Sessiz Temizlikçi Geçmişi onu bırakmıyor Bilinmeyen gerçeği kimse tahmin edemez!

.
.
.

Sessiz Temizlikçi

İstanbul’un gece manzarası gökyüzüne doğru yükselen yüzlerce ışıkla parlıyordu. Şehrin kalbinde ise camdan yapılmış dev bir kule, karanlık gökyüzünü yaran siyah bir hançer gibi yükseliyordu.

Yükseliş Kuleleri.

Şehrin en prestijli iş merkezlerinden biri. Türkiye’nin en büyük şirketlerinin ofisleri burada bulunuyordu. Gündüzleri kalabalık, gürültülü ve hareketliydi.

Ama gece…

Gece bambaşka bir yerdi.

Saat gece yarısını geçmişti. Binanın kırk beşinci katında sadece floresan ışıklarının soğuk beyaz parıltısı vardı. Mermer zeminde yankılanan tek ses ise bir temizlik arabasının tekerlekleriydi.

Arabayı iten kadın sessizdi.

Adı Ayşe Deniz’di.

Eskiden keskin nişancı tüfeği tutan elleri şimdi paspas sapını tutuyordu.

Beş yıl önce onun adı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en seçkin birimlerinden birinde fısıltıyla anılırdı.

“Hayalet.”

Bu onun kod adıydı.

Ama artık kimse bu adı hatırlamıyordu.


Beş Yıl Önce

Ayşe’nin hayatı tek bir gece değişmişti.

Karanlık bir bodrum deposunun içinde bir operasyon yürütülüyordu. Teröristler on iki rehineyi tutuyordu. İçlerinde çok önemli bir devlet yetkilisi de vardı.

Tim operasyon için hazırdı.

Kulaklıktan gelen ses sertti.

“Giriş yapın. Bu bir emirdir.”

Bu sesi Ayşe çok iyi tanıyordu.

Binbaşı Murat.

Operasyonun komutanı.

Ayşe dürbününden içeriyi izliyordu.

Ve gördüğü şey kanını dondurmuştu.

Rehinelerin etrafına ustaca yerleştirilmiş bubi tuzakları vardı. Basınca duyarlı kablolar zemine gizlenmişti.

Bir kişi yanlış yere basarsa…

Herkes ölecekti.

Ayşe kulaklığa fısıldadı.

“Binbaşım, bu bir tuzak. İçeri girersek herkes ölür.”

Ama Murat’ın sesi daha da sertleşti.

“Bu bir emir. Devlet yetkilisinin hayatı söz konusu.”

Ayşe’nin parmağı tetikteydi.

Ama zihni hesap yapıyordu.

On iki rehine.

Teröristler.

Bubi tuzakları.

İçeri girmek intihardı.

Ayşe kararını verdi.

“Tim geri çekiliyor.”

Kulaklıktan Murat’ın öfkeli çığlığı geldi.

“Emir ihlali mi yapıyorsun?”

Ama Ayşe artık kararını vermişti.

Tim geri çekildi.

Tam o anda içeride bir güvenlik görevlisi panikle geri adım attı.

Ve…

Bir tuzağa bastı.

Patlama oldu.

Devlet yetkilisi öldü.

Ama Ayşe’nin tahmini doğruydu.

Eğer tim içeri girseydi zincirleme patlama tüm depoyu havaya uçuracaktı.

Onlarca insan ölecekti.

Fakat gerçek kimseyi ilgilendirmedi.

Suçlu bulunmuştu.

Ayşe Deniz.

Emre itaatsizlik.

Kariyeri o gün bitti.


Bugün

Beş yıl sonra Ayşe temizlikçi olarak çalışıyordu.

Sessizdi.

Kimseyle konuşmazdı.

Genç temizlikçi Elif bir gün dayanamadı.

“Ayşe Hanım, daha önce ne iş yapıyordunuz?”

Ayşe kısa cevap verdi.

“Çeşitli işler.”

Elif gülümsedi.

“Ama siz temizlikçi gibi durmuyorsunuz.”

Ayşe cevap vermedi.

Çünkü geçmişi hatırlamak istemiyordu.

Ama vücudu unutmamıştı.

Her gece temizlik yaparken güvenlik kameralarının yerini fark ediyordu.

Kör noktaları.

Acil çıkışları.

Havalandırma kanallarını.

Bir asker refleksi.

Asla kaybolmazdı.


USB Bellek

Bir gece yönetici katında temizlik yaparken çöp kutusunda siyah bir USB bellek buldu.

Sıradan değildi.

Metaldi.

Ağırdı.

Ayşe onu cebine koydu.

Eve gittiğinde bilgisayarına taktı.

