Sakarya’dan Sonra Savaş Zaten Bitmişti: Dünyanın 11 Ay Boyunca Göremediği Gizli Zafer!
.
.
.
Sakarya’dan Sonra Savaş Zaten Bitmişti: 11 Ay Boyunca Görülmeyen Zafer
Bölüm 1: Sakarya’nın Son Sabahı
14 Eylül 1921. Sakarya Nehri’nin batısında, sabaha karşı. Güneş doğmak üzereyken, Yunan ordusu ağır adımlarla geri çekiliyordu. Bir zamanlar disiplinli, gururlu ve zafere inanan 100 bin kişilik ordu şimdi sessiz, yorgun ve yenilginin gölgesinde ilerliyordu. Her adımda, kaybedilen bir savaşın ağırlığı omuzlarındaydı.
General Nikolaus Trikupis, 52 yaşında, atının üstünde kolunu izliyordu. Yüzünde derin bir yorgunluk ve hayal kırıklığı vardı. Yanında, Albay Dimitrios, 45 yaşında, gözleri uykusuzluktan kızarmış, “General, nereye gidiyoruz?” diye sordu.
Trikupis haritaya baktı. “Eskişehir. Orada savunma hattı kuracağız. Sonra bekleyeceğiz.”
“Neyi bekleyeceğiz, efendim?”
Trikupis uzun süre sustu. “Bilmiyorum, Dimitrios. Belki yeni bir emir. Belki yeni bir umut. Ama şu an sadece durmalıyız.”
Dimitrios içinden düşündü: “Durmak mı, yoksa kaçmak mı?” Kolon ilerliyordu ama artık düzen yoktu. Askerler yol kenarına çöküyor, bazıları kaldırılıyor, bazıları geride bırakılıyordu. Bir genç asker, Stavros, çavuşuna sordu: “Çavuş, biz savaşı kaybettik mi?”
Çavuş Petros uzun süre düşündü. Sonra başını salladı: “Resmi olarak değil, ama gerçekte evet, Stavros. Kaybettik.”
Bölüm 2: Ankara’da Sessiz Zafer
Aynı saatlerde, Ankara’da Türk karargahında bambaşka bir hava vardı. Subaylar sevinçliydi. İsmet Paşa heyecanla, “Paşam, Yunanlılar geri çekiliyor. Takip edelim, şimdi saldırmalıyız!” dedi.
Mustafa Kemal, haritaya bakıyordu. Yüzü ciddiydi. “Ordumuz ne durumda?” diye sordu.
Fevzi Paşa, “Paşam, ordumuz yorgun. 22 gün savaştı, 18 bin kayıp verdi. Cephane az, yiyecek sınırlı. Şimdi takip riskli,” dedi.
Mustafa Kemal pencereye yürüdü. Ankara hala ayaktaydı. Türk bayrağı dalgalanıyordu. “Bir savaş kazandık ama savaş bitmedi. Yunanlılar hala Eskişehir’de, Bursa’da, İzmir’de. Ama bir şey değişti,” dedi.
Kazım Karabekir sordu: “Ne değişti, paşam?”
Mustafa Kemal haritaya döndü, parmağını Sakarya’ya koydu: “Buradan sonra inisiyatif bizim. Yunanlılar saldırdı, kaybetti. Şimdi savunmadalar. Psikolojik olarak zaten kaybettiler. Sakarya’dan sonra bu savaş bitti, ama kimse bilmiyor. Dünya bilmiyor, belki biz bile tam bilmiyoruz ama gerçek bu.”
İsmet Paşa yavaşça: “Paşam, siz diyorsunuz ki savaş bitti ama devam ediyor.”
Mustafa Kemal gülümsedi. “Evet. Yunan ordusu artık kazanamaz. Moral çöktü, lojistik yok, inisiyatif kaybedildi. Biz bekleyeceğiz, güçleneceğiz. Sonra İzmir’e kadar süreceğiz.”
Bölüm 3: Eskişehir’de Kaybolan Umut
20 Eylül 1921. Eskişehir’de Yunan karargahında General Trikupis, Atina’dan gelen telgrafı okudu. “Durumu değerlendirin. Yeni saldırı planı hazırlayın. Ankara hedefi hala geçerli.” Albay Dimitrios inanamadı: “Efendim, ordumuz bitik. Cephane yok. Nasıl yeni saldırı?”
Trikupis pencereye yürüdü. Eskişehir sessizdi. “Atina gerçeği görmüyor. Orada harita başında karar veriyorlar. Burada ise bitmiş bir ordu var.”
