Hastane Müdürü Onu Kovdu Ama Dakikalar Sonra Çatıya İniş Yapan Donanma Helikopteri Şok Yarattı!

.

.
.

BEYAZ ÖNLÜĞÜN ALTINDAKİ SAVAŞ

Bölüm 1 – Kovulma

İşten çıkarılma belgesi masaya çarptığında çıkan ses, Abigail Foster’ın hayatındaki pek çok patlamadan daha boğucuydu.

“Sen bir yükümlülük hemşiresisin.”

Dr. Preston Sterling, Rolex saatine bakarak konuştu. Tonu, bir insanın kariyerini değil de bozuk bir ofis sandalyesini değerlendiriyormuş gibiydi.

“Bütçeyi zorluyorsun. Sisteme uymuyorsun. Eşyalarını topla. İşin bitti.”

Abigail yalvarmadı.

Ağlamadı.

Sadece başını salladı.

Yıllardır öğrenmişti. Bazı savaşlar bağırarak değil, sessizlikle kaybedilirdi.

“Anlaşıldı, efendim.”

Döndü. Kapıya yöneldi.

Asansöre ulaşmasına beş adım kalmıştı ki…

Bina titredi.

Camlar zangırdadı.

Hemşire istasyonundaki kahve fincanları tezgâhta dans etti.

Sonra o ses geldi.

Derin.

Metalik.

Kalpten gelen bir uğultu.

Bu bir fırtına değildi.

Bu, Black Hawk’tı.

Bölüm 2 – Acil Servisin Görünmeyenleri

Seattle’daki St. Jude Tıp Merkezi dışarıdan bakıldığında kusursuzdu.

Cam ve çelikten bir kale.

Ünlü hastalar.

Özel suitler.

Bağışçılar.

Ama bodrum kattaki acil servis başka bir dünyaydı.

Orada hava;

alkol,

kan,

korku

ve umutsuzluk kokardı.

Burası Abigail Foster’ın dünyasıydı.

34 yaşındaydı.

Mavi gözleri yorgundu.

Elleriyse hiç titremezdi.

Gece vardiyalarını alırdı.

Kimsenin istemediği hastaları.

Kimliği olmayanları.

Konuşmayanları.

“Travma bir temiz.”

Eldivenlerini çöpe atarken sesi kısıktı.

16 saate uzayan vardiyanın bedeliydi bu.

Dr. Rickman başını kaldırdı.

“Abby, eve git. Cidden bayılacaksın.”

“Önce 4 numara.”

Rickman iç çekti.

“Yönetim yatağı boşaltmamızı istiyor.”

Abigail dosyayı kapattı.

“Stabil değil.”

Sesindeki netlik tartışmaya kapalıydı.

4 numaralı odadaki hasta yaşlıydı.

Zayıftı.

Evsizdi.

Ama Abby onun başka bir şey olduğunu görmüştü.

Omzundaki şarapnel izleri.

Boynuna giden eli.

Olmayan bir künyeyi arayışı.

“Buradasın.”

Battaniyeyi düzeltti.

“Güvendesin.”

Bölüm 3 – Para Konuşur

Kapılar sertçe açıldı.

“Çekin! Çekin!”

Sedye içeri alındı.

Genç.

Zengin.

Bağırıyordu.

“Bacağım! Babamın kim olduğunu biliyor musunuz?!”

Arkasında Dr. Preston Sterling vardı.

Mükemmel saç.

Beyaz önlük altında pahalı takım elbise.

“Travma odası hazırlayın.”

Gözleri taradı.

4 numarada durdu.

“Foster!”

Abigail perdeyi araladı.

“Evet, doktor.”

“O evsizi çıkarın.”

Sessizlik çöktü.

“Efendim, o hasta—”

“Bir serseri.”

Sterling yaklaştı.

“Kaynak israfı.”

Abigail araya girdi.

Fiziksel olarak.

“Hayır.”

Tek kelime.

Ama savaş duruşuyla.

“Bir bağış çeki için yeminimi çiğnemem.”

Sterling’in yüzü morardı.

“Güvenlik!”

Bölüm 4 – Düşüş

Ofis sessizdi.

Sterling formu masaya kaydırdı.

“İtaatsizlik.”

“Fiziksel saldırı.”

“İmzala.”

Abigail kimliğini çıkardı.

Masaya koydu.

“İmzalamıyorum.”

Sterling güldü.

“Kameraları ben kontrol ediyorum.”

Abigail anladı.

Burada kazanamazdı.

Soyunma odasında eşyalarını topladı.

Fotoğraflar.

Bir gümüş para.

Üç çatallı bir mızrak.

Telefonu titredi.

Rickman:

“Onu koridora aldılar. Özür dilerim.”

Abigail sedyenin yanına çöktü.

“Üzgünüm.”

Yaşlı adam gözlerini açtı.

“El… Echo… One…”

Abigail dondu.

Echo One.

Bu bir halüsinasyon değildi.

Bu bir çağrı koduydu.

Bölüm 5 – Geri Dönüş

Yağmur altında dururken helikopterleri gördü.

İki Black Hawk.

St. Jude’un çatısına iniyordu.

Telefon çaldı.

“Abby, askeri polis binayı bastı.”

“Başhemşireyi arıyorlar.”

Duraksama.

Son mesaj:

“Yüzbaşı Foster’ı arıyorlar.”

Abigail çantasını bankta bıraktı.

Koştu.

Bölüm 6 – Kimlik Açığa Çıkıyor

Lobide kaos vardı.

Silahlı askerler.

Komutlar.

Sterling bağırıyordu.

“Burası özel mülk!”

Bir ses yükseldi.

“Eğer o adam ölürse, bu binayı yıkarım.”

Amiral Thomas Blackwood.

Ve yanında Abigail.

Islak.

Ama dik.

“Yüzbaşı Foster.”

General selam verdi.

“Amiralin durumu?”

“Perikardiyal tamponad.”

Sterling araya girdi.

“O sadece bir hemşire!”

Abigail öne çıktı.

“Faluca’da ikinci ameliyatını ben yaptım.”

Sterling sustu.

Bölüm 7 – Açık Kalp

Monitör düz çizgi verdi.

“Kalp durdu.”

Abigail neşteri aldı.

“Torakotomi.”

Rickman titredi.

“Yapamam.”

“O zaman ben yapıyorum.”

Göğüs açıldı.

Kan fışkırdı.

Kalp boğuluyordu.

Bir kesik.

Basınç düştü.

Dikiş.

Bir daha.

Kalp yeniden attı.

Sessizlik.

Sonra bip.

Hayat.

Bölüm 8 – Çöküş

Sterling kaçmaya çalıştı.

Askerler durdurdu.

“Sigorta dolandırıcılığı.”

“Hayalet hastalar.”

“Evsiz gaziler.”

Kelepçeler takıldı.

Bölüm 9 – Gerçek Savaş

Helikopter havalandı.

Ama mesaj geldi.

“Suriye’yi biliyoruz.”

Amiral’in ceketi.

Bir dikiş.

Mikro SD kart.

“Kanıt.”

Füzeler kilitlendi.

İniş.

Çatışma.

Oksijen tüpü.

Patlama.

Ateş.

Destek geldi.

Krueger tutuklandı.

Bölüm 10 – Eve Dönüş

Altı ay sonra.

Beyaz Saray bahçesi.

Madalya.

Alkış.

Abigail gülümsedi.

Artık saklanmıyordu.

Son

Bazı kahramanlar bağırmaz.

Bazıları beyaz önlük giyer.

Ve bazı savaşlar…

Bir kalbin atmasıyla kazanılır.