Köylü Dede, Torununa Hakaret Edilince Tek Telefonla Tüm Orduyu Ayağa Kaldırdı
.
.
.
Köylü Dede, Torununa Hakaret Edilince Tek Telefonla Tüm Orduyu Ayağa Kaldırdı
Aslı Yılmaz, genç bir astsubay olarak görev yapmaya başladığı ilk günlerden beri, hem erkek egemen bir ortamda ayakta durmak hem de her türlü zorluğu aşmak için mücadele ediyordu. Ancak bugün, karşılaştığı zorluklar bir başka boyuta taşınmıştı. Kırıkkale’deki devasa soğuk lojistik üssü, karmaşık bir labirente dönüşmüş, Aslı’yı her adımında bir daha geri dönmeyecek şekilde zorlayacak bir ortama dönüştürmüştü.
“Kes sesini be kadın! Asıbayım diye geziyorsun ortalıkta. Ama elinden bir evrak tanzim etmek bile gelmiyor. Allah bilirsen bu rütbeyi nasıl aldın?”
Kıdemli Başçavuş Hakan Gür’ün sesi odanın her köşesinde yankılanıyordu. Gözlerinde tiksinti ve küçümseme vardı. Aslı, omuzlarındaki baskıyı ve ağır yükü hissediyordu. Kalbi hızla çarpsa da başını kaldırmaya cesaret edemedi. İri vücutlu, sert bakışlı başçavuşun sözleri, onu derinden yaralıyordu.
“Özür dilerim komutanım. Hemen düzeltiyorum,” diye cevap verdi Aslı, sesi bir fısıltı gibi çıktı. Parlak ekranındaki imleci sürekli yanlış tuşlara basarak bir türlü doğru evrağı hazırlayamıyordu. O kadar çok yanlış tuşa basmıştı ki, ekranda yanıp sönen imleç, göğüs kafesine sıkışmış kalbinin ritmini yansıtıyordu.
Altı aylık bir astsubay olarak, görev yaptığı idari işler amirliğinde henüz acemiydi. Eğitimini tamamladığı okuldaki zor şartlar dışında, Kırıkkale’nin lojistik üssü ona, gerçek savaş alanını tanıtmıştı. Malzeme listeleri, sürekli güncellenen envanter takip programları ve en ufak bir hatanın büyük bir soruna yol açtığı sistem, Aslı’yı zaman zaman çözümsüz bırakıyordu.
“Senin deden köyde çiftçilik yapıyordu değil mi?” diye sordu Hakan Gür, Aslı’nın gözlerine alaycı bir şekilde bakarak.

Aslı irkildi, çünkü başçavuşun sorusu oldukça alakasızdı. Ama aynı zamanda oldukça hedefliydi. “Evet, komutanım,” dedi. “Anlaşıldı,” dedi Hakan Gür, gülümsediği maskesinin altındaki tiksintiyle. “Anlaşıldı. İş yapışın ondan böyle. Tarla sürer gibi ağır aksak. Yavaş yavaş asker ocağını dedenin bostanı mı zannettin sen? Bu kafayla, bu zihniyetle.”
Aslı, dudaklarını ısırarak, dişlerinin etine battığını hissetti. Babasını kaybettikten sonra, her şeyin yükü ona bindiği günden beri, dedesi onu hep ayakta tutmuştu. Onun için hayatta her şeyin özüdür. Ancak burada, kışlanın soğuk ve sert duvarlarında, geçmişinin hiçbir önemi yoktu. Sadece genç, tecrübesiz bir kadın astsubay olarak burada bulunuyor, rütbesiyle büyüyen bir egonun altında eziliyordu.
“El bebek gül bebek büyüdünüz tabii. Azıcık zorluk görünce hemen eliniz ayağınız birbirine dolanıyor,” diyerek Hakan Gür devam etti. Aslı, tüm bu söylenenleri içinden yutmak zorunda kalıyordu.
O zamanlar, Toroslar’ın köylerinde, vişne bahçelerinde ve ekin tarlalarında büyürken dedesi ona zor zamanların nasıl atlatılacağına dair dersler vermişti. Onun elinden tuttuğu, sabah güneşiyle birlikte bağlarındaki üzümleri topladığı anları hatırlıyordu. Ancak burada, sadece bir kadın olmanın getirdiği zorluklarla karşı karşıyaydı. O günden önce bu kadar sert bir tepkiyle karşılaşmamıştı.
