“Sen Bittin Türk!” – Türk Pilot: “90 Saniye Sonra Konuşalım”
.
.
.
Sen Bittin Türk!
“90 Saniye Sonra Konuşalım”
Ege Semalarında Bir Kahramanlık Hikayesi
Sessiz Kahramanlar kanalına hoş geldiniz. Bugün sizlere Ege semalarında yaşanan ve NATO raporlarına geçen, gerçek bir kahramanlık hikayesini anlatacağım. Bu hikaye, Türk Hava Kuvvetleri’nin cesur pilotlarından Yüzbaşı Kaan Yılmaz’ın yaşadığı unutulmaz bir günü konu alıyor. O gün, gökyüzünde yaşananlar sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda insan iradesinin ve eğitiminin sınırlarını zorlayan bir mücadeleydi.
1. Bölüm: Gökyüzüne Aşk
Kaan Yılmaz, Ankara’da dünyaya gelmiş, havacı bir babanın ve öğretmen bir annenin oğluydu. Çocukluğundan beri gökyüzüne tutkuyla bağlıydı. Okulun bahçesinde oynayan çocuklar arasında, uçak sesi duyduğunda başını kaldırıp hayranlıkla gökyüzüne bakardı. “Ben büyüyünce pilot olacağım,” derdi ve hayalini gerçeğe dönüştürmek için hiçbir engelden yılmadı.
18 yaşında Hava Harp Okulu’na girdi. Dört yıl boyunca sabah beşte kalktı, zorlu spor ve uçuş simülasyonlarına katıldı. Bazı arkadaşları bu tempoya dayanamadı, okulu bıraktı. Ama Kaan, hayallerinin peşinden gitmekten asla vazgeçmedi. 22 yaşında mezun olduğunda, Konya’daki 3. Ana Jet Üssü’ne atandı. İlk gerçek uçuşunda F-16’nın kokpitine oturduğunda kalbi heyecan ve korku ile çarpıyordu. Kalkış yaptığı anda ise tüm korkuları yerini özgürlüğe bıraktı. Gökyüzü onun evi olmuştu.
Yıllar geçti. Kaan artık 34 yaşında, 2000 saatten fazla uçuş tecrübesine sahip, F-16’yı adeta vücudunun bir parçası gibi kullanan, sakin ve soğukkanlı bir pilottu. Arkadaşları ona “Buz Adam” derdi; çünkü ne olursa olsun, telaşlanmaz, ses tonu ve yüz ifadesi hiç değişmezdi. Genç bir pilot ona bir gün sormuştu: “Komutanım, nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsunuz?” Kaan gülümseyerek cevap vermişti: “Panik düşmanındır. Sen panik yaparsan, uçağın kontrolünü kaybedersin. Sakin kalırsan, her durumda çözüm bulursun. Unutma, uçak seni dinler. Sen ne dersen onu yapar. Ama sen paniğe kapılırsan, uçak da paniğe kapılır.”

2. Bölüm: Ege’de Gerilim
O sabah, Eylül’ün 15’iydi. Hava açıktı, rüzgar saatte 10 kilometre. Mükemmel uçuş koşulları. Kaan her sabahki rutinini tekrarladı: duş aldı, tıraş oldu, kahvaltı yaptı. Yeşil uçuş elbisesini giydi, üzerinde Türk Hava Kuvvetleri yaması, isminin yazılı olduğu plaka ve Türk bayrağı rozeti vardı.
Saat 7.30’da üst komutanlığının toplantı salonundaydı. Albay Murat Demir haritayı gösteriyordu: “Arkadaşlar, bugün Ege’de rutin devriye uçuşu var. Son bir haftadır Yunan aktivitesi arttı. Dört gün önce bir Yunan uçağı hava sahamızı ihlal etti. İki gün önce radar kilidi yaptılar. Dün de taciz ettiler. Bu kabul edilemez. Ama biz de provokasyona gelmeyeceğiz. Kuralları biliyorsunuz. Sakin olun, profesyonel olun ama geri adım da atmayın. Eğer saldırırlarsa savunma hakkımız var. Anlaşıldı mı?”
