MILYONER, ENGELLI OĞLUNA SADECE 4 GÜN ÖMÜR VERDI — AMA HIZMETÇISI HER ŞEYI DEĞIŞTIRDI

.

KUNURİ: HARİTAYA KONAN ÇARPI VE SİLİNEN YAZGI

Kasım 1950.

Kore dağlarının üzerine çöken ayaz, insanın kemiklerine kadar işliyordu. Rüzgâr vadilerden uğuldayarak geçiyor, karanlık gecelerde yankılanan sesleri büyütüyordu. Haritaların başında duran subaylar, kırmızı kalemlerle çizgiler çekiyor, oklar koyuyor, birlikleri hareket ettiriyordu.

Ve bir noktaya…

Bir çarpı işareti koydular.

O çarpı, 5.000 Türk askerinin üzerine konmuştu.

“İmha edildi.”

Dünya radyoları böyle duyurdu.

Ama o dağların içinde gerçek bambaşkaydı.


I. UZAKTAN GELENLER

25 Haziran 1950’de Kuzey Kore birlikleri 38. paraleli geçtiğinde dünya yeni bir savaşın içine sürüklendi. Birleşmiş Milletler yardım çağrısı yaptı.

Türkiye cevap veren ilk ülkelerden biri oldu.

17 Eylül 1950’de Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 1. Türk Tugayı İskenderun’dan yola çıktı. 259 subay, yüzlerce astsubay ve dört binden fazla er…

Çoğu Anadolu’nun köylerinden gelmişti. Kimisi hayatında deniz görmemişti. Kimisi tren yolculuğunu ilk kez yapıyordu. Ama hepsi askerdi.

Ve hepsi görev bilinciyle yola çıkmıştı.

21 gün sonra Pusan’a vardılar. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri Başkomutanı Douglas MacArthur Türk birliğine bir isim verdi:

“Kutup Yıldızı.”

O isim, karanlık gecelerde yol gösteren bir işaret olacaktı.


.
.

II. NOEL’E KADAR BİTER

Kasım ayının ortalarında cephede iyimser bir hava vardı. MacArthur büyük bir taarruz başlatmıştı. Hedef açıktı: Çin sınırındaki Yalu Nehri’ne ulaşmak ve savaşı Noel’den önce bitirmek.

Ancak bilinmeyen bir şey vardı.

Çin Halk Gönüllü Ordusu yüz binlerce askerle sessizce cepheye sızmıştı.

25 Kasım gecesi saldırı başladı.

Davullar çalındı. Borular öttü. İnsan dalgaları karanlıkta ilerledi.

Güney Kore birlikleri çöktü. Amerikan hatları yarıldı.

Geri çekilme başladı.

Tam o anda Türk Tugayı’na emir verildi:

“Geri çekilen birlikleri koruyun.”

Bu, zaman kazanma göreviydi.

Ama o zamanın bedeli ağır olacaktı.


III. HERKES GERİ GİDERKEN

26 Kasım akşamı Türk askerleri ileri yürüdü.

Diğer birlikler geri çekilirken onlar doğuya ilerliyordu.

27 Kasım’da Vavon’da ilk temas başladı.

Hava -25 dereceydi. Silahların mekanizmaları donuyordu. Askerler tüfeklerini ısıtmak için göğüslerine bastırıyordu.

Çin birlikleri dalga dalga saldırdı.

Türk mevzileri yerinden kıpırdamadı.

Süngüler takıldı.

Göğüs göğüse çarpışmalar başladı.

Her saldırı püskürtüldü. Ama kuşatma daralıyordu.


IV. ÇARPI

29 Kasım gecesi irtibat kesildi.

Birleşmiş Milletler karargâhında harita açıldı.

Kunuri’nin doğusuna büyük bir çarpı kondu.

Radyo anonsu geçti:

“Türk birliği imha edildi.”

Oysa aynı anda dağların içinde farklı bir karar alınıyordu.

Tahsin Yazıcı birliklerini topladı.

“Çemberi yaracağız.”

Süngüler takıldı.

Sessizce ilerlediler.

Çin hattına aniden yüklendiler.

Yakın mesafede, göz göze, nefes nefese çarpışma başladı.

Çember yarıldı.

İkinci bir çember daha vardı.

O da yarıldı.

İmha edildiği ilan edilen birlik yürüyerek geri dönüyordu.


V. TANIK

Amerikalı subay Anthony Herbert o an Türk askerleriyle birlikteydi.

Yıllar sonra şunu yazdı:

“Ne tarafa baksak düşman vardı. Ama Türkler sakindi. Süngülerini taktılar ve hücuma kalktılar. O an anladım; tuzağa düşen biz değil, bizi kuşatanlardı.”


VI. ZAMAN

Türk Tugayı üç gün boyunca Çin ilerleyişini yavaşlattı.

Bu üç gün, Amerikan 8. Ordusu’nun kuşatılmadan çekilmesini sağladı.

Orgeneral Walton Walker daha sonra Türk askerlerine şöyle dedi:

“Sağ kanadım açıktı. Sizin direnişiniz olmasaydı bugün burada olmazdık.”

Bu bir askeri övgüden fazlasıydı.

Bu, kabul cümlesiydi.


VII. SONUÇ

Kore Savaşı boyunca Türkiye yaklaşık 23.000 asker gönderdi.

721 Türk askeri şehit oldu.

Yüzlercesi yaralandı.

Kunuri’de konan o çarpı işareti tarihe geçti.

Ama o çarpı kalmadı.

Silindi.

Çünkü o dağlarda 5.000 asker şunu gösterdi:

Cesaret, sayıdan büyüktür.

Ve bazen tarihin yönünü değiştirenler, haritaya konan bir çarpının altında kalanlardır.

Kunuri’de olan buydu.

Ve dünya, o günden sonra Türk askerini başka gözle görmeye başladı.