Kız ve Babası 1984’te Kayboldu — 16 Yıl Sonra Hurdalıkta Şok Edici Bir Şey Bulundu…

.
.

.

Kayıp Zamanın Ardında: 16 Yıl Sonra Gelen Gerçek

1. Bölüm – Kayıp Bir Hafta Sonu

1984 yılının sonbaharında, İstanbul’un Kadıköy ilçesinde yaşayan Mehmet Yılmaz ve 8 yaşındaki kızı Elif, sıradan bir hafta sonu gezisi için evden ayrıldılar. Mehmet’in eşi Ayşe ve annesi Fatma, evde onları bekliyordu. O gün, ne Ayşe ne de Fatma, o vedanın yıllarca sürecek bir bekleyişin başlangıcı olacağını biliyordu.

Mehmet, diş hekimiydi. Renkli kravatları, güleryüzü ve yardımseverliğiyle tanınırdı. Elif ise neşeli, zeki, babasına hayran bir çocuktu. O hafta sonu, Trakya tarafına doğru küçük bir yolculuk yapacaklardı. Mehmet, Elif’e sonbahar yapraklarını göstermek, Edirne’ye kadar uzanıp pazar akşamı eve dönmek istiyordu.

Ancak o akşam eve dönmediler. Ayşe, saatler ilerledikçe endişelendi. Mehmet’in her zaman arayacağı saatte telefon gelmedi. Oteli aradığında, Mehmet ve Elif’in sabah ayrıldığını öğrendi. Arkadaşlar, akrabalar arandı. Kimse onlardan haber alamadı. Pazartesi sabahı polise başvuruldu. O günden sonra, Ayşe ve Fatma için hayat bir bekleyişe, yitik bir umutla geçen yıllara dönüştü.

2. Bölüm – Yıllar Boyunca Sessiz Acı

Aradan günler, aylar, sonra yıllar geçti. Ayşe her yıl, kayboldukları günün yıldönümünde yerel televizyonlara kayıp ilanı yayınlatıyor, bir mucize bekliyordu. Her yıl umutlar biraz daha soluyor, ama cevapsız sorular artıyordu.

Evde Mehmet’in ve Elif’in eşyaları yerli yerinde duruyor, Ayşe bazen bir fotoğraf albümünü eline alıp, Elif’in gülümseyen yüzüne bakarak “Neredesiniz?” diye fısıldıyordu. Fatma ise acısını içine gömüyor, torununu ve damadını rüyalarında görüyordu.

Ayşe’nin hayatı, bir yandan devam ediyor, bir yandan da durmuş gibiydi. Her gün, “Bugün haber gelir mi?” umuduyla başlıyor, her akşam cevapsız sorularla bitiyordu.

3. Bölüm – Hurdalıkta Bir Keşif

Sonbaharın bir günü, Ayşe yine yıldönümü için kayıp ilanı yayınlatmıştı. O akşam, mutfakta telefon çaldı. “Bayan Yılmaz, ben İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden Komiser Ahmet. Gebze’de bir hurdalıkta olası bir delil bulundu. Kocanız ve kızınızın davasıyla ilgili olabilir. Teşhis için gelebilir misiniz?”

Ayşe’nin kalbi hızla atmaya başladı. Annesi Fatma’yı çağırdı. On dakika sonra gelen polis arabasıyla Gebze’ye, Hürriyet Hurdacılığı’na doğru yola çıktılar. Hurdalığın bir köşesi polis şeridiyle çevrilmişti. Orada, ezilmiş, paslanmış bir kırmızı Anadol STC16 duruyordu. Ayşe, arabayı hemen tanıdı. Sağ arka tekerleğin yanında, Mehmet’in bir hafta önce kaldırıma çarptığında oluşan çentik hâlâ oradaydı.

Polisler, arabanın nasıl geldiğini araştırıyordu. Hurdalığın sahibi Hüseyin, arabayı sabah ezilmek üzereyken bulduğunu, kayıp ilanını televizyonda görünce polisi aradığını söyledi. Aracı getiren kişi ise Rıza Karaca adında bir teknisyendi. Rıza, arabayı bir hafta önce yaşlı bir adamın getirdiğini, adamın adını vermediğini, nakit ödediğini ve anahtarları bırakıp gittiğini anlattı. Adamın tarifi Mehmet’e çok benziyordu.

4. Bölüm – Mavi Çanta

Hurdalıkta başka bir ipucu yoktu. Ancak Rıza’nın ofisinde, Ayşe’nin dikkatini bir şey çekti: Elif’in kaybolduğu gün yanında olan, haftalarca harçlık biriktirerek aldığı mavi çantaya tıpatıp benzeyen bir çanta. Rıza, bunun kendi kızına ait olduğunu, bir arkadaşından hediye geldiğini, kullanmadığı için ofiste tuttuğunu söyledi. Ama çantanın içindeki etikette, adeta silinmiş bir isim vardı.

Ayşe ve Fatma, çantayı bir antikacıya gösterdiler. Uzman, bunun 1983-84 yıllarında Matel’in Barbie aksesuar serisinden orijinal bir ürün olduğunu, etiketteki yazının kasıtlı olarak çıkarıldığını söyledi. Bu, Ayşe’nin şüphelerini artırdı. Rıza’nın Mehmet’in arabasını ve Elif’in çantasına benzeyen bir çantayı aynı anda bulundurması tesadüf olamazdı.

