ÇOCUKLAR ANNELERİNİ ESKİ BİR TEKNEYLE KOVDULAR… SONRA OLAN HERKES DONAKALDI…

.
.
.

Eski Tekne

Yağmur, Ayşe Yılmaz’ın saçlarına sanki bilerek yağıyordu.
73 yıllık bir ömrün yükünü taşıyan omuzları zaten çökmüştü; şimdi bir de gökyüzü bastırıyordu üstüne.

İki eski bavul…
Hayatının yarım asrını sığdırdığı iki sararmış bavul.

Evin önündeki ahşap iskele çamur içindeydi.
Islak tahtalar gıcırdıyordu.

“Acele et anne!”

Mehmet’in sesi sertti.
Sabırsızdı.

“Yağmur daha da şiddetlenecek.”

Ayşe başını kaldırdı.
Ona baktı.

Bu yüz…
Bir zamanlar dizinde uyuyan, ateşlendiğinde sabaha kadar başında beklediği yüz.

Ama şimdi bakışlarında tanımadığı bir soğukluk vardı.

Diğer tarafta Ceyda ve Recep gülüyordu.
Sanki yapılan şey ağır bir karar değil de basit bir taşınma işiydi.

Ayşe, evine son kez baktı.

Bülent’in gittiği gün duvara çaktığı çiviyi…
Çocukların boylarını ölçtüğü kapı pervazını…
İlk maaşıyla aldığı perdenin rüzgârda hafifçe sallanışını…

Bu ev sadece bir bina değildi.
Bir hayattı.

“Lütfen…” dedi Ayşe.
“Siz benim çocuklarımsınız.”

Sesi yağmurun altında kayboldu.

“Artık burada yaşayamazsın anne,” dedi Ceyda.
“Ev tehlikeli. Yaşlısın.”

Yaşlı…

Ayşe, bu kelimeyi hiç bu kadar ağır hissetmemişti.

Recep tekneyi iskeleye doğru itti.

“Derya halanın evine gidersin. Şimdilik.”

Şimdilik.

Ayşe, Derya’nın 15 metrekarelik stüdyo dairesini biliyordu.
Tek pencereli, karanlık, soğuk.

“Sonra?” diye sordu.

Mehmet omuz silkti.

“Sonra bakarız.”

Bakmayacaklardı.

Ayşe bunu biliyordu.

Tekne, merhum Bülent’indi.
Pazar günleri Yeşilırmak’ta balık tuttukları…
Çocuklar uyurken hayaller kurdukları tekne.

Şimdi aynı tekne, onun sürgünüydü.

“Ben bunu tek başıma kullanamam,” dedi Ayşe.

“Yaparsın,” dedi Recep.
“Sadece ipi çek.”

Ayşe titreyen bacaklarla tekneye bindi.
Motor öksürdü, çalıştı.

“Güle güle anne!”

Üçü birden el salladı.

Ayşe iskeleden uzaklaşırken arkadan kahkahalar yükseldi.
Araba planları…
Seyahat hayalleri…
Borç hesapları…

Tekne dalgalarla sallanıyordu.

Ayşe’nin elleri titriyordu.

Yirmi dakika sonra motor sustu.

“Allah’ım…”

İpi çekti.
Bir kez.
İki kez.

Motor cevap vermedi.

Tekne akıntıya kapıldı.

Ayşe kürekleri aldı ama gücü yetmiyordu.

Valizlerden birini açtı.
Yün bir ceket…

Ceketin cebinde eski bir fotoğraf.

Düğün günü.

Bülent’in gülümseyişi.

“Yanlış mı yaptım?” diye fısıldadı.
“Onları çok mu sevdim?”

O anda bir motor sesi duydu.

Serkan Fırat.

Eski öğrencisi.

“Hocam!” diye bağırdı.
“Bu havada burada ne işiniz var?”

Ayşe’nin dizleri çözüldü.

“Motor durdu.”

Serkan teknesini yanaştırdı.
Islak bavullara baktı.

Bir şeylerin yanlış olduğunu anladı.

“Sizi eve götüreyim.”

Ayşe başını salladı.

“Geri dönemem.”

Anahtarlar onlardaydı.

“Kuzenim Derya’nın evine…”

Serkan sustu.
Derya’yı biliyordu.

Sonra yavaşça konuştu:

“Bizde kalın.”

Ayşe itiraz etti.

Ama Serkan kararlıydı.

“Yasemin sizi çok sever.”


Yeni Ev

Ev ahşaptı.
Küçük ama sıcaktı.

Bahçede kuş kafesleri…
Verandada bir hamak…

Yasemin kapıda belirdi.

12 yaşında, kocaman gözlü bir kız.

“Büyükbabam okuma yazmayı sizden öğrenmişti,” dedi.

Ayşe’nin kalbi sızladı.

Bu evde kimse ona yük gibi bakmıyordu.

O gece ilk kez karnını düşünmeden doyurdu.

Balık…
Salata…
Sohbet…

Yasemin durmadan soru soruyordu.

“Öğretmen olmak zor mu?”

“Güzel.”

Ayşe o gece pencereden nehre bakarak düşündü.

Belki de ilk kez…
Yanlış yerde aramıştı aileyi.


Gerçekler

Ertesi gün kasabada dedikodular başladı.

“Annesi aklını yitirmiş.”
“Ankara’ya yatırılmış.”

Ayşe duyduğunda içi sızladı.

Yetmedi.

Noterde imzası taklit edilmeye çalışılmıştı.

Serkan her şeyi anlattı.

Ayşe bir sandalyeye oturdu.

Artık anlıyordu.

Bu sadece ev değildi.
Para idi.

Ve o para…
Çocuklarını yutmuştu.


Yeni Bir Bağ

Yasemin ona “büyükanne” demeye başladı.

Ayşe ders vermeye başladı.

Okuma…
Yazma…
Hayat…

Serkan, Yasemin’le yeniden bağ kurmayı öğrendi.

Ev değişmişti.

Gülüş dolmuştu.

Ve Ayşe ilk kez şunu hissetti:

İsteniyor.


Vasiyet

Ayşe karar verdi.

Vasiyetini değiştirdi.

Evi…
Gerçekten değer verenlere bıraktı.

Serkan itiraz etti.

Ama Ayşe sakindi.

“Onlara 50 yılımı verdim.
Bunu hak ettiler mi, gördüm.”


Yüzleşme

Ayşe eski evine döndü.

Üçü de oradaydı.

Fotoğraflar yoktu.

Eşyalar satılmıştı.

“Beni neden gönderdiniz?” diye sordu.

Cevap yoktu.

“Evi satmak istiyordunuz.”

Sessizlik.

“Bana ne kadar verecektiniz?”

“Yüz bin.”

Ayşe güldü.

Acı bir gülüş.

“Ben sizin annenizdim.
Yatırım değil.”

Vasiyeti açıkladı.

Üçü dondu.

“Artık aile değiliz,” dedi Ayşe.
“Anne olarak sevdim.
Ama insan olarak bitti.”

Ve çıktı.


Son

Ayşe eve döndü.

Gerçek evine.

Yasemin boynuna atladı.

“Geçti mi büyükanne?”

“Evet kızım.”

O gece deliksiz uyudu.

İlk kez.


SON SÖZ

Bazen insanlar bizi terk eder.
Ama hayat…
Yerine daha iyisini koyar.

Kan bağı aile yapmaz.
Sevgi yapar.