‘Lütfen, O Hala YAŞIYOR!’ diye bağırdı Küçük DİLENCİ, milyonerin cenazesini bölerken.

.
.

“Lütfen, O Hala YAŞIYOR!” — Bir Sokak Çocuğunun Çığlığı ve Milyonerin Kurtuluşu

1. Cenazede Bir Çığlık

Adana’nın en zengin mahallesinde, kalabalık bir cenaze töreni… Milyoner iş kadını Aslı’nın tabutu, mezarlık salonunda sessizce bekliyor. Yas elbiseli kadınlar, pahalı takım elbiseli adamlar, ağır bir kederle dolu salon… Birden, yırtık giysili, kemikleri belli olan küçük bir çocuk kapıdan içeri dalıyor. Gözleri yaşlı, sesi titrek: “Lütfen onu şimdi gömmeyin! Tabutu açmanız gerekiyor!”

Çocuğun adı Lütfü. Herkes şaşkınlıkla ona bakıyor. Güvenlik görevlileri onu dışarı sürüklemeye çalışıyor ama Lütfü direniyor. “O hala yaşıyor! Büyük bir hata yapıyorsunuz!” diye haykırıyor. Cenazenin sahibi Giray, Aslı’nın dul eşi, çocuğu durdurmalarını istese de Lütfü’nün ısrarı üzerine onu dinlemeye karar veriyor. “Adın ne delikanlı? Neden tabutu açmamı istiyorsun?” diye soruyor.

Lütfü, “Bayan Aslı’yı tanıyorum. Onu gömemezsiniz, tabutu açmanız gerekiyor!” diyor. Güvenlik ve aile, adli tabibin talimatı nedeniyle tabutun açılmasına karşı çıksa da Giray kararlı: “Tabut açılacak. Herkes dışarı çıksın, eşimle özel olarak vedalaşmak istiyorum.”

2. Tabutun İçindeki Sır

Salon boşalınca Giray, Lütfü ve birkaç görevli tabutun başında kalıyor. Tabutun mühürleri açılırken, içeridekiler geriliyor. Tabut açıldığında bir çığlık kopuyor: Aslı’nın göğsü hafifçe inip kalkıyor, gözleri açık! Aslı canlı! Giray şok içinde dizlerinin üzerine çöküyor, Lütfü ise kararlılıkla “Yardım edin!” diye bağırıyor.

Herkes dehşet içinde. Aslı, zehirlenmiş ama tam ölmemiş, tabutta uyanmış. Olayın arka planını anlamak için zaman geri sarıyor…

3. Geçmişte Bir Karşılaşma

Aylar önce… Aslı, iş toplantısına yetişmeye çalışırken cüzdanını sokakta düşürür. Cüzdanı bulan Lütfü, açlıktan ölmek üzere olmasına rağmen paraya dokunmaz. İçindeki fotoğrafları görünce, sahibini bulmak için sokakta beklemeye karar verir.

Ertesi gün Aslı, cüzdanını ararken Lütfü’ye rastlar. Lütfü cüzdanı geri verir. Aslı, minnettarlıkla ona para ve yiyecek verir, “Bana ihtiyacın olursa köşkte beni ara,” der. Lütfü, Aslı’nın dürüstlüğünden etkilenir. Aralarında kısa ama anlamlı bir bağ oluşur.

4. Kıskançlık ve İhanet

Aslı’nın en yakın arkadaşı Mine ve konağın uşağı Can, Aslı’nın servetini ele geçirmek için plan yapar. Mine, Aslı’dan nefret eder; onun güzelliği, başarısı ve mutluluğu kıskançlığını körükler. Can ise Mine’ye aşık ve onun hırsına kapılmıştır.

İkili, Aslı’yı yavaşça zehirlemeye başlar. Can, yemeklere anestezik katar; Mine ise Aslı’nın acı çekmesini izler. Aynı zehirli yemekler Lütfü’ye de götürülür. Lütfü, bir gün yemeği yedikten sonra hastalanır ve yanında beslediği sokak kedisi de zehirlenip ölür. Lütfü, yemeğin zehirli olduğunu anlar ve Aslı’yı uyarmak için köşke gitmek ister ama güvenlik görevlileri onu içeri almaz.

5. Zehirli Planın Sonu

Aslı günlerce hastalanır, doktorlar teşhis koyamaz. Mine, sahte bir şefkatle yanında kalır, Giray’a en iyi doktoru bulmasını önerir. Ancak doktor da Mine ve Can tarafından satın alınmıştır ve Aslı’ya öleceğini, bir haftadan az ömrü kaldığını söyler.

Lütfü, Aslı’nın zehirlenmekte olduğunu anlar. Onu uyarmak için cenazeye koşar. Cenazede yaşanan kaosun ardından tabut açılır ve Aslı’nın hala yaşadığı ortaya çıkar. Giray hemen ambulans çağırır, Aslı hastaneye götürülür ve kurtarılır.

6. Gerçeklerin Ortaya Çıkışı

Aslı, iyileşince Mine ve Can’ın planını anlatır. Lütfü’nün tanıklığı ve Aslı’nın ifadesiyle ikili tutuklanır. Sahte doktor Ragıp da yakalanır. Adalet yerini bulur.

Giray ve Aslı, Lütfü’yü evlat edinir. Bir zamanlar karton üzerinde uyuyan sokak çocuğu, artık sevgiyle çevrili bir ailenin parçasıdır. Aslı ve Giray, Polat’ı kaybetmenin acısını Lütfü’ye duydukları sevgiyle hafifletirler.

7. Hayatın Gerçek Hazinesi

Aylar sonra, Aslı bahçede Lütfü’nün futbol oynayışını izlerken Giray yanına gelir. “Hayatımızdaki mucize değil mi?” diye sorar. Aslı, “Evet, bir mucize ama aynı zamanda bir ders. Gerçek zenginlik, bir çocuğun dürüstlüğü ve sevgisidir,” der.

Mine ve Can, tüm servetlerine rağmen vicdanlarını kaybetmiş, hayatlarının sonuna kadar pişmanlıkla yaşamaya mahkûm olmuşlardır. Aslı ise, “Yaşlılık birikim yapma dönemi değil, sahip olduklarımızı dünyayı daha iyi bir yer yapmak için kullanma dönemidir” diyerek Lütfü’ye umut olur.

8. Son Söz

Aslı, “Her gün bir iyilik yapma, bir yabancıyı dinleme ve birine umut verme fırsatımız vardır. Bu asıl mirastır. Hayatın sonunda huzur ve dinginlik, kalbimizdeki sevgi ve vicdanımızın temizliğiyle dolu olmalıdır,” der.

Bazen en büyük kurtuluş, bir mezarlıkta bir sokak çocuğunun çaresiz çığlığında gizlidir. Aslı ve Giray, Lütfü’ye bakarken hayatlarının en büyük hazinesinin, bir çocuğun saf vicdanı ve sevgisi olduğunu anlarlar.

Bu hikaye, bir sokak çocuğunun dürüstlüğü ve cesaretiyle bir milyonerin hayatını kurtarmasını, gerçek zenginliğin kalpte ve iyilikte olduğunu anlatıyor. En büyük miras, başkalarının kalbine dokunmaktır.

.