Bir Nazar Boncuğu 18 Yıllık Kayboluşu Nasıl Çözdü?
.
.
.
Bir Nazar Boncuğu 18 Yıllık Kayboluşu Nasıl Çözdü?
Giriş: Gün doğarken başlayan gizemli yolculuk
Güneş yeni doğmuştu. Hava serin ve hafif esintiliydi. Yaz sıcağı henüz kendini hissettirmemiş, sakin ve huzurlu bir sabah başlamıştı. Şehirden uzak, küçük bir kasabanın tren istasyonunda hareketlilik vardı. Yolcular, valizlerini sürüklüyor, çaycılar “Çay, çay!” diye sesleniyor, tren düdükleri yankılanıyordu. Herkes günlük telaşına dalmıştı; kimisi yeni bir hayata başlamak, kimisi ise sevdiğiyle vedalaşmak için oradaydı.
O kalabalıkta 25 yaşındaki genç ve yakışıklı Mehmet Aksoy duruyordu. Gözleri umut ve heyecan doluydu. Bugün onun hayatında yeni bir sayfa açılacaktı. İzmir’de bir tekstil fabrikasında teknisyen olarak işe başlayacaktı. Bu onun ilk büyük adımıydı, ilk bağımsızlığı ve yeni hayatının başlangıcı.
Mehmet, sade giyinmişti: Beyaz gömlek, lacivert pantolon, siyah ayakkabılar ve omzunda küçük bir sırt çantası. Çantasında birkaç kıyafet, annesinin yaptığı kurabiyeler, küçük bir defter ve tren bileti vardı. Yanında ailesi vardı; annesi Ayşe Hanım, güçlü ve sevgi dolu bir kadın, babası ise 1952’de trafik kazasında hayatını kaybetmiş, ailenin direği olan adam. Ayrıca ablası Fatma da oradaydı, 28 yaşında evli, ama bugün kardeşini uğurlamak için gelmişti.
Aileyle vedalaşma ve duygusal anlar
Mehmet, annesine ve ablasına sıkıca sarıldı. Annesi, gözleri dolu dolu, onun yeni hayatına dualar ediyordu. “Oğlum, Allah yolunu açık etsin. Her hafta sonu ararım, durma, sakın üzülme,” diyordu. Mehmet de annesine gülümseyerek cevap verdi:
“Anne, merak etme. Her hafta sonu dönerim, sana söz. İşim iyi, maaşım güzel. Artık size bakacağım.”
Ablası Fatma, ona hafifçe omzuna vurdu ve dedi ki:
“Bak, oğlum, sen artık erkek oldun. Anneni, ablanı üzme. Allah yardımcın olsun.”
Saat 07.30 olmuştu, trenin kalkış saati yaklaşıyordu. Yeşil-beyaz lokomotif uzakta görünüyordu. Düdük çalıyor, tren yavaş yavaş yanaşıyor. Yolcular, vagonlara girip çıkarken, Mehmet ailesine sarıldı. Annesi cebinden küçük bir paket çıkardı ve oğluna verdi:
“Bunu al, oğlum. Nazar boncuğu. Bu seni korur, kötülüklerden sakınır. Unutma, kalbinde taşı.”
Mehmet paketi açtı. İçinde gümüşten yapılmış ince bir zincir ve ucunda mavi cam nazar boncuğu vardı. Boncuk parlak, göz alıcıydı; ortası beyaz, çevresi siyah halkalarla çevriliydi. Zincir ince ama sağlamdı, ortasında kalp şeklinde özel bir halka vardı. Bu, sıradan bir nazar boncuğu değildi; özel ve anlamlıydı.
Annesi nazikçe oğlunun boynuna taktı. “Bu seni korur oğlum. Dua ettim, üfledim. Nereye gidersen git, bu seni kötülüklerden sakınır. Kalbinde taşı, unutma,” dedi.
Mehmet, bu güzel ve anlamlı hediyeye duygulanmıştı. Boncuğu eline alıp okşadı ve teşekkür etti:
“Teşekkür ederim anne. Asla çıkarmayacağım.”
Fatma, telefonunu çıkardı ve eski bir fotoğrafı gösterdi:
“Hadi, son hatıra fotoğrafını çekelim. 1987’deki tren yolculuğumuzun. Bu dağdaki anı, hep hatırımızda kalacak.”
