Sessiz Kadın Polise Kafa Tuttu, Cüzdanından Çıkan O Şey Herkesi Dondurdu

.
.

.

Zeynep birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra kararlı bir sesle konuştu.

“Onları ortaya çıkarmanın tek yolu var.”

Ömer ve Ali aynı anda ona baktı.

“Nasıl?” diye sordu Ali.

Zeynep dosyanın içinden bir sayfa çıkardı ve masanın ortasına bıraktı.

“Onların beni izlediğini biliyoruz. Demek ki attığım her adımı takip ediyorlar. O zaman bunu avantaja çevireceğiz.”

Ömer kaşlarını çattı.

“Yani?”

Zeynep sakin bir şekilde açıkladı.

“Onlara yanlış bir hedef göstereceğiz. Benim başka bir bilgiye ulaşmak üzere olduğumu düşünmelerini sağlayacağız.”

Ali hâlâ tam anlayamamıştı.

“Yani bir tuzak mı kuracağız?”

Zeynep başını salladı.

“Evet. Ama çok dikkatli olmalıyız. Çünkü karşımızdaki insanlar sıradan suçlular değil.”

Ömer derin bir nefes aldı.

“Peki plan nedir?”

Zeynep masasındaki kalemi aldı ve dosyanın boş bir sayfasına hızlıca bir harita çizdi.

“Bu gece şehir dışındaki eski lojistik depoya gideceğim.”

Ali hemen itiraz etti.

“Bu delilik! Eğer gerçekten sizi izliyorlarsa orada size saldırabilirler.”

Zeynep sakinliğini bozmadan cevap verdi.

“Zaten bunu yapmalarını istiyoruz.”

Oda yine sessizliğe büründü.

Ömer birkaç saniye düşündü.

“Devam edin.”

Zeynep planı adım adım anlatmaya başladı.

“Ben depoya gittiğimde onların adamları da orada olacak. Çünkü ellerinde olduğunu düşündüğüm bir belgeyi almaya geldiğimi sanacaklar.”

Ali sordu:

“Gerçekten böyle bir belge var mı?”

Zeynep hafifçe gülümsedi.

“Hayır.”

Ömer gözlerini kıstı.

“Yani tamamen bir yem.”

“Evet.” dedi Zeynep. “Ama onları ortaya çıkarmaya yetecek bir yem.”

Ömer sandalyesinde doğruldu.

“Peki biz ne yapacağız?”

Zeynep cevap verdi.

“Depoya ben yalnız gireceğim.”

Ali ayağa fırladı.

“Bu imkânsız! Sizi yalnız gönderemeyiz.”

Zeynep gözlerini ona çevirdi.

“Siz dışarıda olacaksınız. Tüm ekiplerinizle.”

Ömer yavaşça başını salladı.

“Yani suçüstü.”

“Tam olarak.” dedi Zeynep.

Ama sonra sesi biraz daha ciddileşti.

“Fakat bir sorun var.”

“Ne?” diye sordu Ali.

Zeynep gözlerini ikisinin de üzerine gezdirdi.

“Bu planı sadece üçümüz biliyoruz.”

Ömer anlamıştı.

“İçeride bir köstebek var diyorsunuz.”

“Evet.” dedi Zeynep. “Ve o kişi bu konuşmayı duyarsa operasyon başlamadan bitecek.”

O anda kapının dışında bir ayak sesi duyuldu.

Üçü de aynı anda sustu.

Kapı hafifçe aralandı.

Genç bir polis memuru başını içeri uzattı.

“Başkomiserim… az önce merkezden tekrar aradılar.”

Ömer sert bir sesle sordu.

“Ne istiyorlar?”

Memur tereddüt etti.

“Zeynep Kara’nın hemen serbest bırakılmasını ve emniyetten ayrılmasını emrediyorlar.”

Odadaki herkes donup kaldı.

Zeynep hafifçe gülümsedi.

“Görüyor musunuz?” dedi.

“Planımız işe yarıyor.”

Ali şaşkınlıkla sordu:

“Nasıl yani?”

Zeynep ayağa kalktı.

“Çünkü paniklemeye başladılar.”

Ömer yavaşça sordu.

“Bu iyi mi kötü mü?”

Zeynep kapıya doğru yürürken cevap verdi.

“Bu şu anlama geliyor…”

Sonra durdu ve ikisine döndü.

“Gerçekten çok büyük bir şeye dokunduk.”

Tam o anda Ömer’in telefonu çaldı.

Ekranda bilinmeyen numara yazıyordu.

Ömer telefonu açtı.

Karşı taraftaki ses soğuk ve tehditkârdı.

“Başkomiser Ömer…”

Ömer irkildi.

“Evet?”

Ses devam etti.

“Yanınızdaki kadına söyleyin…”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra adam yavaşça fısıldadı:

“47 numaralı dosyayı kurcalamayı bırakmazsa… bir sonraki kaza gerçekten kaza olmayacak.”

Telefon kapandı.

Odadaki sessizlik birkaç saniye sürdü.

Ali fısıldadı.

“Bizi izliyorlar…”

Zeynep pencereye doğru baktı.

Dışarıda karanlık çökmüştü.

Ama sokak lambasının altında siyah bir araba park etmişti.

İçinde iki kişi oturuyordu.

Zeynep derin bir nefes aldı.

“Evet.”

Sonra sakin bir sesle ekledi:

“Ve bu gece onları yakalayacağız.”