Şifreliydi.

Ama Ayşe bir zamanlar bilgi analiz uzmanıydı.

Saatler sonra dosyayı açtı.

Ve gördüğü şey onu dondurdu.

Binanın tüm planları vardı.

Elektrik sistemleri.

Gaz hatları.

Güvenlik kameraları.

Her şey.

Dosyanın adı:

KERBEROS.

Ayşe’nin kalbi hızlandı.

Bu bir terör planıydı.


İşgal

Bir hafta sonra gece yarısı bina sarsıldı.

Patlama sesi duyuldu.

Paneller kapandı.

Kapılar kilitlendi.

Hoparlörlerden bir ses duyuldu.

“Bu bina Kerberos tarafından ele geçirilmiştir.”

İnsanlar panik içindeydi.

Elif ağlıyordu.

“Ayşe Hanım… bizi öldürecekler mi?”

Ayşe onun omzunu tuttu.

“Hayır.”

O anda gözleri değişmişti.

Temizlikçi gitmişti.

Hayalet geri dönmüştü.


Dışarıda

Binanın dışında polis ve özel kuvvetler konuşlanmıştı.

Helikopterden bir adam indi.

Binbaşı Murat.

Beş yıl sonra.

Operasyonu yine o yönetiyordu.

Yanında genç bir subay vardı.

Teğmen Serkan.

Serkan raporu okudu.

“İçeriden biri bilgi gönderdi. Kod adı Hayalet.”

Murat’ın yüzü dondu.

“Ayşe Deniz mi?”


İçeride

Ayşe havalandırma kanallarında ilerliyordu.

Teröristleri dinledi.

Sayısı yaklaşık on beşti.

Liderlerinin kod adı:

Profesör.

Karargâhları 44. kattaki sunucu odasıydı.

Ayşe eski telefon hattını kullanarak dışarıya mesaj gönderdi.

“Hayalet konuşuyor.”

Serkan kulaklığa sarıldı.

“Bilgiler doğru.”

Ama Murat şüpheliydi.

“Bu bir tuzak olabilir.”


Profesör

    kattaki sunucu odasında terörist lideri ekranları izliyordu.

Maskesi vardı.

Ama Ayşe onu tanıyordu.

Can Demir.

Eski tim arkadaşı.

Beş yıl önceki olaydan sonra ortadan kaybolmuştu.

Can kulaklığında Ayşe’nin fısıltısını duydu.

“Can… sen misin?”

Can dondu.

Sonra gülümsedi.

“Demek hayalet geri döndü.”


Oyun

Can bombalardan birini patlatacağını duyurdu.

    kat.

Ayşe planı analiz etti.

Bombayı geciktirecek bir yöntem buldu.

Dışarıya bilgi verdi.

Serkan’ın ekibi bombayı etkisiz hale getirmeye çalıştı.

Ama Can ikinci bir tuzak kurmuştu.

Küçük bir patlama oldu.

Bir asker yaralandı.

Murat öfkelendi.

“Gördünüz mü? O kadın bizi tuzağa düşürdü!”

Serkan itiraz etti.

“Hayır. Onun sayesinde ana patlama olmadı.”

Ama Murat dinlemedi.


Gerçek

Ayşe sonunda sunucu odasının üstüne ulaştı.

Aşağıda Can’ı gördü.

Can konuşmaya başladı.

Canlı yayında bir bürokratı suçluyordu.

Silah kaçakçılığı.

Yolsuzluk.

Ve…

Beş yıl önceki operasyonun gerçeğini saklamak.

O operasyon Ayşe’nin hatası değildi.

Üst düzey yetkililer bilgi saklamıştı.

Ayşe günah keçisi yapılmıştı.


Yüzleşme

Ayşe sonunda Can’ın karşısına çıktı.

Silahlar doğrultuldu.

Ama Can gülümsedi.

“Geldin demek.”

Ayşe sordu.

“Neden?”

Can cevap verdi.

“Gerçeği dünyaya göstermek için.”


Son

Dışarıda Serkan’ın ekibi binaya girdi.

Operasyon başladı.

Can yakalandı.

Ama gerçek ortaya çıktı.

Ayşe’nin beş yıl önce verdiği karar doğruydu.

Murat’ın emri yüzünden her şey yaşanmıştı.

Ayşe’nin adı sonunda temizlendi.

Serkan ona teklif etti.

“Tim’e geri dönmek ister misiniz?”

Ayşe uzun süre sessiz kaldı.

Sonra İstanbul’un ışıklarına baktı.

“Belki.”

Çünkü bazen bir hayaletin geri dönmesi gerekir.

Gerçek ortaya çıkana kadar.