5. Bölüm – Beklenmedik Tehlike

Ayşe ve Fatma, çantayla birlikte karakola gitmeye karar verdiler. Ancak yolda arabaları bozuldu. Tam o sırada, yanlarından geçen Rıza ve arkadaşı Can, yardım teklif etti. Ayşe ve Fatma, şüphelerine rağmen arabalarını hurdalığa çektirmeye razı oldular. Ancak yolda bir şeyler ters gitmeye başladı. Rıza, karakola gitmek yerine kestirme bir yol dediği ıssız bir yola saptı. Can tabanca çekip onları kelepçeledi.

Rıza ve Can, Ayşe ve Fatma’yı bir çiftlik evine götürdüler. Orada, patronları Çetin Kaplan adında, geçmişi karanlık bir adam vardı. Çiftlikte başka genç kadınlar da tutuluyordu. Ayşe ve Fatma, Elif’in buraya getirilmiş olabileceğinden şüphelenmeye başladı.

6. Bölüm – Kayıp Kız

Çiftlikte, Mikail adında yaşlı bir adam, Ayşe ve Fatma’ya Elif’in burada “Samanta” adıyla tutulduğunu fısıldadı. Elif, 16 yıl boyunca kimliğinden koparılmış, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmış, adeta bir gölgeye dönüşmüştü.

Ayşe, Elif’i yüzünden tanıdı. Yara izleri, bakışları, içsel bir sezgiyle kızının o olduğunu anladı. Ancak Elif, yaşadığı travmalar nedeniyle annesini tanımıyor, tepkisiz ve boş bakıyordu.

7. Bölüm – Kaçış ve Kurtuluş

Ayşe ve Fatma’nın polise mesaj göndermeyi başarmasıyla, çiftlik evi polis tarafından kuşatıldı. Çetin Kaplan, Rıza ve Can yakalandı. Mikail, Ayşe’yi korumak isterken vuruldu. Ayşe, Elif’e kavuştu ama kızının yaşadığı travmanın derin izleriyle karşılaştı.

Polis soruşturmasında, Çetin Kaplan’ın onlarca yıldır kimlik değiştirerek, genç kadınları ve çocukları kaçırıp istismar ettiği ortaya çıktı. Rıza ve Can, Çetin’in suçlarına yardım eden, onun etkisi altındaki kişilerdi. Mehmet Yılmaz’ın, Edirne yakınlarında Çetin ve Rıza’ya yardım etmek için arabasına aldığı, o gece otelde ilaçlanıp boğularak öldürüldüğü, cesedinin ise hiç bulunamadığı anlaşıldı. Elif ise, babasının öldüğüne ve annesinin de öldürüldüğüne inandırılarak, yıllarca esaret altında tutulmuştu.

8. Bölüm – Yeniden Başlamak

Ayşe ve Fatma, Elif’i hastanede tedaviye aldı. Elif, aylarca konuşmadı, annesini ve anneannesini tanımakta zorlandı. Ancak zamanla, sevgi ve sabırla, Elif’te iyileşme başladı. Ayşe, kızına tekrar sarılabildiğinde, “Hiçbir şey senin suçun değil. Artık birlikteyiz, önemli olan bu.” dedi.

Mehmet’in cesedi bulunamadı, ama adalet yerini buldu. Çetin Kaplan ömür boyu hapis cezası aldı. Rıza ve Can da suç ortaklığından yargılandı. Mikail, hayatını riske atarak Ayşe ve Fatma’yı kurtardığı için affedildi.

9. Bölüm – Geçmişin Ardında

Ayşe ve Fatma, Elif’in iyileşme sürecinde yanında oldular. Elif, zamanla çocukluğundan parçalar hatırlamaya başladı. Annesinin ona okuduğu masalları, babasının şakalarını, mavi çantasını… Ayşe, Elif’in eski çantasını ona verdiğinde, Elif’in gözlerinde bir kıvılcım belirdi.
“Bunu hatırlıyorum,” dedi fısıltıyla. “Babam bana almıştı.”

Ayşe, gözyaşları içinde kızına sarıldı. “Evet tatlım, o gün seni kaybettim ama şimdi buldum. Artık her şey geride kaldı.”

10. Bölüm – Sonsöz

16 yıl boyunca kayıp olan bir baba ve kız, bir hurdalığın köşesinde ortaya çıkan bir araba ve bir mavi çantayla yeniden bulunmuştu. Elif’in yaşadıkları asla silinmeyecekti, ama Ayşe ve Fatma, ona yeni bir hayat, yeni bir umut vermek için ellerinden geleni yaptılar.

Ayşe her yıl, Mehmet’in ve Elif’in kaybolduğu günün yıldönümünde artık bir kayıp ilanı yayınlatmıyor. Bunun yerine, Elif’le birlikte eski fotoğraflara bakıyor, geçmişin acılarını ve mucizevi buluşmayı hatırlıyor.

Bu hikaye, kaybolanların, cevapsız soruların, ama en çok da umudun ve sevginin hikayesidir.
Çünkü bazen, en karanlık zamanlarda bile, bir mavi çanta, bir kırmızı araba ve bir annenin sevgisi, kayıp olanı yeniden bulmaya yeter.