O KADIN – Askerler Dalga Geçti – Efsaneyi “TEK HAMLEDE” Kurtarınca ŞOK Oldular!
.
.
.
O KADIN – Askerler Dalga Geçti – Efsaneyi “TEK HAMLEDE” Kurtarınca ŞOK Oldular!
Bölüm 1: Doğu Anadolu’nun Zirvelerinde
Doğu Anadolu’nun zirvelerinden birine adeta bir kartalın pençeleriyle tutunmuş gibi duran kurt kapanı jandarma karakolunun gazinosu o gece her zamankinden daha gürültülüydü. Dışarıda olan rüzgar, dağların bin yıllık öfkesini karakolun kalın duvarlarına çarparken, içeride odun sobasının çıtırtısı, asker kahkahalarına ve tavla zarlarının sesine karışıyordu. Burası, barut kokusunun demli çay kokusuna, ter kokusunun ise ucuz kolonya kokusuna karıştığı erkeklere ait bir sınaktı.
Duvarlarda operasyonlardan kalma solgun fotoğraflar, mermi çekirdekleri ile yapılmış süslemeler ve bir de devasa bir Türk bayrağı asılıydı. Her bir eşya burada yaşananların, dökülen kan ve edilen yeminlerin sessiz bir şahidi gibiydi. Masaları görevden yeni dönmüş, yorgunlukları yüzlerinden okunan ama gözlerindeki ateş sönmemiş uzman çavuşlar dolduruyordu. Köşedeki eski koltuklarda ise artık saçlarına aklar düşmüş ama duruşları hala birer heykel gibi dimdik olan birkaç astsubay, gençlerin bitmek bilmeyen enerjisini sessiz bir tebessümle izliyordu.
Bölüm 2: O Gece İlgiyi Üzerine Çeken Kadın
İşte tam o anda gazinonun ağır demir kapısı hafif bir gıcırtıyla aralandı ve içeriye süzülen soğuk hava bir anlığına tüm sesleri kesti. Kapıda, bu erkek dünyasına tamamen yabancı bir siluet belirdi. Üzerinde eski model, rengi soluk bir pardösü, başında ise yün bir başörtüsü vardı. Kot pantolonu ve ayağındaki postallarla tezat oluşturan bu sivil kıyafetler onu daha da yadırgatıcı kılıyordu.
Yüzünde ne bir rütbe, ne bir arma, ne de bu odadaki herhangi bir kabileye ait olduğunu gösteren en ufak bir işaret yoktu. Askerlerin çoğuna göre yolunu şaşırmış bir köy öğretmeni ya da bir devlet memuruydu. Belki de bir askerin yakınıydı ama bu saatte, bu fırtınada burada ne işi olabilirdi ki? Tüm başlar o yöne döndü.

Bölüm 3: Murat Gölge’nin Tavrı
Birkaç saniyelik şaşkın sessizliği, fısıltılar ve bastırılmış kıkırdamalar bozdu. Omuzları bir dağ gibi geniş, 30’lu yaşlarının başında, yüzündeki yara iziyle sertliği perçinlenmiş asubay kıdemli başçavuş Murat Yılmaz sandalyesini gürültüyle iterek ayağa kalktı. Herkes tarafından “Gölge” lakabıyla tanınan Murat, adımlarını bir avcının sessizliğiyle kadına doğru atarken bakışları bir şahinin avını süzen bakışları kadar keskindi.
Kadının tam önünde durdu. Heybetli vücudu kapıdan sızan ışığı tamamen kesti. Hiç düşünmeden küçümseyen bir tavırla eliyle kadının omzuna hafifçe dokunarak onu kapıya doğru geri itekledi. Sesi soğuk ve metalikti. “Bacım, yanlış geldin herhalde.” dedi. “Burası kadınların tek başına gireceği bir yer değil. Yolunu mu kaybettin?” Kadın ne bağırdı, ne sesini yükseltti, ne de karşı koydu. Neredeyse hiç hareket etmedi bile. Sadece başını kaldırıp Murat’ın gözlerinin içine baktı.
Bölüm 4: Askerlerin Tepkisi
Bu beklenmedik sakinlik Murat’ı bir anlığına şaşırttı ve gazinodaki birkaç askerin daha yüksek sesle gülmesine neden oldu. Fısıltılar bir dalga gibi yayıldı. Gölge yine rahat durmuyor. Kadıncağız neye uğradığını şaşırdı. Ancak gerilim daha fazla büyümeden Murat’ın hemen arkasındaki masada oturan yaşlı bir adam aniden öne doğru yığıldı. Şiddetli bir şekilde öksürüyor, boğazını tutuyordu. Yüzü saniyeler içinde önce kırmızıya, sonra korkutucu bir mora dönmeye başladı. Gazinodaki tüm gürültü bıçak gibi kesildi.