Peronda, ailesiyle birlikte poz verdiler. Mehmet, ortada duruyor, annesi ve ablası yanında. Arkada tren vagonlarının pencerelerinde birkaç yolcu yüzü bulanık görünüyordu. Ama o an, herkes mutlu ve huzurluydu.
Tren yolculuğu ve umutlar
Mehmet, bileti kontrol etti. “Anne, abla, ben bineyim, yer kalmayabilir,” dedi. Annesi ve ablası ona son kez sarıldı. “Allah’a emanet ol, oğlum,” dediler. Mehmet, trene bindi. 3 numaralı vagon 12B’de, pencere kenarında oturdu. Çantasını rafa koydu ve pencereden ailesine el salladı. Ailesi, peronda duruyor, mendillerini sallıyor, gözyaşları içinde ama gururluydular.
Tren yavaşça hareket etti. Mehmet, camdan dışarı bakarken, yeni bir hayata doğru yol alıyordu. Yanında yaşlı bir amca oturuyordu. Ona selam verdi ve “Nereye gidiyorsunuz?” diye sordu. “İzmir,” dedi Mehmet. “İşe başlıyorum. Hayırlı olsun,” dedi amca. Mehmet, boynundaki nazar boncuğuna dokundu. Annesinin hediyesi, ona güç veriyordu.
Yolculuk devam ederken, tren mola verdi. Herkes iniyor, çay içiyor, sohbet ediyordu. Mehmet de inip, bir bardak çay aldı. Gazeteyi açtı, düşüncelere daldı. Belki yeni hayatı, belki yeni hayaller. Saat 11.45’te İzmir Basmane Garı’na varıyordu. Tren yavaşlıyor, kapılar açılıyor. Yolcular iniyor, yaşlı amca, gençler, kadınlar… Ama Mehmet yok. Annesi ve ablası, onu bekliyor. Ama o, orada değil.
Kayıp ve büyük korku
“Mehmet nerede?” diye soruyorlar. Ama genç, şüpheli veya hatalı bir şey yok. Sadece, Mehmet kaybolmuştu. Çantasını ve tüm eşyalarını kontrol ediyorlar, ama oğulları yok. Panik başlıyor. “Belki başka vagonda kaldı,” diyorlar. Ama kimse net bir cevap veremiyor. Saatler geçiyor, ama Mehmet hâlâ bulunamıyordu.
İşte, 18 yıl sonra, bu kayıp hikayesi, bir aileyi ve tüm kasabayı derinden etkileyecek bir gerçeğin kapılarını aralayacaktı.

18 yıl sonra: Gerçek ortaya çıkıyor
Yıllar geçiyor. Ayşe Hanım, yıllarca oğlunun dönüşünü bekliyor. Her 25 Ağustos’ta, onun anısına törenler düzenleniyor. Ama içten içe, herkes biliyor ki, Mehmet artık aramızda değil. Ama Ayşe Hanım, onun nazar boncuğuna inanıyor. O, oğlunun korunduğuna ve bir gün geri döneceğine inanıyor.
Fatma ise, her hafta sonu annesiyle birlikte onun mezarını ziyaret ediyor. Çiçekler bırakıyor, dualar ediyor. O, oğlunun kayboluşunun üzerinden 18 yıl geçti, ama inancı ve sevgisi sarsılmadı. Her yıl, Mehmet için dualar edip, onun bir gün döneceğine inanıyorlar.
18 yılın sonunda yeni bir umut: Gerçek ortaya çıkıyor
Bir gün, 2005 yılının Nisan ayı, Fatma ve Ayşe Hanım, gazeteyi karıştırırken şaşırtıcı bir haberle karşılaştılar:
“Çankaya semtinde hırsızlık şüphelisi yakalandı. Şüpheli Hasan K., kaçak içki fabrikası kurmuş, çocukları zorla çalıştırmış ve çevreyi zehirlemiş. Ayrıca, bir tren yolculuğunda kaybolan Mehmet Aksoy’un kolyesi ve fotoğrafı da bulundu.”
Fatma, bu haberi görünce donup kaldı. Çünkü, şüphelinin boynundaki kolye, onun oğlunun nazar boncuğu ve zinciriydi. Aynı zincir, 18 yıl önce kaybolan oğlunun boynundaki zincirdi. Bu, onun oğlunun hayatta olduğunu ve bir yerde olduğunu gösteriyordu.
