F-16 Pilotunun 10 Yıl Sakladığı Sır — Komutanlar Gerçeği Öğrenince Şoke Oldu
.
.
.
F-16 Pilotunun 10 Yıl Sakladığı Sır
Komutanlar Gerçeği Öğrenince Şoke Oldu
Eskişehir 1’inci Ana Jet Üssü’nde bazı isimler sessizce büyürdü. Bazıları başarılarıyla, bazıları hatalarıyla… Ama bir isim vardı ki, herkesin dilindeydi: Yüzbaşı Kemal Arslan.
Henüz yirmi sekiz yaşındaydı. F-16 pilotuydu. Dosyası kusursuzdu: Hava Harp Okulu’ndan onur öğrencisi olarak mezun olmuş, teorik derslerde tam not almış, uçuş eğitiminde derece yapmıştı. Uçuş rekoru neredeyse hatasızdı. “Mükemmel asker” tanımının içine sığacak kadar disiplinli, soğukkanlı ve çalışkandı.
Ama Kemal’in bir tuhaflığı vardı.
Üstteki herkesin fark ettiği… ama kimsenin açıklayamadığı bir tuhaflık.
En tehlikeli görevlere hep ilk o gönüllü olurdu.
Arama-kurtarma mı?
Düşman hava sahasına yakın keşif uçuşu mu?
Fırtınalı havada acil iniş mi?
Gece uçuşu, buzlanma riski, görünürlük sıfır…?
Komutan “Kim gönüllü?” diye sorduğu an, ilk kalkacak el hep Kemal’in eli olurdu.
Üste bu bir efsaneye dönüşmüştü. Kahve molalarında fısıltıyla konuşulurdu:
“Bu çocuk kendini ölüme mi atıyor?”
“Hiç ailesi yok mu?”
“Biri mi zorladı?”
“Yoksa bir suçun kefaretini mi ödüyor?”
Ve en çok da, filo komutanı Binbaşı Murat Kaya merak ediyordu.
Çünkü Murat Kaya da yılların askeriydi. İnsan yüzünü okurdu. Bir adamın cesaretini, korkusunu, sakladığı yükü… gözlerinden anlar sanırdı.
Kemal’in gözlerinde ise garip bir şey vardı:
Cesaretten öte, bir yemin gibi duran bir kararlılık.

Üssün İçindeki Sessiz Adam
Kemal gündelik hayatta da farklıydı. Akşam yemeklerinde konuşmazdı. Arkadaşlarıyla fazla kaynaşmazdı. Gülümsemesi ölçülüydü. Sanki bir yeri hep uzaktan dinliyormuş gibi…
Ama görev emri gelince değişirdi.
Sanki üstündeki görünmez ağırlık bir an hafifler, gözleri keskinleşirdi. O anlarda Kemal, sıradan bir pilot değilmiş gibi görünürdü: bir görevin peşinde koşan, durunca boğulacak bir adam gibi.
Binbaşı Murat Kaya bu farklılığı ilk kez 2020 Şubat’ında daha net hissetti.
Hatay sınırında bir operasyon sırasında bir helikopter düşmüştü. Helikopterin pilotları düşman ateşine yakın bir bölgede mahsur kalmıştı. Hava şartları kötüydü. Bölge, her an roket tehdidi altındaydı.
Brifing odasında haritalar açıldı. Herkes suskunlaştı. Bu görev, “gidersek dönmeyebiliriz” göreviydi.
Binbaşı Murat, “Gönüllü var mı?” diye sorduğunda odada sessizlik oldu.
Sonra Kemal’in eli havaya kalktı.
“Ben giderim komutanım.”
Tek bir tereddüt yoktu.
O gün Kemal başarıyla iki pilotu kurtarmayı başardı. Üsse döndüğünde herkes onu kahraman gibi karşıladı. Ama Kemal’in yüzünde kahramanların alışılmış sevinci yoktu.
Sanki “mutlu” değil…
Sanki “borcunu ödemiş” gibiydi.
