Kılık Değiştiren Başkomiser, Rüşvetçi Polisleri Tek Başına Bitirdi! O TOKAT Her Şeyi Başlattı!
.
.
.
Kılık Değiştiren Başkomiser
İstanbul’un en kalabalık semtlerinden birinde, haftanın en yoğun günlerinden biri yaşanıyordu. Pazar yeri her zamanki gibi gürültülüydü. Tezgâhlardan yükselen sesler, pazarlık yapan insanların konuşmaları ve kızarmış yiyecek kokuları havayı dolduruyordu. Ancak bu kalabalığın içinde, çoğu insanın görmezden geldiği karanlık bir düzen hüküm sürüyordu.
Komiser yardımcısı Levent Korkmaz, yanında iki polis memuruyla birlikte pazarın ortasında dolaşıyordu. Üniforması üzerindeydi ama davranışları bir koruyucudan çok bir zorbayı andırıyordu. Her tezgâha uğruyor, esnaftan “haftalık” adı altında para topluyordu.
Kimse karşı çıkamıyordu.
Yaşlı bir manav titreyen elleriyle cebinden para çıkarırken başını öne eğdi.
“Buyur abi…” dedi kısık bir sesle.
Levent parayı aldı, küçümseyici bir bakış attı ve yürümeye devam etti.
Bu sahne, o pazarda her hafta tekrar ediliyordu.
Ama o gün, her şey değişmek üzereydi.

Kalabalığın arasında sıradan görünümlü genç bir kadın dikkat çekmeden dolaşıyordu. Üzerinde eski bir bluz, başında basit bir eşarp vardı. Elinde sıcak bir gözleme tutuyordu. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir müşteri gibi görünüyordu.
Ama o kadın, İstanbul Emniyeti’nin en başarılı isimlerinden biri olan Başkomiser Elif Demir’di.
Elif, uzun zamandır Levent’i izliyordu.
Şikayetler vardı ama somut kanıt yoktu.
O yüzden sahaya inmiş, kimliğini gizleyerek gerçeği kendi gözleriyle görmek istemişti.
Levent’in yaşlı bir mısırcıya bağırdığını gördüğünde gözleri daraldı.
“Çabuk! Haftalığı çıkar!”
Yaşlı adam çaresizce cebini karıştırdı.
İşte o an, Elif telefonunu sessizce çıkarıp kayda başladı.
İçinden tek bir cümle geçti:
“Bugün bitecek.”
Ertesi gün aynı pazar yerinde bambaşka biri vardı.
Elif, bu kez küçük bir gözleme tezgâhı kurmuştu. Üzerinde renkli bir yemeni, yüzünde sakin bir ifade vardı. Tezgâhında çalışıyor gibi görünse de gözleri sürekli etrafı izliyordu.
Saatler geçti.
Sonunda beklediği an geldi.
Levent yine ortaya çıktı.
Aynı kibir, aynı tavır…
Bir simitçiden para aldıktan sonra gözleri Elif’in tezgâhına kaydı.
Yavaşça yaklaştı.
“Yeni misin burada?” dedi alaycı bir sesle.
“Bundan sonra sen de haftalığını vereceksin.”
Elif başını kaldırdı.
“Ne haftalığı?” diye sordu sakin bir şekilde.
Levent’in yüzü gerildi.
“Artistlik yapma. Herkes ne veriyorsa sen de vereceksin.”
Elif gözlerini ondan ayırmadı.
“Vermiyorum.”
Pazar bir anda sessizleşti.
Levent güldü.
Ama bu kahkaha tehdit doluydu.
“Şimdi aklını başına getiririm senin.”
Elini kaldırdı…
Ve sert bir tokat attı.
Şırak!
Ses, pazarın ortasında yankılandı.
Herkes donup kalmıştı.
Elif’in yanağı kızarmıştı ama gözlerinde korku yoktu.
Sadece soğuk bir kararlılık vardı.
“Bunun bedelini ödeyeceksin,” dedi alçak bir sesle.
Levent güldü ve uzaklaştı.
Ama o tokat, bir sonun başlangıcıydı.
Elif doğruca karakola gitti.
İçeride karakol amiri İsmail Kurt rahat bir şekilde oturmuş, börek yiyordu.
Elif masanın önüne geldi.
