İsrail Ajanı ASELSAN’a Girdi — Eski Komando 30 Saniyede Yakaladı

.
.

30 Saniye

ASELSAN’da Bir Gün, Bir Sezgi ve Çöken Bir İstihbarat Ağı


BÖLÜM I

Korunan Yerler, Korumayan Şeyler

Ankara Gölbaşı.

Haritada bakıldığında sıradan bir yer gibi görünürdü. Birkaç yol, birkaç bina, göl manzarası.
Ama yerin altına ve üstüne yerleştirilen sistemler, burayı Türkiye’nin en korunaklı noktalarından biri hâline getiriyordu.

ASELSAN Kampüsü.

Dört aşamalı giriş kontrolü.
Yüz tanıma.
Ses analizi.
Parmak izi.
İris taraması.

100 metre yükseklikte insansız hava araçları sessizce devriye geziyordu.
Termal kameralar, bir insanın nefes alış ritmini bile yakalayabiliyordu.
Duvarlar beton değildi sadece.
Algoritmaydı.
Koddu.
İhtimal hesaplamasıydı.

Ama o sabah kimse şunu düşünmemişti:

Makineler her şeyi görür ama her şeyi anlayamazdı.
Şüphe, hâlâ insana aitti.


BÖLÜM II

Kemal

Kemal Yıldırım.

52 yaşında.
Emekli Binbaşı.

20 yıl boyunca bordo bereli olarak görev yapmıştı.
Diyarbakır.
Hakkâri.
Şırnak.
Sınır ötesi operasyonlar.

İnsan yüzlerini ezberlemezdi.
İnsan davranışlarını ezberlerdi.

Kim bir şeyi saklıyor?
Kim sadece korkuyor?
Kim rol yapıyor?

Ordudan ayrıldığında dinlenmek istememişti.
Zaten bordo bereliler emekli olmazdı.
Sadece cephe değiştirirlerdi.

ASELSAN’dan teklif geldiğinde fazla düşünmemişti.

Pozisyon: Kampüs Güvenlik Direktörü.

Kemal için bu, yeni bir savaş alanıydı.
Bu kez mermi yoktu.
Ama kodlar vardı.
Veriler vardı.
Ve görünmeyen düşmanlar.


BÖLÜM III

David Hartman

Saat 08.30.

Ana kapıda yeni bir çalışan belirdi.

Adı: David Hartman
Yaş: 32
Uyruğu: İsviçre
Uzmanlık: Savunma sistemleri yazılımı

Özgeçmişi kusursuzdu.
Referanslar sağlamdı.
Belgeler pırıl pırıldı.

Altı aylık sözleşme.
Geçici personel.
Düşük risk.

Kâğıt üzerinde.

Kemal, güvenlik merkezindeki ekranlardan onu izliyordu.

David pasaportunu uzattı.
Yüz tanıma onaylandı.
İris taraması geçti.
Ses analizi temiz.

Tam o anda…

David sağ elini cebine soktu.
Çıkardı.
Tekrar soktu.

Bir kez daha.
Bir kez daha.

Gereksizdi.
Anlamsızdı.

Kemal’in kaşları hafifçe gerildi.

.

BÖLÜM IV

İlk 30 Saniye

Kemal görüntüyü yakınlaştırdı.

David’in alnında ter vardı.
Gölbaşı sabahı serindi.
Ter normal değildi.

Gözleri sürekli sağa sola kayıyordu.
Ama insanlara değil…
Kameralara.
Acil çıkış levhalarına.
Kartlı kapılara.

Bu bir ilk gün heyecanı değildi.
Bu haritalamaydı.

Kemal içinden konuştu:

“Bir yazılımcı böyle bakmaz.”

30 saniye bile geçmemişti.

Ama Kemal kararını vermişti.

Bu adam tehlikeliydi.


BÖLÜM V

Oryantasyon

David içeri alındı.
Resepsiyon görevlisi onu karşıladı.
Diğer yeni çalışanlarla birlikte oryantasyon turuna başladı.

Laboratuvarlar.
Toplantı salonları.
Üretim alanları.

Kemal monitörlerden ayrılmadı.

David yürürken rehberi dinliyordu.
Ama asıl baktığı şeyler başkaydı.