Binbaşı Murat o an içinden geçirdi:
“Bu çocuk her görevde bir şey tamamlıyormuş gibi. Bir şeye yetişmeye çalışır gibi…”
Kişisel Bir Slogan
Aylar geçtikçe Kemal’in davranış kalıbı daha netleşti. Özellikle arama-kurtarma görevlerinde gözleri bambaşka olurdu.
2020 Eylül’ünde Karadeniz’de bir eğitim uçağı düşmüş, pilot kaybolmuştu. Hava korkunçtu. Fırtına, görüşü sıfıra indirmişti. Tecrübeli pilotlardan biri, Yarbay Ahmet, “Komutanım bu havada uçmak intihar” diye itiraz etti.
Kemal ise sakince öne çıktı.
“Orada bir arkadaşımız var efendim. Onu bırakamayız.”
O gece dört saat süren arama sonucu kayıp pilot bulundu ve kurtarıldı.
Üs, Kemal’i omuzlara almak istedi. O ise sadece şunu söyledi:
“Görevimi yaptım. Kimseyi geride bırakamayız.”
Binbaşı Murat’ın kulağında o cümle günlerce çınladı.
Kimseyi geride bırakamayız.
Bu sadece bir askeri slogan değildi.
Birinin içinden gelen kişisel bir ant gibiydi.
Fotoğraf
Binbaşı Murat Kaya, Kemal’i gözlemlemeye başladı.
Görev dönüşleri hep aynıydı: rapor, kısa bir selam, sonra tek başına çay içmeye giderdi.
Bir de her ay düzenli izin alır, Ankara’ya giderdi. Herkes ailesini ziyaret ediyor sanıyordu.
Ta ki bir gün…
Kemal masasında bir fotoğraf unuttu.
Binbaşı Murat, dosyaları bırakmak için masaya yaklaştığında fotoğraf gözüne çarptı.
İki genç adam, pilot üniformaları içinde kol kola… gülümsüyorlardı. Ama fotoğraftaki diğer adam Kemal değildi. Daha olgun, daha tecrübeli biriydi. Yüz hatları Kemal’e benziyordu ama daha sertti.
Murat fotoğrafı eline aldı.
Kemal o an içeri girdi.
Göz göze geldiler.
Binbaşı Murat sakin bir sesle sordu:
“Bu kim?”
Kemal’in yüzü değişti. Fotoğrafı hızlıca aldı.
“Bir arkadaş komutanım,” dedi.
Ama sesindeki titreme, bunun “sadece bir arkadaş” olmadığını söylüyordu.
Murat artık emindi:
Kemal’in geçmişinde derin bir kayıp vardı.
Deprem ve Çatlayan Sır
2021 Mart’ında Doğu Anadolu’da büyük bir deprem oldu. Bölgeye askeri birlikler sevk edildi. En tehlikeli noktalardan biri Van’ın dağlık kesimleriydi. Enkaz altında mahsur kalan bir aile tespit edilmişti: anne, baba, iki küçük çocuk.
Ama iniş neredeyse imkânsızdı.
Pilotlar sessizdi. Bu görev “kesin ölüm” demekti.
Binbaşı Murat “Gönüllü?” dediğinde, tahmin edileceği gibi Kemal’in eli kalktı.
“Ben giderim komutanım.”
Bu sefer Murat dayanamadı.
“Kemal, dur artık!” dedi. “Neden sürekli en tehlikeli görevlere gönüllü oluyorsun? Ailene yazık değil mi?”
Kemal’in cevabı odanın havasını değiştirdi.
“Komutanım… ailem bu görevi yapmamı ister. Çünkü geçmişte biz de yardım bekledik.”
Biz de yardım bekledik.
O cümle, sanki bir kapıyı araladı.
Kemal daha fazla açıklama yapmadı. Helikoptere bindi. O gün de o aileyi kurtardılar.
Ama döndüğünde Kemal’in gözlerinde yaş vardı.
Binbaşı Murat artık kesin emin olmuştu:
Bu gencin geçmişinde bir “deprem” vardı.