Dimitrios: “Peki ne yapacaksınız, efendim?”
Trikupis başını ellerine aldı: “Gerçek rapor yazacağım. Ordunun morali, durumu, önerim: İzmir’e kadar geri çekilme.”
Dimitrios şok oldu: “Bu yenilgiyi kabul etmek demek.”
Trikupis acı bir şekilde: “Evet. Çünkü gerçek bu. Biz kaybettik.”
Ama Atina raporu reddetti. “Geri çekilme kabul edilemez. Pozisyonları tutun. Türkleri yenmeliyiz.” Trikupis acı bir kahkaha attı: “Neyle? Yorgun askerlerle mi? Bitmiş moralle mi?” Ama emir emirdi. Eskişehir’de kaldı.
Bölüm 4: Kışa Doğru Bekleyiş
1 Kasım 1921. Eskişehir’de Yunan kampında askerler üşüyordu. Çadırlar yetersiz, odun yok, kömür yok. Nöbetçi Dimitris, arkadaşı Yannis’e sordu: “Biz niye hala buradayız?”
Yannis omuz silkti: “Emir var. Kal diyorlar, kalıyoruz. Ama kış geliyor. Anadolu kışı serttir. Burada nasıl dayanacağız?”
O gece ilk kar yağdı. Kış geldi ve ordu hazır değildi.
Ankara’da ise Mustafa Kemal’in planı işliyordu. Sovyetler’den yeni silahlar geldi. Fevzi Paşa, “Paşam, yeni silahlar dağıtıldı. Askerler eğitim alıyor. Moral yüksek,” dedi.
Mustafa Kemal memnundu: “Eğitimi hızlandırın. Mart’a kadar ordu hazır olmalı. Ağustos’ta son saldırı.”
Bölüm 5: Moralin Çöküşü
15 Aralık 1921. Eskişehir’de firar oranı arttı. Bir ayda 500 asker kaçtı. General Trikupis bir toplantıda: “Nasıl durduracağız firarı?”
Bir komutan: “Sert ceza, idam.” Trikupis başını salladı: “Hayır. Askerler daha çok korkar, daha çok kaçar. Sorun ceza değil, ümit. Askerler ümitsiz. Bu savaş kazanılamaz diyorlar. Ben onlara ne söyleyebilirim?”
Kimse cevap veremedi. Çünkü cevap yoktu.

Bölüm 6: Ankara’da Son Hazırlıklar
15 Şubat 1922. Ankara’da Mustafa Kemal generalleriyle toplantıdaydı. İsmet Paşa: “Paşam, Yunan ordusunda firar oranı çok yüksek. Moral çok düşük. Lojistik zorlanıyor. Atina ekonomik krizde.”
Mustafa Kemal memnundu: “İşte stratejimiz işe yarıyor. Biz bekledik, güçlendik. Onlar zayıfladı. Haziran’da son eğitim, Temmuz’da son kontroller. Ağustos’ta bitiriyoruz.”
Bölüm 7: Yunan Ordusunda Umutsuzluk
1 Mart 1922. Eskişehir’de General Trikupis Atina’dan telgraf aldı: “Mart sonunda Atina’ya gelin. Yeni strateji belirlenecek.” Atina’da Başbakan Gunaris sordu: “General, ordunun durumu nedir?”
Trikupis dürüstçe: “Ordu bitik, moral çöktü, firar yüksek, lojistik yetersiz. Bu savaş kaybedildi. Sakarya’da kaybedildi. Şimdi sadece zaman geçiyor.”
Gunaris şok oldu: “Bu yenilgiyi kabul etmek demek.”
Trikupis: “Evet. Çünkü gerçek bu. Türkleri küçümsedik. Toprak onların, avantaj her şeyi değiştirir. Barış görüşmeleri öneriyorum.”
Ama politik olarak kabul edilemezdi. Trikupis geri döndü. Yardım gelmedi. Sadece sözler.
Bölüm 8: Sonbahardan Bahara Umutsuz Bekleyiş
Bahar geldi ama Yunan kampında moraller daha da düştü. “Bahar geldi, ilkbahar saldırısı nerede?” Askerler soruyordu. Ama Atina’dan gelen telgraflar sadece “Bekleyin” diyordu. Her gün biraz daha ümitsizlik, biraz daha firar, biraz daha hastalık.
Trikupis yardımcısına sordu: “Sen bu ordunun savaşabileceğine inanıyor musun?”
“Hayır, efendim, inanmıyorum.”