Yangın çıkışları.
Kamera kör noktaları.
Yetki gerektiren kapılar.

Bir turist gibi değil…
Bir operatör gibi.

İlk alarm çalmıştı.


BÖLÜM VI

Mikro İfade

SİPER hava savunma sistemi montaj alanı.

Rehber konuşuyordu.
David başını sallıyordu.

Sonra telefonunu çıkardı.

Rehber hemen uyardı:

“Üretim alanlarında fotoğraf çekmek yasaktır.”

David geri çekildi.

“Anlıyorum,” dedi.

Ama Kemal ekranda şunu gördü:

Bir saniyeden kısa süren bir mikro ifade.

Dudaklar sıkıldı.
Kaşlar gerildi.
Sonra yüz tekrar düzeldi.

Bu, hayal kırıklığı değildi.
Bu, yakalanmış olmanın öfkesiydi.

İkinci alarm.


BÖLÜM VII

Yemekhane

Öğle molası.

David köşede tek başına oturdu.
Telefonunu çıkardı.

Ekran kameraya dönük değildi.
Ama parmak hareketleri netti.

Mesaj yazmıyordu.
Okuyordu.

Bir checklist.
Bir görev listesi.

Kemal içeri girdi.
Çay aldı.
İki masa ötesine oturdu.

Bir dergi açtı.
Ama okumadı.

David alçak sesle konuşmaya başladı.

Fransızca.

Kesin cümleler.
Kısa raporlar.

Bu bir arkadaş sohbeti değildi.

Üçüncü alarm.

BÖLÜM VIII

Yanlış Tuvalet

David ayağa kalktı.

“Tuvalete gidiyorum,” dedi.

Kemal 30 saniye bekledi.
Sonra o da kalktı.

David sağdaki tuvalete gitmedi.
Sola döndü.

Yanlış tarafa.

Koridorun sonunda iki kapı vardı.
Elektrik panosu.
Veri merkezi.

David veri merkezinin önünde durdu.
Kartını okuttu.

Reddedildi.

Cebinden kalem kalınlığında siyah bir cihaz çıkardı.

Kemal’in nabzı yavaşladı.

Bu, refleks anıydı.


BÖLÜM IX

Müdahale

Kemal sessizce yaklaştı.

15 metre.
10 metre.
7 metre.

“Eller yukarı.”

David dondu.

“Yavaş dön,” dedi Kemal.
“Cihazı yere bırak.”

David döndü.
Sahte bir sakinlikle konuştu:

“Yanlış kat sanırım.”

Kemal yaklaşmaya devam etti.

4 metre.

David ani bir hamle yaptı.
Cihazı fırlattı.
Kaçmaya başladı.

Kemal cihazı havada yakaladı.

Koşu başladı.

BÖLÜM X

Kovalamaca

Yemekhane.
Ana kapı.
Yangın merdiveni.

Alarm çaldı.

David dışarı fırladı.
Otopark.
150 metre.

Kemal peşindeydi.

Duvar.
Jiletli tel.

David tırmanırken Kemal metal çubuğu fırlattı.

Bilek.

Düşüş.

5 saniye.

Kontrol.

David etkisizdi.


BÖLÜM XI

Gerçek

Sorgu odası.

Masanın üzerinde eşyalar.

Telefon.
Pasaport.
Siyah cihaz.

Kemal sessizdi.

Dosyayı açtı.

Farklı kimlikler.
Farklı şehirler.
Aynı yüz.

Telefon kayıtları.

İsrail.

Cihaz.

RF klonlama.

Artık şüphe yoktu.

David konuşmadı.

Ama bakışları her şeyi anlatıyordu.


BÖLÜM XII

Veriler MIT’e gönderildi.

Üçüncü hat bulundu.

Ankara.

İçeriden biri.

İK departmanı.

Paralar.
Offshore hesaplar.

Ağ çöktü.


BÖLÜM XIII

Son

ASELSAN Genel Müdürü aradı.

“Teşekkür ederiz.”

Kemal sadece şunu dedi:

“Vazifemdi.”

Çünkü savunma artık sadece sınırda değildi.

Sunucu odalarındaydı.
Kod satırlarındaydı.
İnsan sezgisindeydi.

Ve bazı savaşlar…

Sadece 30 saniyede kazanılırdı.