Kaan ve diğer 12 pilot bir ağızdan “Anlaşıldı komutanım,” dediler. Albay Kaan’a döndü: “Kaan, sen bugün alfa lidersin. Sorumlu sensin. Güveniyorum sana.” Kaan, “Teşekkür ederim komutanım. Elimizden geleni yapacağız,” dedi.
Pilotlar hazırlık odasına geçti. Uçuş ekipmanlarını giydiler. G-Suit, 9G’ye kadar dayanabilecek özel bir giysiydi. Yüksek manevralarda kanın bacaklara inmesini önler, beyinde kalmasını sağlardı. Survival West hayatta kalma yeleği içinde acil durum kiti vardı. Kaan tüm ekipmanını kontrol etti. Her şey yerindeydi. Kaskını aldı. Beyaz, üzerinde Türk Hava Kuvvetleri logosu. Kask sadece koruma değil, aynı zamanda iletişim sistemi, radar ekranı, hedef gösterme sistemiyle modern savaş uçağının beyni gibiydi.
3. Bölüm: Kalkış ve Devriye
Saat 8.30. Kaan ve kanat arkadaşı Yüzbaşı Emre piste geldiler. İki F-16 yan yana dizilmişti. Gri gövdeler, keskin hatlar, güçlü motorlar. F-16, dünyanın en başarılı savaş uçaklarından biriydi; hafif, hızlı, çevik ama kullanması zordu.
Kaan kokpite oturdu. Kokpit dar bir yerdi ama her şey erişilebilirdi. Önde heads-up display, camda bilgiler yansıyordu: hız, irtifa, hedef bilgileri. Sol tarafta motor kontrolleri, gaz kolu, afterburner düğmesi; sağ tarafta silah kontrolleri, radar, füze, top; ortada ise hassas kontrol çubuğu.
Kaan kontrolleri yaptı: motor çek, hidrolik çek, yakıt çek, radar çek, silahlar çek. Her şey hazırdı. Kule izin verdi: “Alfa 1. Kalkış için hazırsınız.” Kaan, “Alfa 1 anlaşıldı. Kalkış yapıyoruz,” dedi. Motor tam güce getirildi, uçak titremeye başladı. 16 ton itme gücüyle, frenler bırakıldı ve uçak piste fırladı. Hızla ivme kazandı. Kontrol çubuğu hafifçe geriye çekildi, uçak havaya yükseldi. Kalkış başarılıydı. Emre hemen ardından kalktı. İki uçak formasyon oluşturdu, yan yana 300 metre mesafeyle aynı hızda uçuyorlardı.
Uçaklar Ege’ye doğru ilerledi. 20.000 fit irtifada, 500 knot hızla. Altlarında Türkiye’nin batı kıyıları geçiyordu; İzmir, Çeşme, Kuşadası. Güzel manzaralar ama Kaan’ın dikkati gökyüzündeydi. Görevdeydi.
Denizin üzerindeler artık. Mavi Ege güneşin altında parlıyordu. Adalar görünüyordu. Yunan adaları. Bazıları Türkiye’ye çok yakındı. Sadece birkaç kilometre. Ama uluslararası hukuka göre Yunanistan’a aitti. Tartışmalıydı.
İlk 30 dakika sakin geçti. Rutin devriye. Kaan radarı sürekli kontrol ediyordu. Emre gökyüzünü gözle tarıyordu. Her şey normaldi. Emre, “Komutanım çok sakin. Sanki tatildeyiz,” dedi espriyle. Kaan gülümsedi: “Sakın ol Emre. Sakin anlar en tehlikeli anlardır. Dikkatini gevşetme.” Emre, “Anlaşıldı komutanım,” dedi.
Kaan’ın içine bir his gelmişti. Tecrübe ona bir şeyler fısıldıyordu. Bugün bir şey olacaktı, hissediyordu.
4. Bölüm: Karşılaşma
Kırk dakika geçmişti ki radar ekranında ani bir sinyal belirdi. Yaklaşan bir uçak, çok hızlıydı. Doğudan geliyordu, Yunan tarafından. Kaan hemen teyakkuza geçti: “Emre, radar. Doğudan yaklaşan bir uçak var.” Emre kendi radarını kontrol etti: “Görüyorum komutanım. Çok hızlı geliyor. Muhtemelen Yunan F-16. Pozisyonunu koru. Ben hallederim.” Kaan radarı zoom yaptı. Hedef hızla yaklaşıyordu. 550 knot. Saldırgan bir yaklaşımdı, rutin devriyede böyle bir hız olmazdı.