“Ben de inanmıyorum.”
Bölüm 9: Büyük Taarruzun Eşiğinde
Mayıs 1922. Ankara’da Mustafa Kemal komutanları topladı. “26 Ağustos’ta büyük taarruz başlayacak. Hedef: Yunan ordusunu yok etmek, İzmir’e kadar sürmek.”
Bir komutan: “Paşam, 10 gün. 400 km. Çok hızlı değil mi?”
Mustafa Kemal: “Hızlı olmalı. Yunanlılara toparlanma zamanı vermeyeceğiz. Direnç zayıf olacak. Biz güçlüyüz, onlar ümitsiz.”
Bölüm 10: Yunan Komutasında Son Umutlar
Haziran 1922. Atina’dan gelen telgraf Trikupis’i görevden aldı. Yerine General Hatsiyanestis getirildi. Ama Hatsiyanestis’in mental sağlığı bozuktu. Yine de Atina onu seçti; çünkü raporlarında “Ordu iyileşiyor, moral düzeliyor, saldırı mümkün” yazıyordu. Atina duymak istediğini duydu.
Bölüm 11: Savaşın Sonu
26 Ağustos 1922, saat 05.30. Afyon Karahisar’ın kuzeyinde Türk topçusu ateş açtı. 120 top, 30 dakika boyunca Yunan savunmasını yerle bir etti. Ardından Türk piyadeleri saldırıya geçti. Yunan savunması ilk yarım saatte çöktü. Askerler direnmedi, teslim oldular, kaçtılar.
Mustafa Kemal ilerleme raporunu aldı: “Paşam, ilk hat tamamen kırıldı. İkinci hatta ilerliyoruz. Yunan direnişi çok zayıf.”
Mustafa Kemal şaşırmadı: “İyi, hızımızı kesmeyin, ilerleyin.”
Yunan karargahında kaos vardı. General Hatsiyanestis karar veremiyor, emirler çelişiyordu. Yunan ordusu çözülüyordu.
28 Ağustos’ta Türk süvarisi Yunan geri çekilme yolunu kesti. Binlerce Yunan askeri çevrildi. 29 Ağustos’ta General Trikupis teslim oldu. 5 bin asker esir alındı. 30 Ağustos’ta Türk ordusu Dumlupınar’ı tamamen ele geçirdi. Yunan ordusu artık yoktu.
Mustafa Kemal Dumlupınar tepesinde: “İsmet, bu zafer 11 ay önce kazanıldı. Sakarya’da. Bugün sadece dünyaya gösterdik.”
Bölüm 12: Zaferin Ardındaki Gerçek
2 Eylül 1922. Yunan ordusu İzmir’i boşaltıyordu. 9 Eylül’de Türk ordusu İzmir’e girdi. Bayraklar, sevinç, gözyaşları. Ama Mustafa Kemal biliyordu: Bu zafer çok pahalıya mal oldu. Binlerce şehit, yıllar süren acı. Ama sonunda Türkiye özgürdü.
O gece, Ankara’dan bir telgraf: Meclis ona “Gazi” unvanı verdi. Ama Mustafa Kemal yalnız odasında düşündü: “Zafer 13 Eylül 1921’de kazanıldı. Sakarya’da. O gün Yunanlılar geri çekildiğinde savaş bitmişti. Ama 11 ay dünya anlamadı.”
Bölüm 13: Tarihin Sessiz Tanıkları
Yıllar sonra, Nutuk’ta Mustafa Kemal şöyle yazdı: “Sakarya Meydan Muharebesi, Türk İstiklal Harbi’nin dönüm noktasıydı. Bu savaştan sonra düşman bir daha saldıramadı, bir daha toparlanamadı. 11 ay boyunca bekledi, zayıfladı ve 26 Ağustos’ta son darbeyi yediğinde direnecek gücü yoktu.”
Yunan tarihçileri de yıllar sonra itiraf etti: “Yunan ordusunun gerçek yenilgisi Dumlupınar’da değil, Sakarya’da oldu. Sakarya’dan sonra ordu asla toparlanamadı. 11 ay boyunca sadece beklendi ama beklemek pasif yenilgidir.”
Bölüm 14: Savaşın Gizli Sonu
Bugün, askeri akademilerde Sakarya ve Dumlupınar vaka çalışmasıdır. “Bir ordu savaş kaybettikten sonra ne kadar ayakta durabilir?” İngiliz Harp Akademisi 1956 raporunda yazdı: “Yunan ordusu Sakarya’da psikolojik yenilgi yaşadı. Moral çöktüğünde sayı önemsizdir, silah önemsizdir. Asker savaşmak istemediğinde kazanılamaz.”