Bölüm 5: Elif’in Cesareti
Herkes donuk kalmıştı ve işte o anda kapıdaki o sessiz kadın herkesi buz kestiren kararlı bir odaklanmayla bir adım öne çıktı. Binbaşı Doktor Elif Kara, gürültüden hiçbir zaman hazzetmemişti. Ama şehit olan genç bir TEM’in akıl hocasına o bölgeye yolu düşerse mutlaka uğrayıp bir selam vereceğine dair söz vermişti. Sözünü tutuyordu. Sessizce kapıdan süzülmüş, dikkat çekmemeye çalışmıştı.
Kırkına merdiven dayamış, ardında sayısız çatışma bölgesi ve sahra hastanesi bırakmış bir kadındı. Herhangi bir odaya, oradaki havayı bile dalgalandırmadan nasıl girileceğini yıllar önce öğrenmişti. Bu gece herhangi bir sivilden farksız görünüyordu. Solgun pardösü, yün başörtüsü, bir rütbe yok, bir nişan yok. Bir zamanlar toz, kan ve barut kokan helikopterlerin içinde ölmek üzere olan askerlerin başında sabahladığını gösteren hiçbir iz yoktu.
Bölüm 6: İsmail Dede’nin Durumu
Elif, yavaşça ilerlerken gözleri bir zamanlar Afganistan’da pusu kurulabilecek ara sokakları taradığı gibi gazinoyu tarıyordu. Önce çıkışları kontrol etme alışkanlığı vardı. Sonra yüzleri okur, gerginlik veya rahatsızlık belirtileri arardı. Bunu o kadar uzun zamandır yapıyordu ki zihni artık düşünmeden otomatik olarak bu taramayı gerçekleştiriyordu. Kurt kapanı bu gece gürültülüydü. Özgüven, kahkahalar ve alkol kokusuyla doluydu.
Elif sessiz bir nefes aldı ve içeri adımını attı. Birkaç asker onu hemen fark etti. Çoğu ise daha da hızlı bir şekilde onu görmezden geldi. 25 yaşındaki uzman çavuş Levent sırıtarak arkadaşlarına doğru eğildi. Levent, ortamın ihtiyacı olsun ya da olmasın şaka yapmasıyla tanınırdı. Anlaşılan birileri kaybolmuş.” dedi. Kötü niyetli olmaktan çok alaycı bir gülümsemeyle. Arkadaşları kıkırdadı.
Bölüm 7: Murat’ın Engeli
Murat, Elif’in arkasına baktığını fark etti ve bunu saygısızlık olarak algıladı. “Gerçekten burada olmaman gerekiyor.” dedi. “Burası asker gazinosu. Turistik bir mola yeri değil.” Elif sesini hiç yükseltmeden cevap verdi. “Ben burada iyiyim, asubayım.” O tek kelime, “Az subayım,” Murat’ın bir anlığına duraksamasına neden oldu. Çoğu sivil rütbeleri bir bakışta tanıyamazdı.
Bölüm 8: İsmail Dede’nin Durumu
Elif, onun omzunun üzerinden kıdemli başçavuş İsmail Dede’nin masasının üzerinde iki büklüm oturduğu uzak köşeye kaydı. Daha önce fark ettiği öksürük şimdi daha da kötüleşiyor. Daha keskin, daha derin, boğazın daha yukarısından geliyordu. Tüm vücudu sarsan türden bir öksürüktü. Masayı sıktığını gördü. Göğsünün kasıldığını gördü. Yüzünün sıcak ışıkla dolu bir gazinoya ait olmayan bir renge dönmeye başladığını gördü.
Bölüm 9: Elif’in Müdahalesi
Elif, o an bir karar vermek zorunda olduğunu hissetti. Hızla İsmail Dede’nin yanına doğru ilerledi. “Yardım edin!” diye bağırdı. “Ona yardım etmemiz lazım!” Askerler ne yapacaklarını bilemediler. Murat, Elif’in yanına gelmesini istemedi ama bir şeyler yapmak zorundaydı. “Burası kadınların yeri değil!” dedi. Elif, “Ama burada bir hayat var!” diye yanıtladı.