“Şikayet dilekçesi vermek istiyorum.”
İsmail başını bile kaldırmadan güldü.
“Burada öyle şeyler olmaz.”
Elif geri adım atmadı.
“Kanunen yazılması gerekir.”
İsmail bu kez gözlerini kaldırdı.
Sinsi bir gülümsemeyle eğildi.
“O zaman… 5000 lira.”
Elif çantasını açtı.
Parayı masaya koydu.
İsmail hemen aldı.
“Peki kimi şikayet edeceksin?”
“Elvent Korkmaz.”
O an, odadaki hava değişti.
İsmail’in yüzü sertleşti.
“Onu mu? Yazmam.”
Elif’in sesi buz gibiydi:
“Kanun herkes için geçerlidir.”
İsmail ayağa kalktı.
“Burada benim kanunum geçer.”
Elif hiçbir şey söylemeden arkasını döndü.
Ama artık oyun büyüyordu.
O akşam Elif, İçişleri Bakanlığı müsteşarı olan abisi Murat Demir’i aradı.
Durumu anlattı.
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
Sonra Murat konuştu:
“Yarın oradayım.”
Ertesi gün pazar yerinde bu kez farklı bir hareketlilik vardı.
Siyah bir araç durdu.
İçinden Murat Demir indi.
Herkes fısıldaşmaya başladı.
Elif yanına geldi.
“İşte burada oldu.”
İkisi birlikte karakola yürüdü.
İçeri girdiklerinde herkes sustu.
Murat’ın sesi sertti:
“Bu karakolda neler oluyor?”
İsmail titremeye başladı.
Levent içeri girdiğinde ise yüzü bembeyaz oldu.
Gerçek ortaya çıkıyordu.
Ama hikâye burada bitmedi.
Murat karakoldan ayrıldıktan sonra…
Levent intikam almak için harekete geçti.
Motosikletiyle Murat’ın önünü kesti.
“İn arabadan!”
Murat sakindi.
“Ne istiyorsun?”
Levent’in gözleri öfkeyle doluydu.
“Beni rezil ettin.”
Bir işaret verdi.
Yanındaki polisler Murat’a saldırdı.
Ve ardından…
Levent elini kaldırdı.
Tokat attı.
Bu kez hedef bir devlet yetkilisiydi.
Pazar karıştı.
Ama Levent kaçtı.
Bu olaydan sonra Elif geri adım atmadı.
Eski dostu Başkomiser Ahmet Yılmaz ile plan yaptı.
Ertesi gün yeniden kılık değiştirdi.
Ahmet gizli kamerayla hazırdı.
Levent tekrar geldi.
Aynı tehditler…
Aynı zorbalık…
Bu kez Elif’in tezgâhını devirdi.
Her şey kaydedildi.
Artık kaçış yoktu.
Ertesi sabah…
Elif ve Ahmet karakola girdi.
İsmail yine kibirliydi.
Ama bu kez Elif telefonunu çıkardı.
İl Emniyet Müdürü Kenan Aslan’ı aradı.
Hoparlörü açtı.
“Kanıtlarım var,” dedi.
20 dakika sonra müdür geldi.
Videoyu izledi.
Yüzü sertleşti.
Ve kararını açıkladı:
“Komiser yardımcısı Levent Korkmaz…
Karakol amiri İsmail Kurt…
Görevden alındınız.”
O an herkes sustu.
Adalet yerini bulmuştu.
Elif karakoldan çıktığında derin bir nefes aldı.
Yanağına atılan tokat hâlâ hafifçe sızlıyordu.
Ama artık önemi yoktu.
Çünkü o tokat…
Bir çetenin sonunu getirmişti.
Ve bir kez daha kanıtlanmıştı:
Gerçek adalet, cesaret ister.
News
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar.
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar. . . . Chicago’nun karanlık ve acımasız yeraltı…
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi . . . Karanlığın Yürüyüşü: Bir İmparatorun Soğuk Zaferi…
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti?
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti? . Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar: Blackwood’un Çöküşü Güneyin yaz…
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası . . . Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası 1972 yılının dondurucu…
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler . . . 1997’DE SARIÇÖL’DE KAYBOLAN SELİM…
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü!
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü! . . . Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık…
End of content
No more pages to load