Arslan Soyadı ve Kayıtlardaki İsim
O gece Murat Kaya, Kemal’in dosyasını tekrar inceledi. Daha dikkatli.
Aile bilgilerinde “kardeş” kısmı boştu. Ama fotoğraf… o adam… Kemal’e benziyordu.
Murat, TSK kayıtlarında “Arslan” soyadlı şehitleri aradı.
Ve buldu.
2011 Van depremi arama-kurtarma operasyonu sırasında düşen helikopter… şehit Üsteğmen Ahmet Arslan.
Kemal’in abisi.
Murat sandalyesine yaslandı.
Her şey yerine oturuyordu.
Kemal’in tehlikeye koşması…
“Kimseyi geride bırakamayız” demesi…
Her kurtarma sonrası yüzündeki o “tamamlandı” hali…
Kemal, abisinin yarım kalan cümlesini tamamlaya çalışıyordu.
2011: Kardeşin Son Telefonu
2011’de Kemal henüz 18 yaşındaydı. Hava Harp Okulu’na hazırlanıyordu. En büyük ilham kaynağı abisi Ahmet’ti.
Üsteğmen Ahmet Arslan, Kemal’den yedi yaş büyüktü. Helikopter pilotuydu. Kemal’in kahramanıydı.
Ahmet’in söylediği bir cümle Kemal’in beynine kazınmıştı:
“Pilot olmak sadece uçmak değil. İnsanları korumak, vatanı savunmak, gerektiğinde hayatını ortaya koymak demek.”
23 Ekim 2011… Van depremi.
Binlerce insan enkaz altında yardım bekliyordu. Ahmet’in birliği arama-kurtarma için görevlendirildi.
Ahmet, Kemal’i aradı.
“Kardeşim, büyük bir operasyona gidiyoruz. Dua et.”
Kemal’in sesi titredi.
“Abi dikkatli ol lütfen.”
Ahmet gülmüştü.
“Merak etme. Bizim işimiz insanları kurtarmak. Kimseyi geride bırakmayız.”
Bu konuşma… son konuşmaları oldu.
Ertesi gün kötü hava koşullarına rağmen helikopter havalandı. Hedef Erciş’te enkaz altındaki bir aileydi. Kurtarma başarılıydı. Dört kişi güvendeydi.
Ama dönüş yolunda helikopter dağa çarptı.
Ahmet ve iki arkadaşı şehit oldu.
Cenazede Kemal abisinin tabutunun başında titreyerek ant içti:
“Abi… senin başlayıp bitiremediğin görevi ben tamamlayacağım. Kimseyi geride bırakmayacağım.”
Herkes bunu 18 yaşında bir gencin acıyla söylediği cümle sandı.
Ama Kemal, o cümleyi hayatına yazdı.
Sır Açığa Çıkınca Üs Değişti
Binbaşı Murat ertesi gün Kemal’i odasına çağırdı.
“Kemal, konuşmamız gerek.”
Kemal her zamanki gibi saygılı durdu.
“Emredin komutanım.”
“Abin Üsteğmen Ahmet Arslan hakkında bilgim var.”
Kemal’in yüzü bembeyaz oldu. On yıldır sakladığı sır… ortaya çıkmıştı.
“Komutanım ben—”
“Açıklamana gerek yok,” dedi Murat. “Ama merak ediyorum… neden 10 yıldır kimseye anlatmadın?”
Kemal gözlerini yere indirdi.
“Çünkü bu benim kişisel görevim komutanım. Abim o gün dört kişiyi kurtardı ama kendisi kurtulamadı. Ben onun yarım bıraktığı misyonu sürdürüyorum.”
Murat’ın gözleri doldu.
“Yalnız taşıyorsun bunu.”
Kemal başını kaldırdı.
“Taşımak zorundayım komutanım.”
Tam o sırada telefon çaldı. Yeni bir arama-kurtarma göreviydi: Muş’ta kaybolan dağcılar.
Kemal refleksle ayağa kalktı.
“Müsaadenizle komutanım.”