Bölüm 10: İhtiyaç Duyulan Cesaret
Elif, İsmail Dede’nin yanına diz çökerek, onu kurtarmak için elinden geleni yapacağını biliyordu. Hızla cebinden çıkardığı bir aletle, İsmail Dede’nin boğazındaki tıkanıklığı açmaya çalıştı. Askerler, Elif’in cesaretine hayran kalmışlardı ama Murat hala ona karşı çıkıyordu. “Senin burada ne işin var?” diye bağırdı. “Çekil!”
Bölüm 11: Savaşın Gerçekleri
Elif, Murat’ın tehditlerine aldırmadan İsmail Dede’ye odaklandı. “Sakin olun, amca. Sizi kurtaracağım.” dedi. O an, gazinodaki herkesin nefesini tuttuğu bir an yaşandı. Elif, İsmail Dede’nin boğazına baskı yaparak, tıkanıklığı açmaya çalıştı. “Lütfen, bana güvenin!” diye haykırdı.
Bölüm 12: Aniden Değişen Atmosfer
Bir anda İsmail Dede’nin yüzü, Elif’in elleri altında canlanmaya başladı. Askerler, Elif’in cesaretine hayran kalmıştı. Murat, Elif’in yaptığına tanık olduktan sonra bir an için duraksadı. “Belki de bu kadın gerçekten bir şeyler yapabilir.” diye düşündü.
Bölüm 13: İsmail Dede’nin Hayata Dönüşü
İsmail Dede, Elif’in müdahalesi sayesinde nefes almaya başladı. Gözleri açıldı ve hafif bir gülümseme belirdi. O an, gazinodaki herkesin kalbi bir kez daha attı. Elif, “İyi misiniz?” diye sordu. İsmail Dede, “Evet, şimdi daha iyiyim.” dedi.
Bölüm 14: Gazinodaki Değişim
Gazinodaki atmosfer tamamen değişmişti. Askerler, Elif’e saygıyla bakıyorlardı. Murat, Elif’in cesaretini takdir etmeye başladı. “Belki de bu kadın, bizim bildiğimizden daha fazlasını biliyor.” diye düşündü.
Bölüm 15: Elif’in Gücü
Elif, o an sadece bir kadın değil, aynı zamanda bir savaşçıydı. Gazinodaki herkes, Elif’in cesareti ve kararlılığı karşısında saygı duyuyordu. “Bu kadın, her şeyin üstesinden gelebilir.” dediler.
Bölüm 16: Sonuç ve Yeni Bir Başlangıç
O gece, gazinoda yaşananlar sadece bir olay değil, aynı zamanda bir ders niteliğindeydi. Elif, cesaretiyle sadece İsmail Dede’yi kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda askerlerin gözündeki saygıyı da kazandı. Artık herkes, gerçek gücün ne demek olduğunu anlamıştı.
Bölüm 17: Kahramanların Hatırlanması
Bu hikaye, sadece bir kadının cesareti değil, aynı zamanda savaşın gerçek yüzüdür. Elif, o gece birçok insanın hayatını değiştirdi. Askerler, onun sayesinde bir kez daha umut buldular.
Bölüm 18: Gelecek İçin Umut
Eğer siz de bu vatanın kahramanlarıyla gurur duyuyorsanız, bu hikayeyi paylaşın. Unutmayın, gerçek kahramanlar her zaman yanımızda. Onlar, sessizce mücadele edenlerdir.
News
SADECE HASTA BİR DOMUZ MİRAS ALDI… AMA KADER ONU MİLYONER YAPTI
SADECE HASTA BİR DOMUZ MİRAS ALDI… AMA KADER ONU MİLYONER YAPTI . . . Ayşe Yılmaz, henüz 7 aylık hamile…
DADISI MİLYONERİN BEBEKLERİYLE ORMANDAN KAÇTI… ONU TAKİP EDEN ŞEY ŞOK EDİYOR
DADISI MİLYONERİN BEBEKLERİYLE ORMANDAN KAÇTI… ONU TAKİP EDEN ŞEY ŞOK EDİYOR . . . Başlangıç Ayşe Yılmaz, henüz 22 yaşında…
Bücür Asker Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu
Bücür Asker Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu ./ . . . Bücür Asker: Koğuştaki…
Bu Damadın Elindeki Şeye Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek
Bu Damadın Elindeki Şeye Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek . . . Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi…
Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek
Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek . . . Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete…
Komutan Ölmek Üzereydi — Ta Ki O Fısıldayana Dek: “Bana Kovulan Hemşireyi Getirin!”
Komutan Ölmek Üzereydi — Ta Ki O Fısıldayana Dek: “Bana Kovulan Hemşireyi Getirin!” . . . Komutan Ölmek Üzereydi —…
End of content
No more pages to load