“Siz kadınlar, sadece elinizde bulaşık tenceresi ve çocuklarla mutfağa layıksınız,” diye devam etti Hakan Gür. Her kelimesinde bir hakaret, bir aşağılama vardı. Kadınlık, onun için bir zaaf olarak görülüyordu.
Aslı, bu sert kelimelere daha fazla dayanamadı. Dişlerinin etine batması, kırık sabır telini daha da geriyordu. Başını kaldırıp, gözlerine sabırla bakmaya çalıştı. Fakat karşısındaki adamın gözleri, ona bakarken dahi bir kıskançlık, bir aşağılama barındırıyordu.
Fatma Ana’nın sıkı sarıldığı bohçası gibi, Aslı da içindeki gücü bulmak için sıkıca tuttuğu hatıralarına sarıldı. Dedesi, ona zor zamanların üstesinden nasıl gelineceğini, toprağa nasıl saygı gösterileceğini öğretmişti. Ama burada, bu soğuk ve sert ortamda, geçmişi ve ailesi ona engel olmuştu.
O kadar uzun süre hayatta kalmış ve büyümüş, yıpranmış topraklar vardı ki, hepsi bir şekilde onu buna hazırlamıştı. Fakat o zaman bile insanın içinde yalnızca bir şey vardı: Umut.
“Özür dilerim komutanım. Daha dikkatli olacağım,” dedi Aslı, elindeki evrakları alarak başını eğdi. Sözlerini toparlamak istese de, bu ortamda bir itiraz, isyan sayılacak kadar tehlikeliydi.
Başçavuş Hakan Gür masasına dönüp bir hıh sesi çıkardı. “Benimle laf yetiştirecek kadar cesur musun?” diye gözlerini devirerek devam etti. “Bu kadar kolay yıkılacak kadar zayıf biri olamazsınız.”
Aslı, tüm bunları hissetmesine rağmen, yavaşça odadan çıktı. O an anladı ki, ne kadar başını eğerse eğsin, kimse onu değerli bir insan olarak görmüyordu.
“Ben yalnız değilim,” diye düşündü. İçinde dedesinin sesini tekrar duydu: “Toprak nankör değildir. Her ne kadar haksızlıkla karşılaşsan da, senin o gücün, bir gün seni ayakta tutacak.”
Bununla birlikte, kafasında dedesinin sıcak teşvikleriyle, bir adım daha atmak için yola koyuldu. Biliyordu ki bu yol, sadece ona ait değil, dedesinin verdiği öğütlerle, başkalarına da umut olacak bir yol olmalıydı.
News
1991’de Van sınırda kayboldu – 33 yıl sonra üniformanın cebindeki not herkesi şoke etti.
1991’de Van sınırda kayboldu – 33 yıl sonra üniformanın cebindeki not herkesi şoke etti. . . . Süphan Dağı’nın Sessizliği…
Hamile Kadın Magandaların Kurbanı Oldu Babası Tugay Komutanı Çıkınca Olanlar Oldu
Hamile Kadın Magandaların Kurbanı Oldu Babası Tugay Komutanı Çıkınca Olanlar Oldu . . Dağların Gölgesinde Kefaret İstanbul Esenler Otogarı’nın kalabalığı…
Gültepe’de Adalet: Kaymakam ve Komiserin İmtihanı
Gültepe’de Adalet: Kaymakam ve Komiserin İmtihanı Gültepe ilçesinin üzerine doğan sabah güneşi, o gün her zamankinden daha solgun görünüyordu. Sokak…
VIRAL‼️ Matandang Lola Binuhusan ng Tubig Kanal, Tignan ang Matinding Sinapit ng Pulis na Ito‼️
VIRAL‼️ Matandang Lola Binuhusan ng Tubig Kanal, Tignan ang Matinding Sinapit ng Pulis na Ito‼️ . . . VIRAL‼️ Matandang…
Mahirap na Pamilya Pinalayas sa Reunion Dahil sa Sirang Figurine ng Mayaman-Pero Ikinagulat ng Lahat
Mahirap na Pamilya Pinalayas sa Reunion Dahil sa Sirang Figurine ng Mayaman-Pero Ikinagulat ng Lahat . . . Mahirap na…
Estudyanteng Umiiyak, Pinalayas. Laking Gulat nila, ISANG TAWAG LANG pala ang katapat nila!
Estudyanteng Umiiyak, Pinalayas. Laking Gulat nila, ISANG TAWAG LANG pala ang katapat nila! . . . Estudyanteng Umiiyak, Pinalayas. Laking…
End of content
No more pages to load






