti bir ordunun gücüne bedel olabilir” der. Ayşe’nin taktiği modern savaş stratejisini değiştirir, binlerce hayat kurtarır.

Türkiye’ye döndüğünde, deneyimlerini Türk ordusuna aktarır. “Hayalet nişancı” taktiği modern keskin nişancı eğitiminde temel olur. Kamuflaj, pozisyon değiştirme ve özel mermi tasarımları bugün dünyanın pek çok ordusunda öğretilir. Ankara Askeri Müzesi’nde Ayşe’nin “Fısıldayan Ölüm” tüfeği ve mermileri sergilenir.

Ayşe’nin mirası, “Görünmezlik, hassasiyet ve hareketlilik” üzerine kurulu Gültekin Doktrini ile yaşar. İngiliz ve Amerikan askeri analistleri, onun psikolojik savaş stratejisine özel bölümler ayırır. Düşmanın her an her yerde vurulabileceği korkusu, Ayşe’nin en büyük silahıdır.

Sonuç: Cesaretin Gücü

Ayşe Gültekin’in hikayesi, cesaret, zeka ve kararlılıkla en zorlu koşullarda bile zaferin mümkün olduğunu gösterir. Tek bir kişinin doğru taktik ve tekniklerle bir ordunun kaderini değiştirebileceğini kanıtlar. Onun mirası bugün de yaşamaya ve ilham vermeye devam ediyor.

Bu hikaye, bir kadının azmiyle, bilimi savaş sanatına dönüştürmesiyle ve stratejik zekâsıyla tarihe damga vuran bir kahramanın öyküsüdür. Hayalet Ayşe Gültekin, savaşın ve insanlığın unutulmaz efsanelerinden biridir.