Kaan telsizi açtı, üste rapor vermesi gerekiyordu: “Merkez burası Alfa 1. Yunan uçağı tespit ettik. Yaklaşıyor.” Üstten cevap geldi: “Alfa 1. Dikkatli olun. Provokasyona gelmeyin.” “Anlaşıldı merkez,” dedi Kaan.
Otuz saniye sonra Yunan uçağı göründü. Sağ taraftan geldi, çok hızlıydı ve çok yakından geçti. Sadece 50 metre mesafe. Bu çok tehlikeliydi, uçaklar çarpışabilirdi. Jet akımı Kaan’ın uçağını sarsabilirdi. Kaan uçağı stabil tuttu, tepki vermedi, sakindi.
Yunan pilot tekrar döndü, bu sefer Kaan’ın önüne geçti, kasıtlı olarak yavaşladı, Kaan’ı sıkıştırıyordu. Kaan manevra yaptı, sola kaydı, çarpışmayı önledi. Yunan pilot tekrar geldi, bu sefer arkadan çok yakından takip ediyordu, kuyrukta kalıyordu, taciz ediyordu.
Emre sinirlenmişti: “Komutanım, bu adam deli mi? Çok tehlikeli manevralar yapıyor.” Kaan, “Sakin ol Emre. O bizi provoke etmeye çalışıyor. Biz provokasyona gelmeyeceğiz,” dedi.
Ama Yunan pilot daha da ileri gitti. Radar kilidi yaptı. Kaan’ın radarında alarm sesleri çalmaya başladı. Kırmızı ışıklar yanıp sönüyordu. Bu çok ciddi bir hareketti. Savaş durumu dışında radar kilidi yapmak, düşmanlık ilanı gibiydi. Uluslararası kurallara aykırıydı ama Yunan pilot umursamıyordu.
Kaan’ın nabzı hızlandı ama yüz ifadesi değişmedi. Ellerinde ter yoktu, soğukkanlıydı. “Emre, pozisyonunu koru. Müdahale etme. Ben hallederim.” “Komutanım sizi kilitledi. Çok tehlikeli.” “Biliyorum ama sakin ol.”
O anda telsizden bir ses geldi. Yunan pilotun sesi, İngilizce konuşuyordu ama Yunan aksanı çok belliydi. Sesi kibirli ve aşağılayıcıydı.
“Turkish pilot, you are finished. I have locked you. You cannot escape. Türk pilot, sen bittin. Seni kilitledim. Kaçamazsın.” Ses alay ediyordu, küçümsüyordu. Sanki Kaan acemi bir pilotmuş gibi konuşuyordu.
Kaan derin bir nefes aldı. İçinde bir öfke kabardı ama öfkesini kontrol etti. Öfke düşmandı. Sakin kalmak zorundaydı. Kronometre başlattı. Kafasında bir plan vardı. Telsizin konuşma düğmesine bastı. Sesi çok sakindi, neredeyse duygusuzdu. Soğuktu.
“Let’s talk in 90 seconds. 90 saniye sonra konuşalım.”
Yunan pilot bir süre sessiz kaldı, şaşırmıştı. Sonra kahkaha attı: “90 saniye mi? Şaka yapıyorsun. Sen kilitlendin. Hiçbir şey yapamazsın. Sen bittin.”
Kaan cevap vermedi, durumu analiz etti. Yunan pilot arkasındaydı, 2000 fit mesafede radar kilidi yapmıştı. Avantajlıydı ama avantaj her zaman kalıcı değildi. Dezavantaj avantaja dönüşebilirdi. Sadece doğru manevrayı yapmak gerekiyordu.
5. Bölüm: 90 Saniyelik Mucize
İlk hareket: Kaan ani bir sağa dönüş yaptı. Tam 9G. Uçak keskin bir şekilde sağa yattı. G-Suit Kaan’ın bacaklarına basınç uyguladı, kanın beyine çıkmasını sağladı. Kaan nefesini tuttu, göğüs kaslarını sıktı, bayılmayı önledi. 9G, normal bir insanın dayanamayacağı bir kuvvetti. Vücut 9 kat ağırlaşırdı. Kan aşağı çekilirdi, beyin oksijen alamazdı ve kişi bayılırdı. Ama Kaan eğitilmişti, yüzlerce saat GeForce eğitimi almıştı.
