Ölüm döşeğinde kayınvalidem fısıldadı: “Oğlum sandığın kişi değil.” Onun…

.
.
.

ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ FISILTI

Kayınvalidem ölüyordu.

Odaya girdiğimde perdeler yarı kapalıydı. Akşam güneşi, sararmış duvarlara solgun bir ışık bırakıyordu. Oksijen makinesinin ritmik sesi, odadaki sessizliği parçalayan tek şeydi. Yıllardır soğuk, mesafeli ve sert bildiğim bu kadın, şimdi yatağın içinde küçülmüş, neredeyse tanınmaz hâle gelmişti.

Elimi tutmak istedi.

Bu, ondan gördüğüm ilk yumuşaklıktı.

Eğildim. Dudakları titredi. Gözleri korkuyla değil, sanki geç kalmış bir pişmanlıkla doluydu.

Ve fısıldadı:

“Oğlun sandığın kişi… o değil.”

Kalbim duracak gibi oldu.

Ne demek istediğini sormaya çalıştım ama sesi çıkmadı. Sadece elimi daha sıkı tuttu. Gözleriyle kapıya baktı. Sonra tekrar bana döndü.

“Gerçek… mezarda,” dedi.
Ve nefesi kesildi.


1. BÖLÜM – SUSKUN BİR AİLE

Eşim Murat’la evlendiğimde onun ailesinin mesafeli olduğunu fark etmiştim ama bunu kültürel bir durum sanmıştım. Kayınvalidem Nermin Hanım, torununa karşı bile duygularını göstermeyen bir kadındı. Oğlunu severdi ama o sevgi, mesafeli ve disiplinliydi.

Murat ise her zaman sessiz, içine kapanık ama iyi bir adamdı. Beni seviyordu, buna emindim. Oğlumuz Emir doğduğunda gözlerindeki sevinç gerçekti.

Ama o fısıltıdan sonra her şey değişti.

“Oğlun sandığın kişi değil.”

Bu söz, beynimde yankılanıp duruyordu.


2. BÖLÜM – ŞÜPHE

Cenazeden sonra Murat’a bir şey söylemedim. Yas hâlindeydik. Ama geceleri uyuyamıyordum. Emir’e bakarken içimi tarif edemediğim bir korku kaplıyordu.

Kayınvalidemin mezarından bahsetmişti.

“Gerçek… mezarda.”

Bu söz beni mezarlığa çekti.


3. BÖLÜM – MEZAR

Bir hafta sonra yalnız başıma mezarlığa gittim. Nermin Hanım’ın mezarının yanında, küçük bir mezar daha vardı. Üzerinde tek bir isim yazıyordu:

Mehmet – 1989

Ne soyadı vardı ne de doğum tarihi.

Murat’ın doğum yılı da 1989’du.

Dizlerim titredi.


4. BÖLÜM – GERÇEĞİN İLK PARÇASI

Araştırmaya başladım. Eski hastane kayıtları, doğum belgeleri… Her şey karışıktı. Murat’ın doğduğu geceye dair kayıtlar eksikti. O dönemde aynı hastanede bir bebek ölümü kaydı vardı: Mehmet.

Ve bir bebek “sağlıklı” olarak taburcu edilmişti: Murat.

Ama kayıtlarda tutarsızlıklar vardı.


5. BÖLÜM – İTİRAF

Sonunda Murat’ı karşıma aldım.

“Annen ölmeden önce bana bir şey söyledi,” dedim.

Yüzü bembeyaz oldu.

“Biliyorum,” dedi sessizce.

O an anladım: Gerçeği biliyordu.


6. BÖLÜM – GERÇEK HİKÂYE

Murat konuşmaya başladı.

Annesi yıllar önce ikiz doğurmuştu. Biri zayıf, hasta bir bebekti. Diğeri sağlıklıydı. Sağlıklı olan birkaç saat içinde ölmüştü. Doktorlar hatayı gizlemek için ölen bebeği kayıtlara hasta olan olarak geçirmişti.

Yaşayan bebek… başka bir kadının çocuğuydu.

Yani Murat, Nermin Hanım’ın biyolojik oğlu değildi.


7. BÖLÜM – ASIL SIR

Ama asıl sır bundan sonra geldi.

Murat aslında evlatlık da değildi.

O, başka bir ailenin çalınmış çocuğuydu.

Nermin Hanım, ölen bebeğinin yerine onu almıştı.


8. BÖLÜM – BENİM OĞLUM?

Dizlerim çözüldü.

“Peki Emir?” diye fısıldadım.

Murat gözlerime baktı.

“Emir benim biyolojik oğlum olmayabilir,” dedi.

O an dünya başıma yıkıldı.


9. BÖLÜM – DNA

Test yaptırdık.

Sonuç geldiğinde elim titriyordu.

Emir, Murat’ın biyolojik oğlu değildi.

Ama… benimdi.


10. BÖLÜM – GERÇEK BABASI

Gerçek, yavaş yavaş ortaya çıktı.

Emir’in babası, yıllar önce kayınvalidemin gizlice temas kurduğu bir adamdı. O adam, Murat’ın gerçek biyolojik kardeşiydi.

Yani Murat, kendi kardeşinin oğlunu büyütüyordu.


11. BÖLÜM – ÇÖKÜŞ

Murat bunu öğrendiğinde yıkıldı. Günlerce konuşmadı. Ev sessizliğe gömüldü.

Ama Emir’e bakarken gözlerindeki sevgi hiç değişmedi.

“Kan bağından daha güçlü bir şey var,” dedi sonunda.
“Ben onu bırakmam.”


12. BÖLÜM – SON YÜZLEŞME

Mezarlığa birlikte gittik. O küçük mezarın başında durduk.

“Mehmet,” dedi Murat.
“Belki sen yaşamalıydın.”

Rüzgâr esti. Ağaçlar hışırdadı.


13. BÖLÜM – KABULLENİŞ

Gerçekler acıydı ama bizi ayırmadı. Aksine, birbirimize daha sıkı bağladı.

Kayınvalidemin fısıltısı bir lanet değil, bir itiraftı.

Geç kalmış bir vicdanın son çığlığıydı.


SON

Bugün Emir büyüyor. Ona gerçeği anlatacağız. Ama doğru zamanda.

Çünkü bazı gerçekler saklanmak için değil, doğru şekilde anlatılmak için vardır.

Kayınvalidemin ölmeden önce söylediği söz hâlâ kulağımda:

“Oğlun sandığın kişi değil.”

Ama artık biliyorum.

Oğul olmak bazen kanla değil, kalple olur.