Gerçek ortaya çıkıyor: O günkü tren ve kayıp
Hemen polislerle iletişime geçildi. Şüphelinin sorgusu başladı. Hasan K., 18 yıl önce tren yolculuğunda Mehmet’le tanıştığını ve onunla birlikte kaçtığını itiraf etti. “Oğlum, Mehmet, benim oğlumdu,” dedi. “Ben onu ormanda gömdüm. Ama onun nazar boncuğu ve zinciri benimdi. O, kaybolduktan sonra ben de değiştim, pişman oldum.”
Gerçekler ortaya çıktı. Mehmet, trenle İzmir’e giderken, şüpheli tarafından kaçırılmış ve ormanda saklanmıştı. Uzun yıllar boyunca, ailesinden ve sevdiklerinden uzak, gizli bir hayat yaşamıştı.
Sonuç: Adalet ve sevgi
Mahkeme, Hasan Korkmaz’ı suçlu buldu ve 18 yıl sonra, onun gerçek kimliği ve kayboluşunun hikayesi ortaya çıktı. Mehmet, ailesine kavuştu. O, uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra, nazar boncuğunun ve inancın gücüyle, ailesine tekrar kavuştu.
Hikayenin anlamı
Bu hikaye, sevginin ve inancın gücünü anlatıyor. Nazar boncuğu, sadece bir koruma sembolü değil, aynı zamanda sevginin ve umudun simgesi. Aileler, en zor zamanlarda bile birbirlerine tutunmalı, inançlarını kaybetmemeli. Çünkü, gerçek sevgi ve inanç, en karanlık günleri bile aydınlatır.
Son söz: Sevgi, inanç ve sabır
Bu hikaye, bize gösteriyor ki, sevgi ve inanç en büyük güçtür. İnsan, sevdiği için her şeyi göze alabilir. Sabır ve umut, en büyük mucizeleri getirir. Ve en sonunda, gerçek adalet ve sevgi, her zaman kazanır.
Unutmayın, nazar boncuğu sadece bir sembol değil, içimizdeki umudun ve sevginin dışa yansımasıdır. Sevgiyle, inançla ve sabırla yaşamak, en büyük mucizedir.
News
Dul iş adamı hamile hizmetçiyi gün boyunca takip etti… ve onu ağlatan bir sır keşfetti!
Dul iş adamı hamile hizmetçiyi gün boyunca takip etti… ve onu ağlatan bir sır keşfetti! . . . Eve Ateş…
Eve ateş etmeye hazır bir şekilde geldi… Sonra kendisi için hazırlanmış İKİ tabak gördü
Eve ateş etmeye hazır bir şekilde geldi… Sonra kendisi için hazırlanmış İKİ tabak gördü . . . Eve Ateş Etmeye…
AİLESİ TARAFINDAN TERK EDİLDİ… BİR YERLİYİ KURTARDI… KÖYÜN EN VAHŞISI OLDUĞUNU BİLMEDEN
AİLESİ TARAFINDAN TERK EDİLDİ… BİR YERLİYİ KURTARDI… KÖYÜN EN VAHŞISI OLDUĞUNU BİLMEDEN . . . Ailesi Tarafından Terk Edildi… Bir…
MİLYONERİN OĞLU SAĞIR DOĞDU — TA Kİ ÇALIŞANIN YAPTIĞI BİR ŞEY HERKESİ ŞOKE EDENE KADAR
MİLYONERİN OĞLU SAĞIR DOĞDU — TA Kİ ÇALIŞANIN YAPTIĞI BİR ŞEY HERKESİ ŞOKE EDENE KADAR . . . Milyonerin Oğlu…
AŞAĞILANDI VE SADECE YAŞLI BİR KEÇİ ALDI… BUGÜN NE OLDUĞUNU GÖRDÜĞÜNDE AĞLIYOR
AŞAĞILANDI VE SADECE YAŞLI BİR KEÇİ ALDI… BUGÜN NE OLDUĞUNU GÖRDÜĞÜNDE AĞLIYOR . . . Aşağılandığı ve Sadece Yaşlı Bir…
1880 Viyana – Akıl Oyunlarıyla Bilimi Çökerten Kadın ve 1880 Yılının O Soğuk Şubat Sabahı
1880 Viyana – Akıl Oyunlarıyla Bilimi Çökerten Kadın ve 1880 Yılının O Soğuk Şubat Sabahı . . . 1880 Viyana…
End of content
No more pages to load






