Mafya Patronunun Karısı İkizleri Terk Etti, Hizmetçi Onları Kurtardı

.

Yangından Doğan Gerçek

Gece, şehir üzerine ağır bir sis gibi çökmüştü. Malikânenin etrafındaki yüksek demir kapılar kapalıydı, bahçedeki uzun çam ağaçları rüzgârın etkisiyle yavaşça sallanıyordu. Her şey dışarıdan bakıldığında huzurlu görünüyordu. Ama o gece, bu sessizliğin içinde kimsenin tahmin edemeyeceği bir felaket büyüyordu.

Elisa mutfakta yalnızdı. Saat gece yarısını geçmişti. Malikânenin geri kalanı karanlığa gömülmüş, hizmetlilerin çoğu odalarına çekilmişti. Elisa ise küçük bir tencereye süt koymuş, yavaşça ısıtıyordu.

Üst katta iki küçük çocuk uyuyordu: Leo ve Lily.

İkizler henüz dört yaşındaydı. Malikânenin sahibi Victor Moretti’nin çocuklarıydı. Elisa onların dadısıydı. Ama gerçekte bu ilişki çok daha derindi. Çünkü Elisa onları sadece bir iş olarak görmüyordu. Onlara anneleri gibi bakıyordu.

Süt kaynamaya başladığında Elisa derin bir nefes aldı.

“Umarım bu gece sessiz geçer,” diye fısıldadı.

Tam o anda üst kattan bir ses geldi.

Elisa başını kaldırdı.

Ses çok hafifti ama tuhaftı. Sanki bir şey devrilmiş gibiydi.

Kaşlarını çattı.

Malikânede geceleri bazen eski borular ses yapardı. Ama bu farklıydı.

Sonra başka bir şey oldu.

Hafif bir koku.

Elisa burnunu çekti.

Duman.

Kalbi bir anda hızlandı.

“Elisa, sakin ol,” diye kendi kendine mırıldandı.

Ama içindeki his giderek büyüyordu.

Mutfağın kapısını açtı ve koridora çıktı.

Koridorun ucunda, merdivenlere yakın bir yerden ince bir duman yükseliyordu.

Elisa’nın gözleri büyüdü.

“Hayır…”

Bir saniye bile kaybetmeden merdivenlere koştu.

Üst kata çıktığında duman çok daha yoğundu.

Koridorun sonunda, çocukların odasının bulunduğu tarafta turuncu bir ışık titriyordu.

Alevler.

Elisa’nın kalbi göğsünde çarpıyordu.

“Leo! Lily!”

Koşarak koridoru geçti.

Alevler yan odalardan birinde başlamıştı ama hızla yayılıyordu.

Çocukların odasının kapısını açtığında duman içeri dolmuştu.

Leo yatağında kıpırdandı.

“Abla…?”

Lily gözlerini ovuşturdu.

Elisa hemen yatağa koştu.

“Çocuklar, uyanın. Hemen gitmemiz gerekiyor.”

Lily korkuyla sordu:

“Yangın mı var?”

Elisa cevap vermedi.

İkisini de hızla battaniyeye sardı.

Koridora çıktığında alevler çok daha büyümüştü.

Kaçış yolu kapanıyordu.

Elisa bir an durdu.

Ama sonra gözleri pencereye kaydı.

“Başka yol yok.”

Pencereyi açtı.

Soğuk gece havası içeri doldu.

Aşağıda bahçe vardı.

Yüksekti.

Ama başka seçenek yoktu.

Elisa önce Leo’yu kollarına aldı.

“Bana güveniyor musun?”

Leo başını salladı.

Elisa dişlerini sıktı.

Ve kendini aşağı bıraktı.

Çimlerin üzerine sert bir şekilde düştü ama Leo’yu sıkıca tutuyordu.

Acıdan yüzü buruştu ama ayağa kalktı.

Sonra tekrar pencereye baktı.

“Lily! Atlama, seni yakalayacağım!”

Lily korkuyla pencereye geldi.

Küçük kız gözyaşları içindeydi.

“Düşmek istemiyorum…”

“Elimdesin. Sana söz veriyorum.”

Lily gözlerini kapattı.

Ve atladı.

Elisa kollarını açtı.

Küçük bedeni yakaladı ama ikisi de yere yuvarlandı.

O anda arkasından büyük bir patlama sesi geldi.

Malikânenin üst katı alevler içinde kalmıştı.

Elisa nefes nefese kaldı.

Ama çocuklara baktığında içi rahatladı.

İkisi de yaşıyordu.

Leo titreyerek sordu:

“Babam nerede?”

Elisa başını kaldırdı.

Uzakta bir araba hızla malikâneye yaklaşıyordu.

Siyah bir araba.

Victor Moretti’nin arabası.

Araba kapının önünde sertçe durdu.

Victor arabadan indi.

Gözleri hemen yanan eve gitti.

Sonra bahçede üç siluet gördü.

Elisa.

Ve çocukları.

Victor koştu.

“LEO! LILY!”

İkizler babalarına doğru koştu.

Victor onları kucağına aldı.

Gözleri alevler içinde kalan eve kaydı.

Sonra Elisa’ya baktı.

Kadının yüzü kurum içindeydi.

Saçları yanmıştı.

Victor yavaşça sordu:

“Onları sen mi kurtardın?”

Elisa başını salladı.

Victor uzun süre konuşamadı.

Sonra tek bir cümle söyledi:

“Hayatlarını kurtardın.”

Ama Victor’un gözleri başka bir şeyi fark etmişti.

Yangın çocukların odasında başlamamıştı.

Başka bir yerde başlamıştı.

Ve bu Victor’u düşündürdü.

Çok düşündürdü.

Ertesi gün malikâne polislerle doluydu.

.
.

Yangının nedeni araştırılıyordu.

Victor çalışma odasında oturuyordu.

Kapı çalındı.

İçeri Marco girdi.

Victor’un en güvendiği adamıydı.

Marco ciddi bir ifadeyle konuştu.

“Yangın kazayla çıkmamış.”

Victor’un gözleri daraldı.

“Ne demek istiyorsun?”

Marco dosyayı masaya bıraktı.

“Yangın hızlandırıcı madde kullanılmış.”

Victor ayağa kalktı.

O an odanın kapısı tekrar açıldı.

İçeri Isabella girdi.

Victor’un karısı.

Isabella zarif bir şekilde yürüdü.

Ama Victor’un bakışları buz gibiydi.

Marco sessizce odadan çıktı.

Kapı kapandı.

Victor yavaşça sordu:

“Dün gece neredeydin?”

Isabella gülümsedi.

“Arkadaşlarımla yemekteydim.”

Victor masadaki dosyayı kaldırdı.

“Yangın kazayla çıkmamış.”

Isabella’nın yüzündeki gülümseme bir saniyeliğine dondu.

Ama hemen toparlandı.

“Ne demek istiyorsun?”

Victor ona yaklaştı.

“Birisi evimi yakmaya çalıştı.”

Sessizlik.

Victor’un sesi alçaldı.

“Ve o sırada çocuklar içerideydi.”

Isabella gözlerini kaçırdı.

Ama Victor her şeyi anlamaya başlamıştı.

O gece birisi sadece evi yakmamıştı.

Birisi çocukların ölmesini istemişti.

Ve o kişi…

Victor’un düşündüğünden çok daha yakındı.