Murat, bir an durdu. Sonra dedi ki:
“Bu sefer ben de geliyorum.”
Kemal şok oldu.
“Efendim?”
“On yıldır tek başına taşıdın bu yükü. Artık yalnız değilsin.”
O gün iki pilot birlikte gitti ve üç dağcıyı kurtardı.
Kemal, ilk kez birinin omzuna dokunduğunu hissetti.
Yemin artık sadece onun değildi.
Plaket
Birkaç ay sonra filo, bir plaket hazırladı. Üzerinde şu yazıyordu:
“Üsteğmen Ahmet Arslan’ın ruhu ve Yüzbaşı Kemal Arslan’ın kararlılığı için: Kimseyi geride bırakamayız.”
Plaketi teslim ederken Binbaşı Murat şöyle dedi:
“Kemal, 10 yıldır gizli bir misyon yürütüyordun. Ama artık bu misyon sadece senin değil. Hepimizin. Çünkü sen bize hatırlattın: Gerçek pilotluk teknolojiyle değil, vicdanla ölçülür.”
Kemal gözyaşlarını tutamadı.
“Komutanım… bu onur abime ait. Ben sadece emaneti taşıdım.”
O gün Kemal ilk kez abisinin fotoğrafını masasına koydu. İlk kez hikâyeyi arkadaşlarıyla paylaştı. Artık her uçuş öncesi o fotoğrafa bakıp şöyle diyordu:
“Abi… bugün de kimseyi geride bırakmayacağız.”
Ve gerçekten de bırakmıyordu.
Son
Bugün Yüzbaşı Kemal Arslan hâlâ görevde. Hâlâ tehlikeli görevlere gönüllü oluyor.
Ama artık kendini ölüme atmak için değil…
Birinin geride kalmaması için.
Ve üste herkes şunu biliyor:
Bazı kahramanlar bağırmaz.
Bazı kahramanlar madalya istemez.
Bazı kahramanlar sadece bir cümlenin içinde yaşar:
Kimseyi geride bırakmayız.
News
1987’de 3 koruma 3 milyonla kayboldu — 31 yıl sonra araç ve üniformalar bulundu…
Ormanın Gömmediği Sır 1987’de 3 koruma 3 milyonla kayboldu — 31 yıl sonra araç ve üniformalar bulundu… 1987 yılı Türkiye’nin…
1991’de 12 milyon dolarla kaybolan üç ortak… 32 yıl sonra fabrika bodrumunda bulunan sır
Betonun Altındaki Sessizlik(1991’de 12 milyon dolarla kaybolan üç ortak… 32 yıl sonra fabrika bodrumunda bulunan sır) 1992 yılının kasım ayı…
Oğluma Süpriz Ziyarete Gittim Ama Bana Dedi ki Seni Kim Davet Etti Defol Evimden !
“Seni Kim Davet Etti?” 32 yıl boyunca anne olmanın ne demek olduğunu bildiğimi sanıyordum. Oğlum Murat’ı Ankara’nın kenar mahallesindeki küçük…
Sivil Kadın – Polis Tokatladı – Kimliğini Açıkladığında Karakol Buz Kesti
BİR TOKATLA BİTEN SESSİZLİK Başkomiser Aslı Yılmaz’ın Hikâyesi Tekirdağ’a uzanan yol, sabahın erken saatlerinde puslu ve sakindi. İstanbul’dan çıkış yapan…
“Tumahimik ka, magsasaka!” — panunuya ng hukom… pero siya ang napahiya sa depensa nito
“Tumahimik ka, magsasaka!” — panunuya ng hukom… pero siya ang napahiya sa depensa nito . . Sa lumang Hall of…
MINALIIT NG MAGULANG NG BABAE ANG KANYANG NOBYO DAHIL ISA LANG ITONG MAGSASAKA, NAPANGANGA SILA NANG
MINALIIT NG MAGULANG NG BABAE ANG KANYANG NOBYO DAHIL ISA LANG ITONG MAGSASAKA, NAPANGANGA SILA NANG . . . ….
End of content
No more pages to load