Yunan pilot Kaan’ın bu hareketini beklememişti. Radar kilidi kayboldu. Çünkü Kaan çok hızlı ve keskin hareket etmişti, radar hedefi takip edemedi.
İkinci hareket: Kaan ani bir yükseliş yaptı. Afterburner devreye girdi, motor tam güçle çalışmaya başladı. Uçak dikey olarak yükseldi, saniyede 500 fit. Yunan pilot arkadan gelmeye çalışıyordu ama Kaan daha hızlıydı. Afterburner inanılmaz bir güç sağlıyordu. Uçak en tepe noktasına ulaştı, 35.000 fit. Hızı düşmeye başladı çünkü yukarı çıkmak enerji tüketiyordu.
Üçüncü hareket: Şimdi en kritik andı. Kaan çok tehlikeli bir manevra yapacaktı. Herbst manevrası denilen bir hareketti, Kobra manevrası gibi. Uçak havada neredeyse durur ve ardından geriye dönerdi. Bu manevra çok riskliydi, uçak kontrolden çıkabilirdi ve düşebilirdi. Ama doğru yapılırsa uçak tam tersine döner ve arkadaki düşman önde kalırdı.
Kaan gaz pedalını çekti, kontrol çubuğunu geriye çekti, aynı anda yön pedallarını kullandı. Uçak havada durdu, motor neredeyse stop etti, hız sıfıra düştü ve sonra uçak geriye döndü. Ters takla gibi bir şeydi ama kontrolden çıkmadı. Kaan mükemmel kontrol sağladı.
Yunan pilot Kaan’ın bu hareketini hiç beklemiyordu. Kaan’ın önünde olduğunu sanıyordu ama Kaan artık onun arkasındaydı. Roller değişmişti.
Dördüncü hareket: Kaan hızlı bir alçalış yaptı, Yunan pilotun tam arkasındaydı. Mükemmel bir pozisyondu. Şimdi Kaan avantajlıydı.
Beşinci hareket: Kaan radarı kilitledi, düğmeye bastı, radar Yunan uçağını taradı. “Target acquired” sesi geldi, hedef bulundu. Sonra “Target locked” sesi, hedef kilitlendi. Yunan pilotun radarında alarmlar çalmaya başladı. “Warning missile lock” kilitlendiğini fark etti. Şok oldu. Nasıl olmuştu? 60 saniye önce o Türk pilotu kilitlemişti. Nasıl tersine dönmüştü?
Panik yaptı, manevra yapmaya çalıştı ama geç kalmıştı. Kaan mükemmel pozisyondaydı, her hareketi takip ediyordu. Kaan, Yunan pilotun her hareketini izledi. Sağa kaçtı, Kaan takip etti. Sola döndü, Kaan yine takip etti. Yunan pilot kurtulmaya çalışıyordu ama Kaan onu bırakmıyordu.
Emre radardan izliyordu, inanamıyordu: “Komutanım, mükemmelsiniz. Onu kilitlediniz.” Kaan cevap vermedi, sadece odaklanmıştı.
Yunan pilot artık çaresizdi, her hareketi boşunaydı. Türk pilot her zaman bir adım öndeydi.
90 saniye doldu. Kaan telsizin konuşma düğmesine bastı. Sesi hâlâ sakindi ama artık biraz daha sıcaktı: “Now we can talk. Şimdi konuşabiliriz.”
Yunan pilot panik içinde telsizden bağırdı. Sesi titriyordu, terlemişti, şok içindeydi: “How? How did you do this? This is impossible. No one can do this. You were locked. Nasıl? Bunu nasıl yaptın? Bu imkansız. Kimse bunu yapamaz. Sen kilitlenmiştin.”
Kaan cevap verdi, sesi artık biraz daha sıcaktı ama hâlâ profesyoneldi. Kibirli değildi, sadece özgüvenliydi: “Biz Türküz evlat. Biz bunun için eğitildik. Bize imkansız diye bir şey yoktur. Şimdi üstüne dön ve raporunu yaz. Onlara bugün burada ne olduğunu anlat.”
