Kocası ansızın kayboldu, 40 yıl sonra kavuştu – Ama kocasının sözleri her şeyi yıktı… .

.

.

.

Kocası Ansızın Kayboldu, 40 Yıl Sonra Kavuştu – Ama Kocasının Sözleri Her Şeyi Yıktı


Bölüm 1: 40 Yılın Gözyaşları

Nevşehir’in sabahları, Kızılırmak’ın kenarındaki kasaba halkına her zaman soğuk ve ağır bir hava sunar. Özellikle kış aylarında, rüzgarın taşıdığı soğuk, taş duvarlardan yansıyarak kasabaya hakim olur. Ancak Nezahat için 40 yıl boyunca sabahlar, sadece bu soğuk havadan ibaret değildi. O her sabah, eski bir ritüeli yaşamak zorunda hissediyordu. Her sabah, 40 yıldır tek başına kahve yapıyordu. Bir fincan kendisi için, diğerini ise asla dönmeyen kocası Cemil için.

Nezahat’in gözleri her sabah o kahve fincanını hazırlarken, yılların acı hatıralarına dalıyordu. 40 yıl önce, Cemil ona veda ederken, “Günaydın Nezoş,” demişti. O günden sonra Cemil bir daha geri dönmedi. Nezahat, her sabah bir umutla fincanını hazırlıyor, ancak akşam karanlığında bir hayal kırıklığına daha uğruyordu. Cemil’in kaybolduğu o günden sonra, hayatı bir bekleyişle geçti.

Bölüm 2: 40 Yılın Sessizliği

Cemil, 40 yıl önce bir sabah, evden çıkarken son bir kez ona “Günaydın Nezoş” demişti. O günden sonra, Nezahat bir daha onun sesini duymamıştı. Cemil’in kaybolduğu haberini aldığında, kalbi sanki yerinden fırlamıştı. Jandarmalar, Cemil’in kamyonunun Suriye sınırına yakın bir nehre düştüğünü ve cesedinin bulunamadığını söylediler. Ama Nezahat bir an bile inanmadı. Belki de Cemil yaşıyordu. Belki bir gün kapıyı çalacak ve her şey eskisi gibi olacaktı.

Her sabah aynı ritüeli yapıyordu. Kahve hazırlamak, Cemil’in her zaman oturduğu koltuğa koymak. Hangi umutla ve hangi bekleyişle, her fincandan sonra bir hayal kırıklığı daha ekleniyordu. O eski kahve kutusu da zaman zaman ona Cemil’i hatırlatıyordu. 40 yıl boyunca içinde ne olduğunu bilerek ama açmaya cesaret edemediği o kutu, bir türlü kapanan bir yara gibi hissediliyordu.

Bölüm 3: Pazardaki Gizemli İsim

Bir gün, pazarda alışveriş yaparken Nezahat, yaşlı kadınların fısıldadığı bir konuşmaya kulak misafiri oldu. Nevşehir Hastanesi’ne kimliksiz bir adam getirilmişti. Sürekli “Nezoş” diye birini sayıklıyormuş. Bu isim, Nezahat’in kalbine bir bıçak gibi saplandı. Cemil’in her zaman ona bu şekilde seslendiğini biliyordu. Kimse bu ismi bilmezdi. Cemil’den başka kimse ona “Nezoş” demezdi. İçindeki umut ve korku birbirine karıştı. Nezahat, her şeyin yeniden canlanacağı bu anı kabul etmek istemese de, her şüpheyi bir kenara bırakıp hastaneye gitmeye karar verdi.

Bölüm 4: Hastaneye Gidiş ve Gerçekle Yüzleşme

Hastaneye gittiğinde Nezahat, kapıdaki resepsiyonistten bilgi aldı. İçeri girdiğinde yaşlı, zayıf bir adam yatıyordu. O kadar tanıdıktı ki, gözleri hala Cemil’e aitti, ancak yaşla birlikte gözlerinin içindeki derinlik değişmişti. Nezahat odada uzun süre sessizce durdu, ama bir şeyler onu zorlamaya başladı. Adamın Cemil olup olmadığına karar vermeliydi.

O adam, yıllar önce terk eden, kaybolan kocasını simgeliyordu. Nezahat sonunda ona yaklaştı ve cesaretle, “Sen Cemil misin?” diye sordu. Adam, gözlerinde bir tanıma pırıltısı ve kocaman bir boşlukla, “Beni affeder misin? Seni fazla sevdiğim için,” dedi. O anda Nezahat’in kalbi paramparça oldu. Cemil, kaybolduğu günden sonra bu kadar yıllık bir kaybı nasıl açıklayabilirdi? Yıllarca, her sabah iki fincan kahve hazırlamıştı. Ama Cemil, ona yıllarca yokluğu ile acı çektirmişti.

Bölüm 5: Hatice’nin Yalanı ve Kayıp Geçmiş

Ancak bir şeyler eksikti. Cemil, Nezahat’in affetmesini beklerken, başka bir şey daha olduğunu itiraf etti: Hatice, Cemil’in kayboluşunda bir rol oynamıştı. Hatice, Cemil’in kaybolduğunu söylediğinde Nezahat ona inanmıştı. Ama Cemil’in kaybolduğu günden sonra oğlu Yusuf, kendisini aramaya başlamıştı. Cemil’in kayboluşundan önce bir kaza olmuştu ve Cemil’in akıl sağlığına dair bazı şüpheler vardı. Yusuf’un söyledikleri, Nezahat’in kafasını karıştırıyordu.

Yusuf’un sözleri bir kez daha Nezahat’in kalbinde bir yara açtı. Cemil’in kaybolmasının ardında başka bir gerçek vardı. Hatice’nin verdiği zehir ve Cemil’in kimliğini değiştirmesiyle başlayan süreç, Nezahat’in hayatını altüst etmişti.

Bölüm 6: Sonra Ne Olacak?

Günler geçtikçe, Nezahat’in içindeki boşluk biraz daha doluyordu. Cemil’in geri dönmesi, geçmişin yaralarını iyileştirmiyor, tam tersine onu daha da derinleştiriyordu. 40 yıl bekledikten sonra, affetmek ve tüm o yılları geride bırakmak ne kadar zordu. Cemil’in hikayesi, 40 yıllık kaybolmuş bir zamanın yansımasıydı. Ve bu kaybolmuş zamanın içinde onlarca soru vardı.

Nezahat, Cemil’in geçmişine bakarak ve yıllarca affetme zorunda kalıp kalmayacağı sorusuyla, geçmişin ışığında yeni bir hayat kurmak için son bir adım atmaya karar verdi. 40 yıl sonra tüm bu acı, pişmanlık ve kayıp arasında Cemil ve Nezahat’in ilişkisi, eski bir yara gibi yeniden gündeme gelecekti.