Mustafa Kemal’in Sakarya sonrası stratejisi “Bekle, düşmanın çökmesini izle, sonra tek darbeyle bitir” olarak kayıtlara geçti.
Bölüm 15: Son Söz
Bazı zaferler kazanıldığı anda belli olmaz. Bazı yenilgiler gerçekleştiği anda kabul edilmez. Ama sonuç, o kritik anda belirlenir. Sakarya’da Yunan ordusu 100 bin askerle saldırdı, kaybetti, geri çekildi. O geri çekilme sadece taktik değildi; psikolojikti, stratejikti, sondu.
Bir ordu saldırı başlatıp başarısız olduğunda artık aynı ordu değildir. Güven kaybolur, inanç biter ve inancı bitmiş ordu, sayısı ne olursa olsun yenilmiştir. Türkler savundu, kazandı ve inisiyatifi ele aldı. 11 ay boyunca güçlendi, Yunanlılar zayıfladı. Sonuç belliydi, sadece zaman gerekiyordu.
General Trikupis esir düştükten sonra dedi ki: “Ben Sakarya’dan hemen sonra Atina’ya yazdım. Geri çekilmeliyiz. Ama dinlemediler. 11 ay kaybettik. Binlerce asker kaybettik boşuna. Çünkü sonuç o gün belliydi ama kabul etmedik.”
Mustafa Kemal yıllar sonra dedi: “Zafer bazen tek bir savaşta kazanılmaz. Bazen bir savaşta kazanılır ama tescil edilmesi aylar alır. Sakarya böyleydi. O gün biz kazandık ama dünya görmedi. 11 ay sonra Dumlupınar’da tüm dünya gördü.”
Ve bugün, bu hikayeden çıkan ders: Bazen en önemli kararlar o anda fark edilmez. Bazen savaşın sonu bitmeden önce belirlenir. Bazen kazanan acele etmez, zamanı doğru kullanır. Ve 26 Ağustos 1922’de dünya, 11 ay önce bitmiş bir savaşın son sahnesini izledi.
SON
News
1970 yılında gelin, düğüne giderken ortadan kayboldu – 41 yıl sonra gelinliği bulundu…
1970 yılında gelin, düğüne giderken ortadan kayboldu – 41 yıl sonra gelinliği bulundu… . . . Kayıp Gelin: Elif’in Hikayesi…
GÜZEL ÇÖP TOPLAYICI BİR KÖŞKÜN ÖNÜNDE ÇÖP TOPLADI… DİKİLEN MİLYONERİ FARK ETMEDEN…
GÜZEL ÇÖP TOPLAYICI BİR KÖŞKÜN ÖNÜNDE ÇÖP TOPLADI… DİKİLEN MİLYONERİ FARK ETMEDEN… . . . Çöpçüden Liderliğe: Julide’nin Yolculuğu Bölüm…
“Benimle yaşamaya bir hafta bile dayanamazsın,” dedi. Ben de şöyle cevap verdim: “Gitmiyorum…
“Benimle yaşamaya bir hafta bile dayanamazsın,” dedi. Ben de şöyle cevap verdim: “Gitmiyorum… . . . Gitmiyorum – Bir Haftadan…
KURAKLIKTA ÇİFTLİK MİRAS ALAN KARDEŞLERE GÜLDÜLER… AMA KÂBUSU CENNETE ÇEVİRDİLER
KURAKLIKTA ÇİFTLİK MİRAS ALAN KARDEŞLERE GÜLDÜLER… AMA KÂBUSU CENNETE ÇEVİRDİLER . . . Kuraklıkta Çiftlik Miras Alan Kardeşlere Gülüp Geçtiler……
Churchill, Patton’ın askerlerinin SS muhafızlarına yaptıklarını öğrendiğinde ne yaptı?
Churchill, Patton’ın askerlerinin SS muhafızlarına yaptıklarını öğrendiğinde ne yaptı? . . . Bir Kampın Kapısında: Dachau, Patton, Churchill ve Tarihin…
Bir Yabancının Otobüs Parasını Öder — Onun Mafya Babası Olduğunu Bilmiyordu. Sonrası Şoke Etti
Bir Yabancının Otobüs Parasını Öder — Onun Mafya Babası Olduğunu Bilmiyordu. Sonrası Şoke Etti . . . Bir Yabancının Otobüs…
End of content
No more pages to load