Yunan pilot bir şey diyemedi, utanmıştı, rezil olmuştu. Kaan radar kilidini açtı: “You are free to go but remember never underestimate Turkish pilots again. Gidebilirsin ama hatırla, bir daha asla Türk pilotlarını küçümseme.”
Yunan uçağı hızla uzaklaştı.
6. Bölüm: Zafer ve Ders
Wingman Emre telsizden konuştu, sesi heyecanlıydı: “Komutanım inanılmazdınız. Ben izledim ama hâlâ inanamıyorum. O Herbst manevrası simülasyonda bile zor yapılıyor, siz gerçekte yaptınız.”
Kaan ve Emre devriyeye devam ettiler, bir saat daha uçtular. Başka olay olmadı, Yunan uçakları bir daha görünmedi. Öğleden sonra ikide üste döndüler. İniş başarılıydı, uçaklar hangara çekildi. Kaan uçaktan indi, kaskını çıkardı. Saçları terliydi, yüzünde kas gizleri vardı ama gülümsüyordu.
Albay Murat Demir piste geldi, yanında diğer pilotlar vardı. “Kaan, aferin oğlum. Her şeyi radar ekranında izledik. O manevra inanılmazdı. Bu ders kitaplarına girecek.” Kaan alçak gönüllüydü: “Komutanım sadece görevimi yaptım. Bizi küçümsediler ama biz onlara kim olduğumuzu gösterdik.”
Albay Kaan’ın omzuna vurdu: “Sen Türk Hava Kuvvetlerinin gururusun oğlum. Bugün dünyaya mesaj verdin. Türk pilotları dünyanın en iyileridir.”
7. Bölüm: Rapor ve Sonuç
Ama hikaye burada bitmedi. Çünkü Yunan pilot Dimitri üstüne döndüğünde komutanının karşısına çıkmak zorunda kaldı. Yunan üst komutanı öfkeliydi: “Dimitri, ne oldu orada? Bize ne rapor yazacaksın?”
Dimitri utanarak anlattı: “Komutanım, Türk pilotu kilitledim ama o 90 saniyede Herbst manevrası yaptı, sonra beni kilitledi. Ben kaçamadım.” Komutan inanamadı: “90 saniye. Sen bir F-16 pilotusun, 12 yıllık tecrüben var. Nasıl 90 saniyede mağlup oldun?”
“Komutanım, o pilot çok iyiydi. Hiç panik yapmadı, her hareketi mükemmeldi. Ben onu küçümsedim ama o bana ders verdi.”
Yunan komutan rapor yazdı. Bu rapor Yunan Hava Kuvvetleri Genel Komutanlığı’na gitti. Oradan NATO’ya gitti. NATO, Ege’deki tüm askeri hareketleri izliyordu. Bu olay raporlara geçti.
8. Bölüm: Kahramanlara Selam
Sevgili izleyicilerimiz, bu tür kahramanlık hikayelerinin duyulması, havacılık kahramanlarımıza olan saygımızın artması için lütfen bu hikayeyi paylaşın, yorumlarınızla düşüncelerinizi bizimle paylaşın. Türk Hava Kuvvetleri’nde görev yapan tüm pilotlarımıza, teknisyenlerimize, bakım personelimize ve tüm havacılık kahramanlarımıza sonsuz saygılarımızla.
Gökyüzü bizimdir. Gökyüzünün efendilerine selam olsun.
Bir sonraki hikayede yeni bir kahramanlık hikayesi ile karşınızda olacağız.
News
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği . . . Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk: Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet…
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler . . . Başlangıç: Bir Tatbikat ve Bir Meydan…
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü . . . Türk Hademe – “Köpeğim Ol”…
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया!
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया! . . . कनाडा…
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story . . . इंस्पेक्टर…
बेटी का एडमिशन कराने लंदन गई थी साधारण माँ…दुबई का सबसे बड़ा करोड़पति उसे देखते ही पैरों में झुक गया
बेटी का एडमिशन कराने लंदन गई थी साधारण माँ…दुबई का सबसे बड़ा करोड़पति उसे देखते ही पैरों में झुक गया…
End of content
No more pages to load






